Şener: ‘Seçim Sonucunu Kürt Seçmenler Belirleyecek'

Türkiye’de son dönemde en çok konuşulan isimlerden birisi olan Abdüllatif Şener, CHP’de adaylık açıklamasına saatler kala Kürt seçmenlerden de oy alabilecek bir aday profiline sahip olduğu görüşünü açıklayarak, “Seçim sonucunu Kürt seçmenler belirleyecek” mesajını verdi

Şener: ‘Seçim Sonucunu Kürt Seçmenler Belirleyecek'

Türkiye’de son dönemde en çok konuşulan isimlerden birisi olan Abdüllatif Şener, CHP’de adaylık açıklamasına saatler kala Kürt seçmenlerden de oy alabilecek bir aday profiline sahip olduğu görüşünü açıklayarak, “Seçim sonucunu Kürt seçmenler belirleyecek” mesajını verdi.

Eski Başbakan Yardımcısı ve kurucusu olduğu AKP’den ayrılarak uzun yıllardır Recep Tayyip Erdoğan’a karşı muhalif çıkışlarıyla izlenen Abdüllatif Şener, son günlerde ana muhalefet partisi CHP’nin Cumhurbaşkanlığı için aday adayı isimleri arasındaydı.

Bugün akşamüstü CHP’de Muharrem İnce adının ön plana çıkmasından dakikalar öncesinde Şener, Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtladı. Şener, İnce adı üzerinde CHP’de uzlaşmaya varıldığı iddiaları öncesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çizdiği aday profiline uygun olup olmadığını da değerlendirdi. Bu noktada Şener’in, tüm seçmenlere hitap edebileceğini düşünmesi, kırıcı bir siyasi üslubu olmadığını söylemesi ve ekonomideki tecrübesini başarı hikayesi olarak ifade etmesi dikkat çekti.

Şener’e göre; Cumhurbaşkanlığı Seçimi sonucu 24 Haziran’daki 1. turda değil 8 Temmuz’daki 2. turda ortaya çıkabilecek. Erdoğan’ın seçimi kaybedeceği görüşündeki Şener, seçim sonucunda en etkili grubu Kürt seçmenler ve dolayısıyla HDP olarak işaret etti.

VOA: “Cumhurbaşkanlığı Seçimi için aday mısınız?”

Şener: “Adaylık açıklamasında seçim takvimi söz konusu. Her parti açısından kendi seçim stratejisi bağlantılı takvim söz konusu. Ana muhalefet partisi CHP’nin muhtemel adayları içerisinde en fazla tartışılanlardan biri de benim ancak bu saat itibarıyla henüz bilmiyorum. Bu normal bir şey midir diye sorarsanız. Evet normal bir şeydir. Çünkü CHP, yarın kapalı kapalı grup toplantısında muhtemel adayları gözden geçirecek ve sonra da adayını tanıtacaktır. Benim dahi ve aday kişi öğrenebilecek en erken saat bugün akşam vaktidir. Bunu sadece ben değil parti genel merkezinde de hiç kimsenin bildiğini zannetmiyorum. Şu anda aday konusunda farklı medya kuruluşları çok farklı isimler ön plana çıkararak yayınlar yapmaktadır. Bu cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilan edilecek son adayı tanıyabilmemiz için fazla süre kalmadı 24 saatten daha az süre kaldı.”

Kılıçdaroğlu’nun tanımına hikayesi uyuyor mu?

VOA: “Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı bir aday tanımlaması vardı: Sakin, ekonomiden anlayan, bir başarı hikayesi olan ve aynı zamanda da toplumun farklı kesimlerini uzlaştırabilecek bir isim. Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?”

Şener: “Öteden beri siyaset yapıyorum, siyaset üslubumu herkes çok iyi biliyor. Herkes nasıl bir üslupla siyaset yaptığımı, bakanlık dönemlerimde hangi anlayışla görev yaptığımı biliyor. Hiçbir yurttaşımızın kırılacağı, incineceği söz söylemediğimi, her zaman tüm yurttaşlarımızı kucaklayacak bir tavır sergilediğini insanlar bilir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu, bu seçimlerde nasıl davranacak hem Türkiye'de bu tartışılıyor hem de Dünya medyasında tartışılıyor. Çünkü bana göre bu seçimlerin kaderini Kürt yurttaşlarımız belirleyecektir. Sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da değil Türkiye’nin diğer kentlerinde de çok sayıda vatandaşımız var ve bunların içerisindeki ağırlıkları yüzde 15 ile 20 arasındadır. Bu çok belirleyici bir orandır. Bu orandaki Kürt vatandaşlarımızın yüzde 10’u HDP’ye oy veriyorsa en az yüzde 7 civarındaki kısmı ise şimdiye değin Sayın Erdoğan’ı ve AKP’yi desteklemiştir. Şimdi bu seçimlerde kırgın olan Kürt seçmenlerin oyunu alabilecek olan muhalefet adayı, AKP’den en az yüzde 6-7’lik bir oyu çekecektir. HDP desteklediği takdirde büyük bir avantaja geçecektir ve seçimleri kazanacaktır. Bu noktada kendimi şanslı görüyorum. Türkiye’deki diğer eğilimlerce de sıcak baktığı bir isim olduğumu biliyorum. Sayın Kılıçdaroğlu’nun tanımlamasından hareketle bunları söylüyorum.

Hükümette iki dönem bakanlık yaptım. Birisinde Maliye Bakanlığı ve diğerinde Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı yaptım. Dolayısıyla 6 yıllık ekonomi yönetimi tecrübem var. Bütün gelir grupları uyguladığımız ekonomi politikalarından mutlu olmuşlardır. Bu da önemli bir avantaj. Neden? Çünkü önümüzdeki seçim kampanyasında en çok konuşulacak konulardan biri de ekonomidir. Maalesef Türk ekonomisi son dönemlerde özellikle ülkedeki demokratik kurumların yara almasıyla, Sayın Erdoğan’ın gittikçe demokrasiden uzaklaşan, diktatörleşen ve bunun sonucunda Türkiye’yi sermayenin ürktüğü bir ülke haline getirmesiyle tüm ekonomik göstergeler bozulmuştur. Ekonomik rakamlara bakıldığında bunu çok net göreceksiniz. Benim döneminde 2004 yılında Türkiye’deki enflasyon tek rakamlı hale gelmişti. Bugün o günden beri en yüksek enflasyonu yaşıyoruz. Nisan ayı enflasyonu açıklandı ki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarda olduğu dönemlerdeki en yüksek enflasyon oranı. İşsizlik rakamları ise 2008’de dünyadaki kriz sonrasında 2009 yılında biraz yükselmişti. Şimdi 2009 yılı hariç Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı dönemindeki en yüksek işsizliği yaşıyoruz. Dış borçların milli gelire oranı ise AK Parti öncesindeki kriz dönemi düzeyine ulaşmıştır yani yüzde 53 oranıyla nereden bakılırsa bakılsın bütün göstergeler bozulmuştur. Hatta bir şey söyleyeyim, 10 yıl sonra bugünkü kişi başına milli gelir, benim 10 yıl önce bıraktığım düzeyin altındadır. Bunlar, önümüzdeki kampanyada sürekli konuşulacak konulardır. İşini kaybedenler, ekmek teknesini yitirenler, iflas eden işadamları ve bunun sonucunda ülkedeki ekonomik sıkıntılar seçmenlerin oy eğilimini belirleyecektir. Bu açıdan da seçmenlerin önüne konulacak bir hikayemin olduğunu düşünüyorum.”

“Yargı siyasallaştı, siyasi rakipler sindiriliyor ve 31 Mayıs’ta davam var”

VOA: “Olası adaylık kampanyanızda ana konulardan birini ekonomi mi oluşturacak?”

Şener: “Elbette ana konulardan birisi ekonomi. Ama Türkiye son yıllarda her açıdan mağduriyetlerin yaşandığı bir ülke haline geldi. Mesela yargı siyasallaştı. Siyasi rakiplerini susturmak, sindirmek için kullanan bir iktidar gücü var Türkiye’de. Türk Ceza Yasası’nın Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu düzenleyen 299. Maddesi var. Eğer ana muhalefet partisi genel başkanı veya herhangi bir kişi, Cumhurbaşkanı’nı biraz ağır eleştirdiği zaman ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ten dava açılıyor. Ama söz konusu Cumhurbaşkanı, iktidar partisinin genel başkanı. O (Erdoğan) çok daha ağır eleştirileri, hakaretleri ana muhalefet partisine yapıyor, kendisini eleştirenlere yapıyor siz ona dava açamıyorsunuz, Çünkü o madde sadece cumhurbaşkanını koruyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bu maddeden yararlanmak suretiyle kendisini eleştirerek, yanlışlarını ortaya koyan herkesi mahkemeye veriyor. Örneğin attığım iki tweet nedeniyle hakkımda dava açılmıştır. Müşteki olarak Sayın Cumhurbaşkanı bizzat ismen davaya müdahil olmuştur. İlk duruşmayı 31 Mayıs günü yani tam seçim süreci ortasında bir cumhurbaşkanı adayı, cumhurbaşkanına hakaretten yargılanacak. Yargılandığım tweet nedir? Döviz niye yükseliyor veya milli paranın değeri niye düşüyor? Muktedirin varlıkları dolara çevrili, yükseldikçe kazanıyor, onun için Türkiye’de dolar yükseliyor diyorum. Birazda nükte var burada. Buradaki muktedir kim? Ben isim zikretmedim. Muktedir, güç sahibi demektir, piyasayı etkileyen bütün aktörler muktedir anlamına gelir. Bunun Cumhurbaşkanı ile ilgisi nedir? Bunun için niye benim ifademe ihtiyaç duyuyorsunuz diyorum. Hayır bu cumhurbaşkanına hakaret sayılır ve 4,5 yıl hapis cezanı istiyoruz diyorlar. Bu olay sadece benimle ilgili değil. Türkiye’de sadece 2016 yılında 14.000 kişi hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaretten işlem yapılmıştır. Keza 2017 rakamları daha da fazladır. Vaktinde ‘partisiz Cumhurbaşkanı’ çıkarılmış bir madde şimdi ‘Partili Cumhurbaşkanı’ hakkında işletilmesi hukuka aykırıdır. O da bir parti genel başkanı. O, diğer partilere ağzına gelen bütün sözleri söyleme hakkına sahip. Ama diğer partilerin genel başkanları veya muhalifler kendisine hiçbir şey söyleyemez, hiçbir yaptığı yanlış eleştiremez böyle bir Türkiye var. Dünyada en fazla hapiste gazeteci olan ülke haline gelmiştir Türkiye. Türkiye'de En büyük cezaya muhatap olanlar hırsızlar, yolsuzluk yapanlar, cinayet işleyenler değil Türkiye’de en büyük cezaya çarptıranlar Bayın Erdoğan’a muhalefet edenlerdir. O’na muhalefet eden siyasi parti milletvekilleri, genel başkanları, belediye başkanları sürekli görevden alınıyor, hapishanelere gönderiliyor. Niye rakip oldukları için. Gazeteciler, aydınlar aynı şekilde. Üniversitelerden FETÖ davaları nedeniyle akademisyenler atıldı. Ama çoğunluğu FETÖ ile ilgili değildir. Çoğu ya liberal veya sol aydındır ama Sayın Erdoğan’ın politikalarını eleştirmiştir ve eleştirdiği için de OHAL’den yararlanarak, ne idari tahkikat yapıyor, ne adli tahkikat var.. Binlerce öğretim üyesini üniversitelerden atmıştır. Türkiye’de ekonomide, ifade özgürlüğünde, temel haklar büyük sorunlar var ve yargı iktidarın kırbacı haline dönüşmüştür. Bunları bir söylediğiniz zaman da vatandaştan bin ah çıkıyor. Böyle bir Türkiye inşa edilmiştir ve Sayın Erdoğan’ın durumu kaybetmeye yakındır.”

VOA: “Duruşma tarihiniz 31 Mayıs’tan kendiniz için Cumhurbaşkanı adayı dediniz.”

Şener: “Mesela demek istedim.”

“En önemli konu HDP’nin desteği”

VOA: “Cumhurbaşkanı adaylığınız söz konusu olursa Erdoğan’ın karşısında 1. Turda ya da 2. Turda tabloyu nasıl görüyorsunuz ve kendinize nasıl şans veriyorsunuz?”

Şener: “İktidar ve iktidarı destekleyen Milliyetçi Hareket Partisi tek bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmıştır. Ama karşındaki siyasi partilerin her biri ayrı bir aday çıkarmıştır. CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve HDP. Dolayısıyla bir tarafta 4 aday var ve diğer tarafında ise tek aday var. Böylesi bir ortamda 1. turda kimsenin seçimi kazanacağını düşünmüyorum, Erdoğan’ın alma ihtimali hiç yok. Ama diğer oylar da 4 kişiye dağılacağı için seçim 2. tura kalacaktır. İkinci tura en fazla oyu alan iki adaydan birisi yine muhtemelen Erdoğan olacaktır. Ama ana muhalefet partisinin adayının 2. tur şansı olan aday olacağını düşünüyorum. Asıl o son 15 günlük ikinci tur seçim sonucunu belirleyecektir. Ben 2. Turda muhalefet adayının seçimi alacağını düşünüyorum.”

VOA: “Muhalefette Meral Akşener’in adaylıktan çekilmemesi nedeniyle ortak aday çıkarılmadığı konuşuldu. Sizce Akşener 2. Turda mesela size desteğini verir mi?”

Şener: “Bütün partilerle görüşüyorum. Elbette şu anda açıklamalar o şekilde. Burada en önemli konu, HDP’nin desteği meselesi. HDP de çok açıkça kendi seçmen tabanlarına uygun bir aday 2. tura kalırsa destekleyeceklerini söylediler. Bu noktada, HDP ve Kürt seçmenin desteğinin benim açımdan bir sorun olmadığını görüyorum. Diğer partiler açısından da Erdoğan karşısında kalacak aday, 2. turda doğal olarak oy verilecek isim olacaktır. Neticede muhalefet adayı olarak seçim kazanılmış ve Türkiye’de iktidar yapısı değiştirilmiş olacaktır.”

Deniz Baykal aday olmasını istemiş miydi?

VOA: “Kemal Kılıçdaroğlu’nun son olarak Deniz Baykal ile görüşmesi oldu. Baykal’ın 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı için sizinle görüştüğü, adayı olduğunuz iddiası var. O dönemde Baykal ile bu konuda bir temasınız oldu mu?”

Şener: “Elbette aynı Meclis çatısı altında ve o dönemde milletvekili olarak bakanlık görevindeydim. Baykal, çok açık bir şekilde eğer Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhurbaşkanı adayı olarak beni gösterirse destekleyeceğini söylemişti. Yani o gün ana muhalefet partisi, ben iktidar partisi mensubu olduğum halde benim cumhurbaşkanlığı adaylığımı destekleyeceğini söylemişti. O dönemde milletvekillerince TBMM’de Cumhurbaşkanı seçiliyordu. Ama Sayın Erdoğan, Sayın Gül’ü aday olarak çıkardı. Ana muhalefet partisi ve diğer partiler o dönemde Meclis’teki Cumhurbaşkanlığı oylamasına bildiğiniz gibi katılmamıştı. O dönemde genel seçimlerden önce Meclis, Cumhurbaşkanı’nı seçememişti. Genel Seçimler sonrasında MHP’nin desteğiyle Sayın Gül seçilmişti. Şimdi MHP, aynı şekilde Sayın Erdoğan’a destek veriyor. Sanki aynı senaryoyu yeni baştan yaşıyor gibiyiz.”

“CHP tabanı fire vermeksizin beni destekleyecek konumdadır”

VOA: “Abdullah Gül ismi de muhalefette ortak aday olarak konuşuldu. Ancak CHP tabanında, Gül ismine çok ciddi tepkiler oldu. Gül de siz de AKP’nin kurucu isimlerindensiniz. Size de CHP tabanından tepkiler gelmesini bekliyor musunuz? Ya da Gül ile farkınız nedir? CHP tabanını ikna edebilecek misiniz?”

Şener: “Sadece CHP tabanı değil hiçbir siyasi parti tabanıyla benim bir problemim yok. CHP tabanı ise hiç fire vermeksizin, topyekün beni destekleyecek konumdadır. Son 10 yıldır görüşlerimi dile getiriyorum. Özellikle CHP seçmenince izlenen kanallarda bu görüşleri dile getiriyorum. Bunun dışında konferanslarla, etkinliklerle görüşlerimi dile getiriyorum. Tabanında CHP seçmeninde çok büyük bir sempati ve beğeni var. Benim aday olmam CHP seçmeni açısından mutlulukla, coşkuyla karşılanacak bir durumdur.”

“HDP tabanında şahsıma beklenti olduğunu görebilirsiniz”

VOA: “HDP’den Ahmet Türk’ün açıklamaları oldu ama Gül ismini işaret etmişti. HDP ile temasınız oldu mu?”

Şener: “Bütün partililerle görüşüyorum. HDP’lilerle de görüşüyorum. Yakın ilgi duyuyorlar. HDP’ye yakın medya kuruluşlarınca yapılan yayınlara, verdiğim demeçleri naklediş biçimlerine baktığınızda HDP tabanında da şahsıma yönelik olarak bir beklenti olduğunu görebilirsiniz. Ne CHP seçmeninde, ne HDP seçmeninde, ne İYİ Parti, ne Saadet Partisi ve hatta önemli bir AKP seçmeninde bana karşı tereddüt yoktur.”

Muharrem İnce için ne diyor?

VOA: “CHP’de partili aday gündemde ve özellikle Muharrem İnce ismi konuşuluyor. Siz İnce ismini nasıl değerlendiriyorsunuz?”

Şener: “Adaylarla ilgili olumsuz bir değerlendirme yapmam mümkün değil. Parti kurulları kararlarını alırlar ve sonunda kimi aday olursa biz mevcut adaylara bakarız ve uygun gördüğümüz adayı destekleriz. Partilerce çıkarılacak adaylar parti görüşünü de yansıtır. Benim de herkesin görüşüne saygım vardır.”

VOA: “2014’teki Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde CHP, MHP ile birlikte Ekmeleddin İhsanoğlu aday çıkardı. Bu nedenle kamuoyunda CHP açısından sağdan bir aday gösterilmesi konusunda “2. Ekmeleddin vakası” gibi bir ifade ortaya çıktı. Sizce 2014’teki Ekmeleddin İhsanoğlu adaylığı bugün CHP’den adaylığınızı zorlayan ya da Kemal Kılıçdaroğlu’nu zorlayan bir husus mu? Ne diyorsunuz?”

Şener: “Hiç böyle bir kıyaslama yapmak gerekmez. O farklı bir olaydı şu anda önümüzde farklı bir süreç var. Üzerinde yorum yapmaya gerek yok bence.”

“İlk iş OHAL’i kaldırmaktır”

VOA: “Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde eğer 2. Turda, 9 Temmuz günü Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olsanız, parlamenter sisteme geçiş tartışması da var, yapacağınız ilk icraatlar neler olur?”

Şener: “İlk yapacağımız Türkiye’de olağanüstü hali (OHAL) kaldırmaktır. Olağanüstü hal, Türkiye’de hukuksuzlukları yasaya bağlamış olmaktır. OHAL gerekçesiyle kanun hükmünde kararname (KHK) düzenlemeleriyle bütün hak, hukuk normlarına, prensiplerine aykırı, kanunlara, Anayasa’ya aykırı bütün yasalara aykırı kararlar alınmakta, insanların özgürlükleri ortadan kaldırmakta ve işlerinden atmaktadırlar. Bu yönetim döneminde çok büyük mağduriyet yaşamıştır. Türkiye’de OHAL gerek yoktur. Bu demektir ki 8 Temmuz’da 2. tur oylama ise 9 Temmuz’da OHAL’in kalkması lazım. Ama ayrıca Türkiye’de demokrasiyi güçlendirecek, anti-demokratik gelişmeleri ortadan kaldıracak bir program ve takvim yapılması gerekiyor. Bunun için köklü anayasa değişikliklere ihtiyaç var. Anayasayı değiştirme yetkisi parlamentoda. Cumhurbaşkanı’nın, parlamentodaki siyasi partiler ile diyalog kurmak, görüş birliği oluşturmak suretiyle demokrasi önündeki engelleyici maddeleri yeniden düzenlenmesini sağlaması gerekmektedir. Bu da Türkiye’nin önündeki en önemli konulardan biridir.”

VOA: “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adındaki yeni yönetim biçimi nedeniyle Cumhurbaşkanı’nın yardımcılarını da seçmesi gerekiyor. Peki siz olursanız nasıl bir ekip kurarsınız?”

Şener: “Bunun üzerinde fazla konuşmamız şık olmayabilir çünkü henüz aday ilan edilmiş değilim. O bakımdan genel olarak söylemek gerekirse Cumhurbaşkanı adayı, seçmen kitlelerini rahatlanacak, kendilerine devlette temsil edildiğini duygusunu ve izlenimini pekiştirecek şekilde bir görüntü vermesi lazım. Tek kişi de bu algıyı sağlayabilir ama belki pekiştirme ihtiyacı da olabilir. Bu takdirde yanına farklı seçmen gruplardan sempati duyduğu isimleri alabilir, bunun üzerine çalışılabilir.”

“Erdoğan görevlerini yeni Cumhurbaşkanı’na devredecektir”

VOA: “Mesela Türkiye sizce 8 Temmuz günü Cumhurbaşkanı’nı değiştirecek mi? Neler olacak Türkiye’nin geleceğinde?”

Şener: “Türkiye’de siyaseti çeyrek asırdır izliyorum, içindeyim. Bu seçim, diğer seçimlerden daha farklıdır ve bu seçimde halk yönetimde bir değişiklik arayışı içerisindedir. Ülkedeki bu değişim arayışı, bu seçimlerde gerçekleşecektir ve Sayın Erdoğan, yeni bir Cumhurbaşkanı’na görevlerini devredecektir.”

VOA: “Bu durumda sizce Erdoğan’ın devretmeme, seçim yenileme, direnme gibi bir ihtimali var mıdır?”

Şener: “Ben böyle bir ihtimal görmüyorum. Seçimi kaybedince güvenmiyorum diyebileceği bir ülke değildir Türkiye. Türkiye, bir Afrika ülkesi değildir. Türkiye’de 70 yılın üzerindedir çok partili siyasi hayat ve bu ülkede yaşayan her birey seçimlerin iktidarı değiştirdiğini sürekli görmüştür ve yaşamıştır. Bu seçimlerde farklı bir tablo ortaya çıktığı zaman hiç kimse bu seçimleri tanımıyorum diyemez.”

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler