DHA YURT BÜLTENİ-2

1)DİYARBAKIR'IN 4 İLÇESİ KIRSALINDAKİ OPERASYON BİTTİ, YASAK KALKTI DİYARBAKIR'ın Kulp, Silvan, Hazro ve Lice ilçeleri kırsalında dün bin 200 asker ve güvenrlik korucusu ile başlatılan operasyon tamamlanırken, operasyon nedeniyle 178 köy ve mezrada uygulanan sokağa çıkma yasağı operasyonun tamalanması ile kaldırıldı.  Diyarbakır Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, Kulp, Silvan, Hazro ve Lice ilçeleri mülki sınırları içerisindeki dağlık ve ormanlık alanda faaliyet yürüten, aralarında üst düzey örgüt yöneticilerinin de bulunduğu değerlendirilen bölücü terör örgütü mensuplarını ve işbirlikçilerini etkisiz hale getirmek, bölgede kullanıldığı değerlendirilen sığınak, barınak, depo alanlarını, uçaksavar mevziilerini tahrip etmek ve malzemeleri ele geçirmek maksadıyla başlatılan operasyonun tamamlandığı belirtildi.

1)DİYARBAKIR'IN 4 İLÇESİ KIRSALINDAKİ OPERASYON BİTTİ, YASAK KALKTI

DİYARBAKIR'ın Kulp, Silvan, Hazro ve Lice ilçeleri kırsalında dün bin 200 asker ve güvenrlik korucusu ile başlatılan operasyon tamamlanırken, operasyon nedeniyle 178 köy ve mezrada uygulanan sokağa çıkma yasağı operasyonun tamalanması ile kaldırıldı.
Diyarbakır Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, Kulp, Silvan, Hazro ve Lice ilçeleri mülki sınırları içerisindeki dağlık ve ormanlık alanda faaliyet yürüten, aralarında üst düzey örgüt yöneticilerinin de bulunduğu değerlendirilen bölücü terör örgütü mensuplarını ve işbirlikçilerini etkisiz hale getirmek, bölgede kullanıldığı değerlendirilen sığınak, barınak, depo alanlarını, uçaksavar mevziilerini tahrip etmek ve malzemeleri ele geçirmek maksadıyla başlatılan operasyonun tamamlandığı belirtildi. Valilik açıklamasında, operasyonun tamamlanması nedeniyle 178 köy ve mezrada dün sabah uygulanan sokağa çıkma yasağının da kaldırıldığı belirtildi.
OPERASYONUN BİLANÇOSUNU AÇIKLADI
Valilik açıklamasında, dün başlatılan, "Bayrak-77 Şehit J.Asb.Üçvş. Hüseyin Gümüş-2" operasyonunun bugün sabah saat 07.00 itibariyle başarıyla tamamlandığı5 belirtilerek, şöyle denildi.
"Söz konusu operasyonel faaliyette biri 2 bölümlü, 3 odalı ve yaklaşık 60 metre kare büyüklüğünde olmak üzere toplam 2 adet terörist yer altı sığınağı ile 11 adet doğal mağara tespit edilmeyi müteakip, tahrip edilerek kullanılamaz hale getirilmiştir. Silvan ilçesi Kazandağı Köyü Kalemli mezrası mülki sınırları içerisinde; 12 adet küçük tüp, 8 adet büyük tüp, 30 adet pil bloğu, 100 adet kalem pil, 5 adet tabanca temizleme yağı, 1 top elektrik kablosu, 10 adet battaniye, 1 adet uyku tulumu, 80 adet örgütsel kitap, 400 kg un, 91 adet muhtelif konserve, 60 kg kuru fasulye, 50 kg pirinç, 45 kg zeytin, 25 kg bulgur, 29 kg salça, 10 kg turşu, 20 kg ayçiçek yağı başta olmak üzere çok miktarda giyim, yaşam ve ilk yardım malzemesi 60 adet iç çamaşırı, 10 kg maya, 16 kg kakaolu fındık kreması, 4 kg reçel, 40 paket ıslak mendil, 1 top beyaz ip, 1 adet 9X7 metre naylon, 32 adet Jelikan bidon, 1 adet tüplü fırın, 3 adet tencere, 1 adet çaydanlık, 1 adet tava, 2 adet şemsiye] ele geçirilmiş, delil niteliğine haiz olan malzemeler Cumhuriyet Savcısının talimatı gereğince muhafaza altına alınmış, bahse konu sığınaklardan çıkarılan EYP yapımında kullanılan tüp, pil bloğu ve diğer malzemeler Patlayıcı Madde İmha (PAMİ) Timi tarafından yerinde imha edilmiştir."

Valilik açıklamasında operasyşon kapsamında gerçekleştirilen yol kontrol faaliyetleri ile adli arama faaliyeti sonucu bin 504 kişi ve 532 aracın sorgularının yapıldığı, operasyon bölgesi içerisindeki 132 konut ve eklentisinde adli arama faaliyeti gerçekleştirildiği ve 8 şüpheli hakkında adli işlem de yapıldığı belirtildi.

Görüntü Dökümü:
-Operasyonda ele geçirilen malzemeler
-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: DİYARBAKIR,(DHA)-

========================================================

2)LÖSEMİ HASTASI ELİF TEDAVİSİ İÇİN DESTEK BEKLİYOR

MANİSA'nın Saruhanlı ilçesinde yaşayan ve maddi durumları iyi olmayan Meltem -Tanju Gökçen Çifti, 3 ay önce lösemi teşhisi konulan kızları 8 yaşındaki Elif Gökçer'in tedavisi için kendilerine yardım eli uzatılmasını istedi.
Manisa'nın Saruhanlı İlçesi kırsal Dilek Mahallesi'nde yaşayan her kisi de 28 yaşındaki Meltem ve Tanju Gökçen çiftinin 2 çocuğundan biri olan Elif Gökçen'e, halsizlik, eklem ağrısı ve sürekli uyku hali şikayetiyle götürüldüğü Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi'nde 3 ay önce lösemi teşhisi konuldu. Ardından da ilaç tedavisine başlandı. Aileye ilaç tedavisinden sonuç alınamaması halinde ilik naklinin söz konusu olabileceği belirtilip, İzmir Ege Üniversitesi'ne yönlendirildi. Tanju Gökçen, eşi Meltem Gökçen ve 6 yaşındaki oğlu Ahmet Gökçen'den ilik nakli için örnek alındı. Ancak, üçünün de dokuları talihsiz Elif'inki ile uyuşmadı. Bunun üzerine uygun iliğin bulanasbilmesi için Ulusal İlik Donör Programı'na başvuruldu. Bu süreçta bir elektronik eşya yan sanayi fabrikasında çalışan Tanju Gökçen, her hafta kemoterapi alan ve her gün iğne vurulmak zorunda olan kızının tedavisi ile uğraşabilmek için işi bırakmak zorunda kaldı. Eşi Meltem Gökçen'in de 6 yıl önce Manisa Organize Sanayi Bölgesi'ndeki bir fabrikada çalışırken, elinden iş kazası geçirip, malulen emekli olduğunu belirten Gökçen, kızının hastalığı ile hayatlarının altüst olduğunu söyledi. Malülen emekli olan eşine, sigorta pirim gün sayısı az olduğu için bağlanan aylık 159 liralık maaşla geçinmeye çalıştıklarını belirten Gökçen, "Kızımı kemoterapi tedavisi ve iğneleri için hastaneye götürebilecek para çoğu zaman cebimizde olmuyor. Bu nedenle araç çağıramıyoruz. Kırsalda yaşadığımız için hastaneye gidip, gelmemiz zor oluyor. Kızımın hastalığından sonra çevremizdeki insanlarda 'belki yardım isteriz' diye, bizden birbir uzaklaştı. Kızımın hijyenik bir ortamda kalması gerekiyor. Bunun için yardım istediğimiz Saruhanlı Belediyesi bize destek verip, kızım için evimizde hijyenik özel bir oda oluşturdu. Bunun için kızımın odasının duvarı yıkılıp, tuvalet ve banyosu olan bir eklenti yapıldı. Islak zemini fayasnla, odanın içi ise laminant parke ile kaplanıp, duvarları boyandı. Mahallemizde gündelik işler olduğunda fırsat buldukça çalışıp, aldığım 3-5 kuruşla eşimi hastaneye götürmeye çalışıyoruz. Eşimimin geçirdiği iş kazanın ardından çalıştığımız fabrikaya açtığımız tazminat davası da daha sonuçlanmadı. Tek isteğimiz, kızımızın sağlığına kavuşup, akranları gibi, koşup oynayabilmesi. Kızımın tedavilerinin yapılabilmesi ve bu süreçte gereken maddi ihtiyaçlarımız için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız Binali Yıldırım'dan destek bekliyoruz" dedi.
Meltem Gökçen de kendilerine yardım eli uzatılmasını isteyip, "Şehit Emrah Akman İlikokulu 3'üncü sınıf öğrenisi olan kızım hastalığı nedeniyle eğitimine ara vermek zorunda kaldı. Dışarıya çıkıp arkadaşlarıyla oynayamıyor. Şu an çocuklarla iletişim dahi kuramıyor. Maske taktığı için utanıyor ve bu şekilde arkadaşlarına görünmek istemiyor. Bu durum bir anne olarak yüreğimi yakıyor" diye konuştu.
Kitap okuyarak vakit geçiren ve bir yandan da eski sağlıklı günlerine dönmenin özlemini yaşayan Elif Gökçer ise büyüyünce doktor olmak istediğini söyledi.

Görüntü dökümü
----------------------------
-Elif Gökçen'in oyun oynarken görüntüsü
-Anne meltem Gökçen ve baba Tanju Gökçen ile röp.
-Lösemi hastası Elif Gökçen'in odasından görüntü
-Anne Meltem Gökçen'in kızıyla vakit geçirmesi
-Evin dışarıdan görüntü
-Genel ve detay görüntüler

(Haber: Nermin UÇTU - Kamera: İlker KILIÇASLAN / MANİSA, (DHA)

3)TRAFİK MAGANDASI TIR SÜRÜCÜSÜ, ARACINDAKİ 'ASLAN AĞZI' FİGÜRÜ SAYESİNDE YAKALANDI

KONYA'da iddiaya göre, trafikte başkasına yapılan selektörü kendisine anlayıp, TIR'ı ile otomobile kasıtlı olarak çarpıp, 3 kişinin yaralanmasına neden olan sürücü Oruç Karağlı (32), TIR'ın kapısına yapıştırdığı 'aslan ağzı' figürü sayesinde yakalandı. Olaydan sonra İzmir'e gidip TIR'ın tamiratını yaptırdığı ortaya çıkan Karağlı, ilk ifadesinde, " Bir anlık sinir krizi geçirip, şuurumu kaybetmişim." dedi. Olay, geçen 3 Şubat Cumartesi günü saat 17.30 sıralarında merkez Selçuk ilçesi Beyşehir Çevre Yolu'ndaki Genç Osman Caddesi Kavşağı'nda meydana geldi. Elektrik teknikeri Mehmet Dönmez, 35 BAA 17 plakalı otomobiliyle kırmızı ışıkta durdu. İddiaya göre, yolun karşısında bulunan otomobilin, arkadaşının otomobili olduğunu fark ederek selektör yaparak selam vermek istedi. İddiaya göre, selektör yaptığı aracın yanındaki plakasız TIR'ın çekicisinin sürücüsü, araçtan inip "Neden bana selektör yapıyorsun?" dedi. Dönmez de, kendisine değil, yanındaki otomobile yaptığını söyledi. Bu sırada Dönmez'in selektör yaptığı otomobilin sürücüsü de inip, selektörün kendisine yapıldığını söyledi. Ancak öfkeli sürücü TIR'ına binip Dönmez'in otomobiline çarptı. Ardından tekrar gelip ikinci kez çarptı. Sürüklenen araçta arkasındaki 2 otomobile çarptı. Araçlarda bulunan İsmail Şahin, Dilek Atağ Fatma Çıbuk hafif şekilde yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla kentteki çeşitli hastanelere kaldırıldı. Otomobil sürücüleri ve yaralılar, TIR sürücüsünden şikayetçi oldu.
'ASLAN AĞZI' FİGÜRÜ ELE VERDİ

Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri de çalışma başlattı. Görgü tanıklarının, TIR'ın sürücü kapısına yapıştırılan 'aslan ağzı' figürü olduğunu belirtmesi üzerine polis, TIR ve kamyon garajında bu figürlü aracı aradı. Yapılan araştırmada 'aslan ağzı' figürünün Oruç Karağlı'ya ait 35 AH 6508 plakalı TIR'da yapıştırılmış olduğunu saptadı. Polis, bu kez plakasını belirlediği TIR'ın yerini tespit etmek için yaklaşık 300 kamera görüntüsünü tek tek inceleyip, aracın İzmir'e gittiğini belirledi.
‘BİR ANLIK SİNİR KRİZİ GEÇİRDİM’
Polis, sürücü Oruç Karağlı'yı İzmir'de yakaladı. Polisteki ilk ifadesinde olay anında araçta 6 yaşındaki oğlu ve eşinin bulunduğunu belirten Oruç Karağlı'nın, "Pazara doğru giderken karşı yönden tanımadığım bir otomobilden selektör yapıldı. Daha sonra el kol hareketleri yaptılar. Sonra konuşmak için aracımdan inerek otomobilin yanına gittim. Otomobildekiler selektörü ve el hareketlerini bana karşı yapmadıklarını, söyledi. Bende arabada eşim var, sizin yaptığınız yanlış, dedim. Daha sonra aracıma binmek üzereyken arkamdan küfür ettiler. Bu küfürlerin eşimin yanında yapılması sinirlerimi bozdu. Bir anlık sinir krizi geçirip, şuurumu kaybetmişim. TIR'ı aracın üzerine sürdüm ve olay yerinden kaçtım." dediği öğrenildi.

ARACININ TANINMAMASI İÇİN DEĞİŞİKLİKLER YAPMIŞ
Oruç Karağlı'nın kaza sırasında kırılan tamponunu, İzmir'de değiştirdiği belirlendi. Aracın tanınmaması içinde ön cama yapıştırılmış olan şeridi söküp, yan camlara oğlunun fotoğraflarını ile kapılara nakliye firmasının ismini yapıştırdığı görüldü. Karağlı'nın TIR’ın, olay günü plakasız olmasının nedeni olarak, daha önce kaza yaptığı ve o gün aracına yeni tamirden aldığını ileri sürdüğü öğrenildi.
Oruç Karağlı, polisteki sorgusunun ardından 'Kasten yaralama ve Genel güvenliğin tehlikeye sokulması' suçlarından adliyeye sevk edildi.

Görüntü Dökümü
-----------------------
-Sürücünün adliyeye sevk edilmesi
- TIR'ın araçlara çarpması

(Haber- Kamera: Tolga YANIK KONYA DHA))

4)İNTERNET ALIŞVERİŞLERİNDEKİ 'AYIPLI MALDA' KARGO FİRMALARI DA SORUMLU

TÜKETİCİLER Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve Konya Şube Başkan vekili Ayhan Tekin, internetten yapılan alışverişlerde ürünün ayıplı çıkması veya tüketicinin koşulsuz cayma hakkını kullanmak istediğinde, satış yapılan firma bulunamazsa, kargo şirketinin de müteselsilen sorumlu olduğunu söyledi. Tekin, "Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a göre, tüketici önce satış yapan firmaya talebini iletecek. Eğer muhatap bulamazsa, talebini kargo şirketinden karşılanmak üzere gerekli hukuki girişimlerde bulunabilir." dedi.
Ayhan Tekin, internetin yaygınlaşmasıyla birlikte mesafeli satışlarında arttığını, Türkiye'deki nüfusun yüzde 60'ının internet kullandığını ve bunun yüzde 35'inin 15 ila 20 milyon kişinin internetten alışveriş yaptığını hatırlattı. İnternetten alışveriş yapanların yüzde 80'inin mağdur olduğunu ifade eden Tekin, en çok mağduriyetin cep telefonu, ilaç ve kozmetik ürün satışlarında gerçekleştiğini belirtti.

AYIPLI ÜRÜNLERDEN KARGO FİRMALARI DA SORUMLU
İnternetteki alışverişlerden satıcı kadar ürünün teslimini yapan kargo firmalarının da sorumlu olduğunu ifade eden Tekin, şunları söyledi:
"Bu ürünlerin, bir yerden bir yere, nakil vasıta araçlarıyla aktarılması sağlanıyor. Bunu da kargo firmaları yapıyor. Bu kargo firmalarının da tabi ki, bu ürünlerle ilgili ayıplarında sorumluluğu var. Tüketici Kanuna göre, bir ürünü sağlayan, aktaran, dağıtımını sağlayan bütün firmalar birbirine mütesellsil birbirlerine kefiller ve dolayısıyla kargo firmaları da bu ürünlerle ilgili ayıptan sorumludurlar."
İnternetten alışveriş yapan tüketicilerin ürünlerini, kargo görevlisine ürünün ambalajını açtırıp kontrol ederek almaları konusunda uyaran Tekin, "Kargo firması bundan imtina ediyorsa ve bizimde bu ürüne ihtiyacımız varsa, teslim aldım bölümüne 'ürün kontrol edilmeden alınmıştır' diye ibare düşüp, imzalayabilir. Bu şekilde ürünü kontrol dışında teslim aldığını ispatlayabilir." dedi.

CAYMA HAKKI
Tekin; tüketicinin, ürünün ayıplı olması, verilen sipariş yerine farlı ürün gelmesi veya ürün ayıplı olması bile koşulsuz cayma hakkını kullanmak istemesi durumunda 14 gün içinde cayma hakkından yararlanabileceğini kaydetti. Tekin, şöyle konuştu:
"Bu cayma bildiriminin, iadeli taahhütlü olarak firmaya bildirmesi daha uygun olur. Dolayısıyla burada önemli olan cayma bildiriminin yapılacağı adresin, firmanın gerçek adresi olup, olmadığıdır. Ticaret Kanunu'nda internetten de dahi olsa firmaların adresleri, künyeleri yazılması gerekiyor; ama kötü niyetli firmalar, web sayfalarında bu bilgileri yazmıyor veya olmayan adresi yazıyorlar. Bu durumda muhatap bulamazlarsa, taleplerini kargo firmasından yapabilirler. Çünkü kargo şirketleri, bu firmayla ticari ilişki içindedir. Para alacak, fatura kesecektir. O nedenle mutlaka adresi vardır. Kargo şirketi, firmanın gerçek adresini vermekten imtina ediyor veya gizliyorsa. O takdirde tüketici, bütün haklarını kargo şirketinden talep etmek için hukuki yollara başvurabilir."
Tüketicinin cayma bildirimini 14 günlük sürenin son gününde yapabilme hakkının olduğunu hatırlatan Tekin, "Cayma bildirimiyle ilgili firmanın web sayfasında bulunması gereken bilgilerde eksiklik varsa, bu durum, ayıbın hileyle gizlenmesini ortaya koyar ve burada zaman aşımı yoktur. 14 günlük süreye tüketicimiz bağlı değildir. Çünkü firma kötü niyetlidir. 14 günlük süre iyi niyetli firmalar içindir. Bu 14 günlük süre ise ürünün teslim alındığı günden itibaren başlar." dedi.
Tekin, alınan ürünün fiyatı 4 bin 570 liraya kadar ise kaymakamlıklardaki Tüketici Hakem Heyetine, 4 bin 570 ila 6 bin 860 lira arasındaysa Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüklerindeki İl Tüketici Hakem Heyetine, bu rakamın üzerinde ise Tüketici Mahkemelerine o da yoksa Asliye Hukuk Mahkemelerine başvurulacağını söyledi.

Görüntü Dökümü
------------------------
- Ayhan Tekin röp.

(Haber- Kamera: İsmail AKKAYA- Tolga YANIK KONYA DHA))

(ÖZEL)
5)İNTERNETTE ÇALIŞARAK JAPONCA ÖĞRENDİ, JAPONYA BAŞKONSOLOSU HAYRAN KALDI

İZMİR'in Urla ilçesinde yaşayan 11'inci sınıf öğrencisi Tuğçe Danacı (17), 9 yaşındayken televizyonda gördüğü Japon bir kadının konuşmasından etkilenerek kendi başına Japonca çalışmaya başladı. Tuğçe, öğrendiği bu dille iki yıl önce katıldığı yarışmada, Japonya'nın İstanbul Başkonsolosu Norio Ehara'nın övgüsünü bile aldı.
İzmir Cengiz Aytmatov Sosyal Bilimler Lisesi 11'inci sınıf öğrencisi Tuğçe Danacı, 9 yaşında Balıkesir'in Balya ilçesindeki evlerinde televizyon izlerken gördüğü Japon bir kadının konuşmasından ve Japonca'nın harmonisinden etkilendi. Danacı, bunun üzerine internetten Japonca hakkında araştırmalar yaptı. Bir süre sonra Danacı Japonca dilini öğrenmeye karar verdi ve herhangi profesyonel bir kursa gitmeden, tamamen kendi çabaları ve imkanlarıyla çalışmaya başladı. Danacı, 4'üncü sınıfa geldiğinde okulunda gerçekleştirilen bir etkinlikte Japonca şarkılar söyleyecek kadar ilerledi. Ailesinin, "Senin yapman gereken şey Japonca çalışmak değil, derslerine çalışmak" şeklindeki tepkilerinden ötürü kimi zaman evindeki kanepelerin ve yatakların arkasında gizlenerek çalışmak zorunda kaldığını belirten Danacı, "Öğrenme sürecimde okul arkadaşlarım benimle 'Bu ne biçim dil, çen çin çon' diyerek dalga geçiyorlardı ama daha sonra arkadaşlarım da heveslendi ve bazıları Japonca diziler izlemeye ve müzikler dinlemeye başladı" dedi.
Danacı, öğrenme sürecini şöyle anlattı:
"İstekle çalışıyordum hep, çünkü bu dili çok seviyordum. Öğrenme süreci, benim için ızdırap değil eğlenceli günlerdi. Bizden çok farklı bir alfabeye sahipler ve bir değil üç alfabeleri var. Önce tüm Japonların bildiği Hiragana alfabesiyle başladım, daha sonra da Kataka'naya geçtim, bunlar 46 karakterden oluşan alfabeler. Son olarak yine internet siteleri ve telefon uygulamaları aracılığıyla Kanji alfabesini öğrendim" ifadelerini kullandı.

"JAPON KAFİLESİ BENİ KENDİLERİNDEN SANARAK GÖTÜRMEK İSTEDİ"
Tuğçe Danacı, iki yıl önce katıldığı Japonya İzmir Kültürlerarası Dostluk Derneği (JİKAD) tarafından düzenlenen Japonca konşuma yarışmasına kendi hazırladığı 10 sayfalık Japonca bir letinle katıldığını belirterek, "O yarışmada sunumumu yaptım ve çok güzel tepkiler aldım. Orada Japonca'yı öğrendiğimi anladım, orası benim 'Gerçekten bu dili öğrenmişim' diyerek kendimi keşfettiğim yer oldu. Japonya Başkonsolosu bana, 'Japonca'nın kendine has bir tınısı, melodisi vardır. Sen de bu tınıyı çok güzel şekilde diline katmışsın. Gerçekten çok yeteneklisin, bu dili hiç kurs almayarak öğrenmek çok zordur' dedi. Bunlar benim adıma gerçekten çok motive ediciydi."

"GELDİĞİ NOKTA GURUR VERİCİ"
İlk başlarda kızlarının Japonca öğrenme isteğine karşı çıktıklarını vurgulayan Tuğçe Danacı'nın babası Nihat Danacı, "Sınav zamanı geldiğinde sana bunu değil, matematik, edebiyat, fizik, kimya soracaklar, bunlara yönel, dedik. Fakat gün geçtikte kızımızın becerisini, başarısını gördükçe biz de takdir ettik, destekledik. Şu an geldiği nokta gerçekten gurur verici, başardığı işle kızımızla gurur duyuyoruz" diyerek duygularını dile getirdi. İzmir Cengiz Aytmatov Sosyal Bilimler Lisesi Müdürü Mustafa Kaşka, Danacı'nın derslerinde de çok başarılı bir öğrenci olduğunu belirterek, "Bu tip öğrenicilerimize bireysel gelişimlerini tamamlamarı için sonsuz destek veriyoruz. Sosyal Bilimleri Lisesi'nin öğrencisi olması da bizim için bir gurur kaynağı. Japonca ayrı bir kültür ve alfabe farklılığı var, gerçekten zor. Kendisi Hukuk okumak istiyor ve bunu başaracağına da inanıyoruz" dedi.
Danacı'nın, şimdiki hedefi ise Çince öğrenmek.

Görüntü dökümü
-----------------------
- Tuğçe Danacı ile röp.
- Tuğçe'nin babası Mustafa Danacı ile röp.
- Okul Müdürü Mustafa Kaşka ile röp.
- Tuğçe'nin bilgisayar başında çalışmasından görüntü
- Tuğçe'nin 4'üncü sınıftayken Japonca şarkı söylemesinden görüntü
- Tuğçe'nin JİKAD Derneği'nde yaptığı sunumdan görüntü
- Genel ve detay görüntü

( Haber-Kamera: Davut CAN / İZMİR, (DHA)
========================================================================
6)SEVİMLİLİĞİYLE İLGİ ÇEKEN CİNS KÖPEK FİYATIYLA EL YAKTI

MANİSA'nın Şehzadeler ilçesindeki bir petshopta satışa sunulan yaklaşık 16 santimetre boyutundaki 'Pomeranian Boo' cinsi köpek, sevimliliğiyle dikkat çekiyor. 17 bin TL ila 35 bin TL arasında değişen fiyatla satılan bu cins köpek, sahibi olmayı isteyenleri iki kez düşündürüyor.
Yarhasan Mahallesi Belediye Caddesi üzerindeki bir petshop'ta satışa çıkartılan yaklaşık 16 santimetre uzunluğundaki 'Pomeranian Boo' cinsi 'Kuki' isimli köpek, görenlerin dikkatini çekti. Popüler ev hayvanı olan, ayrca gösteri köpeği olarak bilinen 'Pomeranian Boo' cinsi bu köpek, şirinliğiyle ise müşterilerin sempatisini kazandı.
Petshop sahibi Aydoğan Coşkun, köpeğin ağırlığını 2 kilo 200 gram olduğunu ifade ederek, "Bu köpeğin fiyatları değişebiliyor. 17 bin TL'den başlayıp, 35 bin TL'ye kadar çıkabiliyor. Çoğunlukta ev köpeği olarak tercih ediliyor. Köpeğin en önemli özelliği bir karıştan az boyutu olması. Daha fazla büyümüyor. Köpek kardeşiyle birlikte Rusya'dan işyerimize getirdik. Yaklaşık bir haftadır bizde olan köpeğimizin, bir kardeşini 3 gün önce 17 bir TL'ye sattık. Şimdi diğer kardeşi içinde bir müşterimiz var. Kuki'yi de 17 bin TL'ye satacağız. Bu cins köpekler, bir araba fiyatına satılıyor" diye konuştu.
Coşkun ayrıca, müşterilerin gözdesi haline gelen köpeğin yaşam süresinin 13 ila 16 yıl arasında değiştiğini, en fazla kilogram ağırlığının 3 kilo olduğunu ifade etti.

POMERANİAN BOO' HAKKINDA BİLGİLER
Oldukça küçük ve çok tüylü bir ırktır. Yüzleri çok değişkenlik göstermekle beraber bir kısmı tilkiye benzerken, bir diğer kısmı ise oyuncak ayıları andırmaktadır. Kuzeyde bulunan kızak köpeklerinin torunudur. İlk zamanlarında 15 kilograma kadar ulaşan bu ırk şimdi (belki de tercih edilmesinin en önemli sebebi) 1 kg ile 3 kilo arasında değişmektedir. Erkekler ile dişiler hemen hemen aynı boydadır. Pomeranian Boo'ların ortalama boyu 18 - 30 santimetredir. Çok enerjik, sempatik bir ırk olan Boo, doğru sosyalize edilirse insanlarla ve çocuklarla çok iyi anlaşabilir. Fakat boyutlarından dolayı çocuğun oynarken istemeden verebileceği olası bir zarara karşı korunmalıdır. Çok eğitilebilir bir ırk olmamakla birlikte, tuvalet eğitimini çok rahat alır ve nerede, ne zaman ve niçin havlaması gerektiği öğretilirse iyi de bir bekçi olabilir. Apartman yaşantısına çok uygun bir ırktır. Çünkü ortalama bir daire enerjisini atması için, her gün en az bir kez dışarı çıkarılması yeterlidir. Tüm bunlar dışında, tüy döken bir ırktır. Fakat boyutlarından dolayı ortalama bir köpekten daha az tüy ürettiği için sahibi için çok büyük bir sorun anlamına gelmez. Diğer petlerle ve hayvanlarla çok iyi anlaştığı söylenemez. İlk tanıştığı insanlara alışana kadar bir süre mesafeli kalabilir. Ama sonrasında gayet oyuncu bir hal alacaktır.

Görüntü dökümü
--------------------------
- Pomeranian Boo cinsi Kuki isimli köpekten detay görüntü
- Pet Shop sahibi Aydoğan Coşkun'un kısa açıklaması

Haber- Kamera: İlker KILIÇASLAN / MANİSA, (DHA)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler