Avrupa Komisyonu'ndan Sert Rapor: ‘Türkiye AB'den Hızla Uzaklaşıyor’

Raporda, Türkiye'nin Avrupa Birliği’nden ve değerlerinden "dev adımlarla" uzaklaştığı belirtilerek, özellikle OHAL uygulaması ve hukuk devleti ilkelerinden uzaklaşması sert bir dille eleştirildi

Avrupa Komisyonu'ndan Sert Rapor: ‘Türkiye AB'den Hızla Uzaklaşıyor’

Avrupa Komisyonu, Türkiye hakkında beklenen İlerleme Raporu'nu açıkladı. Raporda, Türkiye'nin AB'den ve AB değerlerinden hızla uzaklaştığı belirtilerek, özellikle OHAL uygulaması kapsamında hukuk devleti ilkelerinden uzaklaşılması sert bir dille eleştirildi. Türkiye'nin OHAL'i acil olarak kaldırması gerektiği vurgulandı.

Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, raporun yayınlanması üzerine Strasbourg'da düzenlediği basın toplantısında, "Türkiye'nin AB'ye üyelik yolundan hızlı adımlarla uzaklaştığını” dile getirdi. Türkiye'nin "özellikle hukukun üstünlüğü ve temel haklar konusunda AB'den hızla uzaklaşmaya devam ettiğini dile getiren Hahn, "Komisyon defalarca, Türkiye'ye bu olumsuz gidişi tersine çevirmesi çağrısı yaptı ve bugünkü raporunda bunun için son derece açık önerilerde bulundu" dedi.

Raporda, Türkiye'de yaşanan “travmatik dönemde” Türk hükümeti tarafından darbe girişiminden sorumlu tutulan ve terör örgütü olarak tanımlanan Gülen Hareketi'ni dağıtmayı ve terörle mücadeleyi etkin kılmayı amaçlayan OHAL uygulamasının halen yürürlükte olduğu belirtildi. AB'nin, darbe girişimini hızlı ve güçlü şekilde kınadığı, ülkedeki demokratik kurumlara olan desteğini sürdürdüğü, Türkiye'nin bu kadar ciddi bir tehdit karşısında meşru ve orantılı mücadele vermesini anladığı belirtildi. Ancak OHAL başlığı altında alınan önlemlerin geniş kapsamlı ve kolektif niteliği, alınan önlemlerin orantısızlığı nedeniyle "Türkiye'nin OHAL uygulamasını acilen kaldırması gerektiği" vurgulandı.

KHK'lar sorunlu

OHAL çerçevesinde bugüne kadar getirilen 31 Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ciddi eksiklikler ve etkiler içerdiği, bunlar üzerinde Meclis tarafından gayretli ve etkili bir inceleme yapılmadığı belirtildi. "Sonuç olarak, bu KHK'lerin hiçbiri halen yasal ve Anayasal denetime açılmadı. Bu KHK'ler ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve yargılama hakkı gibi sivil ve politik hakları engelledi. Üstelik bunların OHAL kalksa bile halen hukuki etkisini sürdürecek önemli mevzuat değişiklikleri yapıldı" denildi.

OHAL ilanından bu yana, 150 binden fazla kişinin gözaltına alındığı, 78 bin kişinin tutuklandığı ve 110 binden fazla memurun görevden alındığı, OHAL Temyiz Komisyonu'nun, 107 bin temyiz başvurusu aldığı ancak, yalnızca Aralık 2017'den itibaren karar almaya başladığı ve çok az sayıda başvuruyu değerlendirdiği ifade edildi. Komisyonun, OHAL uygulamalarından adil olmayan bir şekilde etkilenenler için daha etkili ve şeffaf çözümler üretmesi önerildi.

Temyiz Komisyonu'nun da ötesinde, Türkiye'nin AİHM tarafından "etkili bir iç hukuk yolu olma kapasitesi" bir takım talihsiz kararlarla daha da zayıflatıldığı, örneğin bir davada, bir alt mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin sembolik bir davaya ilişkin kararını gözlemlemeyi reddettiği (Şahin Alpay, Mehmet Altan davası) anlatılan raporda, bazı insan hakları savunucularıyla ilgili kararların, aynı mahkeme tarafından, yönetimin yorumları çerçevesinde hızla geri çekildiğinin de tespit edildiği vurgulandı.

Türkiye'de, Nisan 2017'de Başkanlık sistemini içeren referanduma ilişkin Venedik Komisyonu'nun, "Bu referandumla getirilen değişikliklerin, kontrol ve denge unsurlarını gözetmediği, yasama ve yürütme organları arasındaki güçlerin ayrılığı ilkesinin tehlikeye düşürüldüğü yönündeki görüşüne" deatıfta bulunuldu.

OHAL uygulamaları çerçevesinde, parlamentonun yasama organı olarak yetkilerinin daraltıldığı, ülkedeki kötüleşen siyasi çekişmelerin ışığında, parlamentodaki siyasi diyalog alanının daha da daraltıldığı, Mayıs 2016'da dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından, HDP'li milletvekillerinin tutuklandığı ve 6'sının koltuğunun elinden alındığı vurgulandı.

Sivil toplumun baskı altına alındığı, aktivistlerin tutuklandığı, toplantı ve yürüyüşlerin yasaklandığı belirtilen raporda, insan hakları örgütlerinin kapatıldığı ve yasal hak arama yollarına da ulaşılamadığı ifade edildi.

Terörle mücadele meşru ancak...

Raporun politik kriterler bölümünde ülkenin halen en önemli sorunlarından birisi olarak tanımlanan Güneydoğu'daki duruma da değiniliyor ve PKK ile mücadelenin bölgedeki koşulları belirleyici unsur olduğu vurgulanıyor. Hükümetin AB tarafından da terör örgütü kabul edilen PKK ile mücadelesinin meşru olduğu ancak, hukuk devleti ilkeleri ve temel hakları da gözeterek orantılı güç kullanması gerektiği vurgulanıyor. Politik bir çözüm için inandırıcı bir gelişme olmadığına dikkat çekiliyor.

Türkiye'deki yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü ilkesinin son yıllarda çok büyük bir gerileme gösterdiği belirtilen AB İlerleme Raporu'nda son anayasa değişikliği ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun gücünün zayıflatıldığı, iktidardan bağımsızlığının zedelendiği, hakimlerin terfisindeki kriterlerin ve liyakat ilkesinin büyük zarar gördüğü belirtildi.

Raporda, "İfade özgürlüğündeki ciddi gerileme devam etti, OHAL uygulamaları medya ve üniversitelerden gelen eleştirel sesleri bastırmak için kullanıldı. Halen 150 gazeteci, yazar, insan hakları savunucusu ya da sosyal medya kullanıcısı hapiste. Üstelik OHAL uygulaması kişinin en temel hakkı olan savunma hakkını da engellemektedir. Romanlar ve LGBT grupları gibi azınlık haklarında da bir ilerleme sağlanmamıştır" denildi.

Yolsuzlukla mücadelede de ilerleme olmadığına da dikkat çekilen raporda, Türkiye'nin yolsuzlukla mücadele bilançosunun zayıf olduğu, hukuki düzenlemelerin uluslararası normlara uydurulması gerektiği, yolsuzluğun halen ciddi bir problem olarak kalmaya devam ettiği vurgulandı.

Göçmen övgüsü

Raporda övgüyle söz edilen göçmen sorunu bölümünde Türkiye'nin göçmenler ve sığınmacılar konusunda önemli ilerleme kaydettiği, 2016'da AB ile imzaladığı göçmen anlaşmasına bağlı kaldığı vurgulandı. Göç konusunda Yunanistan ve Bulgaristan ile işbirliğinin geliştiği ancak Yunanistan ile ikili ilişkilerde Ege Denizi ve Doğu Akdeniz gerilimleri ve sınırı geçen iki Yunan askerinin tutuklanması nedeniyle, ilişkilerinin kötüleştiği de belirtildi. Türkiye'nin iyi komşuluk ilişkileri geliştirmesi gerektiğinin altı çizildi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler