Yerli ve Milli Üretim Konferansı

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Altunyaldız: - "Yerel yönetimler dahil kamudaki herkese söylüyorum, kendi sanayicimize güveniyoruz ve her şeyi kendi sanayicimizden alacağız" - ATO Başkanı Baran: - "İş dünyası olarak kamu alımlarında yerli ve milli olandan yana pozitif ayrımcılık yapılmasını arzu ediyoruz"

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, yerli ve milli üretimle Türkiye'nin küresel anlamda arzu ettiği büyüklükte Ar-Ge ve inovasyona dayalı üretime ulaşabileceğini belirterek, "Yerel yönetimler dahil kamudaki herkese söylüyorum, kendi sanayicimize güveniyoruz ve her şeyi kendi sanayicimizden alacağız." dedi.

Altunyaldız, Ankara Ticaret Odasınca (ATO) TOBB Konferans Salonu'nda düzenlenen "Teknolojik Dönüşümde Kamu Alımlarının Rolü: Yerli ve Milli Üretim Konferansı"na katıldı.

Konferansta konuşan Altunyaldız, Ar-Ge ve inovasyon olmaksızın kamu alımlarının yapılamayacağına ve rekabetçi ürün elde edilemeyeceğine işaret ederek, küresel milli gelirin yaklaşık yüzde 15'ine denk gelen 10 trilyon doların kamu alımları yoluyla harcandığını söyledi.

Avrupa Birliğinde (AB) ise kamu alımlarıyla 2,3 trilyon avro harcandığını ifade eden Altunyaldız, "Kamu alımlarının önemli bir sanayi politikası olduğu çok net." diye konuştu.

Altunyaldız, özellikle 2000'li yıllardan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde yerli ve milli üretimi artırmak için her türlü düzenlemeyi hayata geçirdiklerini vurguladı.

Bu alandaki zihniyet değişiminin öneminin altını çizen Altunyaldız, şöyle devam etti:

"Kamu olarak özel sektörümüze güveniyoruz. Özel sektörümüz bu anlamda her şeyi yapabilecek kabiliyette. 'Ben özel sektöre verdim, şurası eksik, burası yüksek, cezayı basarım, kabulü de yapmam' anlayışı doğru değil. Teknoloji transferi, işin yürütülmesi, eksiğiyle, gediğiyle bir araya geleceğiz. Yerel yönetimler dahil kamudaki herkese söylüyorum, kendi sanayicimize güveniyoruz ve her şeyi kendi sanayicimizden alacağız. Onun için birlikte yapacağız, eksiğini görüp reddetmeyeceğiz. Birinci defada olmazsa ikinci defada olacak, başaracağız. Yerli ve milli üretimle sanayi politikasıyla birlikte hem küresel anlamda arzu ettiğimiz büyüklüğe hem teknoloji değişimine hem de Ar-Ge ve inovasyona dayalı üretime hep birlikte ulaşmış olacağız."

- Yerli ve milli ürüne pozitif ayrımcılık talebi

ATO Başkanı Gürsel Baran da Türkiye'nin 2023 hedefleri doğrultusunda hazırlanan Türk Sanayi Stratejisi Belgesi'nin temel hedeflerinden birinin sanayide bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli yerli üretimin geliştirilmesi olduğunu söyledi.

Türkiye'nin yerli ve milli üretimin önemini Kurtuluş Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı gibi kritik süreçlerde öğrendiğini anlatan Baran, "Son 15 yılda yerli ve milli üretim konusunda gerçekleştirilen hamleler sayesinde insanımızın kendine güveni tekrar yerine geldi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'yerli otomobil' çağrısı üzerine TOBB'umuzun öncülüğünde 5 babayiğidimiz çıktı ve 'Biz yaparız' dedi. Geçmiş yıllarda hayal olan pek çok şey bugün gerçek oldu.
Halihazırda silahlı insansız hava araçlarından güdümlü füzelere, kritik silah ve mühimmata kadar pek çok ürünü üretebilir durumdayız." dedi.

Baran, imalat sanayisinin teknoloji düzeylerine bakıldığında, yüksek teknolojili sektörlerin üretim değerinin toplam içindeki payının yüzde 3 seviyesinde olduğu belirterek, Türkiye'de imalat sanayisi üretiminin ağırlıklı olarak düşük ve orta düşük teknoloji gruplarından oluştuğunu dile getirdi.

Kuruluşuna dair genelgesi ocak ayında Resmi Gazete'de yayımlanan Yerlileştirme Yürütme Kurulu ile orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin sanayi ve ihracattaki payının artırılmasının hedeflendiğine işaret eden Baran, Türkiye'nin toplam ihracatı içinde yüksek teknolojili ihracatın payının yüzde 5 civarında olduğunu, bu nedenle dış satımın "yükte hafif pahada ağır" hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Baran, Türkiye'nin dışarıya sattığı ürünlerin ortalama kilogram değerinin yaklaşık 1,5 dolar olduğuna dikkati çekerek, "İthalatımızın yaklaşık yüzde 15'i yüksek teknolojili ürünlerden oluşuyor. Bizim orta gelir tuzağından çıkabilmek için cari işlemler dengesinde açık vermememiz ve ileri teknoloji ağırlıklı bir üretim modelini hayata geçirmemiz gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Kamu alımlarının kalkınma sürecindeki en önemli araçlardan biri olduğuna işaret eden Baran, bu alanda yerli üretime yüzde 15 fiyat avantajı sağlanmasına ilişkin yasal düzenlemeler yapıldığı halde uygulamada önemli sıkıntılar bulunduğunu söyledi.

Türkiye'nin ekonomisini güçlendirmek için genç nüfusunu üretebilir ve tüketebilir hale getirmesi gerektiğini belirten Baran, "İş dünyası olarak kamu alımlarında yerli ve milli olandan yana pozitif ayrımcılık yapılmasını arzu ediyoruz." ifadesini kullandı.

Baran, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye'nin Afrin bölgesinde yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı’na da değinerek, harekatın yerli ve milli üretim olmadan Türkiye'nin bu bölgede ayakta kalması ve söz sahibi olmasının mümkün olmayacağını gösterdiğini bildirdi.

- Konferansla yerli ve milli çözümler hedefleniyor

ATO Kamu Alımlarında Yerli Katkı ve Ticari İşbirliği Özel İhtisas Komisyonu Başkanı Musa Pireci ise görevlerinin kamu alımlarında yerli katkı ve ticari iş birliğini yaygınlaştırarak ülke ekonomisine ve kalkınmasına katkı sağlamak olduğunu söyledi.

Etkinliğin iş dünyasında yeni fırsatlar sağlayacağını belirten Pireci, "İstikrarlı kalkınması gereken ülkemizin, içinde bulunduğumuz küresel ve bölgesel konjonktür düşünüldüğünde, her zamankinden çok daha fazla yerli ve milli projeler üretmesi ve süratle hayata geçirmesi gerekmektedir." dedi.

Pireci, ülke ekonomisinin sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirebilmesinin anahtarlarından birinin cari açığın azaltılması olduğuna dikkati çekerek, ithalatın dış ticaretteki payının makul seviyelere çekilmesi ve cari açığın istenilen seviyeye getirilebilmesi için yerli ve milli üretimin desteklenmesi ve kamu alımlarında öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı.

Özellikle yüksek stratejik öneme sahip ürünlerin yurt içi üretimine katkıda bulunarak teknoloji transfer eden bir yapıya dönüşmesi için el birliğiyle üretilmesi ve çalışılması gerektiğinin altını çizen Pireci, "Bu konferansın sonucunda bilimden teknolojiye, sağlıktan enerjiye, haberleşmeden ekonomiye yerli ve milli çıkarlarımıza çözümler getirmeyi hedefliyor ve bunun milli bir seferberlik olduğunu tüm Türkiye'ye duyurmak istiyoruz." diye konuştu.

Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler