Verheugen: Avrupa Birliği Türkiye'ye garanti vermeli

Avrupa Komisyonu Eski Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında artan sorunların çözümü için, "dürüstlük, güvenilir ve saygıya dayalı yeni bir başlangıç" önerdi.

Verheugen: Avrupa Birliği Türkiye'ye garanti vermeli

Verheugen, "Yeni bir başlangıç için, her iki tarafın da katkıda bulunması gerekir" uyarısında bulundu. AB'yi "taahhütlerine sadık kalmaya" ve Türkiye'ye de, "iç sorunlarını demokratik hukuk devleti olarak, sağlıklı bir şekilde çözmeye" çağıran Verheugen'in kritik yanıtları şöyle:

- Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki son gelişmelere ilişkin görüşlerinizi anlatır mısınız?

Biz şu anda Türkiye ve Avrupalı ortakları arasında ilişkilerin tam olarak kopmasına yol açabilecek tehlikeli ve hızla yükselen bir krizin içinde bulunuyoruz. Karşılıklı aşağılama ve suçlamalara son vermenin ve sağduyunun sesini dinlemenin zamanı çoktan geldi. Ben karşılıklı suçlamaları doğru bulmuyorum; biz bunun yerine, coğrafya, tarih ve çevremizdeki dünyanın durumunun bizi birbirimize kenetlediği temel gerçeğini hatırlamalıyız.

- Hollanda hükümetinin, Türkiye Dışişleri Bakanı Ömer Çavuşoğlu'nun uçuş iznini iptal etmesiyle alevlenen son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tam olarak söylemek gerekirse; bu Hollanda’nın iç politikası, seçim çalışması. Bu tür giriş yasakları için somut gerekçe bulunmuyor. Bu süreç bize milliyetçi ve İslamofobik popülistlerin görüşlerini hayata geçirmek için hükümette olmalarına bile gerek olmadığını gösteriyor.

- Türkiye hükümet yetkilileri, Almanya'nın çeşitli kentlerinde de çeşitli toplantı iptalleriyle karşı karşıya kaldı; bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, demokratik bir süreç içinde gerçekleştirilmesi gereken büyük ve önemli bir anayasa değişikliği kararı ile karşı karşıya. Almanya, Hollanda ve diğer AB ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşlarının, bu demokratik süreçte yer almaları ve planlanan anayasa değişikliği konusunda lehte ve aleyhte olanların görüşlerini birinci elden dinleyip, bilgi alma hakkı bulunuyor. Bu nedenle yaşadığımız yasaklar ve engellemeler, kendi demokratik kültürümüze tezat oluşturuyor. Ben bu durumu fırsatçı (oportinist) bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum. Ancak ben, Türk siyasetçilerin Türkiye dışında yapacakları toplantılarda kurallara uymaları gerektiğini de düşünüyorum. Yabancı bir evde misafir durumunda bulunuyorsak, ev sahibi hakkında kötü konuşamayız, onu hiçe sayamayız.

- Sizce, Avrupa Birliği ülkeleri genelindeki aşırı milliyetçi yükseliş ile son gelişmeler arasında nasıl bir bağlantı kurulabilir?

Avrupa Birliği ve dünyada artan milliyetçi ve popülist dalganın çok farklı nedenleri ve görünümü söz konusu; ancak, İslam, Türkiye ve göç karşıtlığı gibi birkaç benzerlik de mevcut. Bu durum, AB-Türkiye ilişkilerinde var olan krizi derinleştirdi. Buna ek olarak, AB içindeki siyasi liderlerin genellikle yanlış tepki vermeleri ve aşırıların baskısına boyun eğmeleri de bunda etkili oldu. Diğer yandan, AB-Türkiye ilişkileri uzun bir süreden beri sıkıntılı. Ben bunda, Almanya ve Fransa gibi önemli aktörlerin, Türkiye'nin üyelik perspektifinden uzaklaşmalarının etkili olduğunu düşünüyorum. Türkiye eşit ve aynı değere sahip bir AB ülkesi olarak kabul görmeyecek, sonuçta bir üyelik gerçekleşmeyecekse, üyelik görüşmeleri boşa çıkacaktır. Bu ve söz verildiği halde tutulmayan bir dizi vaatlerin gerçekleşmemesi, Türkiye’de hayal kırıklığı ve öfke yarattı. Şu bir gerçek ki, Avrupa Birliği 2006 yılından bu yana, Türkiye’deki gelişmelere etki etme olanağını adım adım kendisi kaybetti. Buna karşılık, Türkiye’de demokrasi ve hukuk devleti alanındaki gelişmeler büyük endişeye neden olduğundan, AB karşıtları kendi görüşlerinin güçlendiğini düşünüyor. Türkiye’nin kendi gelişmesini ilgilendiren haklı kaygıları ele alıp, gidermeye çalışması, kendi çıkarına olacaktır.

- Türkiye'nin söz konusu AB ülkeleri ve genel olarak AB ile ilişkilerinin yeniden rayına girmesi ve ileriye yönelik gelişmesi için acil önerileriniz nelerdir?

Ben, dürüstlük, güvenilir ve saygıya dayalı yeni bir başlangıçtan yanayım. Şimdi öncelikli soru, sığınmacılar ya da seçim toplantıları değil, çevremizi saran zorluklar ve riskleri birlikte karşılamak isteyip istemediğimiz olmalı. Yeni bir başlangıç için, her iki tarafın da katkıda bulunması gerekir. Avrupa Birliği taahhütlerine sadık kalmalı ve Türkiye’ye yeniden güvenilir bir üyelik perspektifi sunmalı. Buna karşın Türkiye ise, kendi iç sorunlarını, hukuk devleti ve demokratik olarak, sağlıklı bir şekilde çözmeli. (DHA)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 14 yorum
Kola döküp İsrail'i bitirdik. Dolar bozdurup ABD'yi dize getirdik. Portakal bıçaklayıp Hollanda'ya ayar çektik. Onun bunun malını kullanmak yok artık. Bize yerli mallarımız yeter abi. :))
Verheugen emmi boşa laf anlatma yediğiniz tokatın acısını bi siz biliyorsunuz içimizdeki avrupalılar henüz öğrenemedi
ÖMER değil MEVLÜT olacak o. Haber yapmayı dahi bilmiyorsunuz. Hey gidi mynet
sanki Türkiye de toplantılar engellenmiyor. Meral AKŞENER in kaçıncı toplantısını engellediniz. size gelince demokrasi olsun muhalefete gelince yasak... vay Türkiye m vayyyy
habere dikkatle bakın,,, ""Hollanda hükümetinin, Türkiye Dışişleri Bakanı Ömer Çavuşoğlu'nun uçuş iznini iptal etmesiyle alevlenen son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?""" dış işleri bakanının adı "mevlüt" idi nezaman "ömer" oldu?
Akşener in toplantıları neden engelleniyor. hani demokrasi hani özgürlük. burası Hollanda mı oldu.
biz dede hayırcıların toplantıları yasaklandı buda bizim demokrasi kültürümüz
aynen dış işleri bakanına ömer demiş, bunlarda haber yapıyor.
GARANTİ belgelerle olur.Vize,Göçmen durumlarında olduğu gibi sözle olmamalı dır.Yoksa Bizim Siyasiler bizi kandırıyor derim
AB.ne girmek yerine Güney Kore gibi japonya gibi gelişelim AB. Kıskansın
verhungenin analizine katılıyorum ab nin bütün doğu blokunu içine bir çırpıda kabul edip iş Türkiye ye gelince ipe un sermesi türk halkını aldatılmışlık hissi sarıp öfkelenmesine yol açtı üstelik Kıbrıs konusunda verilen sözler ve vize konusunda verilen sözlerin tutulmamasıda bu öfkeyi artırdı.beraberinde türkiye konulan engellerin ve islami fobinin artmasıda bu öfkeyi pekiştirdi.
Boşa dememişler domuzdan post gevurdan dost olmaz.Türkiye ne kadar İslam a yaklaşırsa bunlar o kadar kudurur.Arada samimi dürüst insan gibi insanlar var Avrupa da ama çok azınlık.İspanya da 10 bin Müslüman ı diri diri yakan Amerika da 40 milyon yerli yi acımasızca öldüren sayısız katliama imza atmış Batı nın demokrasi maskesi düşüyor.İçerdeki hainleri devşirilmiş sözde aydınları temizleyelim sıra sizede gelecek Avrupa.Bütün korkunuz zaten bundan.
komisyon başkanıyken buda Türkiye ye karşıydı nasıl oluyorsa koltuklarını bırakınca geçekleri görüyorlar ama iş işten geçmiş oluyor
AB 1950lerdeki avrupa kömür çelik topluğu şeklini korumalıydı genişlememeli idi şimdi bir gelişmişlik revah ve zenginlik bıkkınlığı var insanlarda doğu bloku ülkeleri ayrıca ek külfet getiriyor batıya...
Diğer Haberler