DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 3

1- BAŞBAKAN YILDIRIM: DİDİM AÇIKLARINDA KAYALIKLARA BİR YUNAN BAYRAĞI DİKME GİRİŞİMİ OLDU Haber: Taner YENER - İhsan YALÇIN - Kamera: İdris TİFTİKCİ / İstanbul DHA Başbakan Binali Yıldırım, Didim açıklarında kayalığa dikilen Yunan bayrağının kaldırıldığını söyledi.  Başbakan Binali Yıldırım Marmara Üniversitesi Sultanahmet Rektörlük Binası'nda "Referandumdan Bir Yıl Sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" konulu panelin ardından açıklamada bulundu Başbakan Yıldırım "Ege Denizi'nde zaman zaman gerginliği arttırmaya yönelik, kışkırtmaya yönelik komşumuz Yunanistan'ın bir takım faaliyetlerinin olduğu malumunuz.

1- BAŞBAKAN YILDIRIM: DİDİM AÇIKLARINDA KAYALIKLARA BİR YUNAN BAYRAĞI DİKME GİRİŞİMİ OLDU

Haber: Taner YENER - İhsan YALÇIN - Kamera: İdris TİFTİKCİ / İstanbul DHA
Başbakan Binali Yıldırım, Didim açıklarında kayalığa dikilen Yunan bayrağının kaldırıldığını söyledi.
Başbakan Binali Yıldırım Marmara Üniversitesi Sultanahmet Rektörlük Binası'nda "Referandumdan Bir Yıl Sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" konulu panelin ardından açıklamada bulundu
Başbakan Yıldırım "Ege Denizi'nde zaman zaman gerginliği arttırmaya yönelik, kışkırtmaya yönelik komşumuz Yunanistan'ın bir takım faaliyetlerinin olduğu malumunuz. Son zamanlarda bu ihlallerde artışlar göze çarpıyor. Özellikle aidiyeti, sahipliği belli olmayan kaya parçaları var. Bunlara yönelik Kardak kayalıklarına benzer girişimlerin olduğunu görüyoruz. Didim açıklarında yerleşim yeri olmayan kayalıklara bir Yunan bayrağı dikme girişimi oldu. Bunun üzerine de Sahil Güvenlik ekiplerimiz gerekli müdahaleyi yaptılar. Ve oradan o bayrağı kaldırdılar. Bizim Yunanistan'a tavsiyemiz; iyi komşuluk ilişkileri içerisinde, gerginliği arttıracak provokasyonlardan, kışkırtmalardan uzak durması. Komşuluk hukukuna uygun olarak hareket etmesidir. Ülkemizin egemenlik haklarından kimsenin taviz vereceğimizi düşünmemesini özellikle bekliyoruz. Şartlar ne olursa olsun bu yönde yapılacak oldu bittilere, fiili durumlara gereken karşılığı vermeye kararlıyız" dedi.

Görüntü Dökümü:
------------------------
-Başbakan Yıldırım'ın konuşması

16.04.2018 - 12.58 - Haber Kodu : 180416067
16.04.2018 - 13.23 - Haber Kodu : 180416071

=====================================

(aktüel görüntülerle-geniş haber)
2- ERDOĞAN: 12 BİN KİLOMETRE MESAFEDEN BURAYA NİYE GELİNİR ?

* Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,

"Bizim Suriye ile 911 kilometre sınırımız var. İlk vurdukları yer biz oluyoruz, kimse bize sus diyemez. Peki 12 bin kilometre mesafeden buraya niye gelinir? Avrupa'dan buraya niye gelinir? Bunların hepsi düşündürücü"

Haber: Gülseli KENARLI - Kamera: Güven USTA / İstanbul DHA
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da Global Girişimcilik Kongresi'nin açılış törenine katıldı. Hilton Bomonti Otel'deki kongreye Erdoğan'ın yanı sıra Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Global Girişimcilik Kongresi İstanbul Organizasyon Komitesi Platformu Başkanı Ali Sabancı katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan kongrenin açılış töreninde yaptığı konuşmasında, "Her işimizi el yordamıyla yapma, her şeyi sıfırdan yapma alışkanlığı olan bir milletiz. Dünyada ve ülkemizde her konuda olduğu gibi girişimcilik hususunda da çok ciddi bir birikim var. Bu birikimi değerlendirmeyi öğrenmek mecburiyetindeyiz. Kongremizin bu bakımdan girişimcilerimiz için bir milat olacağına inanıyorum" dedi.

3. HAVALİMANI
Erdoğan, "Türkiye sadece 2006 yılından 2017 yılına kadar, yaklaşık 180 milyar dolarlık uluslararası yatırım çekmiş bir ülkedir. Bu tabii her şeyden önce bir güvendir. Eğer bu güven olmamış olsa bu 180 milyar dolarlık yatırımı, küresel sermayeyi siz ülkenize çekemezsiniz. Bu başarının 2008 küresel finans krizine, Irak ve Suriye'de yaşanan hadiselere, 2013 yılından bu yana neredeyse kesintisiz bir şekilde maruz kaldığımız saldırılara, 15 Temmuz darbe girişimine rağmen, elde edildiğinin unutulmaması lazım. Şayet daha stabil bir gündemle bu dönemi geçirebilmiş olsaydık, inanıyorum ki uluslararası yatırım rakamlarını 2-3'e katlayabilirdik. Yaptığımız yatırımların bir başka önemli yanı var. O da şu; yatırımlar, dünyadaki tüm yatırımlar içerisinde örneklemede ilk 10'a giren yatırımlar var. Bunlardan en önemlisi, bu yıl sonuna doğru açılışını yapacağımız havalimanımız, İstanbul'da dünyanın bir numarası veya iki numarası olacak. İlk açılışı itibarıyla yıllık yolcu potansiyeli buranın 90 milyon olacak. 2. etap 2023'te orası bitecek. O bittiği zaman bu 150 milyon, hatta hatta 250 milyona kadar bir yolcu kapasitesine yıllık olarak ulaşabilecek. Herhalde dünyada bu şekilde bizim havalimanımızla birlikte 3 tane var. Peki bunu biz mi yaptık? Hayır. Biz ufuk açtık ama girişimcilik ruhunu verdiğimiz, girişimciliğini teşvik ettiğimiz, onlara adımı attırdığımız 5 tane girişimcimizi bir araya getirmek suretiyle onlar yaptı" şeklinde konuştu.

"BURADA GÜVEN VAR, İSTİKRAR VAR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün Türkiye, gayri safi milli hasıla bakımından dünyanın 17'inci, bunu bir de satın alma paritesine göre değerlendirirsek 13'üncü sırada yer alan büyük bir ekonomi. Burada güven var, istikrar var. Eğer bu istikrar, bu güven olmamış olsa küresel sermayenin de Türkiye'ye girmesi mümkün değil. Kendi girişimcilerimizin de bu alanlarda adım atması mümkün değil. Şimdi küresel sermaye de buraya giriyor, kendi girişimcimiz de rahatlıkla adımlarını atabiliyor" dedi.

36 MİLYON TURİST
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yıl turist sayısında 36 milyonu aşarız. Ciddi sinyaller geliyor, 40 falan olur diye ama biz şimdilik 36'ya kilitlenelim. Döviz rezervlerinin 17,5 milyar dolardan bir ara 130 milyar dolara kadar çıktı. Ancak son dönemde bu rakam 110 milyar dolar seviyesine, özellikle darbe girişimi ertesinde indi. Bunu tekrar çıkarmaya muktediriz, o gücümüz var. Kamu borç stokumuzun milli gelire oranını, yüzde 60 seviyesinden yüzde 8.5'a kadar indirdik. Fakat biz bunlarla yetinebilecek bir ülke değiliz. Çünkü ülkemizin potansiyeli büyüktür. Ciddi bir genç nüfusumuz var ve bu genç nüfusumuz dinamiktir. İyi yetişmiş bir genç nüfusa sahibiz. Bu genç nüfusu sürekli söylüyorum, aramızdaki gençlerden birileri de diğer gençleri kıskanmasın, bütün ailelere en az üç çocuk istiyorum diyorum ülkem için. Niye? Çünkü genç, dinamik bir nüfusa ihtiyacımız var. Eğer genç dinamik, nüfusa sahip olmazsak, bak dünya yaşlanıyor. Yarın biz de yaşlanacağız. Yaşlı bir nüfusla bir yere varmak mümkün değil. Ekonominin temel taşı, insandır" diye konuştu.

"IMF'NİN RUHUNDA VESAYETÇİLİK VAR"
Erdoğan, "Ekonomimizi düzeltmek için IMF ile yaptığımız anlaşmaların adeta ülkemizin siyasi olarak vesayet altına alınması noktasına gittiğini gördük. Davos'ta bir toplantı yapıyoruz. O dönemin IMF başkanıyla bir görüşme yapıyoruz. Kendilerine o zaman 23,5 milyar dolar borcumuz var. Ben hafıza kaydını öyle bir kenara itip konuşmam. Hafızamda ne varsa açık ve net konuşurum. Burada uluslararası camianın temsilcileri olduğuna göre açık konuşayım. Belki sizler başı şeyleri yaşamıyorsunuz, yaşamadınız. Ama ben yaşıyorum. Onlar bizim ekonomimizle ilgili masaya oturup bunları konuşmuyor. Siyaseten de bizi idare etmek istiyorlar. Dedim ki bakın, 'Siz Türkiye'ye belli bir borç verdiniz. Teşekkür ederim. Taksitleri alıyor musunuz? Alıyorsunuz. Zaman zaman hesapları gelip kontrol ediyor musunuz? Ediyorsunuz. Bunlar sizin doğal hakkınızdır. Ama siyaseten de idare etmek istersen bu ülkenin başbakanı benim, kusura bakma ona karışamazsınız.' Şimdi IMF'nin ruhunda vesayetçilik var. Dünyanın zavallı o garip ülkelerinin birçoğu bunların bu vesayetçilik anlayışından bugüne kadar kurtulamadıkları için onları inim inim inletiyorlar. Biz size taksitimizi öderiz, ama siyasete asla karışamazsınız" şeklinde konuştu.

"BORÇLANDIRMALAR ALTINLA OLSUN"
Erdoğan, Türkiye'nin IMF'ye borcunu ödediğini belirterek, "Borcumuzu ödedik, anlaşmayı sonlandırdık. Bunu niye söylüyorum? Girişimci ruhu olan devletler topluluğunun bu dünyada kendi kurduğu kurumları da çok iyi dizayn etmesi lazım. IMF'yi kuran kim? Bu devletler. Mesela G20 toplantısında bir teklifim oldu. 'Niye bu borçlandırmaları dolarla yapıyorsunuz. Gelin buraya başka bir para birimini kullanalım.' Ben diyorum ki bu borçlandırmalar altınla olsun. Çünkü altının bu noktadaki ayarı hiçbir şeye benzemez. Biz dolarla sürekli olarak dünya bir kur baskısı altında kalıyor. Devletleri ve milletleri bizim bu kur baskısından kurtarmamız lazım. Altın tarih boyunca hiçbir zaman bir baskı unsuru olmamıştır. Dolayısıyla da altınla bu adım atılsın. Bazı emperyal ülkeler Afrika'nın o topraklarındaki altınları, elmasları, gittiler oralardan topladılar. Oralara bir faydası oldu mu? Olmadı. İşte girişimci ruhunu insanlık için kullanan siz değerli dostlara da bunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Buradaki dayanışmamız da çok önemli. Bunu neden söylüyorum. Girişimci ruhu olan devletler topluluğunun bu dünyada, kendi kurduğu kurumları da çok iyi dizayn etmesi lazım. IMF'yi kuran kim? Devletler. Bir de G-20 toplantısında bir teklifim oldu. Niye bu borçlandırmaları dolarla yapıyorsunuz. Gelin buraya biz başka bir birim, para birimi kullanalım. Ben diyorum ki bu borçlandırmalar altınla olsun. Çünkü altının bu noktadaki ayarı hiç ir şeye benzemez. Biz dolarla, sürekli olarak dünya bir kur baskısı altında kalıyor. Devletleri ve milletleri bu kur baskısından kurtarmamız lazım. Altın tarih boyunca bir baskı unsuru olmamıştır. Bakın bazı emperyal devletler Afrika'nın topraklarındaki o altınları, elmasları topladılar. Oralara bir faydası oldu mu? Olmadı. Girişimci ruhunu insanlık için kullanan siz değerli dostlara da bunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Buradaki dayanışmamız da çok önemli. Teknik anlamda elbette uluslararası kuruluşlardan destek alınabilir. Ama bunun sınırının çok iyi belirlenmesi, buna da riayet edilmesi gerekmektedir" diye konuştu.

"KİMYASAL SİLAHLA 1 KİŞİ ÖLDÜYSE, KONVANSİYONEL SİLAHLA 10"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda Suriye'de yaşananlar. Suriye'de yaşananları neyle izah edeceğiz. Suriye'de 7 yıldır yaşanan bir süreç var. Bu emperyal güçler acaba Suriye'den ne kadar insanı kendi ülkelerine aldılar. Almadılar. Ama Türkiye 3.5 milyon insanı kendi ülkesinde barındırıyor, onlara misafirperverliğini gösteriyor. Peki onlar ne yaptı? Onlar geldiler, kimyasal silah dediler ve vurdular. O çocuklar bize geliyor. O çocukların ne halde olduğunu ben görüyorum ama diğerleri bunu görmüyor. Tutturdukları tek şey var, kimyasal silah kullanıldığı için vurduk. Ben de diyorum ki; niye sadece kimyasal silahı değerlendiriyorsunuz, konvansiyonel silahı neden değerlendirmiyorsunuz. Kimyasal silahla 1 kişi öldüyse, konvansiyonel silahla 10. Konvansiyonel silahlarla ölenleri bir kenara koy, sadece kimyasal silahlarla öldürülenlere bak. Böyle adalet olur mu? Bunu uluslararası toplantılarla bir çok kez gündeme getirdiğimiz halde kimsenin umurunda değil. Diğeri basit çünkü. Diyoruz ki, gelin bu dünyada yeni bir barışın temelini atalım ve böyle rastgele bu ülkelere bombaları yağdırmayalım. Varil bombalarını yağdırmayalım" dedi.

"YA VUR BURAYI, ONDAN SONRA BARIŞ DE. OLMAZ OLSUN ÖYLE BARIŞ"
Erdoğan, "Bunun bedelini çıkarttığınız zaman bu kadar büyük rakamların kullanıldığı, öbür tarafta sefaletin maalesef aşırı derecede üzdüğü bir dünya bizim için revamıdır. Ama lafa gelince varız. Nasıl varız? Ya vur burayı, ondan sonra barış de. Olmaz olsun öyle barış. Dürüst olalım, samimi olalım. Biz 31 milyar dolar Türkiye'deki mülteciler için harcama yaptık. Peki dünyadan destek gelmedi mi? AB'nin bize verdiği söz var. Üç artı üç milyar dolar. Şu ana kadar gelen rakam 1 milyar 850 milyon avro. Diyorlar ki bir o kadar da geliyor. Gelen bir şey yok. Biz gelse de gelmese de biz o mültecileri özellikle evimizde misafir etmeye devam edeceğiz. Bir çok tekliflerimiz oldu. Bizim sınırımızda olabilir, Suriye'de olabilir. Burada onlara yeni şehirler kuralım, güvenli bölgeler oluşturalım ama ona da olumlu yaklaşmadılar. Ama bombaya gelince bombalar yağıyor. Bunu maliyeti ne? Bunun maliyetini buradaki girişimci ruhuna sahip dostlarımız biraz düşününce çıkartırsınız. Milyarlarca dolar burada kullanılıyor. İşte Sayın Trump da ifade etti. Trilyonlar konuştu" dedi.

"İNŞALLAH BU İŞ BİTTİKTEN SONRA BUNLARI KALEME ALACAĞIZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eski Bush, oğul Bush göreve geldiğimde Amerika'nın başında oydu. İlk Irak'a vurdukları zaman onunla vurdular. Oradan daha sonra Obama aynı şekilde devam. Bir çok şeyleri yine konuştuk. Artık bu noktada epeyce bir deneyimli bir tecrübe, hakikaten kitabımız oluşuyor. İnşallah bu iş bittikten sonra bunları kaleme alacağız. Ve gerçekleri orada daha çok ortaya koyacağız. Tecrübe edilmiş olarak ortaya koyacağız" dedi.

"BÖLGEDEKİ BARIŞ OPERASYONLARINI SÜRDÜRECEĞİZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa'nın mülteci göçü karşısında yaşadığı panik ve aldığı insanlık dışı önlemleri unutamayız. Bizim Suriye ili 911 kilometre sınırımız var. İlk vurdukları yer biz oluyoruz. Kimse bizi suçlayamaz. Peki 12 bin kilometre mesafeden buraya niye geliyor. Öbür taraftan bakıyorsunuz Avrupa'dan buraya vurmak için niye geliyor? Bunların hepsi düşündürücü. Kimseyi zalimlerin insafına veya denizlerde boğulmaya terk etmeden herkese kapımızı ve soframızı açtık. Ülkemize verilen sözler tutulmamasına rağmen bu insanı tutumumuzdan asla taviz vermedik. Ülkemize gelen mültecilerin sebebi olan, Suriye topraklarından ülkemize yönelik tehditlerin kaynağı olan terör örgütlerinin üzerine de kararlılıkla gittik. Biz hem kendimizin, hem Suriye halkının hem de Avrupa başta olmak üzere tüm dünyanın güvenliği için bölgedeki barış operasyonlarını sürdüreceğiz" diye konuştu.

YERLİ OTOMOBİL, UÇAK
Erdoğan, "Savunma sanayinde ciddi adımları olan bir ülkeyiz. İzlediğimiz politikalar, ekonomide tutarlı, istikrarlı, herkes için, özellikle de bir teminat oluşturacak bu adımları ısrarla yürütmeye kararlıyız. Şu an itibariyle Türkiye olarak eskiden beri yaptığımız her siyasi ve ekonomik atılımın ardından bize de benzer çelmeler taktılar. Mesela silahlı insansız hava aracı istedik, insansız hava aracı istedik. Bize batı hep şunu söyledi; kongreden izin çıkmıyor dedi. Ama istediğiniz yere istediğiniz izni çıkartıyorsunuz. Türkiye'ye gelince çıkmıyor. Bu tür komşular bizi mülk sahibi yaptı. Bunları biz üretir hale geldik. İyi oldu. Diğerlerini de üretiriz. İnanıyorum ki Ali Sabancı artık Pegasus'unu yurt dışın gidip de almayacak. Artık onları biz burada üretir hale geleceğiz. Yerli otomobil konusunda 5 girişimimizle adım attık. Beş girişimcilerimiz yerli otomobilimizi üreteceğiz ama uçağımızı da üreteceğiz. İdealler büyük hayallerle gerçekleşir. Bunu da gerçekleştireceğiz" diye konuştu.

ERDOĞAN TESBİH HEDİYE ETTİ
Törenin sonunda Ali Sabancı Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel yapım iki adet tespih hediye etti. Hediye takdimiz sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tespih koleksiyonu yaptığı ifade edildi. Erdoğan ve beraberindekiler hediye takdiminden sonra salondan ayrıldı.

SALONA MERDİVEN GETİRİLDİ
Açılış töreninin sona ermesiyle kongre için zirveye katılanlar sahnede aile fotoğrafı çektirmek için toplandı. Delege sayısının çok olmasından dolayı aile fotoğrafı için salona merdiven konuldu ve fotoğrafçı merdivene çıkarak çekim yapabildi.

Görüntü Dökümü:
--------------------
- Erdoğan'ın açıklamaları
- Tespih hediye edilmesi
- Merdivenin konulması
- Fotoğraf çekimi
- Detaylar

===================================

3- BAŞBAKAN YILDIRIM: İYİ VEYA KÖTÜ İRADENİN TEK OLMASI LAZIM

Haber: Taner YENER - Hakime TORUN - Kamera: İdris TİFTİKCİ / İstanbul DHA
Başbakan Binali Yıldırım, "İyi veya kötü iradenin tek olması lazım. Tek adam anlamına gelmiyor. Milletin seçtiği irade, yegane millet adına karar veren olması lazım. Tabi ki kurumlar, yargı, kolluk kendi işini yapacak. Bu sistemi şöyle özetliyorum; sürekli istikrar, güçlü tek başına iktidar" dedi.
Başbakan Binali Yıldırım, Marmara Üniversitesi Sultanahmet Rektörlük binasında düzenlenen "Referandumdan bir yıl sonra Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi" konulu panelde konuştu.

"8 OCAK'TA ZEHİR ZEMBEREK BİR MUHTIRA VERİLDİ BİZE"
Yıldırım, "3 Kasım'da iktidara geldik 8 Ocak'ta ilk muhtırayı yedik. 1 buçuk bile geçmemiş. 8 Ocak'ta zehir zemberek bir muhtıra verildi bize. Ne laiklik ortada kalkmış irtica hortlamış, cumhuriyetin temel değerleri yok olmuş. Bir buçuk ayda nasıl oluyorsa bu? Fakat o gündeme gelmedi neden? O gün Diyarbakır'da bir uçak kötü hava koşullarından düştü. 57 vatandaşımız da hayatını kaybetti. Gündem değişti. O muhtıra hiç konuşulmadı. Daha sonra sürekli ülkemizin gelecek hedeflerini gerçeğe dönüştürmek için çabalarken vesayet odakları ile amansız bir mücadele verdik. Bunları kamuoyu bilmez. Orada konuşulanlar, yaşananlar elbette günün birinde kamuoyuna açıklanacak bilinir hale gelecek. Hayallerinizin ötesinde büyük mücadeleler verdik. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde su yüzüne çıktı. Orada açıkça vesayet odakları siyasete, milli iradeye karşı tavır aldılar. 'Siz bu cumhurbaşkanını seçemezsiniz' diye icat çıkardılar. Bizim memlekette 'tilki fıstığı' derler. Bunun amacı ne? Milli iradeye cumhurbaşkanını seçtirmemek. Geçmiş yılların alışkanlığı var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bakın, hep vesayetin doruğa çıktığı bir şeydir. Fahri Korutürk'ün, Ahmet Necdet Sezer'in nasıl seçildiğini hatırlayın. Siyaset nerede parçalı hale gelmiş zayıflamışsa orada cumhurbaşkanlığı seçimi hep gündemde olmuş" diye konuştu.

"BİR TANE SAVCI, 54 İLDE 900 SİYASETÇİYİ, ÜST DÜZEY YÖNETİCİYİ DİNLEMEYE ALIYOR"
Başbakan Yıldırım, "Belli alanlar gizli ortaklara ait. Tek başına iktidar olmamınız bir şeyi değiştirmiyor. Sevindik 363 milletvekili ile geldik Ankara'ya güçlü bir iktidarız. Milli iradenin tek temsilcisiyiz. 'Hoş geldiniz biz sizin yeni ortaklarınızız' diye hiç tanımadığımız seçim meydanlarında karşılaşmadığımız, hiç ter dökmeyen bir takım insanlar, kurumlar geldiler bizimle masaya oturmaya çalıştılar. 'Biz de olmaz böyle şey milli iradenin temsilcisi biziz size ne oluyor?' dediğimizde işler karıştı. 'Madem seçtirmiyorsunuz 2007 biz de millete gidelim' dedik. Bunun üzerine Vesayet sistemi taktik değiştirdi. Yargı üzerinden üzerimize gelmeye başladı. Bir tane savcı, 54 ilde 900 siyasetçiyi, üst düzey yöneticiyi dinlemeye alıyor. Bu fark edilince yargıda bir Anayasa değişikliği süreci başladı. FETÖ o süreci kendi adına iyi kullandı alan açtı, alanını genişletti" ifadelerini kullandı.

"SAHADA ETKİN OLARAK YER ALDIĞI OLAYLARDIR"
"17-25 Aralık, Gezi olayları bu FETÖ terör örgütünün sahada etkin olarak yer aldığı olaylardır" diyen Başbakan Yıldırım, "Bunlarla sonuç alamayınca, bürokrasiye, yargıya, orduya, iş hayatına yeterince nüfus ettiğini düşündüğü için kendini gizleme gereği duymadı. 15 Temmuz'da kendi adına altın vuruşunu yapmaya karar verdi. Seçilmiş cumhurbaşkanına ve milli iradeye karşı devletin silahlarını, tanklarını, toplarını çalarak giriştiği kanlı bir darbe kalkışmasıdır. Olaylar bitmiş değil bu örgüt 165 ülkede faaliyetlerini sürdürüyor. Üst akıl niteliğindeki ülkeler 'onlara pes etmeyin, vazgeçmeyin, kazanacaksınız' diye telkin ediyor. Onlar da bu mücadeleyi yürütüyor" diye konuştu.

"SADECE ABD'DEKİ OKULLARDAN ELDE ETTİKLERİ YILLIK PARA 765 MİLYON DOLAR"
FETÖ terör örgütünün faaliyetlerine ilişkin Yıldırım, "Sadece ABD'de işlettikleri okullardan elde ettikleri yıllık para 765 milyon dolar. Daha bir çok ülkede buna benzer faaliyetler var. Ne yazık ki bir çok dost bildiğimiz ülke sonuçta iktidar bundan olumsuz etkilensin diye Türkiye kendi iç meseleleri ile daha çok enerjisini harcasın diye destek oluyorlar örtülü bir şekilde. Ne yaparlarsa yapsınlar Türkiye bu temizliği yapıyor yapmaya da devam edecek. Hukuk devleti kuralları içerisinde de yargıda hesaplarını veriyorlar" dedi.

"HER ŞEY SAYIN BAHÇELİ'NİN 11 EKİM'DE YAPTIĞI BİR AÇIKLAMASI İLE BAŞLADI"
Yıldırım Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ilişkin, "Her şey Sayın Bahçeli'nin 11 Ekim'de yaptığı bir açıklaması ile başladı; 'Bu sürdürülemez bir şeydir. Fiili durum sürdürülemez meşrulaştırılması lazım.' Yani bunun değiştirilmesi lazım. Nasıl olacak? Bunu bir davet, açık bir çağrı olarak kabul ettik. Genel Başkan Bahçeli ile 10 Kasım 2016'da bir araya geldik bu işin başlangıcını yaptık, çerçevesini çizdik. Bir çok görüşme, çalışma yaptık. Referandum sonrasında sistem değişikliği vatandaşlarımız tarafından onaylandı. Süreç işliyor şu anda. Yapılacak seçimlerde sistem topyekûn olarak devreye girecek" diye konuştu.

"TENKİT EDENLER OLDU KENDİNİ YOK EDEN BİR SİSTEM İÇİN PARÇALARCASINA ÇALIŞIYORSUN"
Yıldırım, "Tevazuya gerek yok. 15 yıllık AK Parti iktidarının en zor şartlarında iktidarımızın çok önemsediği büyük bir değişim yönetim sistem değişikliği son 2 yılda gerçekleşmiştir. Bunun sebebi, gerçekten bir şeyi isteyeceksiniz. Bu değişiklik süreç içerisinde akamete de uğrayabilirdi. Biz yılmadık sabrettik üzerine gittik. Beni tenkit edenler oldu. Sen kendini yok eden bir sistem için kendini parçalarcasına çalışıyorsun bu nasıl bir iş? Ülkem kazanacaksa ben kaybetmeye hazırım. Bin ali feda olsun dedim. Kampanyamı da bunun üzerine kurdum. Ben vazgeçiyorsam, demek ki ülkem, milletim için bu faydalı bir şey bunu söyledim aynı şeyi söylüyorum" ifadelerini kullandı.

"TEK ADAM ANLAMINA GELMİYOR"
Yıldırım, "İyi veya kötü iradenin tek olması lazım. Tek adam anlamına gelmiyor. Milletin seçtiği irade, yegane millet adına karar veren olması lazım. Tabi ki kurumlar, yargı, kolluk kendi işini yapacak. Bu sistemi şöyle özetliyorum; sürekli istikrar, güçlü tek başına iktidar" dedi.

"TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNDE DE CİDDİ BİR SPEKÜLASYON YAPMA GAYRETLERİ VAR"
Ekonomideki hareketliliğe ilişkin Başbakan Yıldırım, "Maalesef, bu ara fırsatı ganimet bilerek bazı jeopolitik belirsizlikler, küresel ve bölgesel riskleri fırsat bilerek Türkiye ekonomisi üzerinde de ciddi bir spekülasyon yapma gayretleri var. Bunun farkındayız. Ekonomi yönetimimiz, merkez bankamız gündemine hakimdir. Bunun bilimsel gerçekliği yok. Dedikodu üzerine piyasa düzenini bozmaya yönelik çalışmalardır. Bunların hepsi bugüne kadar sonuçsuz kaldığı gibi bundan sonra da aynı olacak. Tedbir almak gerekiyorsa anında tedbir almaktan çekinmeyiz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:
------------------------
-Başbakan Yıldırım'ın konuşması
-Detaylar

16.04.2018 - 13.35 - Haber Kodu : 180416074
16.04.2018 - 13.36 - Haber Kodu : 180416075
16.04.2018 - 13.37 - Haber Kodu : 180416076
16.04.2018 - 13.38 - Haber Kodu : 180416077

====================================

4- CHP'DEN İSTİKLAL CADDESİ'NDE 'OHAL' EYLEMİ

- Polis, Taksim Meydanı'na izin vermedi

Haber-Kamera: Enver ALAS - Zeki GÜNAL - Cansel KİRAZ - Yılmaz BEZGİN / İSTANBUL,DHA
CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından OHAL'e karşı Taksim Meydanı'nda düzenlenmesi planlanan basın açıklaması ve oturma eylemine polisin izin vermemesi üzerine, aralarında İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile milletvekillerinin de olduğu yüzlerce kişi, eylemi İstiklal Caddesi girişindeki Fransa Başkonsolosluğu önünde yaptı. Eylem nedeniyle yoğun güvenlik önlemi alan polis, Cumhuriyet anıtı ve çevresini erken saatlerde bariyerle kapattı.
CHP Genel Merkezi tarafından 'OHAL değil demokrasi istiyoruz' sloganıyla bugün Türkiye genelinde 81 ilin meydanlarında eş zamanlı yapılacağı duyurulan eylem için CHP'liler Taksim Meydanı'nda bir araya geldi. Çeşitli sivil toplum örgütleri ile sendikaların da destek verdiği eyleme CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun yanı sıra CHP Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, il ve ilçe yöneticileri de katıldı. Eylemde, Aykut Erdoğdu, Oğuz Kaan Salıcı, Gürsel Tekin, Mahmut Tanal, Selina Doğan, Onursal Adıgüzel, Gülay Yedekci , DİSK Başkanı Kani Beko hazır bulundu.

POLİSTEN YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMİ
Eylem öncesi polis, Taksim Meydanı'nda yoğun güvenlik önlemleri aldı. Taksim Cumhuriyet anıtı ve çevresi polis bariyerleriyle kapatıldı. İstiklal Caddesi girişi ve Gezi Parkı'na çok sayıda TOMA ve çevik kuvvet polisi konuşlandırıldı.

TAKSİM MEYDANINA İZİN ÇIKMADI
Polis, CHP'lilere Taksim Meydanı'na basın açıklaması ve eylem yapamayacağını bildirdi. Polis müdürleriyle CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu arasında yapılan görüşmelerde, Taksim Meydanı'nın gösteri ve yürüyüş alanlarından biri olmadığı bu nedenle başka bir yerde yapılması istendi. Bunun üzerine CHP'liler ile polis, İstiklal Caddesi girişindeki Fransa Başkonsolosluğu önünde eylemin yapılması için anlaştı.

BASIN AÇIKLAMASI VE OTURMA EYLEMİ
OHAL aleyhinde sloganlar atan grup, başkonsolosluk önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı yapan Canan Kaftancıoğlu,"Ülkemiz 21 aydır OHAL ile yönetilmektedir. İlan edilişindeki amacından uzaklaşarak demokrasi ve hukuk sistemine yönelik bir saldırıya dönüşen OHAL rejimi; insan haklarını, ifade özgürlüğünü ve her türlü protesto eylemini baskılamanın da aracı olmuştur. KHK'lar eliyle parlamento, yani halkın iradesi gasp edilmiştir" dedi.

"OHAL DEĞİL DEMOKRASİ İSTİYORUZ
OHAL'in halkın iradesine karşı işlenen bir suç haline geldiğini ve derhal son verilmesi gerektiğini kaydeden Kaftancıoğlu, "Hukukun askıya alındığı, parlamentonun yok sayıldığı, milli iradenin tanınmadığı, milletvekillerinin rehin alındığı faşizm düzeni ortadan kalkmalıdır. Sendikalar, meslek odaları ve birlikleri ile sivil toplum örgütlerine yönelik iktidar gücü ile uygulanan sindirme politikaları son bulmalıdır. Sivil darbe ile tek koltukta birleştirilen yasama, yürütme ve yargı erkleri, yeniden, çağdaş demokrasilerde olduğu gibi kendi koltuklarına geçmelidir. Sadece bu meydandan değil, Türkiye'nin 81 ilindeki meydanlardan Ankara'daki Saraylıları uyarıyoruz. Bizler OHAL değil demokrasi istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Grup basın açıklamasının ardından İstiklal Caddesi'nde 1 saat süren oturma eylemi yaptı. Eylemi alkışlarla devam ettiren grup, sık sık 'hak hukuk adalet', 'OHAL kaldırılsın', 'bu daha başlangıç mücadeleye devam', 'faşizme karşı omuz omuza', Oturma eyleminin sona ermesiyle de grup olaysız bir şekilde dağıldı.

Görüntü Dökümü
------------------
-Taksim Meydanı'nda toplanan CHP'li yöneticiler ve milletvekilleri
-Polis müdürleriyle yapılan görüşmeler
-Eyleme gelenler
-Polisin görüntüsü
-Açılan dövizler
-Polis aracından gruba yönelik yapılan anons
-Grubun yürüyüşe geçmesi
İstiklal Caddesi'nde yürüyenler
-Basın açıklaması
-Oturma eylemi
-Alkışlar ve slogan atılması
-Grubun dağılması
-Genel ve detaylar

============================
(geniş haber)
5- KARTAL'DA 4 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ KAZA GÜVENLİK KAMERASINDA

Haber: Özgür Deniz KAYA / İstanbul DHA
Kartal'da dün D-100 Karayolu üzerinde meydana gelen 4 kişinin öldüğü kaza güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.
Kaza, dün saat 16.45 sıralarında D-100 karayolu Pendik istikameti Kartal Köprüsü Mevkii'nde meydana geldi. Murat Polat'ın kullandığı 41 NR 830 plakalı otomobil, önünde seyreden Alaattin Gündoğdu'nun kullandığı tur otobüsüne arkadan çarptı. Çarpma sonrası otomobilde bulunan 5 kişi araçta sıkıştı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Kazada otomobilin içinde bulunan sürücü Murat Polat, Gülperi Polat, Esengül Kaya ile üzerinde kimlik çıkmayan bir kişi olmak üzere 4 kişi hayatını kaybetti. Yaralı kurtarılan Gülbeyaz Polat ise hastaneye kaldırıldı.

TUR OTOBÜSÜ YALOVA'YA GİDİYORDU
Kazada arka tarafından maddi hasar gören tur otobüsünün bir gezi için İstanbul'dan Yalova'ya gittiği ve otobüste de yolcusunun olduğu öğrenildi. Kazadan sonra otobüs sürücüsü Alaattin Gündoğdu ise gözaltına alındı.

Görüntü Dökümü:
-------------
-Kaza anının güvenlik kamerası görüntüleri
-Dün çekilen görüntüler

16.04.2018 - 14.01 - Haber Kodu : 180416083

==========================

6- MALTEPE'DE YANGIN: MAHSUR KALANLARI İTFAİYE KURTARDI

Haber-Kamera :Cengiz ÇOBAN-İSTANBUL-DHA
Maltepe'de bir binadan çıkan yangın paniğe neden oldu. Dairede mahsur kalan biri engelli 2 kişi itfaiye ekipleri tarafından kurtarılırken dumandan etkilenen 1 kişiye sağlık ekipleri müdahale etti
Yangın saat 12.30 sıralarında Çınar mahallesi Kadir Has Caddesi'ndeki 4 katlı binanın 2 katında çıktı. Daireden yükselen dumanları görenler durumu itfaiye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Binadakiler kendilerini dışarı atarken dairede mahsur kalan 1 engelli 2 kişi kurtarmak için ekipleri seferber oldu. Kısa sürede olay yerine ekipler, daireye girerek içeride mahsur kalan 2 kişiyi dışarı çıkardı. Yangında dumandan etkilenen 1 kişiye sağlık ekipleri ambulansta müdahale etti. Yangının çıkış nedeniyle ilgili inceleme sürüyor.

Görüntü Dökümü:
-----------
-Daireden yükselen duman
-Üst kattaki vatandaşların görüntüsü
-Ağızlarını bezle kapatmaları
-Binadan çıkmaları
-İtfaiyenin müdahalesi
-Mahsur kalanları dışları çıkarılması
-Engelli vatandaşın görüntüsü
-Dumandan etkilen bir kişinin ambulansa binmesi
-Çevredeki vatandaşlar ile röp
-Genel ve detay görüntüler

16.04.2018 - 14.03 - Haber Kodu : 180416084

=====================

7- DEMİRTAŞ'A SAVUNMASINI YAPMASI İÇİN SON KEZ SÜRE VERİLDİ

- Demirtaş ve Önder'in "terör örgütü propagandası yapmak" gerekçesiyle yargılandığı dava...

Haber- Kamera: Özden ATİK / İstanbul, DHA
Zeytinburnu'nda 2013 yılındaki Nevruz etkinlikleri nedeniyle düzenlenen mitingte yaptıkları konuşma nedeniyle "Terör örgütü propagandası yaptıkları" iddia edilen eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in yargılandıkları davaya devam edildi. Mahkeme, sağlık mazereti göstererek duruşmaya katılmayan Selahattin Demirtaş'ın mazeretini kabul ederek son kez savunması yapması için süre vererek duruşmayı erteledi.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen dava, duruşma salonuna dönüştürülen Silivri'deki Alibey Spor Salonu'nda yapıldı. Başka suçtan tutuklu bu suçtan tutuksuz sanık Selahattin Demirtaş ile tutuksuz sanık Sırrı Süreyya Önder duruşmaya katılmadı. Sanıkları avukatları temsil etti. Duruşmada, İsveç Konsolosluğu'ndan Anna Karslted, İngiltere Barosu'ndan avukat Ali Has, İsveç Sosyal Demokrat Partisi'nden Milletvekili Yılmaz Kerimo, Demokrasi Yoluyla Barış İçin Dul Kadınlar Kurucusu Margaret Owen (Widows For Peace Through Democracy) da duruşmaya izleyici olarak katıldı.

MAZERET BİLDİREREK DURUŞMAYA GELMEDİLER
Mahkeme Başkanı Akın Gürlek, sanık Selahattin Demirtaş'ın sağlık sorunları nedeniyle, diğer sanık Sırrı Süreyya Önder'in ise TBMM Genel Kurulu'nda Nöbetçi İdare Amiri olması nedeniyle duruşmaya gelemeyeceklerine ilişkin mazeret bildirdiklerini tutanağa geçirdi.

AVUKATLARI TALEPTE BULUNDU
Daha sonra söz alan sanıkların avukatlarından Ramazan Demir, önceki celse mahkeme heyeti hakkında reddi hakim talebinde bulunduklarını ancak heyetin buna rağmen ara karar oluşturmasını eleştirerek "Bu nedenle esasa ilişkin savunma yapmayacağız ve usule ilişkin taleplerimizi bildireceğiz. Öncelikle iddianameye konu konuşmanın, tam çözümünün yaptırılmasında ısrar ediyoruz. Müvekkillerimiz bu konuşmayı yapmadıklarını söylemektedir. Bu gerekçeyle CD çözümünün yaptırılmasını talep ediyoruz. Siz bizi yargılamayı uzatmakla itham ediyorsunuz, ancak bu çözümü yapmayarak yargılamayı uzatan sizsiniz" dedi.

Avukat Arzu Kayaoğlu da mahkemenin, müvekkilinin son savunmasını yapmasına ilişkin ara karardan dönülmesini ve Selahattin Demirtaş'ın "propaganda yapmak" suçundan birçok davasının Ankara'daki 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde birleştirildiğini ifade ederek bu davanın da oradaki davayla birleştirilmesini talep etti. Avukat Kayaoğlu, söz konusu konuşmanın CD dökümünün ise Anayasa hukukçuları tarafından oluşturulacak bilirkişiler tarafından incelenmesi gerektiğini savunarak çözümleri yapan polislerin kötü niyetli olduklarını düşündüklerini vurguladı. Avukat Kayaoğlu, 2013'te görevli çoğu polisin, FETÖ suçlamasıyla tutuklu olduğunu, bu nedenle çözümü yapan polislerin de akıbetinin araştırılması gerektiğini ileri sürdü. Sanıkların diğer avukatları da sanık Sırrı Süreyya Önder'in esas hakkındaki saunmasını yapmadığını belirterek usule ilişkin itirazlarının kabulünü talep etti.

SON KEZ SÜRE VERİLDİ
Mütalaası sorulan Savcı Hakan Özer, CD çözümlerinin yaptırılması talebinin kabulünü ancak diğer taleplerin reddini talep etti. Mahkeme heyeti, sanıkların mazeretlerini kabul etti. Heyet, sanık Selahattin Demirtaş'ın son savunmasını yapmak üzere son kez süre vererek bir dahaki celse hazır bulundurulması için müzekkere yazılmasına hükmetti. Sanık Sırrı Süreyya Önder'in esas hakkındaki savunmasını ilk celsede yaptığını belirterek savunma yapması için süre verilmesi talebini reddeden heyet, diğer talepleri de reddetti. Duruşma, 30 Nisan'a bırakıldı.

Görüntü Dökümü
----------
-Alibey Spor Salonu genel ve detaylar
-Avukatlar ve güvenlik önlemleri..

========================

8- 3 KİŞİYİ EZEN ÖZEL HALK OTOBÜSÜ ŞOFÖRÜ HAKİM KARŞISINDA

"İKİ ELİM DİREKSİYONDAYDI AYAĞIM FRENDEYDİ ANCAK DURDURAMADIM"

Haber: Yüksel KOÇ / İstanbul DHA
Üsküdar'da Dr. Eyüp Aksoy Caddesi üzerinde bulunan durağa girerek 3 kişinin ölümüne 2 kişinin de yaralanmasına neden olduğu gerekçesi ile tutuklu bulunan özel halk otobüsü şoförü Selim Karakaya'nın yargılanmasına başlandı.
Sorgusunda durağa yanaşırken önünde belediye otobüsü olduğunu söyleyen tutuklu sanık Karakaya, "Otobüslerin arkasında yaklaşmak istedim. Araç birden hızlandı. Retardara bastım görevini yapmadı, frene bastım görevini yapmadı. Öndeki araca çarpmamak için sağ tarafı müsait gördüm, oraya kırdım. İki elim direksiyondaydı, ayağım frendeydi ancak aracı durduramadım" dedi.
Üsküdar'da 1 Şubat 2018 tarihinde meydana gelen ve 3 kişinin ölümü 2 kişinin de yaralanması ile sonuçlanan kaza nedeniyle tutuklu bulunan Selim Karakaya'nın yargılanmasına başlandı. İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu sanık Selim Karakaya ve avukatı ile müştekiler ve avukatları katıldı.

'SAĞ TARAFI MÜSAİT GÖRDÜM ORAYA KIRDIM'
Duruşmada şoför Selim Karakaya'nın sorgusu yapıldı. Olay günü Kadıköy Batı Ataşehir hattında görev yaptığını, ikinci seferinde olayın meydana geldiğini söyleyen Karakaya, "İlk iki durakta problem yoktu. Üçüncü durağa geldiğimde yavaş seyir ediyordum. Zaten yokuş yukarı çıkıyordum. Üçüncü durak Numune Hastanesi durağıydı. Durakta iki araç vardı, yolcu alıyordu. Ben de belediye otobüslerinin arkasına yaklaşmak istedim. Araç birden hızlandı. Retarder diye bir fren sistemi var, arabayı şanzımandan kilitliyor. Bu görevini yapmadı. Frene bastım, ayak freni de görevini yapmadı. Öndeki araca çarpmamak için sağ tarafı müsait gördüm, sağ tarafa kırdım. Aracı durduramadım, iki elim direksiyondaydı ayağım da frendeydi, ancak durduramadım. Ne kadar mücadele ettiysem durduramadım. Olay böyle gerçekleşti. Duraktaki insanların arasına daldım. Daha sonra sistem devreye girdi, araç kendiliğinden durdu" dedi.
Kazada kastı, kusuru ve kabahatinin olmadığını savunan Karakaya, "Beraatimi ve tahliyemi istiyorum. Ölenlerin yakınlarına başsağlığı diliyorum, herhangi bir kastım ve kusurum yoktur. Kimseyi de tanımam. Otobüs, çarpma eyleminden sonra 60 veya 70 metre sonra durdu. Hem otobüse sürttü, hem kaldırıma sürttü, hem de durağa vurdu, ondan sonra durdu" dedi.
Duruşma savcısının soruları üzerine sanık Karakaya şunları söyledi:
"Otobüs duraklarına yaklaşırken genellikle retarder ile aracın hızını yavaşlatıp durağa yanaşıyoruz. Gerekirse sonradan frene basarız. Benim bildiğim kadarıyla halk otobüsü şoförleri emniyet kemerleri takmak zorunda değil. O gün de emniyet kemeri üzerimde yoktu. Koltuk sabit de kullanılabilir, amortisörlü de kullanılabilir. Amortisörlü olsa bile koltuk benim frene basmamı engellemez. Amortisör kendi hava sistemine göre 5-10 santim zıplatır. Ben otobüsü kullandığımda amortisör kapalıydı, yani koltuk oynamıyordu, sabitti."

SANIĞIN AVUKATI BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ TALEB ETTİ
Sanık Selim Karakaya'nın Avukatı Baykal Kazancıoğlu, kazaya ilişkin savcılığın hazırlattığı bilirkişi raporunun teknik arızayı incelemeyen bir rapor olduğunu savunarak, "Savcılığın raporu sadece mevcut olayı değerlendirmiştir. 28 kilometre hızla giden bir araca sanığın sahip olmadığı söylenmektedir. Savcılığın raporu trafikle ilgili kişilerin verdiği bir rapordur. Bizim ibraz ettiğimiz raporda olay saniye saniye irdelenmiştir, teknik arıza olduğu rapor edilmiştir. Kazaya karışan aracın yanına gidilerek inceleme yapılarak düzenlenen bir rapordur. Otobüs yerinde durmaktadır, mahkemeniz arzu ederse inceleme yapabilir. Müvekkilim vefat edenlerin yakınlarına cüzi de olsa bir ödeme yapmak istemektedir. Bunu da ancak çalışarak yapabilir. Bu bakımdan tahliye hususunu mahkemenize bırakmak istiyorum" dedi.
Kaza olduğu gün eşi Mustafa ile birlikte durakta otobüs beklediklerini söyleyen mağdur müşteki Belgizar Erdoğan, "Otobüsün kaldırıma çıkmasıyla bir şey göremedim. Bana da otobüs çarptı, ben şuurumu kaybettim. Hastanede gözümü açtım. Bacaklarımda hala sıkıntı var, yürüyemiyorum. İç kanama oldu. Tedaviyi devlet hastanesi yaptı, ancak eşimi kaybettim. Bu nedenle maddi ve manevi zararım vardır, şikayetçiyim" dedi. Olay günü hastane çıkışı durağa geldiğini belirten mağdur müşteki Hatice Yıldırım, "Durakta ölen Aygün Erdoğan da benim yanımdaydı. Bir gümbürdü geldi, otobüs hiç görünmüyor. Otobüs 100 metre geriden tablalara çarparak geliyordu. Durağı ikiye katladı. Ben can havliyle kaldırıma çıkmak isterken bir şey bana çarptı, çimlere savruldum. Otobüs mü çarptı, otobüsün çarptığı kişi mi çarptı tam olarak görmedim. Boynumda disk kayması oldu. Omuzum çatladı. Bilerek yapmamıştır ancak çok geriden kaldırıma çıktı, tedbirsizdi. Sanıktan şikayetçiyim, cezalandırılsın" dedi.

OTOBÜSÜN HATTI DEVRETMEMESİ İÇİN TEDBİR KARARI ALINDI
Otobüsün bağlı bulunduğu hattı devretmemesi için tedbir kararı alan mahkeme, üniversiteden seçilecek 3 kişilik bilirkişi kurulu ile otobüs üzerinde keşif yapılmasına, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi

İDDİANAMEDEN
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Selim Karakaya yönetimindeki halk otobüsünün 1 Şubat 2018 tarihinde Üsküdar Dr. Eyüp Aksoy Caddesi üzerinde bulunan durağa kontrolsüz girerek 3 kişinin ölümüne 2 kişinin de yaralanmasına neden olduğu belirtiliyor.
İddianamede, Aygün Erdoğan, Mustafa Erdoğan ve Perihan Çelik'in olay yerinde öldükleri, Belgizar Erdoğan ve Hatice Yıldırım'ın da yaralandığı belirtilerek, şoför Selim Karakaya'nın, "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması isteniyor.

Görüntü Dökümü:
---------
-Kazayla ilgili arşiv görüntü

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler