DHA YURT BÜLTENİ-4 

Bursa'da hastanede yangın BURSA'da, Dörtçelik Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin çatı katında yangın çıktı.

Bursa'da hastanede yangın

BURSA'da, Dörtçelik Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin çatı katında yangın çıktı. İtfaiye ekipleri yangına müdahale ederken, hastalar ise ek binaya nakledildi.
Merkez Nilüfer ilçesinde bulunan 179 yatak kapasiteli Dörtçelik Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde bugün saat 11.15 sıralarında yangın çıktı. Yemekhanenin çatı katında başlayan yangınla birlikte hastaneye yoğun duman doldu. Hastalar ek binaya nakledildi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri alevlere müdahale ederken, polis de çevrede önlem aldı. Yangını söndürme çalışmalarının devam ettiği belirtildi.

Görüntü dökümü
HAstaneden görüntü
Yangına müdahale görüntüsü
Detaylar

Haber-Kamera: Berktuğ ÖNCÜ-Mehmet İNAN/BURSA, (DHA)-

=================================

Kılıçdaroğlu: Kimyasal silah kullanmak insanlık suçudur

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Kimyasal silah kullanmak insanlık suçudur" dedi.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Hatay'da Savon Otel'de iş insanları ve STK temsilcileriyle kahvaltıda bir araya geldi. CHP'li milletvekillerinin de eşlik ettiği Kemal Kılıçdaroğlu, basına kapalı olarak yapılan kahvaltının ardından ABD, İngiltere ve Fransa'nın Suriye operasyonunun değerlendirdi. Kimyasal silah kullanmanın insanlık suçu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, egemen güçlerin bölgeden çekilmesi gerektiğini vurguladı. Suriye'de savaşın bitebileceğini anlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Suriye'de iç savaş biter mi, bana göre biter, kavga biter mi? Bana göre biter peki bunun için ne yapmak lazım? 2013'te söyledim, Türkiye'de Suriye'nin, İran'ın, ABD ve Rusya'nın ve diğer Arap ligi ülkelerinin katılımıyla Ortadoğu Konferansı yapalım, burada bir sorun var ve bu sorunu çözülmesi lazım. Bu kabul edilmedi. Bu sabah kalktık yeni bir olayla karşılaştık, Suriye'ye yönelik saldırı var kimyasal silah kullanıldığı gerekçesiyle, önce şunu açıkça ifade edeyim, kim olursa olsun, hangi devlet olursa olsun kimyasal silah kullanmak bir insanlık suçudur. Bunu bir yere yazıp koyalım. Kimyasal silah olmaz, masum çocukları ve tabiatı hiç kimsenin yok etmeye hakkı yoktur. Öyle bir hukuk da yok ama kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığı hususunda tereddütler var. Bana sordu gazeteci arkadaşlar. Bunun çözümü gayet basit BM'den bir uzman heyet gelir, bakarlar kimyasal silahın kullanılıp kullanılmadığına, kullanılmışsa bu kimyasal silah hangi ülkede üretilmiş gayet açık ve net tespit edilir. Bunun gereğini yapsınlar. Ama bunlar yapılmadan bölgeyi daha da kritik bir sürecin içine sokacak bir savaşı asla doğru bulmuyorum. Akan kan Müslümanların kanı, orada yaşayan değişik mezheplere mensup Müslümanların kanı. Peki hangi gerekçeyle oluyor bu. Orada yıllardır bir vekalet savaşı yapılıyor. Rusya ile ABD karşılıklı güç gösterisi yapıyorlar. Kendi ülkelerinde yapmıyorlar, başka yerde de yapmıyor gelip Ortadoğu'da yapıyorlar. Ölenler ya ABD'nin ya Rusya'nın silahlarını kullanıyor. Artık bu bölgedeki Türkiye dahil bütün devletlerin oturup bir karar vermeleri lazım. Türkiye, İran, Irak, Suriye bir araya gelsinler. Bu bölgede dört ülkede yaşanan sorunu dördünüzün çözme kapasitesi yok mu? Kendi dertlerini çözemezler mi? Ben kendi sorunumu çözemiyorsam sorunumu egemen güçlere ihale ettiysem o zaman siz devlet değilsiniz. Egemen güçler bölgeden çekilmeli. Ben kendi sorunumu çözemiyorsami sorunumu egemen güçlere ihale ettiysem o zaman siz devlet değilsiniz.Petrol ve doğal gaz buradaki insanların belası oldu. Egemen güçler petrol ve doğal gazı kontrol etmek için her türlü çatışmaya orman hazırlıyorlar."
Mecbur kalınmadıkça savaşın cinayet olduğunu vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, "Savaşa destek vermek asla ve asla doğru değil. Mecbur kalınmadıkça savaş cinayettir milletin vicdanına sesleniyorum yaşatmak mı değerlidir öldürmek mi?" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, şehit ailelerini ziyaret etmek için Kırıkhan ilçesine geçti.

Görüntü Dökümü
------------------------
- Toplantıya katılanlardan genel ve detay görüntüler
- CHP Lideri Kemal Kılıçdadoğlu'ndan görüntüler
- CHP Lideri Kemal Kılıçdadoğlu'nun konuşması

Haber-Kamera:Ramazan ÇELİK-Ufuk AKTUĞ-Ferhat DERVİŞOĞLU-Kasım NARCI-Vasi KÖSE/ HATAY, (DHA)

==============================================

IHH Genel Başkanı Yıldırım: Danışıklı dövüş gibi bir atış yapıldı

IHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım, ABD, Fransa ve İngiltere'nin Suriye saldırısına ilişkin, "Çok az vuruş yapıldı ve o tesislerin yok edilmediğini, bir danışıklı dövüş gibi bir atış yapıldığını düşünüyoruz. Önümüzdeki günlerde yine kimyasal silahın kullanılma tehlikesi ve riski olduğunu biliyoruz. Şu ana kadar kimyasal silah 28 kere kullanıldı. Buna yönelikte dünya sessiz" dedi.
IHH Afyonkarahisar İl Temsilciliği tarafından düzenlenen 'Mazlum Coğrafyalar ve Ümmetin Yetimleri' programı Afyonkarahisar'da bir otelde gerçekleşti. Programa konuşmacı olarak katılan IHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, vakfın çalışmaları başta olmak üzere birçok konuyu katılımcılara aktardı. Programı Ak Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, Ak Parti İl Başkanı İbrahim Yurdunuseven, İl Müftüsü Şükrü Kabukçu, İl Milli Eğitim Müdürü Metin Yalçın, sivil toplumlum kuruluşlarının temsilcileri, siyasi parti yöneticileriyle IHH gönüllüleri takip etti.
'HAYIR DEMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL'
Program sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan IHH Genel Başkanı Yıldırım, ABD, Fransa ve İngiltere'nin Suriye'de Esad rejiminin elinde bulunan kimyasal silah tesislerini vurmasını doğru bulduklarını söyledi. Yıldırım, "Kimyasal silah kullanılmasını asla kabul etmiyoruz. Orada bu silahların sonuçlarına uğramış çocuklarımızın halini hep beraber gördük. Yine Doğu Guta'dan çıkan mültecilerin sınırda karşılanmasını IHH olarak bizler yapıyoruz. Çadır kentler kuruyoruz. Orada kimyasal silahtan dolayı etkilenen birçok insanla karşılaştık. Bu zalime karşı başka bir zalimin böyle bir müdahalesine hayır dememiz mümkün değil" dedi.
'DANIŞIKLI DÖVÜŞ'
ABD, Fransa ve İngiltere'nin Suriye'ye saldırısının danışıklı dövüş olduğunu öne süren Bülent Yıldırım, şunları kaydetti:
"Burada gördüğünüz gibi Doğu Guta'yı boşaltmak için ve Golan Tepelerindeki petrol savaşına hazır olmak için ne yazık ki Rusya buna sessiz kaldı. İran buna sessiz kaldı. Esad bunu gerçekleştirdi ve sonuçta da bütün dünyanın gözü önünde bütün savaş gemileri Doğu Akdeniz'e geldi. Doğu Akdeniz'e geliş kimyasal silah depolarını vurmakla beraber aslında ABD'nin bölgeye yerleşme politikasıdır. Bu Suriye toprakları üzerinde petrol ve doğalgaz savaşının bir parçasıdır. Çünkü doğalgazın çıkarılmasında hepsi pay sahibi olmak istiyor. Ayrıca Golan Tepelerinde Suudi Arabistan'la eşit rezervler bulundu. Doğal olarak bu bir savaş sebebidir. Bunun yanında tabii atılan bu füze içimizi serinletmedi. Çok az vuruş yapıldı ve o tesislerin yok edilmediğini düşünüyoruz. Tesislere bir zarar verilmediğini düşünüyoruz. Bir danışıklı dövüş gibi bir atış yapıldığını düşünüyoruz. Önümüzdeki günlerde yine kimyasal silahın kullanılma tehlikesi ve riski olduğunu biliyoruz. Şu ana kadar kimyasal silah 28 kere kullanıldı. Buna yönelikte dünya sessiz."
'HAK YERİNİ BULDU'
28 Şubat davasına ilişkin kararı da değerlendiren Bülent Yıldırım, şöyle dedi:
"Hak yerini buldu. Allah'a şükürler olsun 28 Şubat'tan 23 yılla yargılandım. Hapislerde kaldım. Yine arkadaşlarımız hapse girdi, çıktı. 28 Şubat'ta kurulan tezgahlardan dolayı hala içeride olan arkadaşlarımız var. 20- 25 yıldır içeride olan arkadaşlarımız var. Ve bunlarla ilgili hiçbir şey yapılamıyor. Bunun müsebbibi olanlara birçok kez müebbet hapis cezası verildi. Adalet duygusunun yıpranmaması için bunun olması gerekiyordu. O nedenle 'Yaşı şu kadar gecikti', 'Şu an o içeri alınmasın' gibi bir düşünceyi de kabul etmiyorum. Çünkü içeride bunların kurdukları oyunlardan ve tezgahlardan dolayı 80 yaşındaki insan var. Bunun müsebbibi Çevik Bir ve diğerleriydi. Şimdi hak yerini bulmuştur."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
- IHH Başkanı Yıldırım otel lobisinde otururken
- IHH Başkanı Yıldırım yürürken
- IHH Başkanı masada protokol ile otururken
- Toplantıya katılanlardan detay
- Yıldırım'ın konuşması

HABER- KAMERA: Satılmış AKKAŞ/AFYONKARAHİSAR, (DHA)

======================================================

2 lastik bot içerisindeki 126 göçmen böyle yakalandı

Sahil Güvenlik Komutanlığı'na ekipleri tarafından İzmir Dikili ilçesi Garip Adaları güneyinde 2 lastik bottaki 126 göçmen yakalandı.
13 Nisan 2018 tarihinde saat 06.40’ta, görevli Sahil Güvenlik Helikopteri tarafından, İzmir Dikili ilçesi Garip Adaları güneyinde içerisinde çok sayıda düzensiz göçmen bulunan 2 adet lastik bot tespit edildi.
Görevlendirilen Sahil Güvenlik Botu tarafından, bahse konu göçmen botları durdurularak içerisindeki Suriye uyruklu 126 düzensiz göçmen yakalandı.

Görüntü Dökümü
---------------------
-Sahil Güvenlik Komutanlığı'na ekiplerinin göçmenleri yakalaması

Haber : İZMİR (DHA)

================================================

Eskişehir'de DEAŞ operasyonu: 10 gözaltı

ESKİŞEHİR'de terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen operasyonda, aralarında örgütün üst düzey sorumlularının da bulunduğu iddia edilen 10 kişi gözaltına alındı.
İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şubesi ekipleri, bu sabah Özel Harekat polislerinin de katılımıyla terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyon düzenledi. Kent merkezinde 9 ayrı eve yapılan baskınlarda aralarında örgütün üst düzey sorumlusu olduğu öne sürülen A.S.J.J.'nin de bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden birinin polisleri görünce kaldığı ikinci kattaki evin balkonundan atlayıp kaçmaya çalıştığı, ancak apartman bahçesinde yakalandığı belirtildi.
Şüpheliler, sorgulanmak üzere TEM Şubesi'ne götürüldü.

Görüntü dökümü:
-Özel harekat polislerinin görüntüsü,
-Evlere baskın yapılması,
-Yakalanan bir kişinin polisler tarafından götürülmesi,
-Özel harekat polislerinin görüntüsü bulunuyor.)

Haber-Kamera:ESKİŞEHİR,(DHA)

===================================================

Veteriner banyoda ölü bulundu

ANTALYA'nın Gazipaşa ilçesinde oturan veteriner hekim Cemal Ö.(48) evin banyosunda av tüfeğiyle karnından vurulmuş halde ölü bulundu. Cemal Ö.'nün intihar ettiği değerlendiriliyor.
Gazipaşa İstiklal Mahallesi'ndeki apartman dairesinde ailesiyle birlikte oturan 2 çocuk babası Cemal Ö., iddiaya göre saat 05.30 sıralarında av tüfeğini alarak banyoya girdi. Bir süre sonra banyodan gelen silah sesi üzerine içeri giren ailesi Cemal Ö.'yü karnından av tüfeğiyle vurulmuş halde buldu.
İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri Cemal Ö.'nün yaşamını yitirdiğini belirledi. Savcının incelemesinin ardından Cemal Ö.'nün cenazesi Gazipaşa Devlet Hastanesi morguna konuldu. İlçede veteriner hekim olarak görev yapan Cemal Ö.'nün intihar ettiği değerlendiriliyor. Polis olayı soruşturuyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
- Olay yerine gelen cenaze aracından görüntü
- Cenazenin apartmandan çıkarılması
- Cenazenin araca konulması ve aracın gidişi
- Genel ve detay görüntüler

HABER- KAMERA: Yücel BULUT/GAZİPAŞA(Antalya), (DHA)

==================================================

Camiye dönüştürülen Ayasofya'da müze tartışması

TRABZON’da, 2013 yılında ibadete açılan Ayasofya Camii’nin eski hali olan müze olarak kalması yönündeki tartışmalar sürüyor. Danıştay, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB), Ayasofya Müzesi’nin camiye çevrilmesi ve ibadete açılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, yerel mahkemenin verdiği "Müzenin camiye çevrilmesine ilişkin tesis edilen bir işlemin mevcut bulunmadığı anlaşılmaktadır" kararını bozdu. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ayasofya Camii'nin müzeye dönüştürülmesine karşı çıkarken, TMMOB ise tarihi yere sahip anıtsal yapının müze olarak varlığını sürdürmesi gerektiğini savundu.
Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle Ayasofya Camisi olarak kayıtlara geçen, fresklerin asma tavan ve özel perdelerle kapatılması gibi çeşitli işlemlerin ardından 2013 yılında kılınan cuma namazıyla resmi olarak ibadete açılan Ayasofya Camisi’nin müze olarak kalması yönündeki tartışmalar sürüyor. Namaz saatleri dışında yerli-yabancı turistler, belirli bölümlerden tavan fresklerini görebiliyor. Camide, restorasyon çalışmaları sırasında fresklere zarar verildiğini öne süren Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), 2013 yılında Trabzon İdare Mahkemesi’ne başvurarak, Ayasofya Müzesi’nin camiye çevrilmesi ve ibadete açılmasına ilişkin işlemin iptalini istedi. Trabzon İdare Mahkemesi, açılan davayı, "Müzenin camiye çevrilmesine ilişkin tesis edilen bir işlemin mevcut bulunmadığı anlaşılmaktadır" gerekçesi ile reddetti. Karara itiraz eden TMMOB, Danıştay’a başvurdu. Danıştay ise Trabzon İdare Mahkemesi’nin kararını reddetti, Ayasofya Camii için sürecin yeniden takip edilmesi yönünde karar verdi. Danıştay’ın kararı üzerine TMMOB yetkilileri de resmi internet sitesinden “Ayasofya Müzesi'nin korunması için verilen hukuk mücadelesi kazanıldıö başlıklı duyuru yaparak, bölgenin ve Trabzon’un geçmişinde önemli bir yere sahip anıtsal yapının müze olarak varlığını sürdürmesi gerektiğini açıkladı.
'ORTADA PROJESİZ BİR UYGULAMA VAR'
Trabzon Mimarlar Odası Başkanı Gürol Ustaömeroğlu, dava süreci ile ilgili açıklamalarda bulundu, Danıştay’ın kendilerini haklı bulduğunu söyledi. Ayasofya’da koruma ilkelerine aykırı bir durum söz konusu olduğunu öne süren Ustaömeroğlu şunları ifade etti:
"Ortada projesiz bir uygulama var. Bir projeye bağlı olmadan yapılan ve tamamen koruma ilkelerine aykırı bir uygulama vardı ve Mimarlar Odası buna itiraz etti. İdare Mahkemesi bu itirazı reddetti. Fakat Danıştay, Odamızı haklı buldu. Burada koruma ilkelerine aykırı bir durum söz konusudur, bunun kesinlikle irdelenmesi ve incelenmesi gerekir gerekçesi ile İdare Mahkemesi'nin kararını bozdu. Şu an bu süreç devam ediyor. Yasal takip devam ederken bu süreci yasal hale getirmek için rölöve ve restorasyon projeleri sunuldu. Bu konuda bilirkişilerimiz nezdinde keşif yapıldı ve projelerle duruma bakıldı. Biz buna da projelerin hem tespit olarak uygun olmadığı hem de sürmekte olan davaya aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile 2’nci bir dava açtık. Mahkeme orada uygulanan projeleri reddetti. Yerindeki uygulama yani orijinal hali ile verilen proje arasında farklılıklar vardı. Mahkeme bunu gördü."
'BİZİM CAMİ YA DA MÜZE AYRIMIMIZ YOK'
Mimarlar Odası'nın işin başından beri olaya cami ya da kilise ikilemi olarak bakmadığını da vurgulayan Ustaömeroğlu, "Odamızın böyle bir derdi yok. Olaya hiçbir zaman böyle bakmadık. Kamuoyunda farklı bir algı oluşturulmak isteniyor" dedi. Ustaömeroğlu, "Odamızın konuya yaklaşımı tamamen 2863 sayılı yasaya istinaden buradaki Trabzon'a, ülkeye, tarihe, turizme mal olmuş olan bir yapının korunmasına yönelik. 660 sayılı koruma ilkelerine bağlı olmasını sağlayacak bir kararın çıkmasıdır. Yani burası tarihi bir yapı olarak kalmalıdır ve müdahale edilmemelidir anlamında ve konuda da ısrarlıyız. Danıştay'dan çıkan kararla bu belli olmuştur ki, yapılan restorasyon çalışmaları oradaki yapıya zarar verecektir. Zaten orada yapılan uygulama birçok yere zarar verdi. Oradaki keşif esnasında da bunu gördük" ifadelerini kullandı.
'PALDIR KÜLDÜR YAPILDI'
Tarihi yapıdaki değişimin projesiz yapıldığını ve kendilerinin haklı olduğunun ortaya çıktığını anlatan Ustaömeroğlu şunları kaydetti:
"Oradaki mozaikler kapatılmış; görsel olarak kapatılması farklı bir şey, kapatılırken zarar görmesi farklı bir şey. Şu anki camiye dönük olan bu uygulama ne yazık ki orada da farklı noktalara zarar verdi. Verilen cami kararı ile beraber orada spontane bir uygulama yapıldı. Proje süreci daha sonra başladı. İlk davamız projesiz sürece itirazdı. Fiili olarak orada kullanılan bir cami var. Turizme açık yapı, doğru ama cami olarak kullanılan bir yapı var ortada. O sürece kadar olan bölüm projesiz geldi, paldır küldür yapıldı. Biz çok tutarlı, birbiriyle ilişkili projeler beklerken, orada yerinde yaptığımız keşifte hem projelerin karşılaştırılması hem de yerindeki etütlerde projeler arasında tutarsızlıklar ortaya çıktı. Bütün bunlar mahkeme kararlarında ve bilirkişi raporlarında da yazıyor. Hepsini ele alırsak gelinen sonuç bizim haklı olduğumuzu gösteriyor."
ERTEM: MÜZE TALEPLERİNE SAYGI DUYMUYORUM
Öte yandan, Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem ise tartışmalar üzerine ziyarette bulunduğu Ayasofya Camii ile ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söylemişti:
"Biz burada restorasyon henüz yapmadık. Fresklerin de kapatılması söz konusu değil. Biz freskleri namaz esnasında bir perde ile kapattık. Restorasyon projemiz tamamen farklı. Vakıflar Genel Müdürlüğü restorasyon konusunda Türkiye'deki en tecrübeli kurumlardan birisidir. Aslına uygun, korumacı mantıkla, az müdahale mantığı ile işini en iyi yapan kurumlardan bir tanesi. Restorasyon projemiz de hazırlandı ve kurul tarafından kabul edildi, mahkeme tarafından da. Ayasofya Camii’nin müze olmasına yönelik taleplere saygı duymuyorum. Buranın cami olarak restorasyonunu tamamlayacağız."
AYASOFYA CAMİ
Ayasofya, yüzyıllar boyunca şehri ziyarete gelen seyyah ve araştırmacıların ilgisini çekmiştir. 1868 yılında harap durumda olan caminin Bursalı Rıza Efendi’nin teşvikleriyle yeni baştan onarıldığı bilinmektedir. Bina, 1'inci Dünya Savaşı yıllarında sırasıyla depo, hastane ve son olarak yine cami olarak kullanılmıştır. 1958-1962 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Edinburg Üniversitesi’nin işbirliği ile restore edilerek 1964 yılından sonra müze olarak ziyarete açılmıştır. Geç Bizans kiliselerinin güzel bir örneği olan yapı, kare-haç planlıdır ve yüksek bir merkezi kubbeye sahiptir. Yapı ana kubbenin etrafında değişik tonozlarla örtülmüş, çatı farklı yükseklikler verilerek kiremitle kaplanmıştır. Üstün bir işçiliğin görüldüğü taş plastiklerde Hristiyan sanatının yanı sıra Selçuklu Dönemi İslam sanatının da etkileri görülmektedir. 2012 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen, freskleri asma tavan ve özel perdelerle kapatılan Ayasofya, 2013 yılında kılınan cuma namazıyla resmen ibadete açılmıştı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
Ayasofya Camii görüntüleri
Ustaömeroğlu'nun konuşması
Adnan Ertem'in açıklaması
Detaylar

HABER KAMERA: Aleyna BAYRAM / TRABZON (DHA)

=============================

(Özel) - Anadolu'dan çıkan kripto para birimi 'Sikke'

GAZİANTEP'te, bir yazılım firması dünyanın birçok yerinde yatırım aracı olarak kullanılan kripto para birimlerine yenisini ekledi. Anadolu'nun ilk kripto parası olan Sikke, adını da Lidyalıların bulduğu ilk paranın adından alıyor.
Dünyanın en çok kazandıran yatırım araçları arasında yer almaya başlayan kripto paralara gün geçtikçe yenileri ekleniyor. Anadolu'da ise ilk defa girişimciler Hakan Erden ve Mehmet Ali Talmaç, kurdukları platformla Sikke tokenlerini satmaya başladı. 4 Nisan'da yüzde 50 indirimle piyasaya sunulan ilk Sikke tokenleri, 4-5 dakikalık süre içerisinde tükendi. Benzerlerine oranla daha hızlı işlem yapılabilen ve dünyada ilk defa uygulanan RowBlockchain teknolojisiyle daha güvenli olduğu belirtilen Sikke Platformu, çeşitli uygulamalar ile farklı bir ödeme altyapısı olarak kullanılabilecek.
DÜNYADA İLK DEFA KULLANILAN TEKNOLOJİ
Sikke Platformu Yönetim Kurulu Üyesi ekonomist Hakan Erden, kullandıkları Blockchain teknolojisi hakkında bilgi vererek, "Blockchain'in de bilgilerin şifrelenerek birbirine eklendiği ve dağıtık veri tabanlarında saklandığı bir veri saklama teknolojisidir. Verinin güvenliği açısından şu anda üzerinde çalışılan yeni nesil bir teknoloji. Biz, Blockchain teknolojisini incelemeye başladıktan sonra, bize göre bu teknolojinin kullanılamamasının sebeplerini tespit ettik. Bunun en önemlisi Bockchain teknolojindeki yavaşlıktı. Biz, geliştirdiğimiz RowBlockchain teknolojisiyle bunu günlük hayatta kullanılabilir hıza getirdik. Aynı zamanda bu teknoloji dünyada ilk defa kullanılan bir teknoloji oldu" diye konuştu.
YATIRIMCI İLE GİRİŞİMCİYİ BULUŞTURUYOR
Sikke Platformu’nun akıllı sözleşmeler desteğiyle kitle fonlaması alabileceğini ve dileyenlerin kendi kripto paralarını geliştirebileceği bir Blockchain platformu olduğunu ifade eden Erden şöyle devam etti:
"Sikke Platformu, akıllı sözleşmeler desteğiyle girişimcilerin yatırımları ile ilgili projelerine akıllı sözleşmeler vasıtasıyla destek bulabildikleri platformun adıdır. Sikke ise bu platformda kullanılan lisans sisteminin adıdır. Biz bu sistemi kullanarak girişimcilere projeleriyle ilgili tanımlama yapıyoruz. Bu tanımlama sayesinde girişimciler, yatırımlarını burada sunduktan sonra, bu yatırımlar için gerekli zamanları bu platform aracılığıyla temin etmeye çalışıyorlar. Tabi burada yatırımcılar, girişimcilerin projelerini inceledikten sonra projenin her aşaması için o proje için ayrılan ödenek, kısım kısım girişimcinin hesabına aktarılıyor. Sikke projesi, Türkiye'de platform olarak hazırlanmış ilk proje. 4 Nisan tarihinde ilk ön satışımızda çok büyük bir talep gördük, yaklaşık 4 dakikalık bir süreç içerisinde ön satışımız tamamlandı. Nisan ayı içerisinde 3 tane daha ön satışımız olacak. Bu periyotta da 2 milyon adet Sikke tokeni satışa sunulacak."
GÜNLÜK İHTİYACA YENİ PARA BİRİMİ
Sikke tokenlerinin gündelik hayatta alışverişlerde kullanılabileceğini aktaran Erden, "Sikke Pltformu'nun ürünü olan Sikke tokenleri, daha önce bu sektörde açıklanmış olan kripto paralardan birçok yönüyle ayrılıyor. Öncelikle biz güvenliğe son derece önem vermekteyiz. Bizim için güvenlik vaz geçilmez bir durum. Aynı zamanda diğer kripto paralarda olan hız sorununu biz aşmaya çalışıyoruz. Bununla ilgili en hızlı olduğunu iddia edene oranla yaklaşık 8 kat daha hızlı işlem yapmaktayız. İşlem süremiz 1 saniyenin altında gerçekleşmekte. Aynı zamanda Sikke Platformunun ürünü olan tokenler, birçok ödeme aracı olarak kullanılabilmekte. Örneğin, internet sitesinden yaptığınız alışverişte kredi kartınızı kullanmak istemiyorsanız, tokenlerle ödeme yapabilirsiniz. Ya da herhangi bir marketten alışveriş yaparken yanınızda nakit yoksa Sikke tokenleri ile ödeme yapıyor olabileceksiniz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------------------------
- Sikke Platformunun oluşturuludğu ofis
- Ofiste çalışanlar
- Hakan Erden'in konuşması
- Çalışanların internet üzerindeki çalışmaları
- Genel ve detay görüntüler

Haber -Kamera: Eyyüp BURUN- GAZİANTEP-DHA)

=======================================

Derme çatma evde korku içerisinde yaşam

HAKKARİ'nin Yüksekova ilçesine bağlı Köşkünü köyü Dağdibi mezrasında yaşayan 4 kişilik Onma Ailesi, banyosu, tuvaleti olmayan, tek odalı derme çatma evde yaşıyor. 7 ve 3 yaşında 2 çocuğu olan epilepsi (sara) hastası Ahya Onma (30), yaşadıkları evin çökme tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğunu söyledi. Yeni ev yapacak imkanları olmayan ve geçimlerini devletin verdiği yardımla sağlamaya çalışan aile, yaşam mücadelesi veriyor.
Yüksekova ilçesine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunan Köşkünü köyü Dağdibi mezrasında yaşayan Ahya Onma, evlendikten sonra çobanlık yaparak ailesinin geçimini sağlamaya başladı. Ancak Onma, yaşadığı epilepsi hastalığı nedeniyle 3 yıl önce bu mesleğini barakmak zorunda kaldı. Dağdibi mezrasında babasının kendisine verdiği bir odada yaşamını sürdüren Ahya Onma, 2 çocukları olunca eşi ile birlikte mezrada bir yakınlarının kendilerine verdiği derme çatma eve taşındı. Aradan geçen zaman içerisinde aile bakım ve onarım yapamadığı için eski olan 2 odalı evin 1 odasının tavanı da kısmen çöktü.
Bir süredir, banyosu, tuvaleti olmayan tek odalı evde yaşadıklarını anlatan Ahya Onma'nın eşi Feleknaz Onma evin başlarına yıkılmasından ve çocukları ile birlikte enkazın altında kalmanın korkusunu yaşadığını söyledi. Gıda ihtiyaçlarını devletten aldıkları yardımlakarşıladıklarını belirten Ahya Onma ise evi onaracak imkanlarının olmadığını, bunun için yetkililerden yardım ve çalışabileceği bir iş istediğini söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
---------------------------
-Derme çatma evden gör
-Kırık pencereden dışarıya bakan anne ve çocuğundan gör
-Evin içinde genel detylar
-Evin tavanlarından yeşeren mantarlar
-Tavanı yıkılmak üzere olan oda da çalışan Ahya ile Feleknaz Onma
-Ahya Onme ile röp
-Feleknaz Onma ile röp
-Evinde içinde oynayan çocuklar
-Dışarda gör
-Genel detaylar

Haber-Kamera: Yaşar KAPLAN/YÜKSEKOVA (Hakkari), (DHA)-

=============================================

Karabük'te 27 sürücüye 14 bin TL ceza

KARABÜK Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin denetiminde 27 sürücüye 14 bin TL ceza kesildi.
Kentin 4 noktasında dün 22.00 ile 02.00 saatleri arasında trafik denetimi yapıldı. Denetimlerde 156 araç durdurulurken 1 sürücüye alkollü araç kullanmaktan, 2 sürücüye modifiye araç kullanmaktan, 5 sürücüye ehliyeti olmadan araç kullanmaktan, 1 sürücüye 'dur' ihtarına uymamaktan ve diğer maddelerden olmak üzere 27 sürücüye toplam 14 bin TL ceza kesildi. 14 araç ise trafikten men edildi. 100'üncü Yıl Mahallesi 1003 Nolu Cadde üzerinde trafik denetimi yapan polisler durdurdukları araç sürücülerinin Miraç Kandilini kutlarken, yoldan geçen vatandaşlar da polislerin kandilini kutlayıp kandil simidi ikram etti. Önceki gece yapılan denetimler sırasında polisin 'dur' ihtarına uymayarak kaçan otomobil durdurulurken sürücüsü Bedirhan Ş.(18) yapılan alkol muayenesinde 1.36 promil alkollü olduğu tespit edildi. Aday sürücünün ehliyeti iptal edilerek, bin 2 TL para cezası kesildi. Muayenesi bulunmayan otomobil çekiciye konulup otoparka götürülürken sürücüsü ve eşi polis otosuyla evlerine götürüldü. Cep telefonuyla konuşurken durdurulan otomobilin sürücüsü, polisin cep telefonuyla konuşurken niye araç kullanıyorsun sorusunu, "Birader merak etmiş nerdesin diye" diyerek yanıtladı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Polise kandil simidi ikram edilmesi
-Denetim
-Alkollü sürücü
-Muayenesi olmayan otomobil sürücüsü ile eşinin evine götürülmek üzere polis otosuna götürülmesi
-Cep telefonuyla konuşurken araç kullanan sürücü

Haber: KARABÜK,(DHA) -

==========================================

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler