16 Nisan Amerikan Basınından Özetler

Amerikan basınına yansıyan haberlerin özetlerini Amerika'nın Sesi'nde bulabilirsiniz

16 Nisan Amerikan Basınından Özetler

Washington Post, geçen yıl Mayıs ayında Başkan Trump tarafından görevden alınan eski FBI Başkanı James Comey'nin dün akşam ABC Televizyonu'ndan George Stephanopoulos'a verdiği söyleşinin ayrıntılarını aktarıyor. Gazete, Comey'nin yarın piyasaya sürülecek ”Daha Yüksek Bir Sadakat: Gerçek, Yalanlar ve Liderlik” adlı kitabının tanıtımı için çıkacağı medya turuna ABC Televizyonu'ndan başlayan Comey'nin kısa zamanda en çok satanlar listesinde yer alacağına şüphe olmadığını yazıyor. Habere göre Comey, söyleşide, Donald Trump'ın ahlaki açıdan Amerika'nın başkanı olabilecek biri olmadığını ve Trump'ın Amerika'nın değerlerini yansıtmadığını söyledi. Comey ayrıca Trump'ın Rusya'nın şantajlarına karşı savunmasız olabileceğini de dile getirdi. Washington Post'un Comey'le ilgili bir başka haberiyse eski FBI Başkanı'nın Amerikan kamuoyu tarafından ne kadar tanındığıyla ilgili. Philip Bump imzalı ve ”Comey Kimi İkna Etmeye Çalışıyor? başlıklı habere göre Başkan Trump ve Comey arasındaki söz düelloları ve çekişmeler artık tamamen su yüzüne çıkmış durumda. Gazeteye göre bu durumda sorulması gereken soru şu: ”Amerika'da şimdiye kadar kafasında Comey ve Trump hakkında bir görüş oluşturmayan kaldı mı?” Ancak kamuoyu yoklamaları, şaşırtıcı bir sonuç ortaya koyuyor ve Amerikan kamuoyunun üçte birinin Comey hakkında görüş sahibi olacak kadar bilgili olmadığı sonucuna varıyor. Washington Post ve ABC News'ün ortak anketine göre Amerikalılar'ın yüzde 30'u Comey hakkında olumlu görüşlere sahipken yüzde 32'sinin görüşleri olumsuz. Ankete katılanların yüzde 38'i ise Comey hakkında hiçbir fikirleri olmadığını, eski FBI Başkanı hakkında bir şey bilmediklerinin kaydetti. Anketin bir başka sonucuysa Comey'nin inandırıcılığıyla ilgili. Katılımcıların yarısı Comey'nin Trump'tan daha inandırıcı olduğunu düşünüyor. Comey'yi güvenilir bulanların büyük çoğunluğunun Demokrat Parti taraftarı seçmen olmasıysa şaşırtıcı değil. Gazete, anketin en ilginç yanının katılımcıların yüzde 40'a yakınının Comey hakkında hiçbir fikirleri olmadığını beyan etmelerine rağmen yüzde 48'lik bir kesimin Comey'yi Trump'tan daha güvenilir bulması olduğunu vurguluyor. Gazeteye göre bunun nedeni, Trump'ın Comey'e göre çok daha tanınan bir sima olması ve Amerikalılar'ın çoğunun Trump'ı dürüst bir başkan olarak kabul etmemesi.

New York Times ise Amerika'nın haftasonunda kimyasal silah kullandığı gerekçesiyle Suriye rejimine yönelik olarak düzenlediği operasyonun sonrasında yaşanan gelişmeleri aktarıyor. Peter Baker imzalı haber, Trump Yönetimi'nin Suriye'ye yardım ettiği gerekçesiyle Rusya'ya karşı yeni yaptırımlar uygulamaya koyma kararı aldığını bildiriyor. Gazete, yeni yaptırımların Rusya ve Batı arasındaki ilişkilerin daha da bozulacağının habercisi olduğunu yazıyor. Habere göre Başkan Trump, kimyasal gaz kullanan Suriye Hükümeti ve yardım aldığı Rusya ve İran'a, ”büyük bir bedel” ödetme sözü vermişti. Ancak Trump'ın Amerika'nın müdahalesinden sonra Suriye'ye yönelik politikalarını nasıl şekillendireceği konusunda fazla ayrıntı yoktu. Dün Amerika'nın yaptırım kararını açıklayan BM Temsilcisi Nikki Haley, yaptırımların Esat'la ilişkisi olan ve kimyasal silah kullanımıyla bağı bulunan şirketleri doğrudan hedef alacağını bildirdi. Gazete, Trump'ın başkanlığı boyunca şimdiye kadar Rus lider Putin'le yakın ilişki kurma arayışına girdiğini hatırlatıyor. Ancak son haftalarda Putin'i Suriye'nin kimyasal silah kullanımıyla doğrudan ilişkilendiren Trump'ın Rusya'ya karşı giderek daha sert tavır takındığı gözlerden kaçmıyor.

New York Times'ın bir başka ana sayfa haberiyse Amerikan müdahalesinden sonra Suriye'deki son durumun ne olduğuyla ilgili. Ben Hubbard imzalı habere göre Suriyeliler için Amerikan müdahalesinden sonra değişen çok şey yok gibi görünüyor. Şam'da yüzlerce Suriyeli'nin Devlet Başkanı Esat'ı destekleyen gösteriler düzenlemeleri, Esat'ın iktidarının sağlam olduğunun bir göstergesi. Ancak Suriye'de yedi yıldır süren iç savaşın kısa süre içinde çözüme kavuşacağını söylemek imkansız. Ben Hubbard, bu konuda, ”Birleşmiş Milletler Suriye'ye barış getirmekten yoksun görüşmeler düzenlemeye devam edecek, Güvenlik Konseyi içindeki bölünmeyse dökülen kanı durduramayacak” ifadelerini kullanıyor. Kimilerine göre savaşı durdurmanın, cihatçıların yeniden güç toplamasını engellemenin ve Suriye'nin ileriye bakmasını sağlamanın en gerçekçi yolu, Esat'ın Rusya ve İran'ın da yardımıyla iktidarda kalmasını sağlamak. Bu cephe, silahlar sustuktan sonra ülkenin kuzeyindeki Türk-Kürt çatışması ve İran ve İsrail'in yürüttüğü gölge savaşın ele alınabileceğini, mültecilerin geri dönüşü için savaşta yıkılan yerleşim birimlerinin yeniden inşa edilebileceğini savunuyor. Kimileriyle göreyse Batı'nın Suriye'nin geleceğini tayin edecek kaynaklara yatırım yapmayı reddetmesi ve Esat'ı cezalandırma girişimleri, sıradan Suriyeliler'in hayatını mahvetmekten başka işe yaramayacak. Ancak Ben Hubbard, Suriye'yi birleştirecek, mültecilerin ülkeye geri dönmesini sağlayacak ve ülkeye barış getirecek hiçbir somut ve gerçekçi plan olmadığını, birçoklarınınsa Esat'ın Suriye'nin geleceğinde rol üstlenemeyeceğini düşündüğünü yazıyor.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 1 yorum
bu amerikayı kim yönetiyor hakikatten ? pentagonsa niye seçim oluyor ... he seçilen başkan ise pentagon ne işe yapıyor? sanırım bizdeki gibi bir darbe planı hükümete karşı bi hamle olarak görünüyor... bakalım hayırlısı...
Diğer Haberler