Jandarmanın İstanbul'daki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

Davanın 6. duruşmasına sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor

İSTANBUL (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin eski İstanbul İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Gürcan Sercan'ın da aralarında bulunduğu 73 jandarma personeli ile terör örgütünün jandarma yapılanmasında sözde "abilik" yaptığı belirtilen 19 sivil olmak üzere 64'ü tutuklu 92 sanığın yargılandığı davanın 6. duruşmasında, sanıklar savunmalarını yapıyor.

İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin karşısındaki binada yapılan duruşmada savunması alınan tutuksuz sanık Ahmet Önal, jandarmanın dinleme kısmında görev yaptığını, eski savcı Muammer Akkaş'ın 17-25 Aralık'ta, o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı dinleme kararı aldığını söyledi.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Mustafa Çakar, bu olayın davanın konusu olmadığını söyleyerek, "Olay gününe gelelim, 16 Temmuz'u anlat." dedi.

Sanık Önal, 16 Temmuz'da İl Jandarma Komutanlığı'ndaki 15 dakikalık görüntülerin alınarak kendisine getirildiğini, nizamiyeye gidip cihazı açtığında şifre olduğunu gördüğünü ifade ederek, şunları anlattı:

"Alay komutanının görüntü kayıtlarını istendiğini söylediler. 4 tane sıfır yazdım, cihaz açıldı. 5-10 dakika kaldım, görüntüleri almadan çıktım. 'Bunlar delil olmaz.' dedim komutana. Benden sonra Gürcan Albay başka astsubaydan görüntüleri istemiş, sökmüş. Benim nizamiyedeki harddisklerle alakam yoktur. Nizamiyedeki harddiskleri sökmem olayı yoktur. Mehmet astsubay saat 16.30'da hardiskleri söküyor, anında tutanak tutması gerekirken tutmuyor, 17.15'te tutmuş. Çelişkiler var, ben hiçbir işlem yapmadım. Bana sordular, ben harddiskleri sökmediğimi söyledim. Mehmet astsubayın söktüğünü söyledim. 15 Temmuz gecesi ben evdeydim, lojmandaydım. Şube müdürünün emriyle İl Jandarma'ya 23.00 gibi gittim. Toplantı salonuna çıktım, yabancı birilerini görmedim. Ama binanın sağ tarafında askeri elbiseli 5-6 kişi gördüm, tedbir almak için geldiklerini düşündüm. Darbeyle ilgili talimat almadım."

Albay Gürcan Sercan'ın polisle tartışma görüntülerinin kayıt altına alındığını, bu 15 dakikalık görüntülerle ilgili kendisinin bir şey yapmadığını savunan sanık Önal, ‘’Ben sadece şifreyi girdim. 3 numaralı kameranın 10 dakikalık görüntülerine baktım, kapattım. Albay Gürcan Sercan'a ulaştım, ses ve görüntü olmadığı için bu görüntülerin kanıt olamayacağını söyledim." dedi.

Tutuklu sanık Ali Eti de terör kısım amiri olduğunu, televizyonda köprüde jandarmanın terör olaylarıyla ilgili önlem aldığını gördüğünü ve bir üsteğmenle İl Jandarma Komutanlığı'na gittiğini, Başbakanın açıklamalarını gördüğünü ve olayların terör olmadığını anladığını ve komutanlıktan çıkmadıklarını söyledi.

Sanık Eti, şöyle devam etti:

"16 Temmuz'da yapılan toplantıyla suçlanıyorum. Bu toplantı rutin bir toplantıdır. Ertesi gününün planlaması yapılır. Bu toplantıların yapıldığı bütün personel tarafından bilinir. Teknikte çalışan İhsan Öztürk'ü amiri olmadığım halde aradığım iddiaları var. İhsan'ı daha önce de aradım, personel sayısını kontrol etmek için aradım. Nöbetçi olduğunu söyleyince emir vermedim. Telefon görüşmesi hayatın olağan akışı çerçevesinde yapıldı. İstihbarat şubede çalıştığım süre içerisinde mesai saati içinde çıkamadım, servislere hiç yetişemedim. Araçla çıkmak zorunda kaldım. Şube müdürüyle konuşurken elimi ağzımla kapadığım iddiası var. Ağız kokumun rahatsız etmemesi için böyle bir şey yapmış olabilirim. 16 Temmuz sabahında kırpma kağıtları aldığımız, şube müdürünün kıyafetlerini aldığımız ve bunları yaktığımız iddiaları var. Bunlar birbirinden farklı olaylardır, farklı zamanlarda gerçekleşmiş olaylardır. Aralarında 2 gün fark vardır. Darbe sürecinde sessiz kaldığım iddiası var. Komutanlarım tarafından sessiz kaldığım gibi bir tespit yoktur. 2 uzman çavuş sessiz kaldığımı söylüyor, bu yüzden suçlanıyorum. Ağzımdan çıkan kelime çarptırılmıştır. Örgütle bağlantım olduğu iddiası var. Örgüt adına suç işleyen biri benim adımı vermiştir. ByLock kullandığım iddiaları var, ben hiç bu programı kullanmadım, indirmedim. Hakkımda iddialarda bulunanlar alt kademe askerlerdir.’’

Tutuklu sanık Yılmaz Candır da savunmasında, eski üsteğmen olduğunu, 15 Temmuz'da yıllık izinde olduğunu, hava almak için dışarı çıktığını, saatlerce yolda kaldığını, eve gittiğinde sabah olduğunu, izninin iptal olduğunu ve mesaiye gittiğini söyledi.

Candır'ın, önceki ifadesini zorla verdiğini, o ifadeleri reddettiğini söylemesi üzerine Başkan Mustafa Çakar, "Avukatın neredeydi? Sana 'Şunu şunu diyeceksin’ dediler. Bu bilgiyi avukatınla paylaşmadın ve ifadeni imzaladın öyle mi?" diye sordu.

Sanık da "O anda imzaladım. Önceki ifademi kabul etmiyorum. Savunmam bu kadar." dedi.

- "Sıkıldığım için kağıtları yaktım"

Diğer tutuklu sanık Bekir Çakmak ise 15 Temmuz'da normal mesaisine başladığını, Alemdağ Kışlası'nın yerini bildiği için şube müdürüyle kışlaya gittiğini, foto kapan cihazlarını kontrol ettiklerini, Şile'de yapılacak faaliyet kapsamında oradan çelik yelek ve başlık istediğini, bunların verilmesinin ardından şubeye geri döndüğünü anlattı.

Sanık Çakmak, 16 Temmuz'da odasında sıkıldığını, elinde müsvedde evrakların olduğunu belirterek, "Bu evrakları, kağıt kıyma makinesinde imha etmek istedim. Makinenin dolu olduğunu gördüm. İstihbarat değerlendirme merkezine girdim ve oradaki uzmana bu kağıtların temizlenmesi talimatını verdim. Daha sonra uzmana bu kağıtları ne yaptıklarını sordum, o da bana 'İmha ediyoruz.' dedi. Sıkıldığımdan dolayı 'Al gel yakalım.' dedim. O sırada Ali üsteğmen ne yaptığımızı sordu, söyleyince kendisinin de geleceğini söyledi. Merdivenlerin altında 10-15 torba daha vardı. Madem gidiyoruz, dolu torbaları alalım kağıt yakma alanında yakalım dedik. İddia edildiği gibi delil yakma eylemi yoktur. Saklama, gizleme gibi bir çabamız yoktur. Görgü tanığı sadece bir kişinin araca çöp torbası koyduğunu beyan etmiştir. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum." diye konuştu.

Duruşmaya, öğle arası verildi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler