25 yıl sonra yine Halepçe mi?

Suriye'deki katliam Halepçe'yi akla getirdi

25 yıl sonra yine Halepçe mi?

Satı Kaya- Mynet Haber

Suriye'de çoğu çocuk ve kadın yüzlerce sivilin kimyasal silahla öldürülmesi akla 25 yıl önceki Halepçe Katliamı'nı getirdi. BM kimyasal silah denetçilerinin Suriye’ye ayak bastığı günün ertesinde Şam’ın altı mahallesinde kimyasal silah kullanıldığı öne sürüldü. Muhalifler ‘1300 kişi öldü’ derken Esad yönetimi iddiaları reddetti.

Muhalifler yaralanma izi olmayan çok sayıda ceset görüntülerini dünyaya geçti. İddia doğruysa, Saddam’ın 1988 yılındaki Halepçe katliamından sonra en büyük kimyasal katliam yaşanmış olacak.


Suriye’nin başkenti Şam’da, Beşşar Esed rejimine bağlı güçler tarafından Doğu Gota Banliyösü’ne gerçekleştirildiği iddia edilen kimyasal silah saldırısı yakın tarihin en dramatik olaylarından biri olan Halepçe katliamını akla getirdi

Ortadoğu coğrafyasını ilk kez kimyasal silah gerçeğiyle tanıştıran Halepçe Katliamı, 16 Mart 1988’de gerçekleştirildi. İran-Irak savaşı sırasında, dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, kendisine muhalefet eden Kürtler’e yönelik 1986’da El-Enfal Harekatı başlattı.

Harekat kapsamında çok sayıda muhalif Kürt öldürüldü. 1988’e doğru İran, "Zafer-7 Harekat" adını verdiği genel bir taarruz başlatınca, Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) bağlı güçlerin de desteğiyle Halepçe’de isyan çıkarıldı.


Havadan ölüm yağdı

Bu isyanla birlikte İran’ın ilerleyişi de hızlanınca Saddam Hüseyin, "Kimyasal Ali lakaplı" Irak Ordusu'nun Kuzey Cephesi Komutanı Korgeneral Ali Hasan al-Majid al-Tikriti’ye kimyasal gaz bombaları kullanma emri verdi. Tarihler 16 Mart 1988’i gösterdiğinde Halepçe semalarında görülen 8 adet "MiG-23 uçağı" kentin üzerine kimyasal bombalarla ölüm yağdırdı. Sarin gazının kullanıldığı saldırılar sırasında bebek, kadın ve yaşlıların da olduğu 5 bin kişi öldü, 7 bini aşkın kişi de yaralandı.

Etkileri uzun yıllar süren bu saldırıya maruz kalanların çoğu sakat kaldı. Hatta bölgede yıllar sonra doğan bebeklerin de sakat oldukları belirtildi.


Elma kokulu katliam

Önce,16 Mart 1988 sabahı,elma kokusuyla uyandı Halepçeliler. Kokunun mutfaktan gelmediğini görünce camlarını açtılar. Baktılar ki koku dışarıdan daha çok hissediliyor, hemen dışarı akın ettiler merak ve heyecanla. Çıktıklarında gördüler ki herkes aynı merak ve heyecanla dışarı çıkmış. Hızlı hızlı yürüyüp kokunun kaynağını aramaya başladılar. Gittikçe şiddetlendi elma kokusu. Ama bir yandan da derilerinde yanma hissettiler sanki. Aldırmadılar ve yürümeye devam ettiler. Bu sefer daha hızlı koşmaya başladı birçoğu.

Ancak zamanla o yanma gittikçe şiddetlendi. Koşuyorlardı; ama yanıyorlardı da. Bu sefer de dönüp eve doğru koşmaya başladılar. Yanma iyice artıyordu. Zamanla derilerinin morarmaya ve büzülmeye başladığını gördüler korkuyla. Bir an önce suya ulaşmalılardı. Kendilerini can havliyle suya attıklarında ise bedenleri kavruldu bu sefer, asit dolu bir havuza girmişler gibi. Artık ölmüşlerdi, ölümün nereden geldiğini anlayamadan. Yanarak ölmüşlerdi, üstelik ateşsiz ve dumansızdı bu yanma, çığlıklarla…bağırışlarla….


Yürek yakan görüntüler

Yakın tarihin en dramatik olaylarından biri olarak kayda geçen bu katliamın korkunç boyutu ancak basının olay bölgesine ulaşmasıyla anlaşılabildi. Uçaklardan atılan bombalar ölümcül bir gaz yaymış ve onu soluyan herkes, aldığı nefes ciğerlerine ulaştığı an düşüp ölmüştü.

Ajansların o gün dünyaya servis ettiği fotoğraflarda kucağında bebeklerle ölümden kaçarken kapı eşiğinde düşüp bebeğiyle can veren anneler, kimyasal silahla gelen ölümün trajik yüzünü gözler önüne sererken bu görüntüler katliamın sembolü olarak hafızalarda yer etti.

Halepçe Katliamı, daha sonra çekilen çok sayıdaki filme ve bestelenen onlarca ağıda da konu oldu.


Sorumluları hesap verdi

Dünya vicdanını sızlatan Halepçe’deki bu korkunç katliamın sorumlularından Saddam Hüseyin ile Kimyasal Ali lakaplı Ali Hasan al-Majid al-Tikriti ancak yıllar sonra hesap verebildi. 2003’te ABD işgalinin ardından devrilen Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, Halepçe katliamında Kürtler’e karşı soykırım yaptığı suçlamasıyla yargılandı.

Yargılama sürerken Saddam Hüseyin, Duceyil Katliamı davasında, "insanlığa karşı işlenen suçlardan" idama mahkum edildi. Hüseyin’in cezası Aralık 2006’da infaz edildi.

Katliamın baş suçlusu Kimyasal Ali lakaplı Ali Hasan al-Majid al-Tikriti de Halepçe katliamındaki rolünden ötürü Ocak 2010’da idam edildi.

Suriye'de, Esed güçlerinin Şam'ın Doğu Gota bölgesine düzenlediği ve kimyasal silahların kullanıldığı iddia edilen saldırıda, 635 kişinin hayatını kaybettiği, 3 bin 600'den fazla kişinin yaralandığı belirtilmişti.


Dünya savaşlarında kullanıldı

Modern anlamda ilk gelişmiş kimyasal silahlar I. Dünya Savaşı'nda kullanıldı. Almanya 1915 yılında Ypres muarebesi olarak bilinen çatışmalarda öldürücü nitelikteki sarı ve yeşil renkli klorin gazını savaş meydanına salmıştı. Gaz, yüzlerce Fransız askerinin akciğerlerinde derin tahribat sonrası ölümüne yol açmıştı ancak zamanla yaygınlaşan kimyasal gaz yöntemi I. Dünya Savaşı'nda yaklaşık 100 bin kişinin ölüme sebep oldu.

II. Dünya Savaşı da kimyasal silahların yoğu şekilde kullanıldığı çatışmalara sahne oldu. Savaşta "Napalm" denilen yapışkan ve benzine benzeyen madde kullanıldı. Harvard Üniversitesi Profesörü Louis Fieser ve ekibi tarafından geliştirilen bu madde, kurbanların derilerini eritebilecek etkiye sahip. ABD'nin Napalm'in kullanıldığı bombayı 1943 yılında Tokyo'ya fırlatmasıyla yaklaşık 100 bin kişi hayatını kaybetti. Nagazaki'ye düzenlenen atom bombası saldırısından daha büyük etkileri olan bu kimyasal silah daha sonra Vietnam Savaşı'nda da kullanıldı.


Etkisi yıllarca devam ediyor

1940'ta bitkiler için geliştirilen ve yaprak dökücü olarak tasarlanan "Agent Orange" adlı kimyasal madde ise ABD ordusu tarafından 1967 yılında Vietnam Savaşı'nda insanlara karşı kullanıldı. "Agent Orange" içerdiği dioksin maddesiyle insan vücunda 10 yıl boyunca kalabiliyor. Savaştan yarım yüzyıl geçmesine karşın kurbanlar hala bu maddenin sebep olduğu hastalıklarla mücadele ediyor. Birçok kanser, parkinson ve bebek ölümlerinin sebebinin savaşta kullanılan bu madde olduğu iddia ediliyor.

1983'deki İran-Irak savaşında kullanılan "sarin gazı" da az bir miktarı ile insanları dakikalar içinde öldürülebiliyordu. Alman kimyager Gerhad Schrader tarafından 1938 yılında bulunan sinir sistemine kısa sürede nüfuz ederek felç meydana getiriyor.

Sarin gazı dönemin Saddam Hüseyin yönetimi tarafından 1988 yılında düzenlenen Halepçe katliamında da kullanılmış, 5 binden fazla insan ölmüş, yaklaşık 7 bin kişi yaralanmıştı. Kuzey Irak'taki Kürtlere 1991 yılında BM tarafından kimyasal silah kategorisine alınan bu gaz, daha sonra 1995 yılında Tokyo metrosuna düzenlenen terör saldırısında kullanılmıştı. Saldırıda 12 kişi ölmüş yüzlerce kişi yaralanmıştı


BU KEZ AYNI VAHŞET SURİYE'DE

Dünya bu kez Suriye’de kimyasal silahla toplu katliam yapıldığı iddialarıyla çalkalandı. Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu, başkent Şam’ın Doğu Guta bölgesinde 02.00 sularında uçaklardan ve roketatarlardan kimyasal başlık taşıyan füzelerin atıldığını, saldırıda 1300’den fazla sivilin öldüğünü, 3 binden fazla kişinin çeşitli zehirlenme şikâyetleriyle hastaneye kaldırıldığını iddia etti. Görgü tanıkları, Suriye uçaklarının muhaliflerin kontrolündeki Doğu Guta bölgesini dün sabaha karşı yoğun bombardımana tuttuğunu, mahallenin üzerinde “Büyük gri bir bulutun yükseldiğini” anlattı. Bombardımandan Ain Tarma, Zamalka ve Cobar olmak üzere altı mahallenin etkilendiği belirtildi.

Sarin şüphesi: Suriye’nin elinde önemli miktarda sinir gazı ve sarin gazı rezervinin bulunduğu biliniyor. ABD Başkanı Barack Obama tam bir yıl önce Suriye’de isyancı güçlere karşı kimyasal silah kullanılmasını “kırmızı çizgi” ilan etmişti. Ancak Birleşmiş Milletler silah denetçilerinin Suriye’de kimyasal silah kullanıldığı şüphelerini araştırmak üzere bu ülkede işbaşı yapmasının ertesinde gelen bu iddia kafalarda soru işareti yarattı.

Korkunç fotoğraflar: Ajanslar Şam’daki ve başkente 10 kilometre uzaklıktaki Duma’daki hastanelere ulaşarak bilgi aldı. Reuters Duma’daki hastane yetkililerinin sabah saatlerinden itibaren 200’den fazla cesedin kendilerine ulaştığını söylediğini aktardı. Ajansa konuşan hastane yetkilisi “Kayıpların büyük bölümü kadın ve çocuk. Buraya getirildiklerinde çoğunun gözbebekleri büyümüştü, kol ve bacakları buz gibiydi ve ağızlarında köpüklenme vardı. Bunlar tipik sinir gazı semptomları” diye konuştu. 1988 yılında Saddam Hüseyin’in Kuzey Irak’ta gerçekleştirdiği Halepçe kimyasal saldırısında 6300’den fazla kişi ölmüştü.


Kimyasal silah mı?

Muhaliflerin kimyasal silah iddialarına kanıt olarak internette paylaştığı videolar, kimyasal silah uzmanları tarafından şüpheyle karşılandı. Görüntülerde bir odada yan yana dizilmiş cesetler ya da oksijen maskesiyle nefes almaya çalışan baygın hastalar görülüyor. New York Times gazetesine göre, uzmanlar videolarda görülen belirtilerin sarin ya da hardal gazı gibi konvansiyonel kimyasal silahların yol açtığı belirtilerden farklı olduğunu düşünüyor. Konvansiyonel olmayan silahlarla ilgili yayın yapan CBRNe World dergisi editörü Gwyn Winfield, görüntülerin daha çok kapalı alanda göz yaşartıcı gaz ya da daha güçlü bir kimyasal silahın yoğunluğu azaltılmış bir türünün kullanıldığına işaret ettiğini belirtti. Winfield, dergi için yazdığı makalede, görüntülerdeki kişilerde gözlenen nefes darlığı, sinir spazmı gibi belirtilerin göz yaşartıcı gazda da görülebildiğini kaydetti.


Sarin 10 dakikada öldürüyor

Kokusuz ve renksiz olan sıvı haldeki sarin gazı, gaza dönüşerek havada hızla yayılıyor. Deri ve soluma yoluyla ya da yiyecek ve su üzerinden vücuda girdikten sonra sinir sistemini etkileyerek 10 dakika içinde ölüme yol açabiliyor. Belirtileri, bulanık görme, ağzın köpürmesi, öksürük, boğulma hissi ve bilinç kaybı. Renksiz ve çürümüş soğana benzer bir kokusu olan hardal gazı ise, en fazla bir gün içinde belirti veriyor. Hardal gazı genelde doğrudan öldürmüyor ancak kansere ve ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Belirtileri, boğazda acı, deride yanma, zatürree ve enfeksiyonlara karşı aşırı hassasiyet.


Rusya: Provokasyon

Suriye’de kimyasal silah kullanıldığı iddialarının ardından uluslararası tepkiler yükseldi. Rusya, iddiaları ‘provokasyon’ diye nitelerken Suudi Arabistan, ‘katliam’ diyerek BM Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırdı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Suud el Faysal “Güvenlik Konseyi üyeleri arasındaki görüş farklılıklarını giderip Suriye sorununda adım atmalıdır” dedi. Fransa, İngiltere, Avrupa Birliği ve Arap Birliği’nden “İddialar hemen araştırılmalıdır” açıklamaları yapıldı. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon ise Suriye yönetiminden ülkedeki silah denetçilerine iddiaların dile getirildiği bölgelerde inceleme yapması için koşulsuz yetki vermesini istedi.


Hatay’da kimyasal alarm

Suriye’de kimyasal silah kullanıldığı iddiaları Türkiye’de yakından izleniyor. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan ilk açıklamada, kimyasal iddiaların açıklığa kavuşturulması istendi. Açıklamada “Halen bu ülkede çalışmalarını sürdüren BM Araştırma Misyonu da sözkonusu iddiaları araştırmalı ve bulgularını ortaya koymalıdır. Şayet iddialar doğruysa, uluslararası camianın insanlığa karşı suç teşkil eden bu kabul edilemez vahşet karşısında gereken duruşu sergilemesi ve tepkiyi göstermesi kaçınılmazdır” dendi. Hatay’ın Reyhanlı ilçesi Cilvegözü Sınır Kapısı’ndaki kimyasal, biyolojik, radyasyon ve nükleer keşif ekibi, kontrollerini artırdı. Adana Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün gümrük kapısında konuşlu kimyasal, biyolojik, radyasyon ve nükleer keşif aracındaki ekipler, Suriye’den Türkiye’ye getirilen yaralıları kontrolden geçirmeye başladı. Özel kıyafetli ekiplerin araçta kontrol ettiği yaralılardan kimyasal bulguya rastlanmayanlar tedavileri için Hatay’daki çeşitli hastanelere sevk edildi.


BBC: Esad niye yapsın?

İngiliz yayın organı BBC’nin güvenlik muhabiri Frank Gardner, yeni kimyasal saldırı iddialarıyla ilgili iki noktanın dikkat çektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

Zamanlama tuhaf, hatta şüpheli. Muhaliflerden birçok yeri geri alan Esad hükümeti, BM silah denetçileri ülkedeyken neden kimyasal silah düzenlesin?
Öte yandan açıkça yaşanan ölüm ve yaralamaların boyutu, önceki kimyasal silah iddialarından çok daha kötü. Uzmanlara göre çocuk ve bebekler dahil bu kadar çok ölü ve yaralı olduğunu uydurmak imkânsız. Silahla vurulduklarına dair görülebilen bir işaret yok. Onun yerine sinir gazı saldırılarındaki klasik belirtiler görülüyor. Uzmanlar, bu görüntünün Saddam Hüseyin’in 1988’de Halepçe’de Kürtlere düzenlediği saldırıyı hatırlattığını ifade ediyor.
Geçen yıl Suriye’den kaçan üst düzey yetkililerden Navaf Faris, Katar’da bana Esad hükümetinin istediğinde kimyasal silah kullanmakta tereddüt etmeyeceğini söylemişti.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler