DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 4

1- ARNAVUTKÖY'DEKİ KUYUMCU SOYGUNU KAMERADA Haber- Kamera : Alper KORKMAZ - İSTANBUL DHA Arnavutköy'de bir kuyumcuya giren silahlı ve maskeli iki soyguncu yaklaşık 25 bin lira nakit para ile 400 gram altını alarak kayıplara karıştı.  Güvenlik kamerasına yansıyan olay saat 11.00 sıralarında Gaziosmanpaşa Caddesi üzerinde bulunan bir kuyumcuda meydana geldi.

1- ARNAVUTKÖY'DEKİ KUYUMCU SOYGUNU KAMERADA

Haber- Kamera : Alper KORKMAZ - İSTANBUL DHA
Arnavutköy'de bir kuyumcuya giren silahlı ve maskeli iki soyguncu yaklaşık 25 bin lira nakit para ile 400 gram altını alarak kayıplara karıştı.
Güvenlik kamerasına yansıyan olay saat 11.00 sıralarında Gaziosmanpaşa Caddesi üzerinde bulunan bir kuyumcuda meydana geldi. Suriyeli Ömer Khudari'nin sahibi olduğu kuyumcuya yüzleri maskeli ve silahlı iki soyguncu geldi. Bir diğer soyguncu da arka sokakta motosikletle bekledi. Kuyumcu ve çalışanını silahla tehdit eden soyguncular, 2 el de ateş ederek yaklaşık 25 bin lira nakit para ile 400 gram altını aldı.
Altın ve paraları alan soyguncular kendilerini arka sokakta bekleyen motosiklete binerek kaçtı. Bir süre motosikletle ilerleyen soyguncular daha sonra motosikletlerini ormanlık bir alana bırakarak izlerini kaybettirdi. İhbar üzerine olay yerine ve motosikletin kaçış güzergahına çok sayıda polis ekibi sevk edildi. İşyeri önüne güvenlik şeridi çeken polis ekipleri, incelemelerde bulundu. Soygunu anlatan Ömer Khudari , "2 kişi geldiler ellerinde silah vardı. 2 el ateş ettiler yaklaşık 50-60 bin liralık altın alıp kaçtılar " diye konuştu. Kuyumcudaki ve çevredeki güvenlik kameralarını inceleyen polis ekipleri kaçan soyguncuları yakalamak için çalışma başlattı.

Görüntü Dökümü
----------
Soygunun güvenlik kamerası görüntüleri (EK GÖRÜNTÜ)

////////
-Kuyumcudan görüntü
-Polis ekiplerinden görüntü
-Olay yerinden görüntü
-Kuyumcu sahibi ile röportaj
-Görgü tanığı ile röportaj

===========================

(ÖZEL)
2- BEŞİKTAŞ'TA GÖRENLERİ ŞAŞKINA ÇEVİREN KAZA

*Aracının kontrolünü kaybeden sürücü, kaldırımı aşıp 5 metrelik istinat duvarından aşağıya uçtu.

*İki aracı üzerine düşen otomobilden şans eseri yara almadan çıkan sürücü, kazayı anlattı.

Haber - Kamera: Zeki GÜNAL / İSTANBUL,(DHA)
Beşiktaş'ta kontrolden çıkan otomobil, kaldırımı aşıp beş metrelik istinat duvarından 2 otomobilin üstüne düştü.
Kaza, saat 15.00 sıralarında Gayrettepe'de meydana geldi. Aracına binip kontağı çalıştıran sürücü, bir anda otomobilin direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kaldırımı aşıp binanın 5 metrelik istinat duvarından aşağıya uçan otomobil, park halindeki 2 aracın üstüne düştü. Kazayı görüp yardıma koşan çevredeki vatandaşlar, otomobil sürücüsünü bulunduğu yerden çıkardı. Şans eseri yara almadan kurtulan ve gelen sağlık ekibi tarafından kontrolü yapılan sürücü, "Arabayı çalıştırıp boşa almamla bir anda kısa mesafeden aşağı uçtum. Fren de tutmadı. Camdan çıktım, benim için önemli olan kimseye vurmadım" dedi.

"ÇOCUK GENELDE ORALARDA OYNARDI, MUCİZE OLDU"
Apartman sakini bir kadın "Arabayı uçarken gördüm. Evden nasıl çıktığımı bilmiyorum aklıma ilk gelen komşumuzun çocuğu genelde oralarda oynardı. Dışarıda oynuyorsa, ya da orada birileri aracın altında kaldı diye korktum. Adamı hemen çıkardık, bir mucize oldu. Adamın burnu bile kanamadı, ben ya da başkası da orada olabilirdi" diye konuştu.

Görüntü dökümü
-----------------------
-İki otomobilin üstüne düşen otomobil
-Otomobilin uçtuğu yer
-Polis ekipleri
-Mahalle sakinleri ile röportaj
-Genelde oralarda oynadığı söylenen çocuk
-Otomobil sürücüsü ile röportaj
-Genel ve detay görüntüler

03.05.2018 - 17.02 Haber Kodu : 180503158

==================================

3- FATİH'TE BİR KAFEDE DEHŞET ANLARI KAMERADA

Ali AKSOYER / İSTANBUL DHA
Fatih'te bir kafede Serhat Gün, Özbek asıllı kız arkadaşına cinsel saldırıda bulunduğu ve cep telefonunu çaldığını iddia ettiği Hasan Ayhan'ı bıçakladı. Hasan Ayhan'dan akan kanları temizleyen Serhat Gün ve beraberindekiler daha sonra onu taksiyle hastaneye gönderdi. Hasan Ayhan hastanede hayatını kaybetti.
Emniyet kaynaklarındın alınan bilgiye göre olay şöyle gelişti:
Hasan Ayhan (30) 3 ay önce cezaevinden çıktı. Kumkapı'da kafe işleten arkadaşı Serhat Gün(24)'ün yanına giderek kalacak yeri olmadığını söyledi. Serhat Gün, Hasan Ayhan'ı Özbek kız arkadaşı Ezoza Khalmatova'nın üvey kardeşi Laziz Salahitdinov'un (30) yanına yerleştirdi. İddiaya göre Hasan Ayhan evde yalnız kaldığı sırada Ezoza Khalmatova'ya yönelik cinsel saldırıda bulundu ve cep telefonunu çaldı. Aynı gün kafeye giden Hasan Ayhan, Serhat Gün'le tartıştı. Bu sırada kafenin güvenlik kameraları kayıttaydı. Laziz Salahitdinov Hasan Ayhan'a vurmaya başlayınca, Serhat Gün de bıçakla saldırdı. Yaşanan boğuşmanın ardından Hasan Ayhan yere yığıldı. Laziz Salahitdinov, Serhat Gün ve Ezoza Khalmatova yerdeki kanları temizledikten sonra Hasan Ayhan'ı bir taksiye bindirerek Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gönderdi. Hasan Ayhan hayatını kaybetti.
Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri Hasan Ayhan'ı hastaneye götüren taksicinin ifadesinden yola çıkarak kafeyi belirledi. Yapılan operasyonda Serhat Gün, Ezoza Khalmatova ve üvey kardeşi Laziz Salahitdinov gözaltına alındı. Kafenin kameralarını inceleyen polis, cinayet anı ve kanların temizlendiği görüntülere ulaştı. Emniyette sorguya alınan 3 kişi, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

Görüntü Dökümü:
---------------
Güvenlik kamera görüntüleri
-Kafede yaşanan tartışma
-Hasan Ayhan'ın bıçaklanması
-Yere yığılması
-Şüphelilerin yerdeki kanı temizlemeleri
AKTÜEL
Şüphelilerin emniyetten çıkışları

======================

4- TAKSİM'DE TECAVÜZ DEHŞETİ DAVASI: AYLAR SONRA YAKALANAN SANIKLA YÜZ YÜZE GELDİ

Haber: Özden ATİK / İSTANBUL, (DHA)
TAKSİM'de 21 Ocak 2017'de iki kadından birini bıçaklanıp diğerinin ise omuza alınıp kaçırıldıktan sonra götürüldüğü evde tecavüze uğramasına ilişkin olayla ilgili davanın görülmesine devam edildi. Duruşmada mağdur F.H.E. ,15 ay sonra yakalanarak 30 Mart'ta tutuklanan olayın sanıklarından Engin K., ile salonda karşı karşıya gelerek teşhis etti. Mağdur F.H.E, şikayetinin devam ettiğini söyledi.
İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Dursun A. ile geçtiğimiz Mart ayında yakalanarak tutuklanan Engin K., getirildi. Mağdur F.H.E. ise avukatı Binnur Açış ile duruşmaya katıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın avukatı Nuray Yiğit de duruşmada hazır bulundu. Mahkeme Başkanı, sanık Engin K'nın ifadesinin celse arasında alındığını belirtti. Sanık Engin K'nin ifadesinde, "İddianamedeki eylemi gerçekleştiren kişi ben değilim. Dursun isimli sanık dayımın oğlunun arkadaşıdır. Dursun gece kulübünde bodyguardlık yapar. Bu olayları internetten duymam sebebiyle biliyorum. Görgüye dayalı bilgim yoktur. Yaralı olan kişinin hemen karakola gitmeyip 3 gün sonra şikayette bulunması çelişkilidir. Suçlamayı kabul etmem" dediği belirtildi. Bu savunması sorulan Engin K., ifadesini doğruladı.

SANIĞI TEŞHİS ETTİ
Daha sonra mağdur F.H.E.,, sanığı duruşma sırasında teşhis etti. Mağdur F.H.E, "Huzurda bulunan sanık Engin, benim daha önce teşhis ettiğim kişidir. Şikayetim devam etmektedir" dedi. Mağdurun avukatı Binnur Açış da sanık Engin K.'nin savunmalarını kabul etmediklerini söyleyerek Rıdvan isimli şahısla ilgili soruşturma akıbetinin sorulmasını talep etti. Sanık Dursun A. da diğer sanık Engin K'nin, mağduru evine getiren şahıs olduğunu belirtti. Mahkeme, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Görüntü Dökümü:
-----------
-Olayla ilgili arşiv görüntüler

================================

5- BEYOĞLU'NDA ELEKTRİK TRAFOSU PATLADI; MAHALLEDE PANİK YAŞANDI

Haber-Kamera: Hakan KAYA - Hasan YILDIRIM - Özgür EREN / İstanbul DHA
Beyoğlu'nda bir apartmanın bodrumundaki elektrik trafosu büyük bir gürültüyle patladı. Binanın içi dumanla kaplandı. Apartman sakinleri panik ve korku dolu anlar yaşadı. O onlar ise bir cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı.
Beyoğlu Kaptanpaşa Mahallesi, Piyale Mumhanesi Sokak'ta bulunan 5 katlı bir apartmanın bodrum katındaki elektrik trafosu, henüz bilinmeyen bir nedenle patladı. Patlamanın ardından bodrum katında yangın çıktı. Apartmanın için yoğun duman kapladı.
Çevredekiler durumu itfaiye ve polis ekiplerine bildirdi.

KUCAĞINDA BEBEĞİYLE KENDİNİ DIŞARI ATTI
Binadan dumanlar yükseldiği sırada, apartman sakinleri kendilerini dışarı attı. Yaşanan panik anlarını amatör kamera kaydetti.
Görüntülerde, binadan dumanlar yükseliyor. Bu sırada kucağında bebek bulunan bir kadın ile diğer bina sakinlerinin panikle dışarı çıkıyor

BURADA ÖLÜM TEHLİKESİYLE YAŞIYORUZ
Bina sakini Ejder Takun, "Binanın girişine trafo yapmışlar. Burada ölüm tehlikesi yaşıyoruz. Çok korkuyoruz her an bir patlama yapabilir, ölebiliriz. Buna biran önce önlem alınmasını istiyorum. Şuan yaralanan ölen yok. Binadakiler kendilerini dışarı attılar" dedi.

Görüntü Dökümü:,
Cep telefonu görüntüsü
Trafodan çıkan dumanlar
Vatandaşların apartmandan çıkışları
Bebeğiyle apartmandan çıkan kadın
İtfaiyenin gelişi ve yangına müdahalesi
Aktüel görüntü
İtfaiye ekiplerinin çalışmaları
Kaldırımda bebeğini emziren kadın
Apartmandan çıkan kişi ile röp.
Genel ve detaylar
03.05.2018 - 15.59 Haber Kodu : 180503142

6-ÜNLÜ YAZARIN ÖLDÜRÜLMESİ DAVASINDA MÜTALAA AÇIKLANDI..

-SANIK HAKKINDA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI İSTENDİ...

Haber: Özden ATİK / İstanbul, DHA
"Melekler ile Yaşamak" adlı kitabın yazarı ve yaşam koçu Beki İkala Erikli'yi öldürdüğü iddiasıyla yargılanan sanık Sinem Koç hakkında savcı mütalaasını açıkladı. Savcı, Adli Tıp Kurumu raporu'na göre cezai ehliyeti tam çıkan sanık Sinem Koç'un "Tasarlayarak adam öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mütalaaya karşı söz verilen sanık Koç, "Ben hasta olduğum için böyle bir şey yaptım. Bunun için tekrar Adli Tıp Kurumu'na gönderilmek istiyorum" dedi.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 9'uncu celsesi görülen duruşmaya, tutuklu sanık Sinem Koç getirildi. Öldürülen Beki İkala Erikli'nin eşi Erdal Erikli ve kardeşi Davit Çukran'ı ise avukatları temsil etti.

ADLİ TIP KURUMU'NA GÖRE AKLİ ARIZASI YOK
Mahkeme Başkanı Turan Ahmet Taşkaya, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'ndan "sanıkta herhangi bir akıl ve zeka geriliği saptanmadığı, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme yeteneğini kaldıracak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna dair tıbbi bir bulguya rastlanmadığını, cezai sorumluluğunun tam olduğunu" içeren rapor geldiğini tutanağa geçirdi. Şikayetçi avukatı, sanığın tasarlayarak adam öldürme suçundan cezalandırılmasını talep etti.

SAVCI MÜTALAASINI AÇIKLADI
Daha sonra Savcı Bayram Demirtaş, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, Beki İkala Erikli'nin "Meleklerle Yaşamak" isimli kitap sayesinde tanınan bir kişi olduğunu, eğitim amaçlı seminerler verdiğini ve özellikle bayanlardan oluşan takipçilerinin bulunduğunu belirtti. Sanığın maktulün kitabını okuduğu, seminerlerine katıldığı ve bunlardan olumsuz etkilenmesi nedeniyle Beki İkala Erikli'yi öldürme planı yaptığı anlatıldı. Olay günü de sanık Sinem Koç'un, çalışma ofisine giden yazar Erikli'yi binanın merdiven boşluğunda bekleyip sırtından 4 el ateş ederek öldürdüğü ifade edildi. Adli Tıp Kurumu raporuna göre de cezai ehliyeti tam çıktığı belirtilen sanığın "Tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi ve "Ruhsatsız silah bulundurma" suçundan da 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi talep edildi.

"HASTA OLDUĞUM İÇİN BÖYLE BİR ŞEY YAPTIM"
Mütalaaya karşı beyanı sorulan sanık Sinem Koç ise "Ben hasta olduğum için böyle bir şey yaptım. Bunun için tekrar Adli Tıp Kurumu'na gönderilmek istiyorum" dedi.

SON SAVUNMALAR İÇİN DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme, mütalaaya karşı son savunmaların yapılması ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

DAVANIN GEÇMİŞİ
Beyoğlu, Kabataş Ömer Avni mahallesi İnebolu Çıkmazı'nda bulunan Saadet Apartmanı'nda 15 Aralık 2016'da meydana gelen olayda, yaşam koçu ve yazar Beki İkala Erikli, işyerinin bulunduğu apartmana girdiği sırada silahlı saldırıya uğramıştı. Saldırı sonrasında kaçan Sinem Koç, Küçükçekmece'de annesiyle birlikte kaldığı evde yakalanmıştı. Polis tarafından gözaltına alınan Koç, çıkarıldığı mahkemece 17 Aralık 2016'da tutuklanmıştı. 30 Mart 2017'de görülen ilk duruşmada savunma yapan Sinem Koç, kitaptaki mesajlardan etkilenerek bir yıl boyunca etrafında mesajlar aradığını belirterek "Her gece ruhlar görüyordum. Örümceklerin vücudumda gezip tükürdüğünü görüyordum. Saçlarımı tarayamaz, hiçbir işi yapamaz hale geldim. Bu halimden kitabın yazarının sorumlu olduğunu düşünüyorum" demişti. Sanık avukatı müvekkilinin akıl hastalığı olduğunu belirterek bir sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasını talep etmişti.

Görüntü (ARŞİV)
---------------
Olaya ilişkin arşiv görüntüler
03.05.2018 - 16.42 Haber Kodu : 180503149

7- DOÇ. DR. ÜZEL: 600 YILLIK ÜNİVERSİTEMİZ DENEME TAHTASI DEĞİLDİR

Haber- Kamera: Cansel KİRAZ- Harun UYANIK - İstanbul DHA
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Üzel, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç'ın üniversitelerin bölünmesine yönelik tasarıya ilişkin açıklamalarını değerlendirdi. Doç. Dr. Üzel, "İstanbul Üniversitesi'nde yeni bir model deneyeceğiz', 'Neticeleri izlenecek' ifadelerini kabul etmiyoruz. Yaklaşık 600 yıllık üniversitemiz deneme tahtası veya denek değildir" ifadelerini kullandı.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencileri ve öğretim görevlileri İstanbul Üniversitesi'nin bölünmesine yönelik tasarıyı, fakültenin dekanlık binası önünde protesto etti. Burada toplanan kalabalık bir öğrenci grubu, 'Cerrahpaşa bizimdir, bizim kalacak', 'Cerrahpaşa yerinde güzel' yazılı dövizler açtı. Eyleme, hasta ve hasta yakınlarının da öğrencilere destek verdiği görüldü.
Cerrahpaşa Üniversitesi öğrencileri adına basın bildirisi okuyan Özcan Hürmüzlüm, “Cerrahpaşa hekim ailesi adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne 'Üniversitelerin bölünmesi' adlı yasa tasarısının komisyona çekilmesi veya iptal edilmesi çağrısında bulunuyorumö dedi.

YÖK BAŞKANI YEKTA SARAÇ'A YANIT
Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Üzel, Yüksek Öğretim Kurumu ( YÖK) Başkanı Yekta Saraç'ın son açıklamaları bölünme konusundaki son açıklamaları üzerine konuştu. Üzel, ö3 Mayıs 2018 tarihinde yayımlanan demecini okuduk. Üniversitemiz ile birlikte başka üniversitelerin de bölünmelerini öngören yasa önerisinin haklılığını savunan bu demeç, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi çalışanları, öğrencileri, asistanları, uzmanları ve öğretim üyelerini tatmin etmemiş olup çok sayıda belirsizlik içermektedir" dedi
Prof. Dr. Üzel, sözlerine şöyle devam etti:
“'İstanbul Üniversitesi'nde yeni bir model deneyeceğiz', 'Neticeleri izlenecek' ifadelerini kabul etmiyoruz. Yaklaşık 600 yıllık üniversitemiz deneme tahtası veya denek değildir. Yaklaşık 10 senedir bu konunun İstanbul Üniversitesi'nde tartışıldığını ve 3 rektörlük döneminde gündemde olduğunu, 'Kurullarda zaman zaman meselenin irdelendiğini herkes bilir' ifadesinde belirtilenin aksine, konu bizim gündemimize gelmemiş, kurullarımızda konuşulmamıştır. 'Bu iki yapının akademik faaliyetlerinde birbirleriyle uyumlu bir şekilde çalışmasını sağlayan pek çok mesele, kararın kendi süreçlerinde başlayıp biteceği yeni bir sistem düşünüyoruz' ifadesinde belirtilen uyumlu çalışma ve kendi karar süreçlerine başlayıp bitme amaçları tek bir İstanbul çatısı altında yapılabilecek uygulamalardır ve bölünmeye de gerek yoktur"

TBMM İLE GÖRÜŞME
Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhlis Cem Ar ise TBMM'de yaptıkları görüşmeleri anlattı. Cem Ar, “ Dün bu yasa tasarısı görüşülmeye başlandı. Biz de görüşülmeden önce tasarıyı onaylayacak, oylayacak milletvekillerine son bir kere daha sebeplerimizi, neden bölünmek istemediğimizi, nerelerde sakınca gördüğümüzü aktarmak istedik. Meclis başkanımızla başladık, daha sonra milletvekilleri ile grup başkanvekilleri ile görüştük. Görüşmeler, görüşme bazında olumlu geçti ama kararın ne olacağı konusunu tabii bilmemiz mümkün değil" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
-------------
-İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığı önünde toplanan öğrencilerin görüntüsü
-Öğrenciler adına basın bildirisi okuyan Özcan Hürmüzlüm'ün konuşması
-Hasta ve hasta yakınlarının görüntüsü
-Mehmet Üzel'in konuşması
-Muhlis Cem Ar'ın konuşması
-Öğrencilerin üniversite bahçesinde yürüyüşü
-Genel ve detaylar
03.05.2018 - 15.27 Haber Kodu : 180503122_

8- GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE HEMŞİRE KIYAFETLERİ SERGİLENDİ

Haber-Kamera: Taner YENER-İdris TİFTİKÇİ/İSTANBUL,(DHA)
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Hemşirelik Fakültesi ve SBÜ Sultan Abdülhamit Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi 12-18 Mayıs Hemşirelik Haftası etkinliği kapsamında hazırlanan "Geçmişten günümüze hemşirelik" organizasyonunda, tarihsel hemşire kıyafetlerin sergilendiği defile ile savaş döneminin anlatıldığı kısa bir tiyatral gösteri canlandırıldı.
SBÜ Sultan Abdülhamit Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi ortabahçesinde gerçekleştirilen etkinliğe, hastanenin Başhekimi Prof. Dr. Ali Rıza Odabaş, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Merdiye Şendir, Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Füsun Afşar, öğretim üyelerinin da aralarında bulunduğu hastane çalışanları ile vatandaşlar katıldı.

HEMŞİRELİĞİN DOĞUMU BU TARİHİ MEKANDA BAŞLADI
Etkinliğin açılışında konuşan SBÜ Sultan Abdülhamit Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ali Rıza Odabaş, bu tarihi mekanda hep birlikte olduklarını ifade ederek, "Modern hemşireliğin doğumu da bu tarihi mekanda Florence Nigtingale ile beraber başladı. Safiye Hüseyin ile beraber bu tarihi mekanda devam etti. 12 Mayıs Hemşireler Günü'nde Florence Nigtingale'in doğum gününden bu zamana kadar tüm dünyada bu zamana kadar kutlanmaya devam ediyor. Hemşirelik mesleği gerçekten önemli çok büyük özveri, fedakarlık gerektiriyor. Sizler, sevgili hemşirelerimiz ülkenin her bir yanında her bir köşesinde, köyünde, uzak yerlerde, bazen çocuklarınızdan, sevdiklerinizden uzak yerlerde görev yapıyorsunuz" dedi.

HEMŞİRELİK HAFTANIZI KUTLUYORUM
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Merdiye Şendir ise "Hemşirelik için, insan sağlığı için, ülkemiz için çok önemli gelişmelerin ve katkıların olması bu etkinlikler sırasında paylaşılan bilgilerin yaygınlaşması ve bunun da sağlık sistemine yansıması dileklerimle hepinizin hemşirelik haftanızı kutluyorum" diye konuştu.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE HEMŞİRE KIYAFETLERI DEFİLESİ VE TİYATRO GÖSTERİSİ
Konuşmaların ardından çoğunluğu kadın hemşirelerden oluşan hastane personeli, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'ne ait aynı zamanda hastane müzesinde de sergilenen tarihi üniformalar ile önce savaş döneminde yaralı askerlere müdahale anları, okunan bayrak şiirinin eşliğinde mini bir tiyatral gösteri ile canlandırıldı. Daha sonra çoğunluğu kadın hemşirelerden oluşan hastane personeli tarafından defile gerçekleştirildi. Defilede, Florence Nightingale, Safiye Hüseyin Elbi gibi hemşirelik mesleğinin öncüleri ile Türkiye, ABD, Kanada, Fransa, Almanya, İngiltere gibi ülkelerde geçmiş ve günümüzde kullanılan kıyafetleri sergilendi. Hastane çalışanları ve vatandaşlar ilgiyle izledikleri gösteri ve defileyi cep telefonları ile kaydettiler.
Defilede yer alan hastanenin ameliyathane sorumlu hemşirelerinden Ayşegül Hodancı, Florence Nightingale'nin Kırım Savaşı'nda giydiği kıyafeti sergilediğini ifade ederek, "Çok heyecanlıyım hala kalbim küt küt atıyor ama Florence Nightingale'in kıyafetini taşımaktan da onur duyuyorum" dedi.

OSMANLI'YA AİT ERKEK HEMŞİRE KIYAFETİ
İlk erkek hemşirelerin kıyafetlerini sergileyen hastanenin kardiyoloji bölümünde kayıt memuru olarak çalışan Selahattin Durmuş, üzerindeki kıyafet için "Bu, 1912-1917 Trablusgarp ve 1. Dünya Savaşında kadın hemşirelerin sayısının yetersiz olduğunda Hilal-i Ahmer Cemiyeti tarafından yetiştirilerek cephede görev alan Osmanlıya ait erkek hemşire kıyafeti" dedi.
Nöroloji Bölümü hemşirelerinden Goncagül Gülcan de "1910-1911 Trablusgarp Savaşı'nda Hilal-i Ahmer Cemiyeti tarafından yaralı askerlere hizmet vermek için kurulmuş hemşirelerin kıyafetini tanıttım. Hemşireliğin eski çağlardan günümüze kadar olan sürecinde var olmak ve bu duyguyu hissetmek beni çok heyecanlandırdı" diye konuştu.
Defileyi hastane bahçesinde izleyen hasta ve hasta yakınları da defileyi çok beğendiklerini, tarihi yeniden yaşadıklarını ve duygulandıklarını söylediler.

Görüntü Dökümü:
-----------------------
-Ali Rıza Odabaş konuşması
-Merdiye Şendir konuşması
-Tiyatral gösteri canlandırılması
-Gösteriyi izleyenler
-Defile
-Defileye katılan hemşirelerle röp
-Defileyi izleyen vatandaşlarla röp
-Toplu fotoğraf çekimi
-Genel ve detaylar
03.05.2018 - 15.57 Haber Kodu : 180503141

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler