Doğru bildiğimiz yanlışlar

Doğru bildiğimiz yanlışlar

YANLIŞ: Beş duyu organımız vardır –görme, işitme, dokunma, koklama ve tat alma.

DOĞRU: Aslında çok daha fazla sayıda duyumuz bulunur. Kimileri bu sayıyı 21’e kadar çıkartmıştır. Bunlardan en bariz olanları denge, acı ve ısıdır. Ayrıca 4 tane içsel duyumuz vardır: hayal gücü, hafıza, sağduyu ve değerlendirme gücü.


YANLIŞ: Gökkuşağında yedi renk vardır.

DOĞRU: Gökkuşağındaki renkler kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, çivit mavisi ve mor olarak bilinir.

İşin aslı, gökkuşağında kesintisiz bir renk spektrumu vardır, ancak insanın renk algısı, ortada bir kuşak serisi olduğu yanılgısını yaratır. Kimi gökkuşaklarında ise insan gözünün görebileceği 7’den fazla kuşak bulunur.


YANLIŞ: Alkollü içecekler vücudu ısıtır.

DOĞRU: Bu tamamen yanlış bir inanıştır. Yine de filmlerde alkol üşümenin çaresi olarak gösterilmeye ve insanlar, boyunlarında likör fıçısıyla gezen St. Bernard köpekleriyle ilgili efsaneye inanmaya devam ediyor. Oysa alkol aldığınızda vücut ısınız düşer, çünkü alkol vücudun yüzeyine daha fazla kan ulaşmasını sağlar ve bu da vücutta ısı kaybına neden olur. Alkol aldıktan sonra hissedilen sıcaklık hissi, kanın yüzeye doğru akışının cildi ve ciltteki sinir uçlarını ısıtması ve bunların beyne sıcaklık algısını iletmesi gerçeğiyle açıklanabilir.


YANLIŞ: Küçük depremler, büyük depremlerin gerçekleşme şansını azaltır.

DOĞRU: Küçük sarsıntıların meydana gelmesinin büyük bir depreme yol açabilecek basınç birikimini hafiflettiğine dair ortak bir kanı vardır. Fakat bunun doğruluk payı yoktur. Sismologlar, 6 büyüklüğündeki bir depremin 5 büyüklüğünde 10 adet, 4 büyüklüğünde 100 adet, 3 büyüklüğünde 1000 adet vs depremin toplamına eşit olduğunu gözlemlediler. Bu, çok sayıda küçük deprem demek oluyor, ancak büyük bir depremi bertaraf edebilecek kadar fazla sayıda küçük sarsıntının gerçekleşmesi mümkün değildir.

Örneğin 6 büyüklüğündeki bir depremin yarattığı enerjinin oluşması için 32 kere 5 büyüklüğünde, 1000 kere 4 büyüklüğünde, 32000 kere 3 büyüklüğünde deprem olması gerekir. Dolayısıyla, her ne kadar büyükten ziyade küçük sarsıntılar kaydediliyor olsa da bunlar hiçbir zaman arada bir görülen büyük bir depremi saf dışı edemez.


YANLIŞ: Yemek yedikten sonra yüzmek için en az 30 dakika beklenmelidir.

DOĞRU: Vücudun, kan dolaşımını sindirim sistemine yönelttiği ve kaslardan uzaklaştırdığı, bunun da krampa yol açabileceği gerçeğine dayanan teorik bir endişe olmasına karşın bugüne kadar hiç kimse dolu bir mideyle yüzdüğü için boğulmadı. Büyük bir tabak yemek yedikten sonra yüzmek size rahatsızlık verebilir, ancak boğulmanıza sebep olmaz. Eğer kramp girse bile çoğunlukla, ciddi bir zarar görmeden sudan kolayca çıkabilirsiniz.


YANLIŞ: Dünya nüfusu tehlikeli denebilecek bir yoğunluğa ulaştı veya ulaşmasına az kaldı.

DOĞRU: Bu söylenti, uzun süredir ortalıkta dolaşıyor – ta 18’inci yüzyılda Malthus isimli bir Anglikan kilisesi rahibi, çevrecilere: “Nüfusun gücü, yeryüzünde insanların rızıklarını verecek güçten çok daha büyüktür” dediğinden beri… İşin aslı, dünya fazlasıyla boş alanı bulunan geniş bir gezegendir. O zaman, 6 milyar insanı yerleştirmek için ne kadar alana ihtiyaç duyulur?

Bir fikir vermesi açısından, Japonya’nın ulusunu ele alalım. Yüzölçümü 377,873 km2 olan Japonya’da kişi başına yaklaşık 62 m2 düşüyor. Eğer dört kişilik aileleri, her katta bir aile olacak şekilde iki katlı binalara yerleştirecek olursak her apartman 492 m2 yer kaplayacaktır. Eğer dört kişiye 743 m2’nin düştüğü A.B.D ortalamasını ele alacak olsak bile, gezegenin tüm nüfusu Teksas ve Nevada eyaletlerinin toplamı kadar bir alana rahatlıkla sığar. Geri kalan tüm topraklar ise üretim ve eğlence mekânlarına kalır.


YANLIŞ: Uçakta cep telefonu kullanmak uçuş emniyetini tehdit eder ve uçağın düşmesine sebep olur.

DOĞRU: Federal Havacılık Kurulu, 25 senedir her türlü elektronik cihazı radyo frekansının 100 katındaki parazit seviyelerinde test etti, fakat hiçbir sorun meydana gelmedi. Kurum, çalışan elektronik cihazlarla uçağın düşmesi arasında bir bağlantının kanıtlanmadığını açıkladı. Bu nedenle havayolu şirketleri bu konudaki politikalarını kendileri belirliyorlar. Uçuş sırasında cep telefonunuzu kullanırsanız uçuş ekibiyle çatışma riskini almış olursunuz ancak uçak düşmez. Bundan dolayı kimi havayolu şirketleri, uçuş sırasında cep telefonu kullanımını serbest bırakmaya başladılar.


YANLIŞ: İnsanlar yaşlandıkça huysuz ve aksi olurlar.

DOĞRU: Yeni yapılan bir çalışmaya göre 30 yaşından sonra kişilik çok fazla değişikliğe uğramıyor. Yani eğer 40’lı yaşlarınızda neşeli ve sosyal bir insansanız, 80 yaşınızda da öyle olacaksınız demektir. Bazı yetişkinlerin yaşadığı kayda değer karakter değişiklikleri ise yaşlanmaya değil, bunama veya felce bağlı olarak ortaya çıkar. 30 yaşından sonra evlenmek isteyenler için bu, dikkate almaya değer bir bilgi olabilir, çünkü böylece müstakbel eşinizin size karşı davranışlarının ilerleyen yaşlarında da değişmeyeceğinden emin olabilirsiniz.


YANLIŞ: Suşi, çiğ balıktır.

DOĞRU: Suşi çiğ balık demek değildir ve tüm suşilerin içinde de çiğ balık bulunmaz. Japonların çiğ balık için kullandıkları terim “sashimi”dir. Suşi terimi ise yemeğin içindeki pilavın ekşi bir sosla birlikte hazırlanması yöntemine gönderme yapar. Pilavda kullanılan malzemelerin arasında geleneksel olarak çiğ balık kullanılıyor olabilir, ancak bu pilavda aynı zamanda pişirilmiş deniz ürünleri, balık umurtası, yumurta veya çeşitli sebzeler de bulunur. Yosuna sarılmış suşi ve diğer malzemelerden oluşan yemekler ise suşi değil “makizushi” olarak adlandırılır.


YANLIŞ: Cep telefonu kansere neden olur.

DOĞRU: Açılan davalar ve medyada çıkan birtakım haberler, cep telefonunun kansere sebep olduğu -özellikle de beyin kanseri- efsanesini besledi. Tüketiciler daha sonra bu iddiayı yalanlayan haberleri görmemiş olabilirler, çünkü bunlar, cep telefonu tehlikesini vurgulayan haberler gibi baş sayfalardan verilmediler. Bazı çalışmalar, seyrek görülen beyin tümörü oluşumlarıyla cep telefonu kullanımı arasında bir bağlantı olabileceğini gösterdi, fakat beyin kanseriyle ilgili iddiaların geçersizliği, çeşitli çalışmalar sonucu doğrulandı.


YANLIŞ: Christopher Colombus dünyanın yuvarlak olduğunu keşfetti.

DOĞRU: Bu, milyonlarca insanın inandığı çok eski bir efsanedir. Bize aktarılan hikâyede, çevresinde bulunanların Cenevizli Colombus’un yapacağı yolculuğun başarısızlıkla sonuçlanacağına hüküm verdikleri, çünkü dünyanın sonuna gelerek oradan düşeceğine inandıkları anlatıldı. Bu, 1490’larda oluyordu. Fakat insanoğlu dünyanın yuvarlak olduğunu bundan 2000 yıl öncesinden beri, (henüz dünya üzerinde İspanya diye bir ülke olmadığı zamanlarda) yani Pitagor bu fikri ortaya attığından beri, biliyordu.

Colombus, asıl varmak istediği yeri bulamadı, fakat bu yolculuk sayesinde Amerika’yı keşfetmiş oldu. Bu da, başarısız bir yolculuk için kötü bir son sayılmaz. Dünyanın yuvarlak olduğu teorisi o kadar iyi bir şekilde kurulmuştu ki, tüm navigasyon yöntemleri bu teori üzerine temelleniyordu.


YANLIŞ: On yıl içinde dünyada hiç muz kalmayacak.

DOĞRU: Aslında bu efsanede bir gerçeklik payı bulunuyor. Şöyle ki; bazı Asya ülkelerinde, Panama hastalığı adıyla da bilinen ve muzları tehdit eden bir hastalık var. Ancak bu durum dünyadaki tüm muzları –hatta Asya’dakileri bile- yok edebilecek kadar etkili değil. Üstelik Asya’da tehdit altında olan bu muz türü, dünyada bulunan ve insanların yemesinde bir sakınca görülmeyen 300 türden yalnızca bir tanesi.


YANLIŞ: Newton, altında oturduğu ağaçtan kafasına düşen bir elma sayesinde yerçekimi kanununu geliştirdi.

DOĞRU: İnsanlık tarihine mal olmuş büyük bir buluşun göz kırpar gibi ve tamamıyla tesadüfî bir olay sonucu gerçekleştiği düşüncesi her zaman heyecan vericidir. “Eğer doğru kişi, doğru zamanda, doğru yerde olmasaydı, insanlık çok önemli bir bilgiden mahrum kalacaktı” fikrine inanmak isteriz. Newton’un yerçekimi kanununu, kafasına düşen bir elma sayesinde bulduğuyla ilgili hikâyeyi de bu yüzden severiz. Ancak işin gerçeği şöyle:

Newton’la bir elma arasında kurulan ilk ilişki, bilim adamının ölümünden 60 yıl sonrasına dayanıyor: “Bir bahçede gezinirken, elmayı ağaçtan düşüren yerçekimi kuvvetinin yerden belli bir uzaklıkla sınırlı olmadığı, bu kuvvetin çok daha büyük olduğu düşüncesi aklına geldi.” (John Conduitt)


YANLIŞ: Einstein matematik dersinde başarısızdı.

DOĞRU: Bu, hemen herkesin inandığı yanlış bir bilgidir. Kaynağı ise 1935 yılında yayımlanan bir makaleye dayanır. Matematik derslerinde başarısız olan pek çok öğrenci bu hikâyeden cesaret alarak kendileri için de bir umut olduğunu düşünseler de, işin aslı Einstein henüz daha çok küçükken dehasını kanıtlamıştı.


YANLIŞ: Margarin, plastikten yalnızca 1 molekül farklıdır.

DOĞRU: Pek çok Amerikalının bu efsaneye inanmasına rağmen her sene, yedikleri tereyağının dört katı kadar margarin tüketmesi oldukça şaşırtıcı… Her ne kadar margarin hakkında duyduğumuz çoğu negatif iddia doğru olsa da, bu efsane doğru değil. Margarin, bitkisel yağın ısıtılarak hidrojenle sertleştirilmesiyle elde edilir. Bir başka deyişle, oda sıcaklığında katı kalacak noktaya kadar doyurulur. Bundan sonra, yağa benzeyen beyaz bir görüntü vermek için başka malzemelerle karıştırılır. Sarı gıda boyası da eklenerek işlem tamamlanır. Hiçbir maddeden alınan bir molekül, margarine eklendiğinde onu plastiğe dönüştüremez.


YANLIŞ: Katolik papazlar evlenemez

DOĞRU: Bu durumu aydınlatmak için öncelikle Katolik Kilisesi’nin yapısını anlamamız gerekir. Hıristiyan âleminde farklı kiliseler vardır. Bunlardan en yaygın olanı ise Roma Katolik Kilisesi’dir. Bunun dışında Doğu Katolik Kilisesi vardır. Bu iki kilise de Papa’nın yetki sınırları içinde yer alır ve aynı doktrinlere inanır. İki grup arasında pek çok fark vardır ve bunların hepsi ibadet tarzları ve belli kurallarla ilgilidir. Doğu Kilisesi’nde papazlar evlenebilirler, ancak evli bir papaz piskopos olamaz. Aynı durum zaman zaman Roma Kilisesi’nde de yaşanır. İngiliz Kilisesi gibi diğer dinlerin rahiplerinin (eğer dinlerini reddederek Katolik olurlarsa), evli olsalar bile, papaz olmalarına izin verilir. Dolayısıyla evli papazlar Roma Katolik Kilisesi’nin her kesiminde bulunur.


YANLIŞ: Kahve, sarhoş bir insanı ayıltır.

DOĞRU: Yanlış! Alkol, vücut tarafından sabit bir oranda (bir birim olan 8 gr.’ı yaklaşık bir saatte) metabolize edilir ve bunu hızlandırmanın hiçbir yolu yoktur. Bir büyük boy birada (yarım litre) iki birim alkol vardır. Dolayısıyla iki büyük bira içerseniz, kanınızdaki alkol seviyesinin sıfırlanması dört saat alacaktır. Kahve yalnızca sizin daha uyanık bir sarhoş olmanızı sağlar. En iyisi alkolün etkilerinin kendiliğinden geçmesini beklemektir.


YANLIŞ: Ispanak insanı güçlendirir – tıpkı Temel Reis gibi!

DOĞRU: Bu efsane, ıspanağın demir açısından zengin olduğu gerçeğinden ileri gelir. Fakat tam bu noktada bir hata yapılıyor, çünkü aslında ıspanakta sanıldığı kadar çok demir bulunmaz. İster inanın ister inanmayın, bu efsane bir el yazısı hatasından kaynaklanmaktadır. 1870’de bir doktor ondalık işaretini yanlış yere koyduğu için, ıspanağı olduğundan on kat fazla demir içeriyor gibi göstermiş oldu.


YANLIŞ: Adolf Hitler vejetaryendi ve alkollü içki kullanmazdı.

DOĞRU: Çok yaygın olan bu efsane, inanılmaz derecede popülerdir, çünkü tarihin en korkunç soykırımına sebep olmuş birinin hayvanları sevmesi ve onları yememesi ironik bir durum oluşturur. Burada doğru olan tek şey Hitler’in sebze ağırlıklı bir beslenme tarzını tercih etmiş olduğudur. Ancak alman sosisi ve domuz eti yemeyi de bir o kadar severdi. İçkide ise Hitler’in tercihi bira ve sulandırılmış şaraptı.


YANLIŞ: Alexander Graham Bell telefonu icat etti.

DOĞRU: Hepimiz Graham Bell’in telefonu icat ettiği ve ilk olarak sekreteri Watson’ı aradığıyla ilgili hikâyeyi duymuşuzdur. Fakat aslında çalışan ilk telefon bundan 15 yıl önce, Alman bir mucit olan Philipp Reis tarafından icat edilmişti. “Reis Telephon” ismini verdiği bu cihazı, ilk olarak 1861’de sunmuştu. Reis Telephon, müzik notalarını oldukça net olarak, ancak insan sesini zayıf bir şekilde iletebiliyordu. İnsan sesinin tel üzerinden ilk iletiminin Reis tarafından üretilen cihazla gerçekleştirildiği su götürmez bir gerçek. Ancak buna rağmen bütün övgüyü Bell alıyor.


YANLIŞ: Zıplayamayan tek memeli hayvan fildir.

DOĞRU: Öncelikle, yetişkin fillerin zıplayamadığını söylememiz gerek; tabii zıplamaktan kastedilen, hareketsiz pozisyondayken kendini yukarı doğru ittikten sonra bütün ayakların aynı anda havada olması durumuysa eğer… Fakat zıplayamama konusunda tek olduğuyla ilgili popüler efsanenin aksine, bu beceriksizlik yalnızca file ait değildir. Örneğin, Amerika’ya özgü, ismini “tembellik” kelimesinden (sloth) alan bir hayvan, yaşam tarzıyla da uyumlu olarak, zıplayamaz. Ayrıca, gergedan ve su aygırı da zıplayamayan memelilerdir, fakat fillerin aksine, koşarlarken dört ayaklarını birden aynı anda yerden kesebilirler.


YANLIŞ: Bir köpek yılı yedi insan yılına eşittir.

DOĞRU: Köpek yaşını insan yaşına eşitlemek için yapılan bu hesapta, normalde insanlarda 78 olan ortalama yaşam süresi, köpeklerde –insan yaşı cinsinden- 90’a kadar çıkar. Üstelik farklı köpek türlerinin ortalama yaşam süreleri büyük farklılıklar (6 yıldan 13 ve daha fazlası yıla kadar) gösterir. Ayrıca köpeklerin “çocukluk”ları oldukça kısa sürerken, orta yaş dönemleri oldukça uzundur. Dolayısıyla köpek yaşını insanınkiyle 1’e 7 şeklinde karşılaştırmak yanlıştır.


YANLIŞ: Kutup ayıları solaktır.

DOĞRU: Bu efsanenin nerden çıktığı tarihin karanlık dehlizlerine gömülmüştür. Hayatlarını kutup ayılarını araştırmaya adamış bilim adamları, bu hayvanların iki ellerini de aynı beceriyle kullanabildiklerini gözlemlemişlerdir. Bu efsanenin yayılma sebebi belki de, kutup ayılarının sol ellerini çok iyi kullanabildiklerini gören fakat sağ elleriyle de aynı şekilde çalışabildikleri gerçeğini göz ardı eden insanlar olabilir.


YANLIŞ: Çin Seddi uzaydan çıplak gözle görülen tek insan yapısıdır.

DOĞRU: Bu iddia pek çok açıdan yanlıştır. Öncelikle, dünyaya, Çin Seddi’ni görebilecek kadar yakın bir noktada bulunuyorsanız, karayolu ağlarını ve insan yapımı daha birçok objeyi görebiliyorsunuz demektir. Bir başka deyişle yalnızca Çin Seddi’nin göründüğü belli bir uzaklık yoktur. Dünyadan birkaç bin kilometre yüksekte ise insanoğlu tarafından yapılmış hiçbir şeyi görme olanağı yoktur.


DOĞRU: Hiç büyük ayaklı bir adamın vücudundaki başka uzuvlarının da büyük olabileceğini düşündünüz mü? Kimileri bir erkeğin ayak büyüklüğüne bakıp cinsel organının da büyük olabileceği kanaatine nereden varıyor. Kimileri de el ve burnun buna işaret ettiğini düşünüyor. Bu fikrin kökenini bilimsel verilere dayandıranlar da yok değil. Kanada'da yapılan bir araştırmada 60 erkeğin penis uzunluğu ile boy ve ayak uzunluğu arasında az da olsa bir ilişki olduğu belirlenmiş. Ancak daha büyük kapsamlı bir araştırmada farklı bir sonuç ortaya çıkmış. İki ürolog tarafından yapılan araştırmada 104 erkeğin ayak numaraları ve penis boyları incelenmiş ve aralarında herhangi bir bağ kurulamamış. Araştırmalar aynı zamanda penis ve parmak uzunluklarının da birbiriyle ilişkili olmadığını gösteriyor. İstediğiniz kadar erkeklerin ayaklarına ve ellerine bakabilirsiniz, ama onlar size 'boyunu' söylemeyecekler, bunu aklınıza yazın.


DOĞRU: Fıtık teknik olarak kasık ya da belinizdeki kasların duvarında bir açılma ya da zayıflamadır. Bir şeyleri kaldırmak fıtığa yol açmaz. Yine de ağır bir şey kaldırdığınızda bu sizin karın bölgenizdeki baskıyı artıracaktır. Eğer zaten fıtığınız varsa bu tarz bir baskı belinizdekilerin deliklerden fırlamasına yol açabilir. Bir şey kaldırmak bu dışarı doğru şişkinliklerin daha kalıcı ve görünür hale gelmesini sağlayabilir.


DOĞRU: Hem insan hem de köpek ağızlarında aynı bakteri oranına sahip. Köpeğin ağzının insanınkinden daha temiz olduğu miti, muhtemelen tıp literatüründen geliyor. İlk dönem araştırmalarına göre insan ısırığı ile oluşan yaraların mikrop kapma olasılığının köpek ısırığından daha fazla olduğunu göstermişti. Fakat daha sonra yapılan araştırmalar insanlarla köpeklerin ağzında aynı düzeyde bakteri olduğunu gösterdi.


DOĞRU: Ortalama olarak bir erkeğin 16 saat uyanık olduğunu düşünülürse, her erkeğin seksi günde 8 bin defa düşünmesi gerekirdi. Bu, bir insanın uyanıkken aldığı nefesten bile daha çok. Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre erkeklerin yüzde 54'ü seksi her gün veya günde birkaç defa düşünüyor. Araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 43'ü ise ayda veya haftada birkaç defa düşünüyor. Katılımcıların yüzde dördü ise ayda bir defa düşünüyor. Aynı soru kadın katılımcılara sorulduğunda yüzde 19'unun her gün veya günde birkaç, yüzde 67'sinin ayda veya haftada birkaç ve yüzde ondördününse ayda bir defa düşündüğünü ortaya koyuyor. Kadınlar erkeklere göre daha az seks düşünüyor. Ancak aradaki fark erkeklerin düşündüğü kadar çok değil.


DOĞRU: Anneniz muhtemelen evden çıkmadan önce size hep "Bereni almayı unutma" demiştir. Hatta Amerikan Ordusu'nun rehberinde bile vücut ısınızın yüzde 40'i ila 50'sinin başınızdan kaybolduğu yazmakta. Eğer bu doğru olsaydı kış mevsiminde başımıza bir şapka takıp, pantolon giymeden dolaşabilirdik. Muhtemelen bu yanlış bilinen teorinin kökeni ise 50 yıl önce yapılan askeri bir araştırmaya dayanıyor. Kutuplarda hayatta kalmalarını sağlayacak elbiseler verilen deneklerin vücut ısılarını nasıl kaybettikleri ölçülmüş. Tabii deneklerin açıkta kalan tek yeri başları olduğu için en çok ısıyı da başlarından kaybetmişler.


DOĞRU: Birçoğu bu durumun kalp krizine, şoka ya da beyinde hasara yol açacağını düşünüyor. Bir uyurgezeri uyandırmak onları korkutabilir ve akıllarını karıştırabilir hatta bu duygularla size zarar vermeye de kalkabilirler. Dolayısıyla bir uyurgezeri uyandırmadan yatağına götürürseniz bu yapacağınız en iyi şey olur. Ama onları uyandırırsanız ne kalp krizi ne de felç geçirirler.


DOĞRU: Şu ana kadar en az 12 ayrı çalışma çocukların yiyeceklerinin içindeki şeker seviyesini araştırdı. Fakat hiçbiri az şeker yiyen ya da çok şeker yiyen çocukların davranışları ile arada bir bağlantı kuramadı. Bu araştırmalarda şekerlemeler, çikolata ve doğal şekerler baz alındı. Şekere hassasiyeti olduğu düşünülen çocuklarla yapılan araştırmalarda bile çocuklar, şeker diyeti yapanlardan farklı bir davranış sergilemedi.


DOĞRU: Sağlık dergileri, yeme alışkanlığınızı değiştirmenizi söylüyor. Öncelikli olarak da gece yemek yememeniz gerektiği. Eğer yatağa gitmeden önce yemek yerseniz, pek çok kaloriyi yakmayacağınız ve metabolizmanızın geceleri yavaşladığı anlatılıyor. Yapılan pek çok araştırma, asıl önemli olanın günün hangi zamanında değil ne kadar yediğinizin önemli olduğunu ortaya koyuyor. Mesela İsveç'te yapılan bir araştırmaya göre 86 obez erkek ve ortalama ağırlıktaki 61 kadın arasında, ne zaman yemek yediklerine bakılarak bir fark olmadığı ortaya çıkmış. Aşırı kilolu 2.500 hasta arasında yapılan bir araştırmaya göre de günde üç öğünden fazla yemenin obeziteyle bir ilgisi olmadığı belirlenmiş. Aslında yapmanız gerekn çok basit; vücudunuzun yaktığından daha az kalori alın.


DOĞRU: Sakız, sakız mayası, tatlandırıcı, aroma ve renklendiricilerden oluşuyor. Sakız mayası sindirimi zor bir şey ve mideniz diğer yiyecekleri sindirdiği kadar kolay sindiremiyor onu. Yine de sindirim sisteminizin yuttuğunuz şeylerle başetme konusunda başka bir çözümü var. Sonuçta tam olarak sindiremediğimiz birçok şey yiyoruz. Bağırsaklarınız bu gibi şeyleri dışarı atabileceği hale gelene kadar içeride hareket ettiriyor, Muhtemelen birkaç gün sonra da boşaltım sisteminiz yuttuğunuz sakızı dışarı atmış oluyor. Yine de çok kısa sürede çok fazla ya da devaba boyutlarda sakız yutarsanız (ki bu çok çok nadir görülebilecek bir durum) sindirim sisteminiz tıkanabilir.


DOĞRU: Eğer "uzman"ları dinleyecek olursanız, idrarınızın soluk renkte sarı ve temiz olması gerekmekte. Eğer rengi koyuysa, mutlaka vücudunuz su kaybetmiştir ve günde altı ya da sekiz bardak su içmeniz gerekmektedir. Bu yarı yarıya doğrudur. Az su içerseniz idrarınızın rengi koyulaşır. Ancak sarı renkteki ürinin vücudunuzda su kaybı olduğunu göstermez. İdrar rengi kişiden kişiye göre değişir. Bu, daha çok ürinin ozmolalitesiyle ilgili bir durumdur. Bu da sıvının içinde ne kadar çok şeyin çözüldüğüyle ilgilidir. Eğer doktorunuz böbrek taşları gibi tıbbi nedenlerden dolayı idrarınızın rengini açmanızı söylüyorsa, bunu yerine getirin.


DOĞRU: Bu düşünce sadece bir illüzyondan ibarettir. Siz öldükten sonra vücudunuz kuruyor, deriniz kuruyor ve küçülüyor, buna saç ve tırnak da dahil. Hormonların karışımına ihtiyacı olan saç ve tırnak, beden öldükten sonra yaşayamaz yani uzayamaz.


DOĞRU: Çoğumuzu yere düşen yemeği beş saniye geçmeden yersek bir şey olmayacağı görüşünde. (Tabii bunu umumi tuvaletlerde yapmadığınızı varsayıyoruz) Fakat bilim adamları ve mikrobiyolojistler, bir seri deney sonucunda bir bakterinin yemeği derhal sardığını ve bunun kusma etkisi yaratacak kadar güçlü olduğunu söylüyor. Bilimadamları tıptaki adıyla 'Salmonella typhimurium'dan bahsediyor. Bu kirli bakteri, halıda, ahşap üzerinde hakimiyetini çoktan ele geçirmiş bir kere. Üstelik 4 hafta boyunca da canlı kalabilme özelliğine sahip.


DOĞRU: İnsanlar buna 100 yıldır inanıyor. Ama bu aynı zamanda şu demek: İnsanlar 100 yıldır yanılıyor. Yapılan araştırmalarda, çekilen MR filmlerinde teknik olarak böyle bir şeyin mümkün olmadığı görülüyor. Yani beynin aktif olmayan, bir başka deyişle sessizliğe gömülen hiçbir yeri yok. Beynimiz son derece meşgul. Aslında beynimizin yüzde yüzünü kullanıyoruz.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler