DHA YURT BÜLTENİ-2 

9 öğrenciye cinsel istismardan tutuklu öğretmene tahliye   KONYA'da 6'ncı sınıftaki 9 kız öğrencisini öpüp, elle taciz ettiği iddiasıyla geçen yıl 29 Mayıs'ta tutuklanan matematik öğretmeni O.A.

9 öğrenciye cinsel istismardan tutuklu öğretmene tahliye

KONYA'da 6'ncı sınıftaki 9 kız öğrencisini öpüp, elle taciz ettiği iddiasıyla geçen yıl 29 Mayıs'ta tutuklanan matematik öğretmeni O.A. (60), adli kontrol şartıyla tahliye oldu. Hakkında soruşturma başlatıldığında emekli olan O.A. hakkında hazırlanan iddianamede her bir çocuk için 'çocuğun cinsel istismar' suçundan 8 yıldan 15 yala kadar hapis cezası istenmişti.
Merkez Selçuklu ilçesindeki bir ortaokulda, geçen yıl 6'ncı sınıftaki 9 kız öğrenci, rehber öğretmene gidip, matematik öğretmeni O.A.'nın kendilerini öpüp, ısırdığı ve elle taciz ettiğini öne sürdü. Okul yönetiminin Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bildirilmesi üzerine geçen yıl Mayıs ayında hakkında idari soruşturma başlatıldı. O.A., soruşturmadaki savunmasında öğrencileri öptüğünü; ancak kötü niyetinin olmadığını ileri sürdü. O.A. "Öğrencileri öpüyorum, ama bunu kötü niyetle yapmıyorum. Ben bilemedim olayın buralara geleceğini. Yanlış anlaşılacağımı düşünemedim" dedi. Soruşturmada öğrencileri niçin ısırdığı yönündeki soruya ise O.A., "O çok az müdür bey. Benim kötü bir niyetim yok. Yanlış anlaşıldım" diye konuştu. Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından açığa alınan öğretmen O.A. hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na da suç duyurusunda bulunuldu. O. A. da dilekçesini verip emekli oldu.
'SORU ÇÖZERKEN SARILIP, ÖPÜYORDU'
Şikayet üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında O.A. 29 Mayıs günü çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. 9 kız öğrencinin Çocuk İzleme Merkezi'nde (ÇİM) ifadeleri alındı. Bir kız öğrenci ifadesinde, "Soru çözdüğümüzde sarılıp öpüyordu. Bana, 'Çok tatlısın' diyordu. Ben ilk başlarda bu davranışları babacan bir tavır olduğunu düşünüyordum. Sonradan öyle olmadığını anladım" dedi.
Başka bir kız öğrenci de erkek öğrencilere kötü, kız öğrencilere ise iyi davrandığını ileri sürerek, "Çözemediğimiz soruları öğretmene sorduğumuzda bize sarılıp, elini omzuma atarak taciz ediyordu. Erkek öğrencilere kötü davranırdı" diye konuştu.
Tacize uğradığını öne süren bir başka kız öğrenci ise, öğretmenin durup dururken kendisine sarılarak 'Seni seviyorum' dediğini, sık sık eliyle tacizde bulunduğunu ileri sürdü. Öğrenci, "Beni 200- 300 kere öpmüştür. Başka arkadaşlarımı da öperken gördüğüm oldu" şeklinde ifade verdi.
Bir öğrenci de, "Anlamadığım bir soruyu sorduğumda bana 'her şeyi bırakıp seni öpeyim' dedi.1'inci dönem 5-6, ikinci dönem 2-3 defa öptü. Bir gün tahtada soru çözdüğüm sırada 'seninle oynaşmak istiyorum' dedi. Ben de 'Git kiminle oynaşıyorsan oynaş' dediğimde bana 'sana küstüm konuşmayacağım' dedi" diye konuştu.
Mağdur öğrencilerden biri de öğretmeninin kendilerine, "Siz benim meleklerimsiniz" diye hitap ettiğini, diğer öğrenci ise kendisini öperken, "Seni okulda başka, dışarıda başka seviyorum" dediğini söyledi.
'BANA İFTİRA ATILDI'
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede her bir çocuk için 'çocuğun cinsel istismar' suçundan 8 yıldan 15 yala kadar hapis cezası istenen O.A. hakkında 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Duruşmada suçlamaları kabul etmeyen O.A., "Ben böyle şeyler yapmadım. Hepsi iftiradan ibaret. Sınıfta konuşanları tahtaya yaz diye görevlendirdiğim öğrencimden bu görevi geri alınca, öğrenci iftira attı" dedi.
TAHLİYE EDİLDİ
Davanın 9'uncu duruşmasında tutuklu sanık O.A. ve mağdur avukatları hazır bulundu. Tanık ve sanık avukatının savunmasının ardından Cumhuriyet Savcısı son mütalaasını verdi. Mütalaada, O.A.'nın tutuklu kaldığı süre, delil durumu, delillerin yeterince toplanmış olması dikkate alınarak tahliye edilmesi istendi. Mahkeme heyeti de O.A.'nın adli kontrol ve yurt dışına çıkma yasası şartıyla tahliye edilip, tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Duruşma, ileri bir tarihe ertelendi.

Haber: Tolga YANIK/KONYA, (DHA)-

=======================================

FETÖ'nün askeri imamı itirafçı oldu, Gülen imzalı saatlerin yerini söyledi

ADANA'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) kapsamında yapılan operasyonlarda yakalanacağını anlayınca polise teslim olan Hukuk Fakültesi öğrencisi üst düzey askeri imam H.K (26) örgüt lideri Fetullah Gülen imzalı saatlerin gömülü olduğu yeri söyleyip itirafçı oldu.
İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, FETÖ'nün askeri yapılanmasına yönelik yaptığı operasyonlarda dosyada adı geçen askeri öğrencilerden sorumlu olduğu öne sürülen örgütün üst düzey imamlarından olan H.K.'nın izine ulaştı. Yakalanacağını anlayan Hukuk Fakültesi öğrencisi H.K. ise teslim olup itirafçı olmak isteğini söyledi. H.K., polise örgütün içerisindeki yapılanmayı ve Toros Dağlarında toprağa gömdükleri Fetullah Gülen imzalı saatler olduğunu söyledi. Ekipler, gösterilen bölgeye giderek poşetleri içine sarılı hard disk ve saatleri buldu. Ele geçirilen 4 saatte F.Gülen yazdığı belirlenirken H.K. sorgusunda, örgütün tekrar toparlanacağına inancının kalmadığını, bu yüzden gelip teslim olduğunu söyledi. H.K.'nın verdiği bilgilerle Adana'daki gaygubet evi saptandı ve üst düzey askeri imam olan 'Bahçevan' kod adlı Kamuran E. ile H.S., M.Y., M.Ö., Ç.C. ve E.G. gözaltına alındı.
Toprağa gömülü halde ele geçirilen saatlerin birinin ise gaygubet evinde yakalanan 'Bahçevan' kod adlı Kamuran E.'ye ait olduğunu saptadı. Darbe girişiminin ardından, Kamuran E.'nin ise H.K.'ya, 'Sakın konuşma, bugünler gelip geçecek. Bu devir değiştiğinde bu saatleri tekrar kullanacağız' dediği de anlaşıldı. İtirafçı olan H.K. serbest bırakılırken diğer şüphelilerin sorgusu ise devam ediyor.

Görüntü Dökümü
------------------------
- Polislerin kazdığı yerden poşetler çıkarılması
- Toprak altından çıkarılan bir mağaza poşetinin ve sarılmış bir poşetin görüntüsü
- Poşetin açılması
- Kutu içindeki saatler
- Saatlerden detay görüntüler

Haber-Kamera:Çağlar ÖZTÜRK/ADANA,(DHA)

======================================

Kars'ın son Estonyalısı

OSMANLI- Rus savaşlarının yaşandığı 1877 yılında Ruslar tarafından Kars'ın merkeze bağlı Karacaören köyüne yerleştirilen Estonya kökenli 60 aileden günümüzde bir tek Avgust Albuk kaldı. Türk'le evlenip, 3 çocuk sahibi olan Avgust Albuk, KOSGEB destekli beton saksı işiyle ailesinin geçimini sağlıyor.
Hristiyan dinine mensup Avgust ile Müslüman Yadiger Albuk'un evinde iki din bir arada yaşanıyor. Hikayelerinin 93 harbinde başladığını söyleyen Avgust Albuk (49), "Ruslar bizi tarımı yaymamız için buraya getiriyor. 60 aile şimdiki Karacaören köyünü kuruyor. Tarım ve hayvancılık yaparak geçimlerini sürdürüyorlar. Aradan yıllar geçtikçe buradaki vatandaşlarımız Alman Konsolosluğu'na müracaat ettiler. Hepsi bir bir Almanya'ya göçtü. 7 sene öncesine kadar iki aileydik. Ancak diğer aile de buradan göçtü. Şimdi sadece ben kaldım" diye konuştu
Kendisinin Hıristiyan, eşi Yadiger'in Müslüman olduğunu ve çok iyi anlaştıklarını anlatan Albuk şunları söyledi: "Ramazan ayında eşim oruç tutuyor. Sahur ve iftarı birlikte yapıyoruz. O oruçlu olduğu için bazen yemekleri ben hazırlıyorum. İkimiz de dinimizi özgürce yaşıyoruz ve birbirimize son derece saygılıyız. Kızım burada okula gidiyor. Biz köken olarak Estonuz ama Türk vatandaşıyız. Burada doğduk, büyüdük. Buranın gelenek ve göreneklerine göre büyüdük. Örneğin benim ibadet yapmam için bir kiliseye ihtiyacım yok. Evde ibadetimi yapıyorum."
Kars'ta Estonların pek bilinmediği için kendilerine Alman aile denildiğini de kaydeden Albuk, birkaç kez Almanya'ya gittiğini fakat orada hiç kalmak istemediğini çünkü Türkiye'yi çok sevdiğini söyledi. Albuk, ailesinin geçimini de KOSGEB Destekli beton saksı işi yaparak sağladığını ve işini büyütmeyi arzu ettiğini kaydetti.
Avgust'un eşi Yadiger Albuk (39) Erzurum'un Şenkaya ilçesinde doğduğunu belirterek, "Bizler iki dini bir evde yaşıyoruz. Ben Müslümanlığın gerektirdiği ibadetleri yapıyorum eşim de Hıristiyanlığın. Çocuklarımız ise reşit olduklarında kendi dinlerini seçerler. O da onların bilecekleri bir şey. Ben ev kadınıyım ve eşime yardım ediyorum. Birlikte geçinip gidiyoruz. Köyümüzde birlik ve beraberlik var. Hepimiz birbirimize saygılıyız. Komşuluk ilişkilerimiz de son derece güzel. Zaman zaman ekonomik sıkıntılarımız oluyor bunları da aşmaya çalışıyoruz" dedi.
Kars'ta son Estonyalı olarak yaşayan Avgust Albuk'un ilk eşinden 17 yaşında Melisa ve 10 yıl önce evlendiği eşi Yadiger Albuk'dan Bünyamin (9) ve Meryem (1.5) isminde 3 çocuğu var.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Köyden ve aileden genel ve detaylar
-Mezarlık
-Avgust Albuk'un konuşması
-Yadiger Albuk'un konuşması
-Melisa Albuk'un konuşması

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK / KARS, (DHA)

==========================================================

Çanakkale'nin turizm elçisi ‘Truva Atı’na makyaj

TROY’ filminde kullanıldıktan sonra, 2004 yılında Japonya’dan getirilerek Çanakkale kordonunda sergilenmeye başlanan 12,4 metre yüksekliğindeki Truva Atı Heykeli, ‘2018 Troia Yılı’ nedeniyle kapsamlı şekilde bakımdan geçirildi. Bir işçi itfaiye aracının merdivenleri üzerinde Truva Atı’nın boyasını yeniledi. Kentin turizm elçisi Truva Atı, bakımdayken bile ziyaretçi akınına uğramaya devam etti.
Hollywood yıldızı Brad Pitt’in başrolünde oynadığı ‘Troy’ filminde kullanıldıktan sonra Warner Bros şirketi tarafından Türkiye’ye hibe edilen Truva Atı Heykeli, 13 Eylül 2004 tarihinden bu yana Çanakkale’de kordon boyunda sergileniyor. Yerli ve yabancı turistler tarafından en çok ziyaret edilen ve kentin turizmdeki simgesi haline gelen Truva Atı, doğal şartların yarattığı tahribat nedeniyle Çanakkale Belediyesi tarafından zaman zaman bakımdan geçiriliyor. Ancak, Troia Ören Yeri’nin, UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine alınışının 20’nci yılı olması nedeniyle bu yılın ‘Troia Yılı’ ilan edilmesi, Truva Atı’nın daha bir özenli şekilde bakımdan geçirilmesini sağladı.
Çanakkale Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü ekiplerince geçtiğimiz Pazartesi günü başlatılan bakım çalışmaları, bir haftada tamamlandı. Truva Atı baştan aşağıya yenilendi. 12,4 metre yüksekliğindeki Truva Atı’nın bakımı için bir itfaiye aracı kullanıldı. İlk olarak atın iç kısmındaki profil demirlerin bakımı yapıldı. Eskiyen demirler değiştirilerek iskeleti sağlamlaştırıldı. Eksik parçaları tamamlandı. Ardından da dış bakımına geçildi. Kopan halatları yenilenen Truva Atı solduğu için yeniden boyandı. Bir işçi, itfaiye aracının merdivenlerine çıkarak atı boyadı. Ortaya ilginç görüntüler çıktı.
Belediye personeli Mehmet Özmen (47), “Atın gövde kısmında bir açılan bir kapağı var. Buradan içeriye girerek, demir profilleri, kemerleri ve kemerleri tutan kalasları boyayıp, yeniledik. Halatları değiştirdik. Truva Atı baştan aşağı yenilendi. Bakım çalışmalarımız sırasında dahi Truva Atı’nı görmeye gelen çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçi oldu. Truva Atı’na ilgili oldukça yüksekö dedi.
Kordon boyunda sergilenen Truva Atı’nın zamanla doğal şartlara bağlı olarak yıprandığını ifade eden Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencisi Tuğba Saydam ise, “Truva Atı Çanakkale için bir sembol haline geldiği için çok sayıda ziyaretçi alıyor. Önünde birçok kişi fotoğraf çekiliyor. Bu nedenle mutlaka düzenli olarak bakımının yapılması gerekiyor. Görünüş ve estetik olarak ne kadar sağlam ve hoş görünürse o kadar iyi olur. Truva Ören Yeri, çok eski bir medeniyet. O zamandan bu zamana kadar değerli eserler bırakmış bir medeniyet. ‘2018 Troia Yılı’ nedeniyle de sanatsal etkinliklere daha çok yer verilmeli, resim ve heykel sergileri gibiö diye konuştu.
Demir iskelet üzerine fiberglas kaplamadan oluşan Truva Atı Heykeli 12,4 metre yüksekliğinde, 6 metre genişliğinde ve 10 metre uzunluğunda. Toplam ağırlığı ise 12 ton civarında.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Truva atının bakımının yapılmasından genel ve detay görüntü.
-Truva Atından genel ve detay görüntü.
-Truva antik kentinin maketinden genel görüntü.
-Mehmet Özmen ile röp.
-Tuğba Saydam ile röp.
-Truva Atı ile fotoğraf çekilen vatandaşlardan görüntü.

Haber-Kamera Burak GEZEN-Mustafa SUİÇMEZ ÇANAKKALE, (DHA)

======================================

Paris'in Türk kadınlarından Mardinli öğrencilere kırtasiye yardımı

FRANSA'nın başkenti Paris'te yaşayan ve geçtiğimiz günlerde geldikleri Mardin'de davul ve zurnalarla karşılanan Türk kadınlar,
Kızıltepe ilçesine bağlı Yurderi köyüne giderek, buradaki ilkokul öğrencilerine kırtasiye malzemesi yardımı yaptı.
Fransa'nın başkenti Paris'te faaliyet yürüten Hanım Eli Derneği'nin organizesiyle Mardin'e gelen ve Türk kadınlardan oluşan 50 kişilik kafile, Kızıltepe ilçesine bağlı Yurderi köyü'ne giderek ilkokul öğrencilerine kırtasiye yardımı yaptı.
Mardin'in tarihi ve turistik mekanlarını ilk kez gezme fırsatı bulduğunu belirten Paris Hanımeli Derneği Başkanı Pembe Hekimoğlu, dünyadaki tüm insanların mutlaka Mardin'i görmeleri gerektiğini söyledi. Daha önce Şırnak'ta bir köy okuluna yardımda bulunduklarını anlatan Hekimoğlu, "Fransa'daki Türk kadınları olarak, Türkiye'deki vatandaşlarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bundan 4 yıl önce Şırnak'taki bir köyümüze çok büyük bir bağışımız olmuştu. Buradan bu küçük okula bir nebze katkımız olduysa ne mutlu bize. Muhteşem bir Mardin gezimiz oldu. Ben burdaki insanların ne kadar mütevazi olduğunu saatlerce anlatsam bitiremem. Güneydoğu muhteşem bir yer. Hayalinizle buraya gelebilmeyi herkese tavsiye ediyorum. Burayı görmek gerekiyor. Buradaki bu muhteşem insanların mütevazi olduğunu görün, görmeye gelin. Korkulacak hiçbir şey yok.Herkesi buraya davet ediyoruz." dedi.
Aileiçi İletişim ve Toplumsal Sorunlar Derneği Genel Başkanı Zeynep Göktaş da, geziye Ankara'dan katıldığını belirterek, "Mardin temsilcimiz ve Hanımeli Paris Fransa Derneği'nin yardımlarıyla buradaki okula yardımlar yapıldı. Biliyorsunuz ki günümüzde aile çok önemli, aile milletin temelidir" diye konuştu.
Aileiçi İletişim ve Toplumsal Sorunlar Derneği Mardin Temsilcisi Özden Ünal Damar ise öğrencilere içerisinde kırtasiye malzemelerinin bulunduğu çantaları hediye ettiklerini ifade ederek, "Öğrencilerin en temel ihtiyacı olan kırtasiye malzemeleri getirdik. Paris'ten gelen misafirlerimiz iyi niyet elçileri oldu. Amaç, öğrencilerle bir araya gelip sosyal bir aktivite yaşamak ve açık hava müzesi görünümündeki Mardinimizin tanıtımını yapmaktı. Bunda başarılı olduğumuzu düşünüyorum."dedi.
Fransa'nın Paris kentinden gelen ve kırtasiye yardımında bulunan kadınlara teşekkür eden öğrencilerden Ahmet Ergüven ise, "Bizim ayakkabı ve elbislere ihtiycımız var. Ama bunları bize getiren ablalarımıza çok teşekkür ediyorum" dedi.

Görüntü Dökümü
-Köylü çocukların ayaklarındaki yırtık ayakkabılar
-Parisli kadınlarla öğrenciler toplu halde
-Pembe Hekimoğlu'nun konuşması
-Zeynep Göktaş'ın konuşması
-Özden Ünal Damar'ın konuşması
-Öğrenci Ahmet Ergüven'in teşekkür konuşması
-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mehmet Ali DİNLER/KIZILTEPE (Mardin), (DHA)-

==============================================

Kız kardeşler, kadın doktora böyle saldırdı

EDİRNE'de, Sultan 1'inci Murat Devlet Hastanesi'nde tedavi gören babalarının yaşamını yitirmesinin ardından Uzm. Dr. Tuba Çıkmaz'a saldırdığı iddiasıyla tutuklu yargılanan iki kadın ve doktorları tehdit ettiği öne sürülen 2 kardeşi ilk duruşmada serbest bırakıldı. İki kadının doktora saldırdığı olaya ilişkin hastanenin güvenlik kamerası görüntüleri de ortaya çıktı.
Edirne Sultan 1'inci Murat Devlet Hastanesi'nde tedavi gören babalarının geçen Şubat ayında hayatını kaybetmesinin ardından S.Ü. (37) ile kardeşi Z.Ü. (20), göğüs hastalıkları bölümünde görevli Uzm. Dr. Tuba Çıkmaz'a saldırarak yaraladı. İki kız kardeşin, saldırı anları hastanenin güvenlik kamerası görüntülerine yansıdı. Yeni ortaya çıkan görüntülerde doktor Tuba Çıkmaz ile bir süre konuşan iki kardeşin daha sonra saldırdığı ve saçından tutarak yerde sürükledikleri görüldü.
Olayın ardından aynı kız kardeşler S.Ü. ve Z.Ü. aileden E.Ü. ve A.Ü. isimli erkek şüpheliler hastanede doktorları ve başhekimi tehdit ettikleri gerekçesiyle tutuklanırken, kaçan kızkardeşler de saklandıkları evde yakalanarak tutuklandı. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı 4'ü tutuklu 5 sanık hakkında 5'nci Asliye Ceza Mahkemesi'ne 'kasten yaralama, tehdit, görevini yaptırmamak' suçlarından dava açtı. Davanın ilk duruşmasına tutuklu sanıklar S.Ü., Z.Ü., erkek sanıklar E.Ü., A.Ü. ve tutuksuz yargılanan F.K. katıldı. Yaralandıktan sonra 3 ay rapor verilen doktor Tuba Çıkmaz ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada ayrıca Tuba Çıkmaz’ın avukatı ve onlar dışında kalan doktorları temsilen Sağlık Bakanlığı avukatı yer aldı.
Tutuklu sanıklardan Z.Ü. doktor Tuba Çıkmaz'ın kendilerine babalarının 75 yaşında olduğunu ve ilgilenmediğini söylediğini öne sürerek, "Biz doktor hanıma babamın durumunu sorduk. Doktor hanım 'Babanız 70 yaşında onunla ilgilenmiyorum, ölsün' dedi. Biz de '75 yaşında da olsa o da can. Neden ilgilenmiyorsunuz? Yemin etmediniz mi?' dedik. Yine ilgilenmeyeceğini söyleyince biz zaten çok üzgündük ve o sinirle olay yaşandı. Pişmanım. Böyle olsun istemezdik. Doktor hanım yoğun bakım önünde ablamla ağladığımızı görmesine rağmen bize 'babanız 75 yaşında ölsün' demiştir. Bu söylemin çok yanlış olduğunu düşünüyorumö dedi. Tutuklu erkek sanık E.Ü. kimseyi tehdit etmediklerini belirterek, "Kardeşim Cumhurbaşkanımıza kadar gidip, şikayet edeceğini söyledi. Polis memurlarına karşı herhangi bir müdahalemiz olmadı. Suçlamaları kabul etmiyorum" şeklinde konuştu.
Mahkeme, savunmaların ardından 4 tutuklu sanığın, yurtdışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi.

Görüntü Dökümü:
-Güvenlik kamerası görüntüler
-Doktorlara saldırı anlanları
-Kadın şüphelilerin adliyeye sevk edilmesi
-Edirne adliyesi
-Genel görüntüler

Haber-Kamera:EDİRNE,(DHA)-

===============================================

Kaçak göçmenlerin barındığı spor salonuları dezenfekte edildi

ERZURUM’da kaçak göçmenlerin barındırıldığı spor salonlarında dezenfekte çalışması yapıldı. İlaçlama ekiplerinin enfeksiyona karşı ilaçladığı salonlardaki malzemeler temizlendi.
Erzurum, son zamanların en büyük kaçak göçmen akınını yaşadı. Ülkelerinden kaçan 20 binden fazla Afganistanlı kaçağı misafir eden Erzurum’da tesislerde yer kalmayınca spor salonları kullanıldı. İl Göç İdaresi, kaçak göçmenleri Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürlüğü’ne ait Pasinler ve Palandöken İlçelerindeki spor salonlarında misafir etti. Bir süre göçmenlerin barınma ihtiyacı spor salonlarında karşılandı. Son 3 ayda 20 binden fazla kaçak göçmenin Erzurum’a geldiğini belirten Göç İdaresi Müdürü Haşim Özcan, alınan tedbirler sonucu akının azaldığını bildirdi. Geçtiğimiz hafta ilki yapılan charter seferiyle kaçak göçmenlerin ülkelerine geri gönderildiğini belirten Özcan, ayrıca bir hafta içerisinde de 3 bin 611 kişinin oluşturulan kamplara tahliye edildiğini söyledi. Özcan, kaçak göçmenlerin barınması için Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürlüğü’nden aldıkları salonların boşaldığını ifade ederek, “Pasinler ilçesindeki salonun dezenfektesi yapılarak teslim edildi. Palandöken İlçesi’ndeki salonun dezenfekte ve temizliği de yapılıyor" diye konuştu.
ÖNCE İLAÇLAMA SONRA TEMİZLİK
Çoğunluğunu Afganistanlı kaçakların oluşturduğu göçmenlerin barındırıldığı merkez Palahdöken ilçesindeki Palandöken Spor Salonu, baştan ayağa ilaçlandı. Maskeli ekipler, salon duvarlarından tribünlere kadar her tarafın enfeksiyona karşı ilaçlarken, temizlik işçileri de malzemeleri tek tek yıkadı. Salonun ilaçlanan ve temizlenen bölümlerine malzemeler konulmaya başlandı.
Salonları dezenfekte eden Betis İlaçlama Firmasının sahibi Mehmet Nuri Alim, Afgan göçmenlerin misafir edildikleri salonların haşerelere, bakteri ve enfeksiyonlara karşı dezenfekte edildiğini belirtti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Göçmenlerin karayolunda yürüyerek gelişleri
-Spor salonunun dış görüntüsü
-Spor salonunun dezenfekte edildiğini belirten tabela
-Spor salonun içinde yapılan çalışmalar
-İlaçlama firmanın sahibi Mehmet Nuri Alim'in açıklaması

Haber-Kamera: Turgay İPEK / ERZURUM, (DHA)

==================================================

Katarlı şeyhin oteli, kiralayan olmayınca kaderine terk edildi

MUĞLA'nın Marmaris ilçesindeki, Katar Kraliyet Ailesi üyesi Şeyh Nasser Ahmed Ali A. Al Thani'ye ait olan ve KDV hariç yıllık 1 milyon 200 bin dolar bedelle kiraya verilmek istenen 5 yıldızlı otel, talipli çıkmayınca kaderine terk edildi.
Marmaris'in dünyaca ünlü turistik İçmeler Mahallesi'nde bulunan 189 odalı, denize sıfır 5 yıldızlı Munamar Beach Otel, 2010 yılında Katar Kraliyet Ailesi üyesi Şeyh Nasser Ahmed Ali A. Al Thani tarafından 15 milyon dolara satın alındı. Al Thani'nin, sahilin bir bölümü kapatma şartıyla oteli ailesinin tatil yapabileceği yazlık saray haline getirme planı, dönemin İçmeler Belde Belediye Meclisi tarafından kabul edilmedi. İsteğin belediye meclisi tarafından geri çevrilmesiyle otel, yıllık 1 milyon dolara, Güney Yıldızı Otelcilik şirketine kiralandı. Şirket, geçen sene temmuz ayına kadar 7 yıl süreyle otelde kiracı olarak işletti. Kontratın bitmesi üzerine Şeyh Thani'nin avukatları ve işletmeci masaya oturdu. Al Thani'nin istediği KDV hariç yıllık 1 milyon 200 bin dolar kira bedeli Güney Yıldızı Otelcilik Şirketi tarafından kabul edilmedi. Anlaşmazlık mahkemeye taşındı. Mahkeme, geçen sene 21 Temmuz'da otelin boşaltılması kararını verdi. Otel, 400 turistin konakladığı sırada, polis ve avukatlar nezaretinde geçen sene 27 Temmuz'da boşaltıldı.
KİRA BEDELİ YÜKSEK BULUNDU
Sekiz aydır atıl halde kalan otelin, KDV hariç yıllık 1 milyon 200 bin dolar bedelle kiraya çıkartıldığı öğrenildi. Marmaris ve çevresindeki işadamları ile turizmcilerin, yüksek fiyatı öğrenince, tesisi kiralamaktan vazgeçtikleri belirtildi. Denize sıfır, 'mavi bayraklı' plajı ve her türlü konforu barındıran 5 yıldızlı otel, kiralayan çıkmayınca kaderine terk edilmiş bir hal aldı.
"BU RAKAM KİRAYA VERMİYORUM ANLAMINA GELİR"
Güney Ege Turistik Otelciler Birliği (GETOB) Başkanı Bülent Bülbüloğlu, "Bölgemiz adına üzücü bir durumdur. Turistik İçmeler Mahallesi bölgemiz için çok büyük önem arz ediyor. Çok sayıda 5 yıldızlı otelin bir arada bulunduğu mahalledir. Maalesef yıllardır Katar şeyhinin oteli bir sıkıntı. Kapandı, açıldı, ardından kiraya verildi. Geçen sene turizm sezonunun en yoğun olduğu temmuz ayında, içinde müşteri bulunurken, kiracılar çıkartıldı. Şeyhin sahilde birkaç tane oteli var ve hepsi kapalı, atıl durumda. Bu nitelikli oteller bir an önce canlandırılarak turizme kazandırılmalı. Katar şeyhi ya kendi işletmeli ya da profesyonel turizmcilere uygun rakamlarda kiraya vermeli. Aldığımız duyumlara göre Ankara'da bir avukatı varmış. Bu avukata ulaşmaya çalıştık ama sağlıklı bir geri dönüş alamadık. Öğrendiğimize göre yıllık 1 milyon 200 bin dolar ve artı KDV gibi bir kira istenmekte. Bu rakam kiraya vermiyorum anlamına geliyor. Türkiye şartlarında 189 odalı otelde bu kirayı ödemek ve para kazanmak mümkün değil. Otelciler son üç yıldır kötü giden turizmde ayakta kalmaya çalışıyordu. Bu yıl bir kıpırdanma mevcut. Bizler kazanmayı 2019 ve sonrasında planlıyoruz. Bir an önce bir önlem alınmalı ve atıl nitelikli tesis profesyonel ellerde hizmete açılmalı" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
- İçmeler Mahallesi'ne hakim tepeden görüntü
- Otelin yüksek bir yerden görüntüsü
- Otelin dışarından genel ve ayrıntılı görüntüsü
- GETOB Başkanı Bülent Bülbüloğlu ile röportaj
- Katar Şeyhi Thani'nin fotoğrafı

Haber- Kamera: Ali GÜNDOĞAN / MARMARİS (Muğla), (DHA)

====================================================

Beşiz doğuran koyun şaşırttı

AYDIN'ın Koçarlı ilçesinde hayvancılık yapan Bülent Ergen'in, 3 ay önce gebe olarak satın aldığı Sakız cinsi koyunu 1 hafta önce beşiz doğurdu.
Cincin Mahallesi'nde büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliği yapan 28 yaşındaki Bülent Ergen, "Çocukluktan beri hayvancılıkla uğraşıyorum. Genelde büyükbaş hayvan besliyor ve kasaplık da yapıyorum. Bundan 3 ay önce gebe bir koyun aldım. Doğumunu bekledik. Bir hafta önce gece saat 03.00 sıralarında doğum yaptı. Biz bir veya iki kuzu beklerken, beşiz doğurdu. Beşi de sağlıklı doğdu ve sağlıklı bir şekilde büyüyor. Annesinin sütü onlara yetmiyor. Biz de biberonla beslemeye çalışıyoruz. Beşiz olunca çok şaşırdık bir o kadarda sevindik. Çünkü ender rastlanan bir durumla karşı karşıya kaldık. Yavruların biri erkek dördü ise dişi" dedi.
"ENDER RASTLANAN BİR DURUM"
Ender rastlanan bir durumla karşı karşıya olduklarını belirten veteriner hekim Cemil Şahin de, "Koyunlarda sıklıkla olan bir gebelik değil. 5 tane yavrunun sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesi ve yaşamlarını devam ettiriyor olmalı oldukça sevindirici. Çok fazla örneği yok. Ender rastlanan bir durum. Tabii ki yaşıyor olmaları sahibi için sevindirici. Sakız koyunu cinsinde hele çok sık görülen bir durum değil. Diğer cins koyunlarda 2 veya 3 tane doğum olabiliyor ama bunlarda bile yaşam oranı çok az oluyor. Beş yavrunun dünyaya sağlıklı bir şekilde gelmesi ve dünyaya geldikten sonrada yaşamlarını sürdürebilmeleri sıklıkla yaşanan bir durum değil" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
- Koyun ve kuzulardan görüntü
- Bülent Ergen ve veteriner Cemil Şahin ile röp.
- Genel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Burhan CEYHAN / AYDIN, (DHA)

===============================================

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler