Demirtaş: ‘Cumhurbaşkanlığı Adaylığımı Geri Çekmem İçin Çalışıldı’

HDP Eş Genel Başkanlığı’ndan ayrılan İstanbul Milletvekili Selahattin Demirtaş, 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP hükümetinin adaylıktan çekilmesi için çaba gösterdiğini söyledi

Demirtaş: ‘Cumhurbaşkanlığı Adaylığımı Geri Çekmem İçin Çalışıldı’

HDP Eş Genel Başkanlığı’ndan ayrılan İstanbul Milletvekili Selahattin Demirtaş, 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP hükümetinin, terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’ı öne sürerek “İmralı üzerinden adaylığının geri çektirilmeye çalışıldığını” iddia etti.

HDP Eş Genel Başkanlığı, Pazar günkü HDP 3. Olağan Kongresi’yle resmen sona eren Demirtaş, Edirne F Tipi Cezaevi’nde ilk 54 gün tek başına tutulduktan sonra 27 Aralık 2016’dan bu yana HDP Hakkari Milletvekili Abdullah Zeydan ile birlikte hapis yatıyor.

Bugünkü Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma ise, Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu ana dosya niteliğindeki “terör örgütü üyeliği, yönetme, örgüt propagandası” gibi suçlamaları içeren dava kapsamında yapılıyor.

Mahkeme, duruşmaya sınırlı katılıma izni vererek, basın mensuplarına yasak getirdi. Bunun üzerine HDP Genel Merkezi tarafından Demirtaş’ın duruşmadaki savunması yazılı metin halinde basın mensuplarına iletildi.

Demirtaş, bugünkü savunmasında, dava dosyasında “PKK üyeliği ve PKK’dan emir almak” iddialarının bulunduğunu hatırlatarak, HDP Eş Genel Başkanı olarak yalnızca “demokratik siyaset” ilkesiyle hareket ettiğini anlattı. Demirtaş, 12 Eylül 2010’daki anayasa değişikliği referandumu ve 10 Ağustos 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminde neler yaşadığını ilk kez açıklayarak, AKP hükümetince Öcalan’ın mesajlarıyla kendilerine talepler iletildiğini anlattı. “’Kandil’in, İmralı’nın talimatlarıyla Demirtaş şunu yaptı’ diyenler bana, partime bunları yaptırmaya çalıştılar” diyen Demirtaş, kendisi değil tam tersine AKP’nin PKK ve Öcalan ile HDP’nin siyasetine müdahale etmeye çalıştığını savundu.

O dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın adıyla kendisine Cumhurbaşkanlığı seçiminden geri çekilmesi yönünde telkinler yapıldığını aktaran Demirtaş, Erdoğan’ın kendisiyle husumeti bulunduğunu söyledi. Demirtaş, Erdoğan ve AKP hükümetinin adaylığına yönelik engelleme girişimleri bulunduğunu özetle şöyle anlattı:

“Ne yaptı? İmralı üzerinden adaylığımı geri çekme baskısı yaptı. Tanıkları var. Devlet adına görüşmeyi yürüten heyet, ‘Beyefendi (Erdoğan) çok rahatsız oldu adaylığınızdan, hem çözüm süreci yürütülüyor hem niye aday oldunuz’ dedi. Şu anda yüksek bürokraside görevli birisi geldi ve ‘Beyefendi çok rahatsız. Çözüm sürecini hiç mi düşünmüyor’ dedi. Çünkü anketler yüzde 10’un üzerinde gösteriyor beni, diğer aday Ekmeleddin İhsanoğlu beklenen oyu alsaydı seçim ikinci tura kalıyordu. Cevabım aynen şu oldu: ‘Kendisine söyleyin demokratik siyasete inanıyoruz. Demokratik bir şekilde de çalışmamızı yürütüyoruz. Bunun çözüm sürecine nasıl aykırı olduğunu iddia edebilir. Ben aday oldum son güne kadar da kampanyayı en güçlü şekilde yürüteceğim.’ İnanamıyorum, niye uğraşsın ki, koskoca Cumhurbaşkanı bir siyasetçiyle niye uğraşsın. Uğraşır, uğraşacak çok şey bulur.”

Demirtaş, 2014’te Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrasında ise 7 Haziran Genel Seçimleri sürecinde de AKP hükümetinin, Abdullah Öcalan üzerinden HDP’ye baskı girişimleri olduğunu anlattı. “7 Haziran seçiminde parti olarak seçime girmeyelim diye İmralı üzerinden bize baskı yapmaya kalkıştılar” diyen Demirtaş, HDP’nin parti olarak değil bağımsız adaylarla seçime girmesinin istendiğini söyledi.

“2010’da İmralı aracılığıyla ‘Evet’ oyu talep edildi”

Demirtaş, ayrıca 12 Eylül 2010’daki anayasa değişikliği referandumunda, Erdoğan ve AKP’nin kendilerine “Evet” oyu verilmesi için nasıl bir süreç yürütüldüğünü ise özetle şöyle açıkladı:

“Referandumda boykot kararı aldığımızda ne yaptılar biliyor musunuz? ‘Bunlar İmralı’dan talimat alıyor’ diyorlardı ya. Abdullah Öcalan’ın el yazısıyla bakanın kendisi İmralı’dan yazı getirdi. Bana getirdi. Niye? Referandumda hem parlamentoda hem dışarıda ‘Evet’ oyu vermemiz için. İnkar ederlerse tanıkları burada dinleteceğim. Kabul etmedik. Abdullah Öcalan’ın el yazısında öyle bir şey yok. Yazı şu: ‘Partimiz hangi kararı verirse saygı duyuyoruz. Ama Anayasa değişikliği acaba yeni bir diyaloğun, çözüm sürecinin önünü açar mı, parti olarak değerlendirmenizi rica ediyorum.’ ‘Destekleyin ya da desteklemeyin’ demiyor. Bunu İmralı’nın talimatı diye hükümet getirdi. Bizim İmralı’dan talimat aldığımızı söyleyenler Öcalan’ın el yazısıyla getirdi. Kabul etmedik. ‘Boykot tavrımızı sürdüreceğiz’ dedik, ‘Uzlaşı istiyorsanız diğer maddelerde, HSYK ve dil-kimlikle ilgili değişiklikleri geri çekin’ dedik. Kabul etmedik. Majesteleri öfkelendi tabii; ‘Hani İmralı’dan talimat alıyorlardı’ demiş bakanlarına. Onlar da ’Bilmiyoruz vallahi’ demişler. Bizimle ilgili asıl kriz o zaman başladı.”

Demirtaş’ın savunma süreci nasıl gelişti?

Demirtaş’ın, terör soruşturması gerekçesiyle 4 Kasım 2016 günü Diyarbakır’da tutuklanarak, Edirne F Tipi Cezaevi’ne götürülmesinden sonra 1 yılı aşkın süre boyunca hiçbir dava dosyasında bizzat savunma yapmasına izin verilmemişti.

HDP, Demirtaş’ın, Adalet Bakanlığı’nın baskısıyla yargılandığı davalarda “görünmez” hale getirildiğini belirtiyordu. Ancak Demirtaş, 4 Ocak’ta artık eş başkanlığa aday olmayacağını açıkladıktan sonra 12 Ocak’ta ilk kez hakim karşısına çıkabilmişti. Demirtaş, 434 gün sonra ilk kez bir dava duruşmasında İstanbul Bakırköy Adliyesi’nde hakim karşısına çıkarılmıştı. Burada Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında “Cumhurbaşkanı’na hakaretten” yargılanan Demirtaş’ın, böylece ilk kez yargılandığı davalardan birisinde bizzat savunma yapabilmişti. Bu dava, 17 Mayıs’a ertelenmişti.

İstanbul’dan sonra Demirtaş, Ankara’da 17 Ocak’ta Sincan Cezaevi Mahkeme Salonu’ndaki iki ayrı dava dosyasına ilişkin duruşmalarda bizzat savunma yaptı. O günkü dava dosyalarından ilki AKP yöneticisi olduğu dönemde Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği iddiası ile oluşturulan dosya idi. Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi, Demirtaş’ın “seçim çalışması çerçevesinde sarf ettiği sözler” olması gerekçesiyle Soylu’ya hakaret davasından beraat etmesine karar verdi. O günkü ikinci dava dosyası ise, 10 Ekim 2015 günü Ankara Garı önünde yaşanan terör saldırısı sürecinde katliam değerlendirmesi nedeniyle “Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümetini alenen aşağılama” suçlarını içeriyor. Bu dosyada, Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyasında o gün üçüncü duruşma söz konusuydu ve dava, 18 Nisan’a ertelendi.

Bugünkü dava süreci nasıl gelişti?

Demirtaş’ın tutuklanmasına gerekçe olan bugünkü ana dava dosyası ilk önce Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüşüldü ancak sonrasında dosya Ankara’ya sevk edilmişti. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi ise, dosya üzerinden davaya ilişkin Diyarbakır’daki soruşturmayı da kapsayacak şekilde Demirtaş’a yönelik suçlamaları tek iddianame halinde detaylandırmıştı. Ankara’daki davaya esas oluşturması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı farklı iddianamelerde suçlamalar birleştirilmişti. Mahkeme, daha önce Demirtaş’ın savunmasını SEGBİS olarak adlandırılan cezaeviyle görüntülü bağlantılı gerçekleştirilerek yapılmasına da karar vermişti. Ancak Demirtaş’ın, SEGBİS aracılığıyla savunma yapmayı reddetmesi üzerine önceki duruşmalarda Edirne’den Ankara’ya getirilmesi meselesi tartışılmıştı.

En son Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, şahsen duruşmaya katılmasını önceden yazılı karar ile reddetmiş olmasından dolayı Demirtaş, 7 Aralık’ta Ankara’daki ilk duruşmada salonda değildi. Ancak o günkü duruşma sonucunda Mahkeme, 14 Şubat 2018 tarihli bugünkü duruşmada Demirtaş’ın Ankara’daki salonda bulunmasına karar vermişti.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler