Şefkat Tepe Peygamber sahnesi tepki çekti (İzle)

STV'de yayınlanan Şefkat Tepe'nin 136. bölümünde Hz. Muhammed'i ışık halesi şeklinde ekrana gelmesi tepkilere neden oldu.

Son güncelleme: 13 Şubat 2014 14:27
Şefkat Tepe Peygamber sahnesi tepki çekti (İzle)

'de yayınlanan 'nin 136. bölümünde Hz. Muhammed'i ışık halesi şeklinde ekrana gelmesi tepkilere neden oldu.

STV'de yayınlanan "Şefkat Tepe"nin 136.bölümde olay yaratan bir sahne yayınlandı. Hz. Muhammed'i bir ışık halesi halinde ekranda getirdi.

Söz konusu sahnede dizinin karekterleri salavat getirerek Hz.Muhammed'in yanlarına çağırdı.Kısa bir süre sonra Hz. Muhammed’in bir ışık halesi şeklinde yanlarına geldiği görüldü.

Bu sahne gerek sosyal medyada gerekse yazılı ve görsel medyada çeşitli tepkilere neden oldu.

Hükümete yakınlığıyla bilinen gazeteler yayınlarında konuyu geniş bir şekilde ele alan eleştirilere ve haberlere yer verdiler.

Senarist Ahmet Tezcan, 'Şefkat Tepe' dizisindeki peygamber sahnenin ardından kanal ile çalışmayı bıraktı.





AHMET TAŞGETİREN DE TEPKİ GÖSTERDİ
Star Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren bugünkü yazısında Samanyolu TV'nin Şefkat Tepe dizisindeki akıl almaz hatayı köşesine taşıdı...

İşte Ahmet Taşgetiren'in "Nasıl yapabildiniz bunu?" başlıklı o yazısı:

Biliyorum, Samanyolu yayın grubu içinde yayınları süzen bir ekip var. Belgeseller dahil hemen her program yayından önce denetleniyor, islami ölçülere aykırı ifadeler çıkarılıyor veya değiştiriliyor.

Ayrıca kitap yayını konusunda da Camia, belli bir süzme mekanizmasını hep devrede tutuyor.

O filtrasyon işini yapan insanlardan bir kısmını tanıyorum ben. İyi niyetli, titiz, gerçekten islami hassasiyeti olan arkadaşlar.

Peki ama sevgili dostlar o Şefkat Tepe cinayeti ne?

Şefkat Tepe başından beri bir klinik olay.

Uyduruk tiplemeleri, aklı zorlayan hikayeleri, “karanlık kurul” komploculuğu ile akla ziyan bir televizyon hadisesi.

Son Hükümet - Cemaat gerilimi başladığından bu yana, Şefkat Tepe’nin “Karanlık Kurul”u, siyasi gelecek tasarımlarıyla gündem oluşturmuştu. Yani senaristler, Karanlık Kurul adına acayip okumalar gerçekleştirmişlerdi.

En son yapılan ise Rasulullah’ın hatırasına yönelik tam bir cinayet oldu.

O kan donduran görüntüler nasıl bunca filtreden geçti de ekrana yansıdı. Hiç mi “Yahu ne yapıyoruz biz?” diye soran olmadı?

Danimarka’da karikatür rezaleti yaşanmıştı.

Şefkat Tepe’de ise, karikatürleştirilmiş bir senaryo içinde Rasulullah’ın hatırasına kıyıldı.

Bakın şuna:

Bir ışık huzmesi... Özel timin seslendirdiği salavat-ı şerifeler eşliğinde geliyor. Bu ışık huzmesi Rasulullah’ı temsil etmiş oluyor. Sürekli hareket halinde. Sonra orada peyda olan bir kamyonete binip gitmeye başlıyor. Kamyoneti kim sürüyor, kim Rasulullah’ı nereye götürüyor. Sırlar dünyası Samanyolu’nun klasiği ya. Rasulullah Efendimiz de sırlar dünyasının figürü haline getirilivermiş. Şefkat Tepe’nin özel timleri “Eyvah Peygamberimiz gidiyor” çığlıkları ile arkasından koşuyorlar, bu arada komutan kendini ön tekerleklerin önüne atarak kamyoneti durduruyor. Sonra ışık huzmesi ne oluyor? Meçhul.

Ne denebilir bilmem ki.

Bunun tamamı kurgu. Kim karar verir Rasulullah’ı bir ışık huzmesi haline getirmeye ki? Kim böyle bir senaryoda malzeme haline dönüştürür Rasulullah’ı ki? Aklım havsalam duruyor.

DİYANET İŞLERİNDEN AÇIKLAMA
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurul Üyesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Erul, özel bir televizyon kanalında yayınlanan dizide bir ışık huzmesi şeklinde nin yer almasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Erul, asrımızda görsel malzeme ön plana çıktığı için kutsala dair her şeyin medyada yer almasının sıkıntılara yol açtığını belirterek, "Kutsallara saygı Kur'an-ı Kerim'in temel emirlerinden bir tanesidir. Hz. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa'ya, Kur'an-ı Kerim'e, Kabe'ye, meleklere saygı ve bunlarla ilgili konuşurken yazarken, bunlarla ilgili görsel bir malzemeyi teşhir ederken çok dikkatli olunması gerekiyor. İhmal edilen bir husus bu alanda ilahiyatçılardan, alan uzmanlarından mutlaka bilimsel destek alınması gerekiyor. Bu ihmal edildiği için biraz da fazla emek verilmediği için çeşitli kısa filmlerde de benzer şeyler karşımıza çıkabiliyor" diye konuştu.

-"Peygamberlerin ışık huzmesi şeklinde de olsa gösterilmesi yanlıştır"-

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Erul, konunun çok titiz olduğunu belirterek şöyle devam etti:

"Peygamber efendimiz bizim her şeyden önce rol modelimizdir. Ama asla rol oyuncumuz değildir, rol oyuncusu olamaz. Buradaki yanlış, bizim İslamdaki peygamber anlayışımızın yeniden sorgulanması gerekiyor. Kur'an-ı Kerim'e göre Peygamber efendimizin Mekke'de Medine'de yaşadığı siret gerçekliğine göre doğru bir peygamber anlayışına sahip çıkmamız gerekiyor. Bu ve benzer filmler geçmiş yıllarda çeşitli velilerle ilgili yapılan filmlerde hep veliler gösteriliyordu. Son zamanlarda peygamberlerin ışık huzmesi şeklinde de olsa gösterilmesi yanlıştır. Bunun nereye kadar gidebileceğini de kestirmek zordur. Aslında böylesi bir görüntü bir başka ülkede olsa, bir Pakistan'da, Endonezya'da, Malezya'da olsa belki kitleler sokağa dökülebilirdi. Bu tür şeylere meydan vermemek lazım. Bu tür filmler daha çok Hristiyan kültüründeki Hz. İsa'yı gökten indirme sahnelerini çağrıştırıyor. Bizdeki peygamber anlayışı çok daha ulvi çok daha nezihtir. Peygamberimizden bahsederken, peygamberimizi anlatırken, filmlere dizilere konu edinirken çok daha dikkatli olmamız gerekiyor."

İster bir rüyayı anlatsın ister bir film olsun günümüz insanının bilgilerini eğer görsel malzemeler oluşturuyorsa bunun bir imaj sorunu olduğunu kaydeden Erul, "Peygamber imajını sıradanlaştıran, basitleştiren hatta bir ruh çağırmayı andıran bir sahne bir senaryo asla Peygamberimizin yüceliğine, onun şanına, onun kutsallığına yakışan bir sahne değildir. Peygamberimizin doğru anlaşılmasının tekrar altını çizmek istiyorum. Elbette salih rüya, sadık rüya haktır. İnsanlar rüyalarında peygamberimizi de pek ala görebilirler ama bunlar çok özel anlardır. Bir çok insan böyle bir rüya görmüşse, bunları paylaşmaz. Hele hele kamuyla, diziyle, filmle paylaşılması da doğru değildir" diye konuştu.

-'O bütün siretini, sünnetini, ilkelerini ortaya koymuştur"-

İslamın erken asırlarında peygamberimiz hakkında hadisler uydurulduğunu anlatan Erul, günümüzde de zaman zaman rüyalar uydurulabilmekte olduğunu kaydederek, "Kasıtlı olarak yapılmasa bile böyle bir yanlışlık alay unsuru olabilmektedir. Ağır ifadeler var bunlar meydan vermemek gerekiyor. Peygamebirimiz üsve-i hasenemizdir, rol modelimizdir ve o bütün siretini, sünnetini, ilkelerini ortaya koymuştur. Bizim onu asrımıza çağırmaya kalkışmamız doğru değildir. Eski adabımız çok daha iyidir, 'dahilek ya rasulallah'; 'sana kavuşabilsem ey Allah'ın Rasülü' derdik. Onu kendimize çağırmak yerine, kendimiz ona layık olabilmek için çabalar ona gitmeye çalışırdık, bu hassasiyeti korumamız gerekiyor" açıklamasında bulundu.

İslam geleneğinde Peygamber efendimizin her hangi bir şekilde resminin çizilmediğini kaydeden Erul, "Onun şeklini, şemalini, mübarek vücudunu anlatan şemaller var ama her hangi bir çizim yok. Görsel malzemelerde bir ışık huzmesi dahi yanıltıcıdır özellikle çocuklar peygamberimizi bir ışıkmış gibi algılayabilir. Gerek peygamberimiz, gerek büyük sahabilerin görüntülerinin gösterilmemesi daha idealdir" dedi.

Allah Rasülü'ne iman etmek ve o inancın gereğini yerine getirmenin önemli olduğunu, "Aslında insan rüyasında görmek isteyebilir. Ama Allahu Teala'nın bizden istediği onun çizgisine, sünnetlerine uymaktır. Asıl olan onun istediği ümmetinden olabilmektir. Müslümanlar dinlerinde ahlaklarında özen göstermeliler" diye konuştu.

Erul, bilim adamlarının destekleri olmadan bu tür görsel malzemelerde yanlışlıkların olacağını, bilimsel desteğin şart olduğunu söyledi.

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Site Haritası

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir