13 Nisan Amerikan Basınından Özetler

Amerikan basınına yansıyan haberlerin özetlerini Amerika'nın Sesi'nde bulabilirsiniz

13 Nisan Amerikan Basınından Özetler

New York Times, Başkan Trump’ın ani bir U dönüşü yaparak başkanlık koltuğuna oturduktan kısa süre sonra çekildiği Trans Pasifik Ticaret Ortaklığı’na yeniden giriş yapmanın yollarını aradığını yazıyor. Gazete, bir zamanlar “Amerika’ya tecavüz” olarak tanımladığı Trans Pasifik Ticaret Ortaklığı’na yeniden girme arayışının Trump’ın son haftalarda Çin’e yönelik olarak getirdiği gümrük tarifesi uygulamasının özellikle ekonomisi tarıma dayalı eyaletlerde yarattığı tepkilere yanıt olabileceği yorumu yapıyor. Habere göre eski Başkan Obama döneminde imzalanan ticari ortaklık anlaşmasına geri dönmek, Amerika’daki birçok sektör açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak bu, Trump yönetimi açısından kolay olmayabilir. Örneğin Amerika’nın ortaklıktan çıkmasından sonra Japonya’ya et ihracatında doğan boşluğu Avustralya doldurmuştu. Öte yandan Trump’ın aksine anlaşmayı “dengeli” olarak niteleyen Japonya, anlaşmanın, katılımcı 11 ülkenin ihtiyaçlarını karşıladığını kaydetti ve Trump’ın anlaşmaya yeniden girmek için talep edeceği ödünlere karşı önlem alınması gerektiği uyarısında bulundu. Trump’ın anlaşmaya geri dönme konusunda ne kadar ciddi olduğu ise gazeteye göre net değil.

New York Times bugün ayrıca Amerika Savunma Bakanlığı’nın Suriye’ye askeri müdahale konusunda dikkatli adım atılması gerektiği uyarısında bulunduğunu bildiriyor. Gazete, Savunma Bakanlığı’nda Suriye’nin bombalanmasının Rusya, İran ve Batılı ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları daha da tırmandıracağı kaygısının arttığını ve Bakan James Mattis’in Suriye’ye müdahale girişiminin hızını kestiğini yazıyor. Mattis, dün Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu’na sunduğu açıklamada Suriye’ye verilecek yanıtın, daha geniş kapsamlı bir savaş tehdidini bertaraf etmek için dengeli olması gerektiğini söyledi. Mattis, “Masum insanların öldürülmesini engellemek istiyoruz. Ancak stratejik açıdan baktığımızda önemli olan, tepki verirken durumun kontrolden çıkmasına izin vermemek” ifadelerini kullandı. Mattis dün Beyaz Saray’daki toplantıda ayrıca Amerika, İngiltere ve Fransa’nın Suriye hükümetinin kimyasal silah kullandığına dair ikna edici kanıt sunmak zorunda olduğunu da kaydetti.

Washington Post ise geçen yıl Mayıs ayında Trump tarafından kovulan FBI eski başkanı James Comey’nin önümüzdeki hafta Salı günü yayınlanacak olan ve gerek kamuoyu gerekse siyasi çevreler tarafından merakla beklenen anı kitabının ayrıntılarına yer veriyor. Gazete, Comey’nin “A Higher Loyalty: Truth, Lies, and Leadership” “Daha Yüksek Bir Sadakat: Gerçek, Yalanlar ve Liderlik” adlı 304 sayfalık kitabında Trump’la olan özel görüşmelerini tüm ayrıntılarıyla gözler önüne serdiğini yazıyor. Comey, kitabında, Trump’ı “doğuştan yalancı, etik değerleri ve insani hisleri olmayan, kişisel egosuyla hareket eden” biri olarak niteliyor. Comey Trump’ı ayrıca “hepimizin etrafına alternatif bir gerçeklik kozası örmeye çalışıyor” şeklinde tanımlıyor. “Trump’la görüşmelerim, bana savcılık kariyerimin ilk yıllarında mafya çetelerine karşı verdiğim mücadeleleri hatırlatıyor” diyen Comey, Trump’ın başkanlığını orman yangınına benzetiyor ve “Yaşadıklarımız normal değil” diyor. Kısa süre öncesine kadar Cumhuriyetçi olan Comey, gazeteye göre kitabında Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’deki liderlerine de ağır eleştiriler yöneltiyor. Comey, “Liderlerimizin kontrolden çıkmasını engellemek için oluşturulmuş kurumlarımıza karşı kamuoyunda güvensizlik hissiyatı oluşturan bir başkan karşısında sessiz ve kayıtsız kalmak yanlıştır” diyor. Washington Post’a göre Comey’nin kitabındaki dikkat çekici bir diğer unsur da kimi çevrelerin Hillary Clinton’ın başkan olmasını engellediği yönündeki eleştirisiyle ilgili. Dönemin FBI Başkanı olan Comey, 2016 seçimlerine 11 gün kalan Hillary Clinton’un şahsi elektronik posta yazışmalarıyla ilgili soruşturmayı yeniden açmış ve bu gelişme, birçok çevrede Clinton’un seçimi Trump’a kaybetmesinin ana nedeni olarak kabul edilmişti. Hatta Clinton, seçim kampanyasının ayrıntılarını anlattığı “What Happened” “Neler Oldu” adlı kitabında Comey tarafından adeta bıçaklandığını yazmıştı. Oysa Comey, kitabında, kamuoyu yoklamalarının sonuçlarına baktığında Clinton’ın başkan seçileceğine emin olduğunu ve soruşturmayı yeniden açarak doğru olanı yaptığını düşündüğünü yazıyor.

Los Angeles Times ise Başkan Trump’ın Dışişleri Bakanlığı’na aday gösterdiği Mike Pompeo’nun onay süreci çerçevesinde dün katıldığı Senato Dış İlişkiler Komisyonu oturumunun ayrıntılarına yer veriyor. Gazete, Pompeo’nun savaştan kaçınmak için diplomatik tüm yolları sonuna kadar kullanacağı taahhüdü verdiğini yazıyor. Ancak oturuma katılan ve Pompeo’yu sorgulayan Demokrat senatörler, Amerika’nın küresel etkisini yeniden oluşturmak için gerektiğinde Başkan Trump’a karşı tavır alıp almayacağı konusunda dışişleri bakanı adayını sıkıştırdı. Pompeo oturumda ayrıca bakanlık içinde aylardır doldurulmayı bekleyen çok sayıda pozisyonu bir an önce dolduracağı sözü verdi. Trump’ın Kuzey Kore lideriyle yapacağı görüşmeye de değinen Pompeo, “Başkan Trump Kuzey Kore üzerinde oyun oynayan biri değil, ben de değilim” dedi. 54 yaşındaki Pompeo, Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçi Parti’nin Çay Partisi kanadına bağlı kalarak altı yıl boyunca Kansas eyaletini temsil etti. Trump geçtiğimiz yıl Pompeo’yu Merkezi İstihbarat Örgütü CIA’in başına getirdi. Pompeo’nun siyasete geleneksel olarak uzak duran CIA içinde sıkı bir Trump destekçisi olmasıyla biliniyor.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler