Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Muhtarlar Toplantısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (1) - "Afrin olayını çözeceğiz, İdlib'i aynı şekilde çözeceğiz ve mülteci kardeşlerimiz tekrar kendi topraklarına, kendi evlerine dönsün istiyoruz. 3,5 milyonu herhalde biz burada ilanihaye saklayacak halimiz yok. Onlar da zaten bir an önce kendi topraklarına dönmek istiyorlar" - "2019 yılındaki muhtarlık seçimleri her zamankinden çok daha farklı geçecektir. Muhtarlık kurumunun itibarının ve gücünün artmasına paralel şekilde bu görevlere daha çok kişi talip olacak, rekabet de kaliteyi yükseltecektir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Afrin olayını çözeceğiz, İdlib'i aynı şekilde çözeceğiz ve mülteci kardeşlerimiz tekrar kendi topraklarına, kendi evlerine dönsün istiyoruz. 3,5 milyonu herhalde biz burada ilanihaye saklayacak halimiz yok. Onlar da zaten bir an önce kendi topraklarına dönmek istiyorlar." dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen "45. Muhtarlar Toplantısı"nda, Afyonkarahisar, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Manisa, Muğla, Niğde, Osmaniye, Trabzon ve Van'dan gelen muhtarlara hitap etti.

Konuşmasına tüm muhtarları selamlayıp, "Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne, milletin evine hoşgeldiniz" diyerek başlayan Erdoğan, 45. muhtarlar toplantısında bir arada olduklarını belirtti. Erdoğan, üçüncü yılını geride bıraktıkları toplantıların hayırlara vesile olmasını temenni etti.

Erdoğan, demokrasi piramidinin seçilmişler bakımından ilk basamağını teşkil eden muhtarlarla bu piramidin zirvesini temsil eden cumhurbaşkanlığı arasında tesis ettikleri sıkı bağın bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğine inandığını ifade etti. Erdoğan, toplantıların hayırlı bir sonucunun da muhtarlık müessesesinin zaten hakkı olan bir konuma gelmesinin sağlanması olduğunu vurguladı.

Muhtarların, kendilerine olan güvenlerini boşa çıkarmayarak gayret ve ferasetleriyle bu konumu daha da güçlendirmelerini isteyen Erdoğan, "Unutmayınız ki 2019 yılındaki muhtarlık seçimleri her zamankinden çok daha farklı geçecektir. Muhtarlık kurumunun itibarının ve gücünün artmasına paralel şekilde bu görevlere daha çok kişi talip olacak, rekabet de kaliteyi yükseltecektir. Bunun için tüm muhtarlarımızın mahallelerine hizmet getirme, mahalle halkının gönlüne girme konusunda çok daha fazla çaba sarf etmesi gerekiyor." diye konuştu.

Son muhtarlar toplantısında, tüm muhtarlıkların hazinenin tahsis edeceği araziler üzerinde valilik ve kaymakamlıklar öncülüğünde kendi binalarına sahip olacakları müjdesini verdiğini anımsatan Erdoğan, "Böylece maaşlarının düzeltilmesinden, sigorta primlerine ve silah ruhsatlarına kadar her türlü sorunlarını çözdüğümüz muhtarlarımızın faaliyetlerini kurumsal hale getirme imkanı olacak. Muhtarlık bölgelerinin gözden geçirilerek, mahalle ve köylerin hakiki anlamda yönetilebilir yerleşim birimleri haline dönüştürülmesiyle bu süreç çok daha anlamlı hale gelecektir." ifadesini kullandı.

- "Altın kıymetinde yıllarımız heba oldu"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bu önemli kurumunu daha da geliştirmek ve güçlendirmek için yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Türkiye, her alanda büyüdükçe, güçlendikçe önümüze çıkan sıkıntıların, sorunların çapı da artıyor. Daha düne kadar ekonomik derinliği birkaç milyar dolardan ibaret olan, diplomatik derinliği kendi büyükelçiliklerinin kapısında biten, siyasi derinliği hükümetlerinin ömrü gibi birkaç ayla sınırlı olan bir ülkeydik. Kimsenin Türkiye'de kriz çıkarmak için uğraşmasına gerek yoktu çünkü biz kendi başımıza yeteri kadar krizi musallat edebiliyorduk, bu şekilde altın kıymetinde yıllarımız heba oldu gitti.

Geçtiğimiz 15 yılda tüm sabotajlara, oyunlara senaryolara saldırılara rağmen büyük bir titizlikle koruduğumuz güven ve istikrar ortamı sayesinde bu kısır döngüyü hamdolsun kırmayı başardık. Ekonomide ülkemizi 3,5 kat büyütürken, demokrasimizin standartlarını ileriye doğru götürürken bölgesel ve küresel bir güç olarak da sürekli yükseldik."

Son 15 yılın ilk 10 yılında daha ziyade iç kaynaklı istikrarsızlık çıkarma gayretlerinin son 5 yılda çok daha farklı bir görünüm kazanmaya başladığına işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yıllar boyunca ülkemiz içinde örgütlenmiş ihanet odakları birbirinin ardı sıra harekete geçirildi. Bu gayeyle fetonun emniyet, yargı, ordu, iş dünyası ve diğer alanlardaki tüm gücünü ve imkanlarını seferber ettiğini gördük. PKK'nın tarihinde olmadığı kadar yoğun ve cüretkar saldırılara giriştiğini, şehirlerimizi işgale yeltendiğini gördük. Sınırlarımızın yanı başında ortaya çıkan en büyük insanlık ve İslam düşmanı örgüt olan DEAŞ bir yerlerden emir verilmişcesine ülkemize saldırmaya başladı. Pek çok uluslararası örgütte aynı anda ve benzer argümanlarla ülkemiz aleyhinde bir hava oluşturuldu. Avrupa Birliği'nin verdiği tüm sözleri çiğnemek pahasına ülkemize cephe alması da aynı döneme denk geliyor. Irak ve Suriye başta olmak üzere, bölgemizde yaşanan insani krizlerin bir ucu hep gelip ülkemize dayandı, dayandırıldı.

Bizim meşrebimizde dostlarına, kardeşlerine, komşularına sırt dönmek yoktur. Bunun için oynanan oyunu görmemize rağmen zulümden ve ölümden kaçan tüm kardeşlerimize sınırlarımızı ve kalbimizi açtık. Şartların normale dönmesi, bölgemizin huzura ve güvene kavuşması için çok bekledik fakat İslam adına Müslümanları katleden bir terör örgütü bahane edilerek, bir başka terör örgütünün bölgemizde palazlandırıldığını görünce artık daha fazla bekleme imkanımız kalmadı."

Erdoğan, Türkiye'yi meşgul etmek, dikkatini ve enerjisini başka tarafa yöneltmek için kurulan tuzakları birer birer bozarken asıl hedeflerinden de kopmadıklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fırat Kalkanı Harekatı ile DEAŞ ve bölücü terör örgütüne karşı ilk fiili müdahalemizi başlattık. 3 bine yakın DEAŞ'lıyı derdest ettik. Rai, Cerablus, El-Bab, 2 bin kilometrekarelik bu alanı kontrolümüz altına aldık ve 135 bin Türkiye'deki Suriye'den gelen mülteci kardeşlerimizin tekrar topraklarına dönmesini sağladık." dedi.

Bu bölgeleri imar ettiklerini ve güvenliğini de Özgür Suriye Ordusu ile Türk askerinin sağladığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte şimdi de aynısını Afrin'de yapalım istedik. Şu anda Afrin operasyonunun arkasında ne var? Afrin olayını çözeceğiz, İdlib'i aynı şekilde çözeceğiz ve mülteci kardeşlerimiz tekrar kendi topraklarına, kendi evlerine dönsün istiyoruz. 3,5 milyonu herhalde biz burada ilanihaye saklayacak halimiz yok. Onlar da zaten bir an önce kendi topraklarına dönmek istiyorlar. Bir kısmı burada kalabilir ayrı bir konu ama bu gerçeği de görelim."

(Sürecek)

Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler