‘Bulaşık yıkarken hep elektrik çarpıyordu’

Adana'nın Aladağ ilçesinde 11'i öğrenci 12 kişinin yaşamını yitirdiği Süleymancılar cemaatine ait kız yurdu yangını faciasında, haklarında 15'er yıla kadar hapis cezası istenen 7 sanığın yargılanmasına devam edildi. Duruşmaya katılan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, sanıkların 'kasten öldürmek'ten yargılanmaları gerektiğini söyledi.

17 Temmuz 2017 23:07
PAYLAŞ
TWITTER

Yangından yaralı olarak kurtulan Sema Karataş ifadesinde, olaydan 2 ay önce yurtta kalmaya başladığını, yurdun temizlik ve yemek işleriyle kendilerinin ilgilendiği bu konuda bir görevlinin bulunmadığını söyledi.

Yangın sırasında 3'üncü katta olduğunu belirten Karataş şunları anlattı:

"Yangın sırasında yangın merdiven kapıları kapalı ve üzerinde kol yoktu. Etüt odasına bir koku ve duman geldi. 3'üncü katın penceresinden atladım, altta battaniye tutuyorlardı. Yangınla alakalı bir tatbikat yapıldığını da hatırlamıyorum. Belletmen öğretmenin birisi yangın kapılarının anahtarını yanında taşırdı. Yurtta elektrik kesintisi olurdu. Bize öğretmenler 'su ısıtıcısı kullanmayın' derlerdi çünkü arada bir sigorta atıyordu. Bulaşık yıkarken beni hep elektrik çarpıyordu. Bu durumu belletmen Gülsüm Hanım'a ilettim. Bana 'Olabilir düzelir' dedi.Sanıkların hepsinden şikayetçiyim cezalandırılmalarını istiyorum."

Duruşmada salonunda tutuklu sanık Mahir Kılıç vekilinin müşteki Sema Karataş'a yönelik, "Bu yurt olmasaydı eğitim hayatına devam edebilecek miydiniz?" sorusu kısa süreli tartışma çıkmasına neden oldu.

İTFAİYEDE 2 KİŞİ VARDI

Savunma tanığı olarak dinlenen Kazım Kocagöz ise evinin yurda 1 kilometre uzaklıkta olduğunu belirterek şöyle konuştu:

"Eşim yangın sırasında yurttaydı Cumali Genç'in (müdür) eşi ile birlikte oturmaktaydı. Ben hemen arabama binip itfaiyeye gittim. İtfaiyede 2 personel vardı. Bir itfaiye aracı ve bir personel benim arkamdan geldi. Yalnız itfaiyede şu sıkacak kimse yoktu. Yurdun önüne vardığımızda çığlık vardı. Merdiven yoktu. Biz ikinci kattaki yaralıları kurtardık. Komşulardan merdiven aldık. Diğer katlara merdiven ulaşmadı."



YURT MÜDÜRÜ: DERNEK YÖNETİCİLERİNİN KUSURU YOK

Tutuklu sanıklardan Cumali Genç ise yurt müdürü olduğunu, yurdun yönetiminden sorumlu olduğunu ve diğer dernek yöneticilerinin kusuru olmadığını belirterek, "Yangın bina girişindeki TEDAŞ kontrolünde olan sayaçta çıkmıştır" dedi. Bu sayacın bulunduğu alana müdahale etme durumlarının olmadığını savunan Genç sözlerini şöyle sürdürdü:

"İstanbul Teknik Üniversitesi'nin bu yangınla alakalı raporunda şunlar denilmektedir; 'Ana panonun arkasındaki ikinci pano tutuşmuştur.' Bunun sebebi olarak da yüksek seviyede elektrik çekiminden bahsediliyor. Ancak o gün yüksek elektrik çeken cihaz yoktur. Eğer biz sigorta amperini arttırsak zaten otomatikman yangın çıkardı. Yangın kurtarma işini biz yaptık. Benim yavrum da bu yangında vefat etti. Benim bir kusur ve ihmalim yoktur. Tahliyemi talep ediyorum."

Tutuklu sanık Mahir Kılıç ise yurt müdürünün beyanlarına katıldığını ve yurt yönetimiyle kendisinin bir alakasının olmadığını belirterek 8 aydır tutuklu olduğunu tahliyesini ve beraatini istedi.

Mahkeme heyeti Türkiye Barolar Birliği ve STK'ların duruşmaya katılma taleplerini reddedip, 7 sanıktan tutuklu bulunan 6 sanığın tutukluluğuna devam kararı verip duruşmayı erteledi.

FEYZİOĞLU: DAHA KALABALIK GELECEĞİZ

Aladağ yangın faciasının sanıklarının yargılandığı davanın 2'nci celsesi yaklaşık 8 saat sürdü. Duruşma çıkışında açıklama yapan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, "Sanıkların tutukluluk haline devamına karar verildi. Böyle de olması gerekiyordu. Bu işin sadece yurt müdürüne yıkılarak, dernek yöneticilerinin işin içinden sıyrılmasını doğru görmüyoruz ve buna da izin vermeyeceğiz. Bir sonraki celseye daha kalabalık geleceğiz" diye konuştu.

DHA