EVLADA ADANAN ÖMÜRLER - Otizmli kızına destek olurken diğer annelere de dokunuyor

Kızına otizm tanısı konulmasının ardından işinden ayrılarak hayatını çocuğuna adayan Zübeyde Göyce, kızıyla birlikte okuldan rehabilitasyona, yüzmeye, konuşma, duyu ve algı derslerine koştururken, engelli çocuğu olan annelere de elini uzatıyor - Göyce, aile birliği başkanlığını yaptığı Bağcılar Lokman Hekim Otistikler Eğitim Merkezi'nde, engelli çocuğu olan anneleri de programladığı şehir gezileriyle sosyalleştirmeye çalışıyor - Anne Göyce: - "Anneliğin ne olduğunu, anne olanlar bilir ama bir engelli çocuğu olan anne ile normal bir çocuk annesi olmak çok farklı. Cemile normal bir çocuk değil. Allah bize onu melek olarak vermiş" - "Hafta sonları Cemile'yi özel derse götürüyorum. Yüzme dersi alıyor. 12 yaşına kadar biz eğiteceğiz. 12 yaşından sonra milli takıma girme şansımız var. Oraya girdikten sonra da yurt dışında kendisi gibi otizmli çocuklarla yüzerek inşallah ülkemizi temsil edecek" - "Ben de çok hiperaktifim. Kızım da öyle. Belki de böyle olmasaydı baş edemezdim. Sabah 09.00'da çıkıyoruz akşam 06.00'da eve geliyoruz. Yoruluyoruz ama emeklerimin karşılığını alıyorum diye düşünüyorum. Fedakarlık etmesem vicdanım rahat olmazdı" - "Velilerimiz çok bunalmış durumda. Evde çocuklarla uğraşırken, eşler genellikle anlayışsız. Bu tür kadınlar bir araya geliyoruz. İstanbul'da hiç gezmemiş, dışarıya çıkmamış velilerimiz var. Stres atan anneler evlerine mutlu ve deşarj olarak dönüyor"

İSTANBUL (AA) - HANİFE SEVİNÇ - Otizmli kızıyla okuldan rehabilitasyona, yüzmeye, konuşma, duyu ve algı derslerine koşturan 37 yaşındaki Zübeyde Göyce, engelli çocuğu olan kadınlara elini uzatarak, programladığı şehir gezileriyle annelerin stres atıp evlerine mutlu ve deşarj olarak dönmelerine destek oluyor.

Liseyi bitirdikten sonra modelistlik eğitimi alan Zübeyde Göyce, iş hayatına atıldıktan sonra evlendi.

Kumaşçı eşiyle birlikte çalışmaya devam eden, tasarımlar yapan Göyce, ilk çocuğunun ardından kızı Cemile'yi dünyaya getirdi. Kızının bebekliğinde de çalışmayı sürdüren Göyce, yaklaşık 8 yıllık iş hayatını, kızına 2,5 yaşında konulan otizm tanısıyla noktaladı.

Önce kızının rahatsızlığını kabullenip ardından yapabilecekleri üzerine çalışan Göyce, otizm konusunda seminerlere giderek, çocuğuna nasıl davranması gerektiği konusunda eğitim aldı.

Bağcılar Lokman Hekim Otistikler Eğitim Merkezi'nde birinci sınıfa giden Cemile, her gün annesiyle birlikte yoğun bir tempo içerisine giriyor. Anne Göyce, haftanın 5 günü okul çıkışlarında kızını konuşma terapistine, duyu ve algı dersine, yüzmeye ve rehabilitasyona götürüyor.

Bağcılar'da yaşayan Göyce, koşuşturmaca içerisinde eğitimler için kızıyla Yenibosna'ya rehabilitasyona, Bayrampaşa'daki İBB Hidayet Türkoğlu Spor Kompleksi'ne yüzmeye, toplu taşıma kullanarak gidiyor.

Suyu seven ve özel derslerle de kısa sürede yüzmeyi öğrenen Cemile'den gelecek için umutlu olan anne Göyce, Cemile'nin 12 yaşından sonra paralimpik yüzücü olarak yarışmalara katılıp yurt dışında Türkiye'yi temsil etmesini istiyor.

Zübeyde Göyce, çocuğu dersteyken de boş durmuyor. Bağcılar Lokman Hekim Otistikler Eğitim Merkezi'nde okul aile birliği başkanlığı yaparak, kendisi gibi engelli çocukları bulunan anneleri sosyalleştirmek için şehir içi geziler düzenliyor. İstanbul'da yaşayıp da şehri bilmeyen kadınları okulun verdiği servis desteğiyle gezdiren Göyce, engelli çocuğu olan kadınlar için de bir çeşit rehabilitasyon sağlıyor.

Modacı olmak isterken kendini çocuğuna adayan Zübeyde Göyce, kıyafetlerini de kendisi dikiyor. Göyce, kızıyla her gün yaptıklarını da deftere yazarak, bunu ileride kitap haline getirmeyi planlıyor.

- Kısa sürede çok yol alındı

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Göyce, kızına otizm tanısı konulduktan sonra her şeyi bıraktığını ve çocuğuna yoğunlaştığını söyledi.

İlk zamanlarda psikolojik olarak çöktüğünü dile getiren Göyce, "Önce kızımın durumunu kabullendim. Kendim eğitim aldım. Sonra Cemile'yi eğitmeye başladım. Çocuğa nasıl davranmam gerekiyor, nasıl konuşturacağım, hangi eğitimleri alması gerektiği gibi konularda kendimi geliştirdim. Çocuklarımızın ne istediğini hareketlerinden anlıyoruz. Bunun için de hareketleri anlamlandırmak için eğitim aldım." diye konuştu.

Zübeyde Göyce, 8 yaşındaki kızının 4,5 senedir özel eğitim aldığını belirterek, şunları anlattı:

"Sabah 07.00'de uyanıp hazırlanıyoruz. 09.00 gibi servise binip okula gidiyoruz. Cemile bu yıl birinci sınıfa başladı. 14.10'da okuldan çıktıktan sonra, pazartesi günü konuşma terapisti ve duyu-algı dersine gidiyoruz. Salı ve perşembe günleri okuldan çıktıktan sonra İBB Hidayet Türkoğlu Spor Kompleksi'ne yüzmeye geliyoruz. Çarşamba ve cuma günleri de okul sonrası rehabilitasyona gidiyoruz. Bazı günler de ek derslerimiz oluyor. Hafta sonları Cemile'yi özel derse götürüyorum. Yüzme dersi alıyor. 12 yaşına kadar biz eğiteceğiz. 12 yaşından sonra milli takıma girme şansımız var. Oraya girdikten sonra da yurt dışında kendisi gibi otizmli çocuklarla yüzerek inşallah ülkemizi temsil edecek. Çok çabuk yüzmeyi öğrendi. Birkaç kere havuza girmesi yeterli oldu. Hareketleri çok hızlı."

- "Karantinayı erteledim"

Okulda yazmaya yeni başlayan Cemile'nin konuşamadığını ancak yakın zamanda kızının bunda da gelişme sağlayacağını ifade eden Göyce, "Kısa süren eğitimlerle bu aşamaya geldiğimiz için ben de azmediyorum. Daha da ilerlemesini, başarmasını istiyorum." dedi.

Kızının 14 yaşında bir ağabeyi olduğunu anlatan Göyce, oğlunun da kendisine yardımcı olduğunu, kardeşinin ödevlerini yaptırdığını kaydetti.

Göyce, tiroit hastası olduğunu belirterek, tedavi süreciyle ilgili şunları söyledi:

"Ben rahatsızım. Yarın ne olur bilmiyorum. Ağabeyi ile dışarıya çıkıp eğlenebilsin istiyorum. Utanarak dışarıya çıkarmasını istemiyorum. Tiroit hastasıyım. İlaç tedavisi oluyorum. Ancak bir karantina dönemimiz var. Cemile için erteliyoruz. Tedavimi geciktiriyorum. Atom denilen bir radyasyon alıp 15 gün karantinada kalmam gerekiyor. Tek başına hiç kimseyi görmeden. Onu şu an erteliyorum. Şimdi kızım okula gidiyor, eğitimleri var. Eksik kalmasını istemiyorum. Önce Cemile geliyor.

Bu tiroit hastalığın yaptığı sinirden Cemile daha yüksekte. Ben zoru başardığım için hastalığın siniri bana hiçbir şey yapmadı diyebilirim. Çünkü ben kendimi törpülemeyi, sabırlı olmayı öğrendim. Anneliğin ne olduğunu, anne olanlar bilir ama bir engelli çocuğu olan anne ile normal bir çocuk annesi olmak çok farklı. Dışarıda bize 'Siz bu çocukla nasıl baş ediyorsunuz, evde nasıl duruyorsunuz, gittiğiniz yerden nasıl zevk alıyorsunuz' gözüyle bakıyorlar. Ama öyle değil. Cemile normal bir çocuk değil. Allah bize onu melek olarak vermiş."

- "Benim bir tek kızım umurumda"

Zübeyde Göyce, kızıyla markette yaşadığı anısını anlatırken de toplumun bakış açısının kendini etkilemediğini söyledi.

Göyce, "Cemileyle markete gittik, ona buna saldırıyor, bırakması gerektiğini, alamayacağımızı söylüyorum, bırakmıyor. Her şeyi yere attı ve oturdu. Ben de oturdum. Beraber bağdaş kurduk. O ağladı, kendimi belli ettirmeden ben de ağladım. Kesin ve net almayacağımı söyledim. Yarım saat boyunca oturduk. Yanımıza gelenler baktı, 'Ne yapıyorsun, kafayı mı yedin kadın?' diyen oldu. İnsanlara göre yaşarsam ne ben ne de kızım hayattan zevk alır. Ne de kızımı eğitebilirim. İster kirli, ister temiz baksınlar, hiç umurumda değil. Benim bir tek kızım umurumda." ifadelerini kullandı.

Aynı zamanda Bağcılar Lokman Hekim Otistikler Eğitim Merkezi'nde okul aile birliği başkanlığını da yürüten Zübeyde Göyce, şöyle devam etti:

"Engelli çocuklarla ilgili okul olduğu için, velilerimiz çok bunalmış durumda. Evde çocuklarla uğraşırken, eşler genellikle anlayışsız. Bu tür kadınlar bir araya geliyoruz. Biz birbirimizi anlıyoruz. Kardeş gibi olduk. Okulda toplanıyoruz, okulun desteğiyle çocuklar dersteyken kenti geziyoruz. Diğer velileri de sosyalleştirmeye çalışıyorum. İstanbul'da hiç gezmemiş, dışarıya çıkmamış, Eminönü'ne gitmemiş, Pierre Loti'ye çıkmamış, Kız Kulesi'ni görmemiş velilerimiz var. Bu sene bol bol gezdik. Stres atan anneler evlerine mutlu ve deşarj olarak dönüyor."

Bu kadar enerjik olmasını hiperaktifliğine bağlayan Göyce, "Ben de kızım gibi hiperaktifim. Belki de böyle olmasaydı baş edemezdim. Hiç yerinde durmayan bir çocuk. Akşama kadar geziyoruz. Sabah 09.00'da çıkıyoruz akşam 18.00'da eve geliyoruz. Yoruluyoruz ama emeklerimin karşılığını alıyorum diye düşünüyorum. Kızım için bunları yaptığım için çok mutluyum. Vicdanen rahatım, iyi ki de yapmışım. Fedakarlık etmesem vicdanım rahat olmazdı." diyerek konuşmasını tamamladı.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler