DHA YURT BÜLTENİ-2

1)İKİ SÜRÜCÜNÜN KAVGASI KAMERADA İZMİR'in Konak ilçesinde, yol verme tartışması yüzünden servis aracı şoförü ile belediye otobüs şoförü arasında kavga çıktı.

1)İKİ SÜRÜCÜNÜN KAVGASI KAMERADA

İZMİR'in Konak ilçesinde, yol verme tartışması yüzünden servis aracı şoförü ile belediye otobüs şoförü arasında kavga çıktı. Çevredeki vatandaşların cep telefonlarıyla kaydettiği kavga, tarafların olay yerinden ayrılmasıyla son buldu.
Olay akşam saatlerinde Fevzipaşa Bulvarı Hisar Camisi yakınında meydana geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ulaşım kurumlarından ESHOT'a ait 77 hat numaralı otobüsün şoförü ile bir servis aracı şoförü iddiaya göre yol verme meselesi yüzünden tartışmaya başladı. Aracından inerek belediye otobüsü şoförü ile tartışan sürücünün annesi de "Ben onun oğluyum sen bana nasıl küfür edersin" diyerek yaşanan kavgaya dahil oldu. Otobüsteki yolcular ve çevredeki vatandaşlar tarafları sakinleştirmeye çalışsa da başarılı olamadı. Servis şoförü, aracından eline aldığı demirle diğer şoföre vurmaya çalışırken, yaşanan kavga çevredeki vatandaşlar tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Bir süre sonra tarafların olay yerinden ayrılmasıyla kavga sona ererken, görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.

Görüntü Dökümü
- Cep telefonu kamerasıyla çekilen görüntüler
Haber-Kamera: İZMİR, (DHA)

2)ESKİ HÜKÜMET KONAĞI BİNASI ÇÖPLÜĞE DÖNDÜ

MUĞLA'nın Datça ilçesinde 1988 yılında boşatılan, sonrasında 2 kez yenileme ve tadilat çalışması yapılmasına rağmen kullanılmayan eski hükümet konağı binası çöplüğü döndü. İskele Mahallesi Esenada Mevkii'nde, deniz kenarında bulunan ve mülkiyeti hazineye ait olan 2 katlı tescilli binanın içler acısı hali, görenlerin yüreklerini burkuyor. Kapı ve pencereleri sökülen, içerisindeki döşemeleri parçalanan, denizin neminden dökülmeye yüz tutan duvarlarına yazılan yazılarla adeta çirkinlik abidesine dönüşen binanın, biran önce kurtarılmasını isteniyor. Datça Belediye Başkanı CHP'li Gürsel Uçar, hazineye ait binanın belediyeye devredilmesiyle ilgili girişimlerin bugüne kadar sonuçsuz kalmasından yakındı.
HALKIN KULLANIMINA AÇILMALI
Datça Belediye Meclisi'nin şubat ayı olağan toplantısının açılışında konuşan Uçar, "Esenada'da bulunan ve yapısından olmasa bile, eski hükümet konağı olmasından dolayı tescilli olan bu binayı korumak zorundayız" dedi. Binayı, aslına uygun yeni bir proje hazırlayıp, Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu'ndan onayı alındıktan sonra tadilatını yaparak halkın kullanımına açmak istediklerini belirten Uçar, "Bina, hazineye ait ve Millik Emlak Genel Müdürlüğü'nün envanterinde bulunuyor. Datça Belediyesi olarak, bu binanın belediyemize devredilmesi konusunda başvurularımızı yaptık. 2017 yılında bir kez daha talep ettik. Vermeyeceğiz demiyorlar, ancak bugüne kadar sonuç alamadık" dedi.
DATÇA'YA YAKIŞMIYOR
Datça'da bazı kamu kurumlarının yer sorunlarının bulunduğunu hatırlatan Uçar, "Kamu kurumları ve bazı sivil toplum kuruluşları, belediyemizden yer talep ediyor. Herkes belediyeden yer istiyor. Ama burada böyle bir yerimiz var, boş duruyor. Belediye olarak biz projesini hazırlayalım, tadilatını yapalım, kültür merkezi olarak hizmete açalım diyoruz, bir türlü sonuç alamıyoruz. Binanın durumu içler acısı. Datça'nın vitrini konumundaki bir yerde, bu binanın bu halde olması, bizlere yakışmıyor. Bu binayı görenler, bizleri ayıplar. Bu binaya sahip çıkmalıyız. Gelin, kendimizi ayıplattırmayalım. Bu binayı en iyi şekilde halkın hizmetine sunacak bir güç varsa, o da hepimizin belediyesi Datça Belediyesi'dir. Bu binanın, Datçalılar adına, Datça Belediyesi'ne verilmesini istiyoruz" diye konuştu.
Öte yandan vatandaşlar da binanın bu halinin kente yakışmadığını vurguladı.

Görüntü Dökümü
-------------------------
- Binanın içinden ve dışından görüntü
- Vatandaşla röp.
- Genel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Mehmet ÇİL / DATÇA (Muğla),(DHA)

====================================================

3)108 YAŞINDAKİ FATMA NİNE, UZUN YAŞAMASININ SIRRINI ANLATTI

MANİSA'nın Alaşehir ilçesinde yaşayan 108 yaşındaki Fatma Çelikli, uzun yaşamının sırrının doğal beslenme olduğunu söyledi. Alaşehir'de 8 yıldır oğlu Durmuş Ali Çelikli, gelini Fadime Çelikli ile yaşayan, koca bir asrı geride bırakan Fatma Çelikli, 1 Temmuz 1910 yılında İzmir'in Ödemiş ilçesinde dünya geldi. 3 çocuk annesi Çelikli, hayatının büyük bölümünü İzmir'in Kiraz ilçesine bağlı kırsal Akpınar Köyü'nde tarım ve hayvancılıkla geçirdi. Uzun yaşamasının sırrını anlatan Çelikli, bu durumu, gençliğinde çok çalışıp, hareket etmesine, hepsi doğal olan yoğurt, bal, tereyağı, kaymak, kendi yetiştirdiği sebze ve meyvelerle beslenmesine borçlu olduğunu söyledi. Gençlik yıllarında Atatürk'ü gördüğünü de anlatan Fatma Nine, kulaklarının ağır işittiğini, ağzında hiç dişi kalmadığını ve yürümekte artık güçlük çekmeye başlamasına rağmen yaşamayı sevdiğini dile getirdi. Çelikli, sağlıklı günlerinde olduğu gibi uzun yıllar yaşadığı Akpınar Köyü'nde gezmenin tek isteği olduğunu kaydetti.
Babasının 1979 yılında vefatından sonra annesinin yalnız yaşamaya başladığını belirten Durmuş Ali Çelikli, "2010 yılında Alzheimer hastalığı belirtileri başlayınca, kendisini yanımıza aldık. Artık, Alaşehir'de bizimle yaşıyor. Son bir yıla kadar tüm ihtiyaçlarını kendisi karşılayabiliyordu. Bir yıldır, yürüme güçlüğü çektiği için dışarıya çıkamıyor. Eşimle birlikte kendisine bakıyoruz. Yemeğini yatağına götürüyoruz. Dişleri olmadığı için bisküvi, ekmek içi gibi yumuşak gıdalar, sulu yiyeceklerle besleniyor. Çay ve süt içiyor. Annem uzun yıllar kırsal mahallede doğal ürünlerle beslendiği için bu kadar uzun yaşadı. Annem nüfus cüzdanına göre 108 yaşında. Ama nüfusa 4-5 yıl geç kaydettirilmiş" dedi.

Görüntü Dökümü
--------------------------:
-108 yaşındaki Fatma Çelikli ile röp.
-Fatma Çelikli'nin oğlu Durmuş Ali Çelikli ile röp.
-Fatma Çelikli'nin nüfüs cüzdanından görüntü
-Fatma Çelikli'nin bal ve bisküvi yemesi ve süt içmesinden görüntü
-Fatma Çelikli'nin kenodisine bakan oğlu ve gelini ile görüntüsü
-Genel ve detay görüntüler
(Haber-Kamera: Nurettin DOĞAN / ALAŞEHİR (Manisa), (DHA)

==================================================

TANITIM VİDEOSUYLA BEĞENİ, HEDEFİYLE TAKDİR TOPLAYAN PROJE
4)GÖRDES OKUYOR PROJESİYLE OKUMAYA TEŞVİK

MANİSA'nın Gördes ilçesinde kültürel alanda hayata geçirilen 'Gördes Okuyor' projesi, halkı okumaya teşvik ediyor. İlçenin tarihi ve el değmemiş eşsiz mekan ve eserlerinin de gösterildiği projenin tanıtım videosu ise, izleyenlerin beğenisini topladı.
Gördes Kaymakamı Fatih Ayaz'ın liderliğini yaptığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün koordinatörlüğünü üstlendiği 'Gördes Okuyor' Projesi, takdir topladı. İlçede başlayan ve ülke geneline yaygınlaştırılmasını hedeflenen projede, insanlar kitap okumaya teşvik edildi. 7'den 70'e halkı bir kitapsever ve iyi birer okuyucu yapmayı amaç edilen proje, Gördes Belediyesi Mübin Sarıoğlu Konferans Salonu'nda kamu kurum ve kuruluş temsilcilerinin, eğitimcilerin, öğrencilerin ve halkın katıldığı bir tanıtım programıyla hayata geçirildi.
KİTAP OKUMA ETKİNLİKLERİ DÜZENLENDİ
Proje kapsamında yeni eğitim sezonuyla Gördes'in önemli merkezlerinde, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Gördes Meslek Yüksekokulu bahçesinde, Engelsiz Engelliler Parkı'nda, çarşı merkezinde, Şehit Makbule Hanım ve Hükümet Konağı Meydanı'nda yüzlerce öğrenci ve geniş halk kitlelerinin katılımıyla kitap okuma etkinlikleri düzenlenerek kampanyaya dikkat çekildi. Şehir merkezindeki kuru bir ağaç ise yaprak şeklindeki kitap kapakları ile 'Kitap Ağacı'na dönüştürüldü.
DİKKAT ÇEKEN VİDEO
Bunun yanında 'Gördes Tarihini Okuyor' başlıklı bir video da hazırlandı. Videoda birer cümleyle yer alan 7'den 70'e kent sakinleri, neden kitap okunması gerektiği, kitabın önemi hakkında görüşlerini belirttti. Bu videoda ayrıca Gördes'in henüz arkeolojiye açılmamış ve el değmemiş eşsiz değerler barındıran tarihi mekanları ve eserleri de tanıtıldı. Projeye ilginin arttırılması anlamında kentte bir de 'Kitap Okuma, Anlama ve Yorumlama' yarışması düzenlendi. İlkokul, ortaokul, lise ve yetişkinler kategorilerinde düzenlenen yarışmaya; Gördes Belediyesi, Gördes Kadınlar Derneği, Gördes Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu ile birlikte ilçede faaliyet gösteren şirketlerden META Madencilik ve Gördes Zeolit İşletmeleri de gönüllü sponsor olarak destek verdi.
Projeyle ilgili konuşan Gördes İlçe Milli Eğitim Müdürü İbrahim Coşkun Çelik, "Dünyaya huzur ve mutluluk gelmesi için kendimizi geliştirmemiz geterkiğine inanıyoruz. Bu nedenle Gördes okuyor projemizi önemsiyoruz. Mutlu bir gelecek, huzurlu bir dünya için gördes okuyor diyoruz" dedi.
Gördes Belediye Başkanı AK Partili Muhammet Akyol ise "Ya okuyacaksınız ya okuyacaksınız. Çünkü başarmanın temeli buradan geçiyor. Bu coğrafyada ekonomik olarak başarılı olmak için başarmak zorundayız. Başarmak için de donanımlı, birikimli olmak zorundayız. Dolayısıyla okuyarak, birlikte başaracağız" dedi
Gördes Kaymakamı Fatih Ayaz, İslamiyette ilk emrin 'oku' olduğunu vurgulayıp, "Kitap okumak bizlerin ufkunu açar. Zekayı gelişitrir aklımızın parlaklığını arttırır. Kelime dağarcığımızı geliştirmek için kişisel gelişimize katkı sağlamak için bu projeyi destekliyoruz. Yetişkinlerimize ve gençlerimize bu okuma alışkanlığını kazandırmak için Gördes'te başlatılan bu projenin ilçemizde ve ülke genelinde yayılmasını istiyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
----------------------
- Kenttin çeşitli yerlerinde çekilmiş proje tanıtımı için hazırlanan videodan görüntü

Haber- Kamera: Kadir ÖZEN / MANİSA, (DHA)

=======================================================

5)PROF. DR. DEVECİ, OYUN BAĞIMLILIĞININ TEHLİKESİNE DİKKAT ÇEKTİ

MANİSA Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Artuner Deveci, Dünya Sağlık Örgütü'nün bilgisayar oyunu bağımlılığını akıl hastalığı başlığı altında yer alacağı açıklamasını değerlendirdi. Oyunun bir ihtiyaç olduğunu ancak bağımlılığın yaşam kalitesini bozduğunu söyleyen Deveci, oyun bağımlılığı olan kişilerde depresyon, aksiyete, bipolar bozuklukların çok sık görülmesinin yanı sıra obezite, sara nöbeti riski ve iskelet yapısında bozukluklara yönelik hastalıklara da neden olabileceğini ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü'nün, '2018 yılında yenilenecek Hastalıkların Uluslararası Sınıflaması (The International Classification of Diseases) Teşhis Kılavuzu'nda, bilgisayar oyunu bağımlılığı, 'akıl hastalığı' başlığı altında yer alacağı belirtildi. MCBÜ Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Artuner Deveci, teknolojik bağımlılıklarının içinde yer alan oyun bağımlılığının bir tanı olarak kabul edilmesinin oldukça önemli olduğunu söyledi.
Deveci, birçok yeni davranışsal bağımlılıkların oluştuğunu ve bu bağımlılıkların tanı olarak da geçerli olmaya başladığını belirterek, "Teknoloji bağımlılığı içinde yer alan internet bağımlılığı, oyun bağımlılığı, akıllı cep telefonu bağımlılığı gibi son zamanlarda ciddi şekilde tanı sınıflandırmalarımızı zorlamaya başladı. Dünya Sağlık Örgütü'nün yeni sınıflandırmasında özellikle oyun bağımlılığı olarak girileceği tarzında bir görüş var. Bir de 'DSM' dediğimiz Amerikan Psikiyatri Birliği'nin tanı sınıflandırmasında da şu an oyun bağımlılığı ek tanı olarak sınıflandırmaya girdi" dedi.
"OYUN BAĞIMLILIĞI YAŞAM KALİTESİNİ BOZUYOR"
Bilgisayar oyunu bağımlılığının uzun yıllardan beri ciddi şekilde sorun oluşturan önemli bir konu olduğunu vurgulayan Deveci, "Atari gibi oyunlarla başlayan, internetin yaygınlaşmasıyla ciddi şekilde artış gösteren, çok farklı oyun tipleriyle kendisini gösteren ve bir şekilde kişileri diğer bağımlılıklarda olduğu gibi her anlamda zorlayan önemli bir tanı olarak kendini göstermeye başladı. Oyun bağımlılığı da diğer bağımlılıklar gibi insanların yaşam kalitesini ciddi şekilde bozan, işlevselliğini bozan; kişilerin ciddi şekilde zamanlarını alan, yaşam alanlarından alıkoyan önemli bir bozukluktur. Bu nedenle de bir hastalık olarak kabul edilmesi gerekiyor. Çünkü Dünya Sağlık Örgütü'nün tanı konulması açısında en önemli kriterlerinden birisi yaşam kalitesinin bozulması ve işlevselliğin bozulması" diye konuştu.
Kişinin oyunu, zamanını ve yerini kontrol edebilmesi halinde oynamanın bağımlılık olarak sayılmayacağını söyleyen Deveci, "Oyun artık kişiyi yönetmeye başlamışsa, kontrolü kişinin elinden almışsa o zaman 'oyun bağımlılığı' diyebiliyoruz. Özellikle gençlerde kimlik anlamında sorunlar her zaman yaşanır. Oyunlar da bir kahraman kimliği için imkan veriyor. Tabii ki yalancı bir şey bu. Sonuçta kişi kendi olmaktan çıkıp, o kimlikte kendini gösteriyor. Kişi kendi kimliğinden, kendi kişiliğinden, kendi yapısından uzaklaşıp, gerçekle alakası olmayan bir kimliğe bürünüyor. Bu durum o kişiye ayrı bir hava veriyor. O açıdan baktığımızda oyun bağımlılığı, bir şekilde kişinin kendi yapısından, kişiliğinden uzaklaşmasına neden oluyor" dedi.
"OYUN BAĞIMLILIĞI TÜM YAŞ GRUPLARINDA GÖRÜLEBİLİR"
Prof. Dr. Deveci, oyun bağımlılığının çoğunlukla gençlerde görüldüğünü, ancak ileri yaşlarda da rastlandığını ifade etti. Deveci, "Sadece gençlerin bir hastalığı olarak değil, bütün yaş gruplarında da görülebilen bir durum aslında. Günümüzde çok daha erken yaşlarda başlıyor. Baktığımızda çoğu aile 'yemek yesin', 'sorun çıkartmasın' diyerek bir şekilde çok erken yaşlardan itibaren akıllı cep telefonlarını, IPad'leri çocuğuna vererek bir şekilde aslında o durumun çekirdeğini oluşturuyor" diye konuştu.
KONTROL EDEBİLMEK ÇOK ÖNEMLİ
Oyunun da bir ihtiyaç olduğunu dile getiren Deveci, "Ama fazlası zarardır. Onu kararında bırakabilmek çok önemli. Kararında bırakabildiği zaman o kişiye iyi gelebilecek olan bir şeydir. Kişiler haz veren şeylere yönelir ama hayatta bunun dengesi vardır. Yani bizim yaşam alanlarımız var, işimiz var, ailemiz, sevdiklerimiz var, sosyal alanlarımız var. Dolayısıyla bu denge içinde oyun da teknoloji de ya da diğer davranışlar da kararında olması çok önemli. Kişiler bunları kararında yönetebiliyorsa problem yoktur. Ama bir şey fazlalaşırsa, o kişiye zarar verir. Oyun da bunlardan birisi. Mutlaka oyunu kullanacağız ama kararında bırakmak gerekiyor. Oyun sadece belirli oyuncaklarla, nesnelerle oynanmıyor. Teknoloji çağındayız ve bu çağda da bir takım oyun araçları da gelişiyor. Dolayısıyla çocuk da genç de bunları kullanacak. Tabii bunu sınırlandırabilmek, kontrol edebilmek çok önemli. Özellikle oyun konusunda da teknoloji konusunda da zamanı çok iyi yönetmek gerekiyor. Bu konuda en büyük desteği sağlayacak olan ebeveynlerin çok dikkatli olması gerekiyor. Bir şekilde oyun bağımlılığını ve diğer teknoloji bağımlılık durumlarının gelişmesini engellemesi gerekiyor" diye konuştu.
TIBBİ SORUNLARA YOL AÇIYOR
Prof. Dr. Deveci, oyun bağımlılığının birçok tıbbi soruna da yol açabileceğine dikkat çekti. Deveci, "Sürekli oyun oynamak için bilgisayarın karşısında kalma sonucunda iskelet sistemiyle ilgili ciddi problemler yaşanması; bel ağrısı, omuz ağrısı, baş ağrısı gibi. Sürekli karşısındaki o ışıkla temas halinde olması nedeniyle epileptik nöbetler, sara nöbetleri açısından risk taşıması. Sürekli oturduğu için kilo almaya çok fazla yatkın olması. Obezite gibi sorunların arkasından kalp hastalıkları, diyabet gibi başka önemli hastalıkların ortaya çıkmasına yol açması açısından çok önemli. Oyun bağımlılığına eşlik eden en önemli şeylerden birisi psikiyatrik tanılar, psikiyatrik bozukluklardır. Oyun bağımlılığı olan kişilerde depresyon, anksiyete bozuklukları başta olmak üzere bipolar bozukluk çok sık görülen vakalardan" dedi.

Görüntü Dökümü
------------------------
- Prof.Dr. Artuner Deveci'nin konuşma (Manisa klasöründen geçilecek)
- Oyun oynanması detay görüntüsü (Aydın klasöründn geçilecek)

(Haber- Kamera;: Nermin UÇTU / MANİSA, (DHA)

===================================================

6)'JET İMAM' FARKLI HOBİLERİ İLE ŞAŞIRTIYOR

BOLU’da, yüksek hızlı yarış motoru kullanması nedeniyle 'Jet İmam' lakabı takılan Yeşil Cami'nin 3 imamından biri olan 32 yaşındaki Yusuf Çelen, 'Naht' sanatı, hayvan sevgisi, müzik ve motosiklet tutkusuyla şaşırtıyor.
Yusuf Çelen, Karamanlı Mahallesi’ndeki Yeşil Cami'de imamlık yapıyor. Yusuf Çelen'in sosyal hayatı ve hobileri şaşırtıyor. Klarnet ve kanun çalarak müzikle ilgilenen Yusuf Çelen, yüzlerce özel cins kanarya besliyor ve Naht sanatıyla ahşaba çeşitli yöntemlerle hayat veriyor. Yusuf Çelen, tüm bunların yanı sıra motosiklet tutkusuyla da şaşırtıyor. 300 kilometre hıza kadar çıkabilen bin CC’lik yarış motoru sahibi olan Yusuf Çelen'e hız tutkusu nedeniyle 'Jet İmam' lakabı takılmış. Evli olan Yusuf Çelen'in farklı yaşam tarzı camiye gelen cemaatin de ilgisini çekiyor.
MOTOSİKLET TUTKUSU
Yusuf Çelen motosikletin kendisi için aşk olduğunu belirterek, "Motosiklet aşkı bambaşka bir şeydir. Benim için sevginin ötesinde bir aşktır. Vazgeçemediğim bir şey. Motosiklete küçüklüğümüzde bisikletle başlayıp, daha sonra küçük motosikletler kullanarak, tamiri nasıl olur, ne yapılır öğrenip, büyük motosikletlere geçerek başladım. Tehlikeli olmasına rağmen, vazgeçilmez bir şey" dedi.
AHŞABA HAYAT VERİYOR
10 seneden beri Naht sanatıyla ilgilendiğini söyleyen Yusuf Çelen, "Yaklaşık 10 yıldır bu sanat ile uğraşıyorum. Ahşap oyma, kakma, yan kesim, düz kesim gibi bir çok farklı yöntem ile deneyerek çalışmalar yapıyoruz. Yaparken sabır gerektiren bir iş ve süreklilik arz eden bir iş" diye konuştu.
Müziğe olan ilgisini ve nasıl başladığını da anlatan Çelen, "Camide teravih namazlarını kıldırmak için nota ve şan dersleri aldık. Bunu bir enstrüman ile nasıl değerlendirebiliriz, neler katabiliriz diye başladı müzik tutkusu. Üzerine ne kadar ilave edebiliriz derken kanuna başladım. Sonra değişik bir enstrüman daha olsun dedik. Grubumuzda Bolu'da imamlık yapan arkadaşlardan birçoğu ney üflüyordu. Ben de değişiklik olsun diye hem kanun hem klarnet ile devam ettirmeye çalışıyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü
-------------------------
-İmamın namaz kıldırması
-Ezan okuması
-Röportaj
-Beslediği kuşlar
-Kuşlara klarnet çalması
-Ahşap üzerinde yaptığı çalışmalar
-Beslediği köpekleri sevmesi
-Motosiklete binmesi
-Detaylar

Süre: 08:13 Boyut: 919 MB
Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU, (DHA)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler