DHA YURT BÜLTENİ-11

NOT:GÖRÜNTÜLER   EDİTÖRLERİN    DEĞERLENDİREBİLMESİ İÇİN  MOZAİKSİZ GEÇİLMİŞTİR MELTEM Ö.: AYAKKABILARININ ALTINI ÖPEREK KURTULDUM KIRKLARELİ Valisi Orhan Çiftçi'nin Mudanya Kaymakamı olduğu dönemde tanıştığı Meltem Ö.'yü 4 kişiyle birlikte kaçırıp ormanlık alanda darp ettiği iddiasının ardından İçişleri Bakanlığı'nca soruşturma başlatırken, Meltem Ö.

NOT:GÖRÜNTÜLER EDİTÖRLERİN DEĞERLENDİREBİLMESİ İÇİN MOZAİKSİZ GEÇİLMİŞTİR

MELTEM Ö.: AYAKKABILARININ ALTINI ÖPEREK KURTULDUM

KIRKLARELİ Valisi Orhan Çiftçi'nin Mudanya Kaymakamı olduğu dönemde tanıştığı Meltem Ö.'yü 4 kişiyle birlikte kaçırıp ormanlık alanda darp ettiği iddiasının ardından İçişleri Bakanlığı'nca soruşturma başlatırken, Meltem Ö. Doğan Haber Ajansı'na konuştu. "Bir kadın olarak dik durduğum için bu röportajı veriyorumö diyen ve "Orhan Çiftçi ile kesinlikle sevgili deeğildikö ifadelerini kullanan Meltem Ö., geçen yıl 8 Mayıs'ta başından geçen olayı ve sonrasındaki gelişmeleri anlattı..
Geçen yıl, 8 Mayıs'ta Kırklareli Valisi Orhan Çiftçi ile Bursa ile Mudanya arasında yer alan Bademli'de bir mağazanın önünde buluşmak için anlaştıklarını belirten Meltem Ö., "şunları kaydetti:
"1.5 yıl önce, iş yerinde mağdur olduğum için, tabii ki o da mülki amiri olduğu için onun gücüne güvenerek, 'Denize düşen yılana sarılır' hesabı sadece manevi güç beklemiştim. Fakat kendisiyle hiç bir zaman sevgili olmadık. Sadece bir destek bekledim, aramasını bekledim, manevi güç olarak. Tanışıklığımız özel kalemden, ben belediye başkanı özel kalemiydim. Bir gün Ankara'ya giderken, benden destek istemişti, istediği kişilerle görüştürmüştüm. Daha sonra görüşmelerimiz başladı, ama normal olarak görüşmelerimiz başladı, hiç bir şekilde başka yönlere çekilecek bir görüşme değildi. Fakat son zamanlarda değiştiğini hissetim. 6 Mayıs'ta beni İzmit'e çağırdı, gitmedim. 8 Mayıs'ta kendisi geldi. AVM önünde kararlaştırdık görüşmeyi, AVM önüne gittiğimde telefonla aradım cevap vermedi. Daha sonra bir bey açtı telefonu, 'Yavrum artık Orhan yok ben varım' dedi. Ben de çok şaşırdım bir kadın olarak. Bir de şunu söylemek istiyorum, ben özel hayatıma çok dikkat eden bir kadınım. Akşamları asla dışarı çıkmıyorum, bir kadın olarak dik durduğum için bu röportajı veriyorum. 'Yavrum' dedi, 'Artık Orhan yok ben varım' dedi, ben de dedim ki 'Sen neden bana yavrum diyorsun, sen kimsin' dedim. Arabaya bindi, koşarak arabayı zorladım, camı çaldım, 'Siz bana neden yavrum diyorsunuz' diye bağırdım. Camı açtı tekrar bana tahrik edici kelimeler kullanınca bir tane taş attım. Taş atınca onlar meğer gelmişler 4-5 kişi ben tek başına geldi sanıyordum. Uzun boylu bey, çenemin altına çok güçlü bir yumruk vurdu. Ben tabii ne olduğuna şaşırdım, sandım ki etraftaki insanlar arabaya taş attığım için bunu bana yapıyorlar. Bayağı saçımdan tuttu benim arabaya kadar götürdü, arabanın içinde ben tir tir titriyorum inanılmaz şoktayım. Ben evime gitmek istediği söyledim, ama arabaya bindirip ormanlık alana götürdüler.
Bir tane bey beni dışarıya çıkardı arkaya oturttu, telefonumu arka cebine koydu ve biz Balat'a gittik. Balat ormanlarının ilerisine doğru. 2 saat arabada kilitli kaldım, bayağı gidene kadar hırpalandım. İkimiz arkadaydık, benim arabamı da başka bir bey kullanıyordu daha sonra ben arabada kilitli kaldım. Olayı bilmiyorsunuz size nasıl anlattı bilmiyorm ama dedim. Daha sonra bana bazı tekliflerde bulunmuştu ben o teklifleri kabul etmedim, çünkü evli bir insandı. Olayın buraya gelmesini asla istemezdim keşke tek başına geldeydi. Benim yüzüme tokat vursaydı bunlar yaşanmasaydı. O 5 kişi ormanda beni çok aşağıladı, hiç tanımadığım insanlar tarafından çok aşağılandım ayrıca şunu belirtmek istiyorum benim Ankara'da bazı siyasi çevrem var, ormandaki bu kişiler bu siyasi çevrenin, nasıl edindiğimi benim namusumla ilgili ithamlarda bulundular. Beni aşağıladılar, orada çırpındım arabanın içinde beni çıkarın diye. Sağ ayağım bir kere arabanın kapısından çıktı 5 kere kapıyı kapattılar çıkamayacaksın diye. Daha sonra ben çıkmayı başardım yalvardım yeri öptüm telefonumu verim ben gitmek istiyorum diye.

ARABAMA BERABER BİNDİK

Yine vermediler o 5 kişi. Ne yaptılar bilmiyorum telefonumu, daha sonra ben kocaman bir taş buldum 'Beni bırakmazsanız başıma vurup öldüreceğim kendimi' dedim, telefonumu istedim. Aldı telefonu arabaya girdik beraber. Ben direksiyondayım, o da yanımda. 'Bir şartla veririm' dedi, ayakkabılarının altını uzattı 'Öpeceksin' dedi. Ben öpmek istemedim ama onların elinden kurtulmak için öptüm. Çünkü çok ölüm tehdidi aldım ben yolda giderken. Arabayı kullanan bey dedi ki, 'Senin evini biliyorum, apartmanına geldim, seni öldürmek için geldim, ama öldürmedim' dedi. 'Sen Orhan'a ne yazdıysan, ne resim yolladıysan bütün her şeyi bize yolladı' dedi. Benim resimlerimi 5 kişiye göndermiş. Ben şok oldum, tabii normal resimler bunlar. Çok ölüm tehdidi aldım, 'Seni yaşatmayız' dediler.

AYAKKABILARININ ALTINI ÖPTÜM

Ayakkabılarının altını öptükten sonra ben ayrıldım oradan kendi aracımla. Ama çok kötü aşağılandım, hırpalandım. Şu an arabamdan nefret ediyorum, hayattan nefret ediyorum, korkuyorum bir AVM'ye girdiğimde karşımda yemek yiyen bir adam gördüğümde ben yemeyi bırakıp kalkıyorum, onlardan biri sanıyorum. Olayın ardından hemen şikayetçi oldum. "
Meltem Ö. Olaydan sonra darp nedeniyle 1 ay rapor aldığını belirterek, şikayetçi olduğunu söyledi ve sözlerini "Kesinliklikle sevgili değildikö diyerek noktaladı.

GÖRÜNTÜ MERKEZE GEÇİLDİ

Berktuğ ÖNCÜ/MUDANYA (Bursa), (DHA)-

=====================================================

2)CİZRELİLER, ELEKTRİK KESİNTİLERİ İÇİN DEDAŞ YETKİLİLERİYLE GÖRÜŞTÜ

ŞIRNAK'ın Cizre ilçesinde alçak gerilim sayaç otomasyon panolarının sık sık tahrip edilerek kullanılmaz hale gelmesi üzerine DİCLE Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) yetkilileri, sayaçları dışarıya almak istemesine tepki gösteren halk, sosyal medya çağrısı üzerine Öğretmenevinde, DEDAŞ Şırnak İl Müdürü Murat Horoz ve AK Parti İl Başkanı Halil İbrahim Erkan ile biraraya geldi. Sivil toplum kuruluşu ve mahalle muhtarlarının da katıldığı toplantıda vatandaşlar, DEDAŞ yetkililerine sorunlarını anlatırken, DEDAŞ Şırnak İl Müdürü Murat Horoz, yeni uygulamanın vatandaşların yararına olduğunu savundu.
Cizre'de, sosyal medyada yapılan çağrı üzerine Öğretmenevine yüzlerce kişi, AK Parti Şırnak İl Müdürü Halil İbrahim Erkan, DEDAŞ Şırnak İl Müdürü Murat Horoz, ilçede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu temsilcileri, mahalle muhtarı ile bir araya geldi. Sorunları dinlemek ve çözüm üretmek için bir araya geldiklerini belirten AK Parti Şırnak İl Başkanı Halil İbrahim Erkan, "Geride bıraktığımız yıllarda çok ağır travmalar yaşadık. Yaşadığımız bu travmaları aşacak olan da, hedeflediğimiz 2023 ve 2073 vizyonundaki o müreffeh Cizre'ye, Silopi'ye, Şırnak'a ulaşacak olan ve bu kentleri geleceğe ulaştıracak olanlar da bizleriz" dedi.
Cizre Muhtarlar Birliği Başkanı Saithan Tuncer ise, DEDAŞ kaçak kontrol ekiplerinin elektrik sayaçlarında kaçak olsa da, olmasa da vatandaşlara yüksek meblağlı cezalar yazdığını iddia ederek, "Elektriği bize çok pahalıya satıyorlar. Gaziantep'ten, Mersin'den, İzmir'den, Bursa'daki vatandaşların ödediği elektrik faturası ile Cizre'de vatandaşların ödediği elektrik faturası arasında çok büyük bir fark var. Burada her ay açma, kapama ve sayaç okuma ücreti olarak 45 lira faturalara ekleniyor. Buradaki halk çok fakir ve ekonomik olarak zor durumdalar. Büyüklerimizin dediği gibi 'Kılıç elinde olsun ama Allahın merhameti de kalbinde olsun.' Bu memlekette fabrikalar yoktur. Kimisi şoför, Irak'a gider, kimisi sırtında mal taşır, kimisi de günlük yevmiye ile çalışıyor. Ama, her ay 400-500 lira elektrik faturası ödemeleri vicdani değildir. Bunun yanında da kaçak kontrol ekipleri, evlerimizin kapısını kırıp baskın yapar gibi evlerimize giriyor ve kaçak olsa da, olmasa da ceza kesiyorlar. Eğer Türkiye'nin her hangi bir yerinde; Edirne'de elektrik sayaçları dışarı çıkarılıyorsa, burada da çıkarılsın. Eğer İzmir, Balıkesir gibi yerlerde ekipler ev ev dolaşıp, elektrik sayaçlarına baskın yapıyorlarsa, bize de yapsınlar"dedi.
Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi de, sayaçların hane dışına taşınması uygulamasının ülkenin batısındaki hiç bir kentte olmadığını belirterek, "Eğer Türkiye'de bir tek Cizre'de, Silopi'de, Şırnak'ta kaçak elektrik kullanılıyorsa, istiyorlarsa elektrik sayaçlarını değil dışarıya, istedikleri bir yere götürsünler. Ama, Türkiye'de başka bir yerde bu uygulama yok. Bu uygulama bir kere vatandaşı rencide ediyor. Bırakın Cizre'yi, Silopi'yi, Şırnak'ı, Doğu ve Güneydoğudaki elektrik kaçağı Kocaeli'ndeki sanayi bölgesindeki kadar değildir. Doğu ve Güneydoğu'daki elektrik kaçağı Antalya yolundaki otel zincirlerinki kadar değildir. Tabi ben bunu söylerken, kaçak elektrik meşrudur, yapalım, edelim anlamında söylemiyorum. Batıdaki uygulama neyse, burada da aynı uygulama olsun. Sayacın, caddeye ve kapıya konulması kadar rencide edici bir şey yoktur. Bu şekilde insanların onuru ile oynanmış oluyor. Kimse kaçak ekipleri gelip gitmesin demiyor. Ama, Ankara'da biri kaçak elektrik kullanıyorsa, bunun uygulaması nasılsa, burada da o uygulansın. Ama diğer şekilde insan onuru her şeyden ötedir. Bu şekilde insanların onuru ile oynanmış oluyor. Para bir şekilde telafi edilir ama insan onuru her şeyden önce olması gerekir"diye konuştu.
DEDAŞ Şırnak İl Müdürü Murat Horoz da, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı dönemde DEDAŞ ekiplerinin büyük bir özveri ile çalıştığını savunarak, "Bugün burada sayaçlar şöyledir; ücretler bu kadar geliyor ve benzeri konularda konuşacağız. Biz sadece şirket olarak burada elektriği satalım, para kazanalım derdinde değiliz. Biz bölgenin en büyük istihdam şirketiyiz ve altı bin çalışanımız var. Biz burada hizmet ediyoruz. Bu yapmış olduğumuz yatırımlarda adı üzerinde kaçakmış, sizi cezalandırmakmış gibi bir dertte değiliz. Ben de bir vatandaşım ve elektrik faturası ödüyorum. Bu bir yatırımdır, öncelikli olarak buna o şekilde bakmak lazım. 2013 yılında biz özelleştikten sonra devletin yapmış olduğu yatırım 400 milyon, bizim 2013'ten bu yana yapmış olduğumuz yatırım 1.2 milyar lira. Biz burada herkesin çekincelerini ve sorunlarını biliyoruz. Yalnız bu kaybı önlemek, sürekli enerji verebilmek için bu yatırımları yapmak zorundayız. Herkes kendi işini biliyor, dile getiriyor. Biz de kendi işimizi biliyoruz. Elektrik canlı bir sistemdir, bunun bakımını yapmazsan, bu bizi yarı yolda bırakır ve yarın öbür gün Cizre'de büyük bir kesinti olur" dedi.
Yaklaşık iki saat süren ve zaman zaman gerginliğin yaşandığı toplantıda, ilçedeki elektrik cezaları ve sorunlar konusunda önerilen çözüm yöntemleri de konuşuldu.

Görüntü Dökümü
------------------------
-Salondaki kalabalıktan detay
-AK Parti şırnak il Başkanı Halil İbrahim Erkan'ın konuşması
-Cizre Muhtarlar Birliği Başkanı Saithan Tuncer'in konuşması
-Dedaş Şırnak İl Müdürü Murat Horoz'un konuşması
-Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi'nin konuşması
-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Sekvan KÜDEN/ŞIRNAK, (DHA)

3)DESTİCİ: TÜRKİYE KENDİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMALIDIR

BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Afrin'e yönelik başlatılan operasyonun Münbiç ile de devam edebileceğini belirterek, "Türkiye kendi güvenliğini sağlamalıdır" dedi.
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici bir dizi ziyaretlerde bulunmak amacıyla karayolu Ankara'dan Tokat'a geldi. Partisinin il teşkilatını ziyaret eden Genel Başkan Destici, İl Başkanı Mustafa Omalar tarafından karşılandı. Burada basın mensuplarına açıklamada bulunan Destici, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye'nin Afrin kentinde, terör örgütü PKK/YPG'ye yönelik başlattığı 'Zeytin Dalı Harekatı' hakkında açıklamalarda bulundu. Afrin'den sonra hedefin Münbiç olduğunu söyleyen Destici şöyle dedi:
"Eğer ki Amerika Birleşik Devletleri yine Türkiye'ye kulaklarını kapatıp, gözlerini kapatıp, Türkiye'den gelen sağduyulu seslere cevap vermez ve gereğini yapmazsa ebetteki Türkiye Münbiç operasyonunu da gerçekleştirecektir. Türkiye'nin bu kararlılığı karşısında ABD'den bakıyoruz farklı sesler duyuyoruz. Münbiç'ten askerlerini çekmeyecekleri noktasında. Eğer çekmezler ise sonuçlarına da kendileri katlanırlar. Çünkü Türkiye kendi güvenliğini sağlamak zorundadır. Afrin'e yaptığı operasyonunun bir benzerini şayet o bölgeden teröristler çıkartılmazsa o yere gerçekleştirecektir. Hatta bununla da sınırlı kalmayacaktır Türkiye daha sonra Suriye sınırında ne kadar terör yuvası varsa hepsinin tepesine inşallah inecektir."

"HAİNLER HAK ETTİĞİ MUAMELEYİ GÖRMELİ"
'Savaşa hayır' diyenlerin PKK taraftarı olduğunu söyleyen Destici şunları şöyle konuştu:
"Bu mazur bir barış isteği olarak görülemez. Burada bir ihanet söz konusudur. Dolayısıyla biz herkesi bu ihanetten geri durmaya ve bu ihanetçilere, bunların iyi yüzlerine kanarak prim vermemeye davet ediyoruz. Elbette ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti gereğini yapacaktır. Hukuk içerisinde bunlarla ilgili yapılacaklar da elbetteki haklı hukuki süreçleridir. Kim Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığına, birliğine kast ediyorsa ya da kast edenlerin yanında duruyorsa onlarla ilgili de hukuki süreç işletilecektir. Kimse kusura bakmasın. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti Devlet'inin, bu büyük Türk milletinin üzerinde değildir. Herkes haddini bilecek. Ve her Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşının boynunun borcudur Zeytin Dalı Harekâtının yanında durmak. Kahraman Mehmetçiğin, ordumuzun, askerimizin, polisimizin terörle mücadelede yanında durmak her Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşının boynunun borcudur. Bu harekatın yanında durmayanlar hainlerdir. Hainler de hak ettiği muameleyi görmelidir" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:
-Parti teşkilatı ziyareti
-Yaptığı açıklama

Haber-Kamera: Fatih YILMAZ/TOKAT, (DHA)

(271 mb)

=====================================================

4)'ZEYTİN DALI HAREKATI'NA KAN BAĞIŞIYLA DESTEK

GAZİANTEP'in İslahiye ilçesinde, öğretmenler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'nin Afrin kentindeki terör örgütlerine yönelik başlattığı 'Zeytin Dalı Harekâtı'na destek amacıyla Türk Kızılayı'na kan bağışında bulundu.
İlçe Merkezine 12 kilometre uzaklıktaki Boğaziçi Mahallesinde bulunan Boğaziçi Atatürk Çok Programlı Anadolu Lisesi Okul Müdürü Halim Erol, idareci ve öğretmenleri, Türk Kızılayı Gaziantep Kan Merkezinin Demokrasi Meydanında kurulan mobil kan bağışı aracında kan verdi. Ellerinde Türk bayrakları ve 'Kanımızla, canımızla Mehmetçiğimizin yanındayız ' döviziyle gelen öğretmenler adına konuşan Okul Müdürü Halim Erol, "Boğaziçi Atatürk Çok Programlı Anadolu Lisesi öğretmenleri olarak Afrin'de vatanımız için mücadele eden Mehmetçiklerimize hitaben kan bağışı kampanyasında bulunduk. Allah ordumuzu muzaffer kılsın" dedi.

Görüntü Dökümü
------------------------------
- İslahiye Demokrasi Meydanı
- Kan bağışçıları form doldururken
- Okul Müdürü Halim Erol'un açıklaması
- Kan bağışı
- Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 116 MB
Haber-Kamera: Kadir ÇELİK-GAZİANTEP,(DHA)

======================================================

5)SURUÇ'TA 33 KİŞİNİN YAŞAMINI YİTİRDİĞİ SALDIRI DAVASINDA 4'ÜNCÜ DURUŞMA BAŞLADI

ŞANLIURFA'nın Suruç ilçesinde, 3 yıl önce Suriye'nin Kobani kentine gitmek isteyen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi 33 kişinin yaşamını yitirdiği terör örgütü DEAŞ'ın 'canlı bomba' saldırısıyla ilgili 1'i tutuklu 2'si firari sanığın 140'er kez müebbet hapis cezası istemi ile yargılandığı davanın dördüncü duruşması başladı.
Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde bulunan Amara Kültür Merkezi bahçesinde 20 Temmuz 2015 tarihinde terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı PKK/YPG denetimindeki Kobani kentine yardım götürmek için Türkiye’nin çeşitli illerinden Suruç'a gelen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin basın açıklaması yaptığı sırada, DEAŞ'lı canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdi. Canlı bomba saldırısında 33 kişi öldü, 104 kişi de yaralandı. Saldırının ardından başlatılan soruşturma kapsamında halen Ankara Gar saldırısından dolayı tutuklu olan Yakup Şahin ile Suriye'de bulunduğu belirtilen Deniz Büyükçelebi ve İlhami Bali hakkında 104'er kez müebbet hapis cezası istemiyle açılan davanın dördüncü duruşması, Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Jandarmanın yoğun önlem aldığı duruşmaya, saldırıda yaralı kurtulan ve hayatını kaybedenlerin ailelerinin yanı sıra HDP Şanlıurfa Milletvekili Dilek Öcalan'ın da aralarında olduğu çok sayıda kişi katıldı. Ankara'daki Tren Garı saldırısıyla ilgili tutuklu bulunan ve Suruç davasının tek tutuklu sanığı olan Yakup Şahin, duruşmaya tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla mahkemeye bağlandı. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 213 sayfalık iddianamede, bombalı saldırıyı gerçekleştiren kişinin incelenen deliller, kamera kayıtları ve teşhis yapılması sonucu DEAŞ'lı Abdurrahman Alagöz olduğu belirlendi. İddianamede, saldırının failleri olarak canlı bomba Abdurrahman Alagöz, 10 Ekim Ankara Gar'ındaki saldırıyı organize ettikleri, ancak Gaziantep’teki bir hücre evi baskınında kendilerini patlattıkları öne sürülen Yunus Durmaz ve Halil İbrahim Durgun, 10 Ekim Ankara Tren Garı davası sanıklarından Yakup Şahin, firari olduğu belirtilen Deniz Büyükçelebi ile İlhami Mali gösterildi. Bu yüzden davada yargılanan tek sanık Yakup Şahin oldu. T Tipi Cezaevi Kampüsü salonunda başlayan duruşmada mağdurların avukatları tanık ve ölenlerin yakınlarının ifadeleri alındı.

Haber:Ali LEYLAK/ŞANLIURFA, (DHA)

===============================================================

6)TECAVÜZ SANIĞI ÖZEL HAREKAT POLİSİ BERAAT ETTİ

MARDİN'de, sosyal medya üzerinden tanıştığı 21 yaşındaki M.B.'ye tecavüz ettiği iddiasıyla 12 yıl hapis istemiyle yargılanan özel harekat polisi B.K.'nın yargılanmasına devam edildi. Duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan savcı, sanığın tutuklanarak, cezalandırılmasını istedi. Mahkeme, suçun işlendiğinin sabit olmamasını gerekçe göstererek, sanık B.K.'nın beraatine karar verdi. Mağdur M.B., dün öğlen saatlerinde duruşmaya katılmak için geldiği Mardin'de intihara teşebbüs etmiş, bilinci kapalı olarak götürüldüğü hastanede midesi yıkanmıştı.
Mardin'de, sosyal medyadan tanıştığı M.B.'ye tecavüz ettiği iddiasıyla hakkında 'nitelikli cinsel istismar' suçundan 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan özel harekat polisi, 24 yaşındaki B.K.'nın yargılanmasına devam edildi. Mardin 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen davanın 3'üncü celsesine, dün geldiği Mardin'de intihara teşebbüs eden mağdur M.B., sanık B.K. ve taraf avukatları katıldı. HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik, Mardin Kadın Platformu ve çok sayıda kişinin izlediği duruşmaya Diyarbakır ve Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi de katıldı. Duruşmadan önce mahkemeye başvuran mağdurun avukatı Gülşen Özbek, sanık polisin nişanlısının duruşma salonuna silahlı olarak girdiğini, bu nedenle duruşmadan çıkarılmasını veya silahın salon dışına çıkarılmasını talep etti. Bunun üzerine salonda bulunan sanığın nişanlısının silahı alınarak, olay duruşma tutanağına geçirildi.
DİYARBAKIR VE ŞANLIURFA BAROSU'NUN MÜDAHALLİK TALEBİ REDDEDİLDİ
Yargılamanın başında söz alan Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi avukatı Hatice Demir ve Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi temsilcileri, davaya müdahillik talebinde bulundu. Ara kararını açıklayan Mahkeme, suçtan zarar görmedikleri gerekçesiyle her iki baronun katılma talebini reddetti. Duruşmada söz alan Avukat Aslı Pasinli, dosyada eksikliklerin olduğunu ve yargılamanın genişletilmesi gerektiğini belirterek, "Cinsel saldırı var, kanamanın bir ay sürdüğüne dair rapor var ama hala tutuklama yok. Sanık delilleri karartması ihtimali olmasına rağmen tutuklanmıyor"dedi.

Mağdur avukatı Hatice Demir, davayı karatmaya çalışanlarını, müvekkilini ahlaksız bir kadın gibi göstermeye çalıştıklarını belirterek, "Asıl ahlaksız, delilleri karartmaya çalışanlardır. Sanık açığa alınmamış, hala işine gidiyor ve duruşma salonuna silahıyla gelebiliyor. Amiri ve iş arkadaşları sürekli kendisine yardım ediyor. Mağdur tehdit edildiği için dün intihar girişiminde bulunmuş. Bütün yargı makamları bundan sorumludur"diye konuştu. Mağdur avukatlarından Nezahat Almas ise "Müvekkilim ile dün davayı konuşmak için görüşecektik. Görüşmeye gelmedi ve intihar girişiminde bulundu. Gece yarısı müvekkilimi iki kişi sormuş. Müvekklim neden öldürülmek isteniyor? Biz onu öldürtmeyecegiz, yaşatacağız. Davadan vazgeçmiyoruz" dedi.

AVUKATI, 1 AY ÖNCE AÇIĞA ALINDIĞINI AÇIKLADI

Mağdur avukatı Gülşen Özbek de, hakkında ceza yargılaması olan kişinin görevden uzaklaştırılması gerektiğini belirterek, bu konuda bir işlem yapılıp yapılmadığının tespiti için emniyete yazı yazılmasını istedi. Bunun üzerine söz alan sanık avukatı Engin Hamidi, müvekkilinin bir ay önce açığa alındığını söyledi.

Söz hakkı verilen sanık B.K., mağdurun ifadelerinin çelişkili olduğunu belirterek, hakkındaki suçlamaları reddetti. Sanık avukatı Engin Hamidi ise, mahkemenin etki altında bırakılmaya çalışıldığını belirterek, "Basın-yayın organları, özel harekat polisi sıfatını ön plana çıkarıyor. İntihar eden kişi 'Ben intihar edeceğim diye telefon açar mı? Sırf müvekkilimin tutuklanması için bunu söylüyor. Böyle birşey yok. Mağdurun darp raporu yoktur. Raporu aldıktan sonra 3 erkekle aynı evde kalıyor. 30 saat sonra şikayet etmeye gidiyor"dedi

SAVCI TUTUKLANMASINI İSTEDİ, MAHKEME BERAAT KARARI VERDİ

Cumhuriyet Savcısı da, bir önceki celse açıkladığı esas hakkındaki görüşünü tekrar ederek, sanığın 'Nitelikli cinsel istismar' suçundan cezalandırılmasını ve tutuklanmasını istedi. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, delil yetersizliği nedeniyle sanık B.K.'nın beraatine hükmetti.

DÜN İNTİHARA KALKIŞTI

Mardin'de, özel harekat polisi B.K.'nın tecavüzüne uğradığını iddia eden M.B., sanık polisin tutuklanmaması ve görevine devam etmesi nedeniyle şehri terk etmiş, başka bir ile yerleştiğini belirtmişti. M.B., sanık polisin yargılandığı davanın bugün görülen duruşmasına katılmak üzere dün Mardin'e geldi. Mardin'de bulunan evine geçen M.B., öğlen saatlerinde yüksek miktarda ilaç içerek intihara teşebbüs edince ambulansla kaldırıldığı devlet hastanesinde midesi yıkandıktan sonra taburcu edilmişti.

Haber:Felat BOZARSLAN/MARDİN,(DHA)-

=====================================================

7)12 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUĞUNA CİNSEL İSTİSMARDA BULUNAN İMAMA 26 YIL HAPİS

- DİYARBAKIR'da camide, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın izni olmadan Kur'an eğitimi verdiği H.İ. (12) isimli kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla tutuklu yargılanan imam Yusuf Özer (32), 26 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Özer'i üst sınırdan cezalandıran mahkeme heyeti, 5 kez artırım uyguladığı ceza oranında indirim uygulamadı.

Diyarbakır'ın bir ilçesinde yaşayan T.İ., 7 Temmuz 2017 tarihinde, kızı H.İ.'nin dolabında cep telefonu buldu. Telefonu inceleyen T.İ., tanımadığı bir numaradan kızına çok sayıda uygunsuz mesaj geldiğini gördü. Olayı kızına soran T.İ., telefonu veren ve mesajları atan kişinin H.İ.'ye Diyanet'in izni olmadan Kur'an eğitimi veren cami imamı Yusuf Özer olduğunu öğrendi. Jandarmaya başvuran T.İ., kadrolu olarak çalıştığı camide Kur'an eğitimi veren Özer hakkında şikayetçi oldu. Gözaltına alınan evli ve 2 çocuk babası Özer'in H.İ.'ye verdiği telefona çok sayıda uygunsuz mesaj gönderdiği tespit edildi. Özer'in 2 gün içinde küçük kızı 10 kez aradığı; ancak cevap alamadığı belirlendi. Yusuf Özer, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede tutuklandı, ilçe müftülüğü tarafından açığa alındı, hakkında idari soruşturma açıldı.

'BİZİ REZİL EDECEĞİNİ SÖYLEYİP, TEHDİT EDİYORDU'

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan mağdur H.İ., Özer'in kursa gelen 4 kız çocuğuna ilgi gösterdiğini belirterek, "Camiden ayrı olan sınıf bölümünde bana ve diğer kızlara sarılarak öpüyor ve vücudumuza dokunuyor. Bir kez yaptığı sırada elini ısırdım. Bazen bizi kursun mutfak bölümüne götürüp, aynı şeyleri yapıyor. Sınıfta bize hamile kalmak ve tecavüz gibi konulardan bahsediyor. Bizi kucağına oturtup, 'Canım, aşkım, sevgilim, sultanım' gibi kelimeler kullanıyor. Bazen de bizi zorla evine götürüyor. Son olarak bana bir cep telefonu verip, sürekli görüşmek istediğini söyledi. O günden beri sürekli arayıp, mesaj attı. Aramalara cevap vermedim. Bu durumu ailemize anlatırsak, bizi rezil edeceğini söyleyip tehdit ediyordu" dedi.

'CİNSEL BİR AMACIM YOKTU'

Yusuf Özer ise ifadesinde, 1.5 yıldır imam olarak görev yaptığını belirterek, "Aynı zamanda kız öğrencilere Kur'an eğitimi veriyorum. Öğrencilere yönelik öpme, okşama ve sarılma gibi hareketlerde bulunmadım. Zaman zaman elimi öğrencilerin omuzlarına atarak, sarılıyordum; ancak bu hareketleri cinsel amaçla yapmadım. Sınıfta cinsel içerikli hikayeler anlatmadım. Mesajları yazarken, kötü bir niyetim yoktu" diye konuştu.

'AİLE BASKISI YÜZÜNDEN İFADE VERMEK İSTEMİYORLAR'

Soruşturmayı tamamlayan savcılık, Özer hakkında 'çocuğun cinsel istismarı' ve 'cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından 33 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı. İddianamede, mağdurun ifadelerinde adı geçen diğer 4 öğrencinin beyanlarının alındığını, ancak iddiaları doğrulamadıklarını ifade edildi. Bunun üzerine yeniden ifadesi alınan H.İ.'nin ilk beyanını tekrar ettiğini, diğer arkadaşlarının ise aile baskısı nedeniyle ifade vermek istemediği belirtildi.

12 YAŞINDAKİ MAĞDUR ŞİKAYETÇİ OLDU, BABASI OLMADI

İddianamenin kabulünün ardından tutuklu sanık Yusuf Özer'in yargılanması, Diyarbakır 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapıldı. Talimatla ifadesi alınan mağdur çocuk, şikayetçi olurken, babası ise şikayetçi olmadı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın avukatı Remzi Atalay ile Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi avukatlarının da katılma talebinde bulunduğu yargılamada, iddianamenin okunmasının ardından duruşmanın genel ahlak nedeniyle kapalı yapılmasına karar verildi.

İNDİRİMSİZ CEZAYA 5 KEZ ARTIRIM YAPILDI

Davanın bugün görülen son duruşmasında kararını açıklayan mahkeme heyeti, Yusuf Özer'i 'çocuğun cinsel istismarı' ve 'cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından 26 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Sanığın suçu, bakım ve gözetme yükümlülüğü olduğu öğrencilerine karşı ve birden çok kez işlediğini belirten heyet, ceza oranında 5 kez artırım yaptı. Sanığın pişmanlık duymamasını ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkisini dikkate alan heyet, ceza oranında indirim de yapmadı. Sanığın, suçları memuriyet yetkisini kötüye kullanarak, işlediğine dikkat çeken heyet, Özer'in cezasının infazından sonra işlenmek üzere 10 yıl süreyle 'sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden, TBMM üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten' yasaklanmasına karar verdi. Mahkeme heyeti, ayrıca 26 yıl 10 ay 15 gün boyunca çocukları üzerindeki vesayet ve velayet haklarının kısıtlanmasına hükmettiği Yusuf Özer'in tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Haber:Felat BOZARSLAN/DİYARBAKIR, (DHA)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler