Kılıçdaroğlu'nun 197 bin liralık tazminat kararının gerekçesi yazıldı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yakınlarının Man Adası'na para transferi yaptıklarına ilişkin iddiaları nedeniyle toplam 197 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildiği davanın gerekçeli kararı yazıldı. - Gerekçeli karardan: - "Davalının siyasi kişiliği ve sıfatı gereği konuşmalarında kamuoyunu bilgilendirme, eleştiride ve yorumlarda bulunabilmesi olağan ve Anayasal bir hak olmakla birlikte, davacılara karşı kullanılan söz ve ifadeler, ifade özgürlüğünü ve eleştiri sınırlarını aşan ve davacıyı toplum önünde küçük düşürmeye yönelik bir mahiyettedir" - "Kaldı ki, davalı kamuoyu ile paylaştığı bilginin doğru olup olmadığını araştırabilecek konumda olup, bu araştırmayı da yapmamıştır. Davalı, davacı Cumhurbaşkanı yakınlarının mal varlığını aklama suçunu işlediklerini iddia ederek ve yurtdışına para gönderme eylemini ispat edemeyerek, davacıyı toplum önünde küçük düşürdüğü gibi davacıya iftira mahiyetinde ithamlarda bulunduğu anlaşılmaktadır"

İSTANBUL (AA) - CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve yakınlarının Man Adası'na para transferi yaptıklarına ilişkin iddiaları nedeniyle toplam 197 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildiği davanın gerekçeli kararı hazırlandı.

Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesince hazırlanan gerekçeli kararda, söz konusu davanın haksız fiile dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olduğu belirtildi.

Gerekçeli kararda, davalı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 28 Kasım 2017 tarihinde grup toplantısında yaptığı konuşmanda Man Adası devletinde bulunan Bellway Limited isimli şirkete 2011 ve 2012 yıllarında davacı Recep Tayyip Erdoğan'ın yakınları olan diğer davacıların para gönderdiklerini belirterek, elinde buna ilişkin Swift mesajları ve dekontlarının bulunduğunu beyan ettiği aktarıldı.

Mahkemenin ara kararı doğrultusunda bilirkişice Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından gönderilen görüntülerin çözümlemesinin yapıldığı aktarılan gerekçeli kararda, raporun çözümüne ilişkin metnin taraflara tebliğ edildiği ve tarafların itirazı bulunmadığı kaydedildi.

Gerekçeli kararda, davalı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı konuşmasında, davacı Recep Tayyip Erdoğan'ın yakınları ve akrabaları olan diğer davacıların kaynağı belirsiz bir kısım paraları Man Adasında bulunan Bellway Limited isimli şirkete usulsüz bir şekilde gönderdiklerini ve yurtdışına para kaçırdıklarını, buna ilişkin banka dekontlarının elinde olduğunu beyan ettiği, davacı Erdoğan'ın yakınları ve akrabalarının söz konusu şirketin yurt dışında bulunan hesabına veya yurt dışında bulunan başkaca bir hesaba para gönderdiklerine dair herhangi bir dekont veya belgenin ise davalı tarafından dosyaya sunulmadığı vurgulandı.

- "Belgeler davalının iddialarını ispatlamaktan uzaktır"

Davalı tarafından sunulan bazı dekont suretlerinde davacı Recep Tayyip Erdoğan'ın yakınları ve akrabalarının lehdar (alıcı) olduğunun dosyada bulunan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı belirtilen gerekçeli kararda, "Davalının cevap dilekçesi ekindeki Swift mesajları incelendiğinde, gönderen (sender) kısmında Türkiye Halk Bankası olduğu, alıcı (receiver) kısmında Albaraka Türk ve Akbank bankalarının olduğu, yararlanıcı müşteri (beneficiary customer) kısmında ise bir kısım davacıların isimlerinin ve bu bankalardaki IBAN numaralarının yazıldığı anlaşılmakta olup, Swift mesajlarında bir kısım davacıların yurtdışına para göndermediği anlaşılmakta olup bu belgeler davalının iddialarını ispatlamaktan uzaktır." ifadelerine yer verildi.

Gerekçeli kararda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, davacı Erdoğan'ın yakınları ve akrabalarına ait hesaplarda yapılan inceleme neticesinde ve MASAK tarafından verilen yazı cevaplarında, davacı Erdoğan'ın yakınları ve akrabalarının Man Adası'nda bulunan Bellway Limited şirketinin yurt dışında bulunan hesabına veya yurt dışında bulunan başkaca bir hesaba para göndermediklerinin anlaşıldığı, bu nedenle bir kısım davacılar hakkında yürütülen soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiği ve bu kararın da kesinleştiği vurgulandı.

Davacıların manevi tazminat talebinde bulunabilmesi için kişilik haklarına saldırının bulunması, saldırının hukuka aykırı olması, saldırı sebebiyle bir manevi zararın meydana gelmiş olması ve saldırıda bulunanın da kusurlu olması gerektiği vurgulanan gerekçeli kararda, şu ifadelere yer verildi:

"Kişilik hakları bir kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü de sağlar. Kişilik hakkı kişinin şeref ve haysiyeti ile ilgili olarak değerlendirilmelidir. Kişinin şeref ve haysiyeti dahil olduğu toplumun gerekli saydığı ahlaki niteliklere sahip olduğu için kişiye verilen değeri ifade etmektedir. Kişinin onur ve saygınlığı onun toplum içindeki tüm manevi değerlerinden oluşur. Her kişinin içinde yaşadığı toplumda ve ilişkiler kurduğu çevrede kişisel onuru ve saygınlığı mevcuttur. Kişiyi küçük düşürmek, yanlış tanıtmak, gülünç ya da zor duruma sokmak gibi davranışlar kişinin manevi değerlerini zedeleyen davranışlar olarak kabul edilip kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği de kabul edilmelidir."

- "Davacıya iftira mahiyetinde ithamlarda bulunduğu anlaşılmaktadır"

Gerekçeli kararda, kişilik haklarına saldırının kabul edilebilmesi için hukuka aykırı şekilde gerçekleşmiş olması gerektiği vurgulanarak, şunlar ifade edildi:

"Davalı, Türkiye'de anamuhalefet partisi başkanı olup, davacı Erdoğan'ı eleştirme hak ve yetkisi mevcuttur. Davalının siyasi kişiliği ve sıfatı gereği konuşmalarında kamuoyunu bilgilendirme, eleştiride ve yorumlarda bulunabilmesi olağan ve Anayasal bir hak olmakla birlikte, davacılara karşı kullanılan söz ve ifadeler, ifade özgürlüğünü ve eleştiri sınırlarını aşan ve davacıyı toplum önünde küçük düşürmeye yönelik bir mahiyettedir. Kaldı ki, davalı kamuoyu ile paylaştığı bilginin doğru olup, olmadığını araştırabilecek konumda olup, bu araştırmayı da yapmamıştır. Davalı davacı Cumhurbaşkanı yakınlarının malvarlığını aklama suçunu işlediklerini iddia ederek ve yurtdışına para gönderme eylemini ispat edemeyerek davacıyı toplum önünde küçük düşürdüğü gibi davacıya iftira mahiyetinde ithamlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalının konuşmasında davacı Erdoğan'a 'haysiyetli adamsan' ve ayrıca 'ben ispat ettim söyle bakalım alçak kim' diyerek hitap ettiği ve bu şekilde davacı Erdoğan'ın kişilik hakkını ihlal ettiği de sabit görülmüştür."

Davalı Kılıçdaroğlu'nun, Türkiye'nin Cumhurbaşkanına "milli değilsin" diyerek hitap etmesinin de Cumhurbaşkanlığı makamını temsil eden kişiye karşı küçük düşürücü nitelikte ifadeler olduğu vurgulanan gerekçeli kararda, davalı tarafından sarfedilen sözlerin hakaret kastıyla yapıldığı, bu nedenle davalının kusurlu olduğunun da anlaşıldığı belirtildi.

Gerekçeli kararda,"Davalının beyanlarının toplumun bilgi alma ve eleştiri sınırları kapsamında kalmadığı, kusurlu bir şekilde davacıların kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu kabul edilmiştir. Davaya konu olayda, davacı Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti Devletini makam itibariyle temsil etmekte olup, en üst seviyede kariyere sahip bir kişidir. Davacıya ithaf edilen niteleme, davacının siyasi geleceğini etkileyecek niteliktedir. Davalı ise ana muhalefet parti başkanı olup, saygın ve önemli bir makamdadır." denildi.

- "Davacı Erdoğan'ın siyasi kariyerini etkileyecek bir itham"

Gerekçeli kararda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun içtihatlarında takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartların açıkça gösterildiği belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Davalının sunduğu havale dekontlarında, yurtdışına para gönderiliyor şeklinde suçlayıcı bir şekilde yazılı ve görsel medyada paylaşılması eylemi, manevi tazminatın tayin ve takdirinde nazara alınmıştır. Diğer yandan, davacı Erdoğan ve davalının, makam ve mevki itibariyle memleketimizdeki en üst seviyede insanlar olması, ithaf edilen nitelemenin davacının şahsındaki ağırlık derecesi, siyasi kariyeri bitirebilecek nitelikte suçlama yapılması ve bu suçlamanın kamuoyu üzendeki etkisi nazara alındığında, hükmedilecek manevi tazminatın asgari hadden uzaklaşarak, davacı Erdoğan'ın manevi huzurunu da gerçekleştirecek seviyede hükmedilmeyi gerektirmiştir."

Davaya konu ithamın, eleştiri sınırından uzak, tamamen davacı Erdoğan'ın siyasi kariyerini etkileyecek bir itham olduğu vurgulanan gerekçeli kararda, "Ayrıca davacı ile birlikte davacının ailesi de işin içine katılarak, ithamın toplum üzerindeki etkisi ağırlaştırılmaya yönelik bir eylem olması, bu etkinin davacı Erdoğan'ın manevi şahsında ağır bir incinmeye sebebiyet vermesi, manevi tazminatın takdirinde nazara alınmıştır. İş bu somut olayda, manevi tazminat taktir edilirken, yukarıda açıklanan objektif ve sübjektif kriterler nazara alınarak, manevi tazminatın caydırıcılık özelliği, ithamın davacı Erdoğan üzerindeki etkisi nazara alındığında, üst seviyede bir manevi tazminata hükmetmek gerekmiştir." değerlendirmesi yapıldı.

Gerekçeli kararda, davacı Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında olan davacılar Ahmet Burak Erdoğan, Ziya İlgen, Mustafa Erdoğan, Osman Ketenci ile Mustafa Gündoğan'ın, toplum önüne çıkarılarak davalı tarafından malvarlığını aklama suçunu işlediğinin iddia edilmesinin, davacıların manevi şahsında ağır bir incinmeye sebep olacağının aşikar olduğu belirtildi.

Davaya konu ithamın özel hal ve etkisi, tarafların sosyoekonomik durumları, manevi tatmin duygusu, manevi huzuru tatmin edecek bir ölçüde olması, aynı hukuka aykırı fiillerin tekrarını önleme kriteri gibi hususlar nazara alındığında, davacılar lehine manevi tazminata hükmedildiği ifade edilen gerekçeli kararda, bu nedenle davalı Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 110 bin lira, Ahmet Burak Erdoğan'a 15 bin lira, Ziya İlgen'e 17 bin lira, Mustafa Erdoğan'a 25 bin lira, Osman Ketenci'ye 20 bin lira, Mustafa Gündoğan'a da 10 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildiği belirtildi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler