Fethullah Gülen'e barış ödülü

Fethullah Gülen "Barış" dalında aldığı söz konusu ödüle, kültürlerarası diyaloga yaptığı katkı nedeniyle layık görüldü.

ANKARA(ANKA) - Daha önceki sahipleri arasında Dalai Lama, Nelson Mandela, PEN Başkanı John Ralston Saul ve Güney Kore Cumhurbaşkanı Kim Dae-jung'un bulunduğu Güney Kore'nin en prestijli ödüllerinden Manhae ödülü bu yıl "Barış" dalında Fethullah Gülen'e verildi.

Güney Kore'de 1997'den bu yana üç kategoride verilen ödülü Fethullah Gülen adına Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil aldı.

Manhae Barış Ödülü Güney Kore'de daha önce Güney Afrika eski Devlet Başkanı Nelson Mandela, Tibet'in dini lideri Dalai Lama ve İranlı insan hakları savunucusu Şirin Ebadi gibi isimlere verilmişti. Ödül alan isimler arasında Kanadalı yazar ve PEN Başkanı John Ralston Saul de bulunuyor.

Fethullah Gülen "Barış" dalında aldığı söz konusu ödüle, kültürlerarası diyaloga yaptığı katkı nedeniyle layık görüldü.

-MANHAE ÖDÜLÜ NEDİR?-

Yüzyılın başında Kore'nin işgali sırasında Jahonlara direnen Han Yong-woon adlı bir şair takma ad olarak "Manhae"yi seçti. Han, 1905 yılında Baekdam Tapınağı'nda bir Budist keşiş oldu ve özgürlük, eşitlik ve uyum temalarını işleyen şiirleriyle dikkati çekti. Manhae Ödülü, Koreli şairin barış ve demokrasi felsefesiyle benzer idealleri cesaretlendiren kişilerin takdir edilmeleri hedefiyle oluşturuldu. Bir vakıf aracılığıyla verilen ödüller her yıl "Barış, Akademik Mükemmeliyet, Sanat ve Edebiyat" alanlarında takdim ediliyor.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 11 yorum
fetuLLah huCa şu HizmetLi çoCuklarına söyLede memleketin kuRucusu ATATüRKÇÜLERLE miLLİyetçilerle TÜRKÇÜLERLE ugraşmasınLar..
ismine bakılacak olursa sen ne atatürkçü ne türk nede milliyetçisin.ne olduğunu önce öğren kardeşim.yada maskeni çıkar kimseye iftira atma.Bir müslüman heryerde aynıdır. o asla putperest olmaz o asla kavmiyetçilik ırkçılık yapmaz.Hiç kimsenin kimseye üstünlüğü yok.Allah a kul olma hususunda gayretinden başka.Bunu peygamber söylüyor.Hoca efendiye bu yüzden kızıyorsan boşuna.Ha sen kafa kağıdında müslüman yazıp bildiğini yada bilmediğini okuyanlardansa diyeceğim yok.Ama lütfen düşün kardeşim.hiç kimse doğduğu yeri ana babayı seçmedi.Boş ilkerle uğraşma ne olur kendine yazık etme.
SEN ÖNCE TÜRK GİBİ YAZMASINI ÖĞREN VE TÜRKÇE İSİM KULLAN.. SONRA TÜRKÇÜLÜKTEN FİLAN BAHSET
tam adamına vermişler fesat fitne ortalık karıştıran ve dini sömüren
Sevgili komando arkadaşım ; komandonun en belirgin özelliği donanımlı olmasıdır. Görüyorumki bu kişi hakkında önyargılı düşünüp bilgi bakımından donanıma sahip değilsin. Şimdi benim bu kişinin yandaşı olduğumu veya aynı cemaatten olduğumu düşüneceksin. Yanılırsın ben sadece araştırır, düşünür ve yargıya varırım. Bu kişi ile ilgili yargım neticesinde o ödülün ona az bile geldiğini düşünüyorum. Siz şahıs olarak bu güzel Vatanımıza ne yaptınız, nekadarlık emek verdiniz? Lütfen bu konuda kendinizi kısacıkda olsa sorgulayınız.
II. Paul‘ün 1991 yılında ilan ettiği Redemptoris Missio (Kurtarıcı Misyon) isimli genelgesinde aynen şöyle diyordu: “Dinlerarası diyalog, Kilise’nin bütün insanları Kilise’ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır… Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir. “
Hiristiyanların başlattığı bu misyonun tam tersine gerçekleştirilmek istenildiğini neden göremiyorsun.Muslümanlarında bir planının olmadığı ne malum.Tabi bizim işimiz hep muhalefet ve önyargı tabi.Bu yüzden aklımız ermez bu diyalog işlerine di mi.bak kardeşim fazla eveleyip gevelemeye gerek yok,süslü cümlerler de kurmaya gerek yok BU MİSYON ASLINDA PEYGAMBERİMİZİ VE KURANI YANİ İSLAMI YAYMAYA YÖNELİKTİR.Tabi görebilene...
dinler arası diyalok toplantısını ilk düzenleyen ülke çin dir SANIRIM 1974 Y.TÜRKİYEDEN ilk katılan kişi Dış işleri bakanımız ahmat davutoğludur .Dinlerarası Diyalog, Papalığın II. Vatikan Konsili’nin 4. Oturumunda kabul edilen, “Nastra Aetate” diye bilinen konsil metninde aktarılan ve 28 Ekim 1965’te Papa VI. Paul’un onayıyla ilan edilen, “Papalığın 3. bin yıl hedefi olarak açıkladığı Asya’nın Hıristiyanlaşması projesinin bir yöntemidir. Papalığın “çağdaş Hıristiyanlaştırma ve misyonerlik usulü”dür.
Dinler Arası Diyalog’un altındaki asıl gerçeği Papa II. Jean Paul, açık ve net olarak ortaya koymaktadır: “Birinci binyılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı, ikinci binyılda da Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü binyılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım”. Bütün bu açık ve net ifadelere rağmen Dinlerarası Diyalog, maalesef Türkiye’de, maksatlı bir şekilde, insanımıza “Hoşgörü, kardeşlik, birlik, beraberlik, karşılıklı uyum halinde iletişim” anlamlarında lanse edilmiş ve Batılıların yukarıda bahsettiğimiz kendi belgeleriyle sunulan ifadeleri ve hedefleri gizlenmiştir.
Papa’yı ziyaretinde Fethullah Gülen de bu konuyu vurgulamıştır:“Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz.” (F. Gülen’in Papa’ya mektubundan, Zaman,10.2.1998)
galiba güney kore nur dinine gönül vermiş
Diğer Haberler