OHAL 4'üncü kez uzatıldı

OHAL'in 19 Temmuz 2017 Çarşamba gününden geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. 20 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen MGK ve Bakanlar Kurulu toplantısının ardından Olağanüstü Hal ( OHAL) kararı açıklanmış ve geçtiğimiz Nisan ayında da TBMM'ye sunulan tezkerenin kabul edilmesi üzerine OHAL 3. kez uzatılmıştı.

17 Temmuz 2017 14:12
PAYLAŞ
TWITTER

OHAL'in üç ay daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi AK Parti ve MHP'lilerin oyları ile kabul edildi. OHAL dördüncü kez uzatılmış oldu.

Başbakanlık Tezkeresi, TBMM'nin 21 Temmuz 2016 tarihli ve 1116 sayılı kararı ile ülke genelinde ilan edilen, 18 Nisan 2017 tarihli ve 1139 sayılı kararı uyarınca devam etmekte olan Olağanüstü Halin (OHAL), 19 Temmuz 2017 çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatıldı. OHAL, 19 Ekim 2017'ye kadar yürürlükte kalacak.

MGK 'OHAL' GÜNDEMİYLE TOPLANDI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında bugün (17 Temmuz 2017) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplanan Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK), OHAL'in uzatılması yönünde tavsiye kararı alındı.

Erdoğan geçen hafta, OHAL'in üç ay daha uzatılmasının teklif edileceğini ve halen OHAL'e ihtiyaç olduğunu söylemişti. Cumhurbaşkanı, "Terörle mücadele ne zaman sona ererse OHAL de o zaman sona erecek" diye konuşmuştu.

OHAL GÖRÜŞMELERİ

CANİKLİ'DEN OHAL KONUŞMASI

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, "15 Temmuz kalkışması esas itibarıyla küresel ölçekli bir projedir. O projenin realize edilmesinde içeride görev alan FETÖ de dahil olmak üzere hepsi birer piyon ve maşadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenliğini, bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmayı hedefleyen küresel ölçekli bir projedir." dedi.

Canikli, görüşmeler sırasında Hükümet adına yaptığı konuşmada, OHAL'in, 15 Temmuz'daki hain darbe girişiminin ardından 20 Temmuz 2016'da uygulanmaya konulduğunu anımsatarak, doğal olarak OHAL'in bütün boyutlarıyla konuşulduğunu, tartışıldığını ve değerlendirildiğini söyledi. Böyle olması gerektiğini, doğrusunun da bu olduğunu vurgulayan Canikli, ama belki çok fazla detaylı bilgiye hakim olamamaktan kaynaklı zaman zaman, OHAL ilanı ve yürütülmesiyle ilgili amaç dışı değerlendirmelerin yapılabildiğini hatırlattı.

15 Temmuz sonrasında çok vahim ve karanlık bir olaylar zincirinin ve hedeflerin olduğunun görüldüğünü belirten Canikli, şöyle devam etti:

"15 Temmuz kalkışması esas itibarıyla küresel ölçekli bir projedir. O projenin realize edilmesinde içeride görev alan FETÖ de dahil olmak üzere hepsi birer piyon ve maşadır. Küresel ölçekli çok büyük bir projedir ve aslında silsile olarak son yıllarda hayata geçirilmeye çalışılan projelerin devamı mahiyetindedir, daha büyük boyutlu, daha sert olanıdır. Öyle tanımlamak gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenliğini, bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmayı hedefleyen küresel ölçekli bir projedir."

Canikli, 15 Temmuz'un hemen sonrasında Türkiye'nin tam bir yangın yerine döndüğünü, genel asayiş ve güvenliğin büyük oranda ortadan kalkma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını bildirdi. Canikli, insanların, bütün toplumun can güvenliği dahil olmak üzere nizamın ve düzenin sürdürülmesi noktasında da çok ciddi bir olumsuz tablonun ortaya çıktığını belirtti.

OHAL uygulamasının böyle bir ortamda ilan edildiğine işaret eden Canikli, OHAL'in anayasal bir müessese ve uygulama olduğunu aktararak, "Böyle bir ortamda OHAL'in ilan edilmesi son derece doğaldır, gereklidir ve şarttır. 15 Temmuz sonrasında bütün şartlar fazlasıyla oluşmuştur." diye konuştu.

Bugüne kadar OHAL uygulamaları neticesinde özgürlük alanı daraltılan, temel hak ve hürriyetleri kullanılması sınırlandırılan, engellenen ve ertelenen hiçbir kişinin bulunmadığını belirten Canikli, hiçbir kimsenin bu anlamda olumsuz bir etkilenmeyle karşı karşıya kalmadığını ifade etti.

Canikli, daha önceki OHAL uygulamalarıyla son bir yıldır devam eden OHAL arasında dağlar kadar fark bulunduğuna dikkati çekerek, OHAL Kanunu'nun verdiği yetkilerin bir kısmını sayarak, bugüne kadar bir yıllık uygulama içerisinde bunlardan hiçbirinin kullanılmadığını, bu yönüyle bakıldığında şu andaki OHAL'in klasik anlamda bir olağanüstü hal uygulaması olmadığını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Canikli, şu görüşlere yer verdi:

"O nedenle Başbakanımızın da ve diğer arkadaşlarımızın da 'OHAL'i esasında Hükümet kendisine ilan etti' cümlesi bu şekilde anlam kazanıyor ve hüküm ifade ediyor. Çünkü OHAL, esas itibarıyla bu özgürlüklük alanlarının daraltılması, kişilerin kullandıkları temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına imkan verdiği için geçmişte kullanılmıştır, uygulanmıştır, hayata geçirilmiştir. Ama bu dönemde bunların hiçbir tanesinde sınırlandırıcı, tahdit edici bir uygulama söz konusu olmamıştır. O nedenle rahatlıkla söyleyebiliyoruz. OHAL'i hiç kimse bu anlamda hissetmedi. Ne yaşam biçimi, ne düşünce itibarıyla bu özelliklerinden dolayı hiç kimseye ayrıcalıklı, farklı bir muamele söz konusu olmamıştır. Bir daraltma, engelleme, sınırlandırma söz konusu olmamıştır. Bunun aksini gösteren bir tane örnek yoktur. Genel uygulamalar çerçevesinde OHAL ilanından önce de uygulanan bir takım düzenlemeler, kararlar, kurallar söz konusudur. O çerçevede alınan kararlar, uygulamalar vardır. Ama onun dışında özel olarak son bir yıllık dönemde, OHAL ilanının başladığı dönemden bugün kadar bu anlamda herhangi bir daraltıcı düzenleme hayata geçirilmemiştir."

Türkiye yangın yerine döndüğü bir dönemde OHAL kararının alındığını hatırlatan Canikli, Türkiye'nin, dünyanın en kanlı 3 ayrı terör örgütüyle ve destekçileriyle aynı anda mücadele ettiğine dikkati çekti.

Canikli, "Dolayısıyla OHAL ilanı gerekliydi, şu anda da bu mücadele bitmemiştir. Çünkü saldırılar devam ediyor. Halen hem içeride, hem dışarıda bu terör örgütleriyle, dünyanın en kanlı 3 terör örgütüyle mücadele devam ediyor. Dolayısıyla OHAL'in ilanının şartlarının oluşumuyla ilgili hiçbir tereddüt söz konusu değildir." ifadesini kullandı.

OHAL görüşmeleriyle ilgili söz alan MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, bu tezkerenin 5. tezkere olduğunu ve parti olarak bunları desteklediklerini belirterek, olağanüstü durumlarla OHAL ile mücadele edilmesi gerektiğini dile getirdi. Türkiye'nin ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığını ve devletin elinin kuvvetlendirilmesi gerektiğini ifade eden Usta, 15 Temmuz'a ilişkin bir fikir birliği olmadığı için mücadele yöntemleri üzerinde de tam bir anlaşmanın sağlanamadığını bildirdi. 15 Temmuz'un hem bir darbe girişimi hem de taktikçileri, teorisyenleri, kuryeleri, taşeronları, planlayıcıları ve sahadaki tetikçileri belli olan bir işgal denemesi olduğunu vurgulayan Usta, şöyle devam etti: "Aslında baktığımızda 15 Temmuz, Çanakkale'de yarım kalan bir hesabın görülmesidir. 15 Temmuz, Milli Mücadele'de kovaladığımız düşmanlarının Türkiye'ye bir fırsatbulup tekrar saldırması meselesidir. 15 Temmuz yüz yıllardır, asırlardır süregelen Anadoluistilasının bu çağdaki adıdır."

Usta, 15 Temmuz'un Türk milleti ile düşmanlarının tarihi bir hesaplaşması olduğunu belirterek, darbe girişiminde bulunanların, sadece bir şahsa, bir fikre değil, Türk milletinin tamamına, 80 milyona ve devletin tamamına saldırdığına değindi. Devlette liyakatten uzaklaşılmamasının önemine dikkati çeken Usta, "Liyakatin dışında bakılacak tek kriter, ilgili kişilerin Vatan haini olup olmadığıdır" dedi.

Ülkenin kısır çekişmelerden uzak tutulması gerektiğini belirten Usta, siyasetçilere de önemli bir görev düştüğüne işaret etti. FETÖ ile mücadelenin bütün düzeylerde doğru bir şekilde yürütülmesinin önemini vurgulayan Usta, siyaset kurumunun her düzeyinde de bu mücadelenin yapılması ve eğer varsa siyaset içindeki FETÖ'cülerin maskesinin düşürülmesi gerektiğini bildirdi. FETÖ ile mücadele ederken Türk askerini ve Ordusunu aciz gösterme gafletine düşülmemesinin önemini dile getiren Usta, ordu ve asker ile millet karşı karşıya getiriliyor gibi bir algının yaratılmaması gerektiğini vurguladı. Usta, bu mücadelenin birlik ve beraberlik içerisinde başarıya ulaşabileceğini belirterek, büyük tehlikenin ancak böyle savuşturulabileceğini kaydetti.

OHAL'İN BİR GIDIM FAYDASI YOK

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş da OHAL, Türkiye'ye bir gıdım katkı yapmadı" dedi.

19 EKİM'E KADAR SÜRECEK

Darbe girişiminin ardından ilan edilen ve yaklaşık bir yıldır devam eden OHAL, uzatılma kararı Meclis tarafından da onaylanmasından sonra en az 19 Ekim tarihine kadar sürecek.

TBMM Genel Kurulu, yaklaşık 1 aylık aranın ardından yasama çalışmalarına bugün yeniden başladı.

İLK MESAİ OHAL TEZKERESİ İLE BAŞLADI

TBMM Genel Kurulu'nun ilk mesaisi, Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) bugün görüşülen OHAL'in 19 Temmuz Çarşamba günü saat 01.00'den geçerli olmak üzere 3 ay süreyle uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi için oldu.

AA

Anahtar Kelimeler: