"Kamu Denetçiliği Müessesesinin Çalışmaları" paneli

Kamu Başdenetçisi Malkoç: - "Şu an kararlarımıza uyma oranı yüzde 65'i bulmuştur ve bu güzel bir rakamdır. Avrupa'da uzun zamandır ombudsmanlık olan ülkelerde bu oranın ortalaması yüzde 80 civarındadır. Zannediyorum, biz de kısa zamanda gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımızı belli bir noktaya getireceğiz" - KDK Genel Sekreteri Kılınç: - "KDK'nın bakmadığı hiçbir alan ve konu yok denilebilecek kadar azdır. Kurumumuz 2013'ten bu yana şikayet başvurularını kabul etmeye başladı ve 2014'ten itibaren de mahalli idarelere ait başvuruları almaya başladı. Bu kapsamda 2013'ten bugüne kadar toplam 41 bin 982 adet şikayet başvurusu yapılmıştır"

İSTANBUL (AA) - Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, "Şu an kararlarımıza uyma oranı yüzde 65'i bulmuştur ve bu güzel bir rakamdır. Avrupa'da uzun zamandır ombudsmanlık olan ülkelerde bu oranın ortalaması yüzde 80 civarındadır. Zannediyorum, biz de kısa zamanda gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımızı belli bir noktaya getireceğiz." dedi.

Malkoç, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü'nde düzenlenen "Kamu Denetçiliği Müessesesinin Çalışmaları" panelindeki açılış konuşmasında, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun (KDK) TBMM'ye bağlı olarak 2012 yılında kurulduğunu belirterek, 2013'ten itibaren vatandaşlardan gelen şikayetlerin önemle dikkate alındığını söyledi.

İdarenin her türlü eylem ve işlemleri, tutum ve davranışlarını, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içerisinde titizlikle incelendiğini dile getiren Malkoç, incelemenin ardından birey ve idare arasındaki uyuşmazlıkları öncelikle dostane bir şekilde ve uzlaşıyla çözüme kavuşturmayı hedeflediklerini aktardı.

Malkoç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kanunda, kurumun 1 başdenetçi ve genel sekreter ve 5 denetçi tarafından karar ve şikayetlere bakacağı yazılıdır. Başdenetçinin görevi, kurumu sevk ve idare etmek, gelen şikayetleri karara dönüştürmektir. Kurumun avantajı şudur, idare karşısında kişiler, bireyler, her zaman zayıftırlar. İdarenin birçok aracı, gücü ve mekanizması vardır. Hangi idare olursa olsun bu durum genelde böyledir çünkü belediyelerden, başbakanlığa kadar idare her zaman kamu gücü ve otoritesini kullandığı için güçlüdür. Bunun karşısında vatandaşın hukukunu korumaktır ve koruyacak olan kişilerin de güçlendirilmesi gerekir. Güçlendirmenin bir yolu, kurumun anayasal bir kurum olmasıdır yani anayasada yer alması, kuruma önemli bir güç vermektedir."

Malkoç, bakanlık veya başbakanlıkla ilgili gelen şikayetlerin de ciddi şekilde ele alındığına dikkati çekerek, "Vatandaş, başbakanlığın bir eylemini, tutum ve davranışını şikayet etti biz de inceledik, araştırdık ve başbakan uygulaması aleyhine karar verdik ama bu durum, başbakanın hoşuna gitmedi. Başbakan, kamu başdenetçisini görevden alamıyor çünkü başdenetçiyi ve denetçileri TBMM seçiyor. TBMM'nin özelliği ise milletin iradesinin tecelligahı, milli iradenin tezahür ettiği yerdir. TBMM bizi, 4 seneliğine seçiyor ve 4 yıl boyunca hiç bir makam, Kamu Başdenetçisini veya denetçilerini görevden alamıyor." dedi.

- "Kararlarımıza uyma oranı yüzde 65'tir ve bu güzel bir rakamdır"

Kamu Denetçiliği Kurumu'nun diğer adının "ombudsmanlık" olduğunu ve bu uygulamanın ülke olarak yeni keşfedilen veya dışarıdan uygulama yoluyla ihdas edilen bir yapı olmadığını söyleyen Malkoç, "Bu uygulamanın özü, esası, temeli bizim tarihimizde zaten vardır. Osmanlı'da ve Selçuklu'da devletin vatandaşın şikayetlerine, taleplerine kulak vermesi için çeşitli isimler altına pek çok mekanizma oluşturulmuş ve çalıştırılmıştır." ifadelerini kullandı.

Malkoç, kurumun amacının vatandaşın hak arama kültürünü yaygınlaştırmak, idarenin kaliteli hizmet standardını yükseltmek, iyi yönetim ilkelerinin oluşmasında idareye yol göstermek ve kamuda şeffaflığı sağlamak olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Kurumun kararlarına uyma oranı, ilk başlarda yüzde 20 civarındaydı ama zamanla çalışmalarımızın kuvvetlenmesi ve tanınırlığımızın artması, birtakım temaslarımızın sonucunda aldığımız kararları uygulama için kullandığımız yöntemlerle şu an kararlarımıza uyma oranı yüzde 65'i bulmuştur ve bu güzel bir rakamdır. Avrupa'da uzun zamandır ombudsmanlık olan ülkelerde bu oranın ortalaması yüzde 80 civarındadır. Zannediyorum, biz de kısa zamanda gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımızı belli bir noktaya getireceğiz."

KDK'nın 2017 şikayet sıralamasında, ilk sırayı eğitimin aldığını ve insanın aklına gelebilecek bütün sorunlara çözüm bulmayı hedeflediklerini kaydeden Malkoç, "Bakamadığımız konular ise 3 alandadır. Bu alanlardan ilki idare ve vatandaş arasındaki mesele mahkemeye intikal etmişse ikincisi yasama organının gündeminde olan veya düzenlemesi gereken olaylar varsa üçüncüsü ise TSK'nın aldığı kararlara bakamıyoruz fakat askeriyenin içindeki tutum ve davranışları inceleyebiliyoruz." diye konuştu.

- "KDK'ya 2013'ten günümüze, 41 bin 982 şikayet başvurusu yapıldı"

KDK Genel Sekreteri İbrahim Kılınç da vatandaşın şikayet başvuru eylemleri, tutum ve davranışları hakkında bilgi vererek, "Kurumumuza başvuru yapmak için zorlaştırıcı hiçbir ek şart yoktur. Kurumumuza elden, posta, e-posta, faks ve e-başvuru aracılığıyla ayrıca illerde valilikler, ilçelerde ise kaymakamlıklar aracılığıyla başvurular yapılabilir. Kurumumuz, başvuruları en geç 6 ay kadar kısa bir süre sonra sonuçlandırmaktadır." dedi.

Kılınç, kamu denetçilerini ilgilendiren alanlara da değinerek, şunları aktardı:

"KDK'nın bakmadığı hiçbir alan ve konu yok denilebilecek kadar azdır. Kurumumuz 2013'ten bu yana şikayet başvurularını kabul etmeye başladı ve 2014'ten itibaren de mahalli idarelere ait başvuruları almaya başladı. Bu kapsamda 2013'ten bugüne kadar toplam 41 bin 982 şikayet başvurusu yapılmıştır."

- "Hakkaniyet, çalışmalarımız sırasında çok ciddi bir yer tutuyor"

KDK denetçisi Yahya Akman ise kurumun temel ilkesinin, "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır" ve "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışı olduğunu belirtti.

Akman, KDK'yı başka kurumlardan ayıran bir özelliğinin de yasaya konulduğunu anlatarak, şunları kaydetti:

"Kanunda birinci maddeye 'Tutum ve davranışları' ifadesini koyduk. Tutum ve davranışları ifadesi, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ilk defa konulan bir tabirdir ve amacı zaten adından anlaşılıyor. Devlet idaresi veya yöneticileri, fiili durum olarak vatandaşın yaptığı tutum ve davranışlar, polis memuru, tapu memuru, mahkemede hakimlerin yaptığı herhangi bir yanlış veya sizin hayatınızda çok önemli bir konu teşkil eden tutum ve davranışları söz konusu olabilir. Bu davranışlara da biz doğrudan bakabiliyoruz. Aynı kanunda geçen 'hakkaniyet' tabiri konusunda da denetim yapıyoruz ve bu bizim çalışmalarımız sırasında çok ciddi bir yer tutuyor."

Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler