Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (3)

"(Suriye'de) Rejimle herhangi bir temasımız söz konusu değil, şu anda öyle bir temasın kurulması da söz konusu değil" - "Biz Amerika Birleşik Devletleri ile güvenin yeniden tesisi için bir çaba içerisindeyiz ama bu güveni sağlayacak olan da aynı zamanda Amerikan yönetiminin sahada atacağı somut adımlardır"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Suriye'deki Esed rejimiyle görüşülmesi konusuna yönelik, "Rejimle herhangi bir temasımız söz konusu değil, şu anda öyle bir temasın kurulması da söz konusu değil." dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün grup toplantısında 2014'te Mardin'de bir yerel mahkemenin PYD ve YPG'nin terör örgütü olduğu yönünde karar verdiğini, bundan sonra 8 ay sonra ise Salih Müslim'in Türkiye'ye davet edildiğini söyledi ve AK Parti için 'teröre yardım ve yataklıktan' dava açacaklarını dile getirdi. Bu konudaki yorumunuz ne olur?" sorusu üzerine Kalın, şunları söyledi:

"Öncelikle Sayın Kılıçdaroğlu'nun PYD/YPG'nin bir terör örgütü olduğunu dünkü konuşmasında net bir şekilde ifade etmesi memnuniyet verici ama gecikmeli bir şekilde bu açıklamanın Sayın Cumhurbaşkanımızın birçok çağrısından, meydan okumasından sonra yapması da manidar. Şunu da göz ardı etmemek lazım hala Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde PYD'ye, YPG'ye 'terör örgütü' diyemeyen hatta dolaylı olarak onlara destek veren, arka çıkan bir takım seslerin olduğunu da görüyoruz. Umarız bu konuda da Sayın Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı sıfatıyla gerekli adımları atacaktır."

Kalın, Türkiye'nin şu an terörle mücadele noktasında son derece kararlı, kapsamlı bir operasyon yürüttüğüne dikkati çekerek, "Bizim bütün enerjimizi teksif etmemiz gereken bu birlik, beraberlik duygusu içerisinde terörün her türüne karşı, DEAŞ, PYD, PKK, El Kaide, Boko Haram olur, DHKP-C olur, kimliği, ideolojisi ne olursa olsun, ister din ister etnisite ister ideolojik temelli olsun, bunlara karşı net bir mücadele verilmesidir." ifadesini kullandı.

- "Rejimle herhangi bir temasımız söz konusu değil"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Suriye'deki Beşşar Esed rejimiyle görüşülmesi gerektiği şeklindeki sözleri anımsatılarak, Türkiye'nin önümüzdeki günlerde rejimle bir temasın söz konusu olup olmayacağına ilişkin soruya, "Bu bize birçok defa soruldu. Bu konuda çok açık ve net tavrımızı baştan beri ortaya koyduk. Bizim rejimle herhangi bir temasımız söz konusu değil, şu anda öyle bir temasın kurulması da söz konusu değil." yanıtını verdi.

Kalın, Suriye'nin birlik ve beraberliğini sağlayacak bir devlet yapısı ve liderliğin ortaya çıkmasının Suriye'nin geleceği açısından büyük önem taşıdığına işaret ederek, bu konunun en son Soçi'deki üçlü zirvede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye açık bir şekilde ifade edildiğini belirtti.

Siyasi geçiş süreci hayata geçirilirken Suriye'nin birlik, beraberliğini sağlayacak bir ismin, yapının öne çıkmasının hem meşruiyet hem de gelecekte ortaya çıkabilecek başka sorunları önlemek açısından büyük önem arz ettiğini vurgulayan Kalın, "Yani bizi, Sayın Kılıçdaroğlu da dedi 'Rejimle oturun hemen pazarlık yapın, görüşün' tarzı böyle bir yönlendirme şeklindeki yaklaşımların çok gerçekçi olmadığını ifade etmeliyiz. Zaman zaman bize 'ya o ya bu' gibi dayatmaların yapıldığını, ölümü gösterip sıtmaya razı edilmeye çalışıldığını biz defa daha önce de gördük. Biz burada onların bize ne söylediği ya da bize ne dayattığından ziyade kendi ulusal çıkarlarımız çerçevesinde bu kararları alırız ve bunları da kararlı bir şekilde uygularız." dedi.

- "Rejim dediğimiz unsur da bu oyunun bir parçası haline gelmiş durumda"

Ne Suriye'de herhangi bir toprak parçasını işgal etmek ne de oradaki terör yapılarına verilen desteği görmezden gelmelerinin söz konusu olduğunun altını çizen Kalın, öncelikli hedeflerinin Suriye topraklarının bütünüyle terör örgütlerinden temizlenmesi ve siyasi geçiş sürecinin sürdürülebilir şekilde hayata geçirilmesi olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bununla ilgili Astana süreci çerçevesinde Rusya, İran ve diğer bölge ülkeleriyle ve diğer taraftan da uluslararası koalisyonla Avrupa Birliği, ABD bu koordinasyonu sağlamaya çalıştıklarını aktararak, şöyle devam etti:

"Suriye sahasında çok değişik şeyler yaşanıyor. Yeni vekalet savaşları hayata geçirilmeye çalışılıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin PYD ve YPG'ye verdiği destek maalesef bunun örneklerinden bir tanesi. DEAŞ tehdidi ortadan kalktıktan sonra hala bu desteğin devam ediyor olması, Amerikan Başkanı Sayın Trump'ın yaptığı açıklamalara, Cumhurbaşkanımızla telefonda bizzat ifade ettiği konulara, verdiği sözlere rağmen bu desteğin devam etmesi şüphesiz kamuoyunda da akla başka sorular getiriyor. Yani niyetin sadece DEAŞ'la mücadele olmadığı, daha uzun vadeli bir askeri mevcudiyet elde etmek için birtakım planların yapıldığı şeklinde sorulara, soru işaretlerine yol açıyor.

Bu öncelikle tabii bizi doğrudan ilgilendiren bir konu çünkü hemen yanı başımızda, sınırımızda yaşanan bazı gelişmeler bunlar. Bir diğer önemli konu da burada Suriye'nin toprak bütünlüğünü tehdit edecek birtakım paylaşımların yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Rejim dediğimiz unsur da bu oyunun bir parçası haline gelmiş durumda. Dolayısıyla bu tarz bir doğrudan temas, görüşme şu anda bizim zaten gündemimizde yok. Cumhurbaşkanımızın da bu konudaki tavrı baştan beri hep net oldu. Bunda da herhangi bir değişiklik söz konusu değil."

- Tillerson ve McMaster'ın ziyaretleri

İbrahim Kalın, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Ulusal Güvenlik Danışmanı H. R. McMaster'ın Türkiye'ye yapacakları ziyarete ilişkin soru üzerine, Tillerson'ın kendi talepleri üzerine, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun misafiri olarak geleceğini ve muhtemelen Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da kabul edileceğini bildirdi.

McMaster'la ise bir süredir kendisinin telefon trafiğinin bulunduğunu anımsatan Kalın, şunları ifade etti:

"O çerçevede kendisi ülkemizi ziyaret edecek. Benim misafirim olarak gelecek ve Suriye, Irak, terörle mücadele başta olmak üzere Türk-Amerikan ilişkilerini ilgilendiren temel konuları etraflı bir şekilde ele alacağız. Bu ziyaretler tabii önemli çünkü biz Amerika Birleşik Devletleri ile güvenin yeniden tesisi için bir çaba içerisindeyiz ama bu güveni sağlayacak olan da aynı zamanda Amerikan yönetiminin sahada atacağı somut adımlardır.

PYD'ye verilen destek meselesini, Amerika'daki FETÖ yapılanması konusunu, New York'ta devam eden Hakan Atilla, Halkbank davasını hepimiz biliyoruz. Bunlar Türk-Amerikan ilişkilerini gölgeleyen, zehirleyen ve müttefiklik ilişkisine sığmayan uygulamalar. Biz bunların bir an önce sona erdirilmesini ve ilişkilerimizin tekrar müttefiklik ilişkileri çerçevesinde, güven esasına dayalı bir zeminde ilerlemesini arzu ediyoruz."

Bunun için Amerikan yönetiminden birtakım somut beklentilerinin olduğunu vurgulayan Kalın, buna örnek olarak PKK terör örgütü ile mücadelede anlık istihbarat paylaşımı, operasyonların koordinasyonu ve diğer konuları gösterdi.

Kalın, "Fakat maalesef bugüne kadar bu son derece açık ve net olan mevzuda bile biz çok somut, elle tutulur, sahaya yansıyan adımlar maalesef şu ana kadar görmedik. Bunları görmek istiyoruz, kapıyı tabii ki tamamen kapatmıyoruz. Sayın Tillerson ve McMaster'ın yapacağı ziyarette de bu konuları etraflı bir şekilde yine ele alacağız." dedi.

- "Gerekli planlamayı yapan kurum bellidir"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bir gazetecinin "CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 'Afrin'e girilmemeli, daha derine inmeye gerek yok' diyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise 'Önce ÖSO girsin sonra Türk Silahlı Kuvvetleri girsin' açıklaması yapıyor. Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine şunları aktardı:

"Afrin operasyonu ile ilgili gerekli planlamayı yapan kurum bellidir, Türk Silahlı Kuvvetleridir, Milli İstihbarat Teşkilatımızdır, ilgili güvenlik birimlerimizdir. Onların yaptıkları planlamalar çerçevesinde bu harekat gayet başarılı bir şekilde yürütülüyor. Bundan sonra da böyle devam edecektir. Tabii ki bu tip görüşler dile getirilebilir, biz bunlara saygı duyarız ama aslolan askerimizin, istihbarat birimlerimizin sahadaki bilgiler ışığında ortaya koyduğu planlar ve bunların uygulanmasıdır. Dolayısıyla 'oraya girelim, buraya girmeyelim' tarzı değerlendirmeleri, öncelikle bırakalım ilgili makamlar, bu işin uzmanı olan birimlerimiz yapsınlar."

- AB'ye vize muafiyeti

Kalın, AB'ye vize muafiyetiyle ilgili 72 kriterin tamamlandığının anımsatılarak, terör tanımı üzerindeki tartışmanın nasıl aşıldığına ilişkin soruya karşılık ise bu konuda baştan beri Türkiye'nin terörle mücadelesini zaafa uğratacak hiçbir tasarrufun içerisinde olmayacaklarını açık ve net bir şekilde AB tarafına ilettiklerini belirtti.

Bu süreçte yaşanan gelişmeleri anımsatan Kalın, "Bu maalesef tamamen Avrupa Parlamentosu'nda konunun biraz popülist kaygılarla başka bir zemine taşınması ile ortaya çıktı. Halbuki ilgili birimler bu konuyu gayet soğukkanlı, olgun bir şekilde müzakerelerini yürütmekteydiler. Bu ne zamanki Avrupa Parlamentosu'na taşındı, o dönemin Avrupa Parlamentosu Başkanı bu konuyu bir siyaset malzemesi haline getirdi, başka gerekçelerle niye olduğunu da az çok tahmin ediyorsunuz ve konu bir anda 'Türkiye bunu yapar mı yapmaz mı? Yapmazsa şöyle olur' tarzı bir tartışmaya döndü." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mayısta Brüksel'deki NATO zirvesi çerçevesinde AB ülkeleri liderleriyle yaptığı görüşmede de bu konunun etraflı bir şekilde ele alındığını ve yapılan çalışmada da neticelendirildiğini belirten Kalın, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Detaylarına girmeden şunu söyleyeyim bizim kendi terörle mücadele yasalarımız çerçevesinde Türkiye'nin terörle mücadelesini zaafa uğratacak herhangi bir tasarrufa imkan vermeden ya da kapı aralamadan birtakım düzenlemeler yapıldı ve bu AB tarafına iletildi. Bizim şu anda beklentimiz, Türkiye'nin bu önceliklerini de dikkate alarak, terörle mücadele eden NATO müttefiki bir ülke olarak bu değerlendirmeleri hızlıca tamamlamaları ve Shengen uygulamasına bir an önce geçilmesi."

Yapılan çalışmanın gayet iyi, kapsamlı ve bütün tarafların ihtiyaç ve beklentilerini karşılar mahiyette bir çalışma olduğuna işaret eden Kalın, Türkiye'nin vize serbestisi konusunda üzerine düşenleri zaten yaptığına ve bu konunun da aslında 2-2,5 yıl önce uygulamaya geçmesi gereken fakat AB içerisindeki bir takım siyasi hesaplar nedeniyle uzatılan bir konu olduğuna dikkati çekti.

Kalın, şunları kaydetti:

"Biz şimdi gerekli adımları da zaten attık ama AB makamları da eminim, beklentimiz de o yönde Türkiye'nin terörle mücadeledeki önceliklerini dikkate alarak, bir değerlendirme yapacaktır. Çünkü Türkiye'nin terörle mücadelede zaafa düşmesi aynı zamanda Avrupa güvenliğinin de tehlikeye düşmesi demektir. Bunu da en iyi Avrupalı yetkililer biliyorlar. Dolayısıyla biz gene bunu pozitif bir yaklaşımla eğilmek, bakmak ve sonuçlarını en kısa sürede görmek istiyoruz."

(Sürecek)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler