Türkiye'deki kuraklık kritik noktaya ulaştı

Son güncelleme: 16 Eylül 2008 09:03
Türkiye'deki kuraklık kritik noktaya ulaştı

ANKARA (ANKA) - Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Türkeş, Türkiye'nin kuraklığa ve çölleşmeye eğilimini bir rapor haline getirdi. Rapora göre, Türkiye'nin birçok bölgesinde etkili olan kuraklık olaylarının ve su sıkıntısının yalnız tarım ve enerji üretimi açısından değil, sulamayı, içme suyunu, öteki hidrolojik sistemleri ve etkinlikleri içeren su kaynakları yönetimi açısından da kritik bir noktaya ulaştı.


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Türkeş'in hazırladığı "Kuraklık ve Çölleşme Raporu" Türkiye'nin çölleştiğini ve su kaynakları yönetiminin kritik noktaya ulaştığını gözler önüne serdi. Prof. Dr. Türkeş, raporunda, kuraklık ve çölleşmenin insan kaynaklı iklim değişikliğiyle birlikte, sonuçları açısından insanoğlunun karşı karşıya olduğu ve mutlaka ciddiye alması gereken bir konu olduğunu vurguladı. Raporda, 2001 yılı sonrası dönemde genel olarak normal sınırlarında ve normalin biraz altında ya da üzerinde gerçekleşen yağışların 2007 kış, ilkbahar ve yaz aylarında Türkiye'nin birçok yöresinde uzun süreli ortalamaların altında kalarak yeni bir meteorolojik kuraklık olayları dizisinin yaşanmasına neden olduğuna dikkat çekilirken, bunlara bağlı olarak da tarımsal, hidrolojik ve İstanbul, Ankara gibi bazı büyük kentlerde içme suyu sıkıntısı yaşanması gibi sosyoekonomik kuraklıkların oluşmasına neden olduğu vurgulandı. Aralık 2006 -Ağustos 2007 döneminde oluşan son kuraklık olaylarının Türkiye'nin özellikle Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölgeleri ile Batı Akdeniz ve Batı-Orta Karadeniz bölümlerinde etkili olduğuna işaret edilen Raporda, "Türkiye'nin birçok bölgesinde etkili olan kuraklık olaylarının ve su sıkıntısının yalnız tarım ve enerji üretimi açısından değil, sulamayı, içme suyunu, öteki hidrolojik sistemleri ve etkinlikleri içeren su kaynakları yönetimi açısından da kritik bir noktaya ulaştığı gözlenmiştir" denildi.

-KURAKLIK TARIMSAL ÜRETİMİ VE ÇEŞİTLİLİĞİ AZALTIYOR-

Raporda, kuraklık ve çölleşmenin çok sayıda olumsuz sonucunun bulunduğuna işaret edilirken, en önemli sorunlar şu şekilde sıralandı:
"-Arazinin biyolojik üretkenliğinin kaybolması
-Tarımsal üretimin azalması
-Doğal bitki örtüsünün zayıflaması ve yok olması
-Biyolojik çeşitliliğin azalması
-Ev sahipleri açısından 'yabancı ve zararlı1 bitki türlerinin baskınlarına ve yayılmalarına daha elverişli koşulların ortaya çıkması
-Yer altı su düzeylerinin alçalması
-Rüzgar erozyonunun kuvvetlenmesi
-Tüm alan ve zaman ölçeklerinde su kıtlığının etkili olması
-Etkilenen alanlardaki toplumlarda fakirlik ve açlık
-İklim ya da çölleşme 'göçmenleri'nin sayısında önemli bir artış
-Etkilenen alanlarda yaşamın niteliğinin doğrudan ya da dolaylı olarak bozulması."

-OTELLER, ORMAN YANGINLARINI GETİRİYOR-

Raporda, Akdeniz havzasının bazı bölgelerinde gelecek on yıllarda kışın daha belirgin olmak üzere yağış tutarlarının yüzde 10-15 oranlarında azalacağı belirtilirken, Orman yangınlarına da dikkat çekildi. Raporda, "Orman yangınları çoğunlukla insanlar tarafından çıkarılmasına karşılık, yeryüzünün birçok bölgesindeki özellikle subtropikal kuşakta Akdeniz ikliminin egemen olduğu ülkelerde artan yangın sıklıkları, daha yüksek sıcaklıklardan, daha uzun süreli ve etkili sıcak hava dalgalarından ve rüzgar dolaşımındaki değişikliklerden, başka bir deyişle iklim değişikliğinden kaynaklanmış olabilir" denildi. Raporda, özellikle uzun süreli bölgesel sınırlı su kaynakları bulunan alanlara yönelik turizm yatırımlarındaki artışların da, genel olarak, çölleşmeyi doğrudan ya da dolaylı olarak kuvvetlendirdiğine işaret edildi.

-AKDENİZ VE EGE, SANAYİ POLİTİKALARI NEDENİYLE ÇÖLLEŞİYOR-

Raporda, iklim etmenleri ve bitki örtüsü dikkate alındığında, Türkiye'deki çölleşmeye eğilimli kurak arazilerin, İç ve Doğu bölgelerinin önemli bir bölümünü ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini içerdiği kaydedilerek, "Akdeniz ve Ege Bölgeleri'nin geniş bir bölümü ise, yüksek ve parçalı yeryüzü şekilleri, tarım arazilerinin yaklaşık son 40 yıldaki tarım dışı ve sürdürülebilir olmayan kullanımı, kentsel ve turizm getirişi yüksek olan tarım ve orman arazilerinin tarım ve orman rejimi dışına çıkarılmasına yönelik girişimler ve yasal düzenlemeler, sanayi, turizm ve orman yangınları gibi iyi bilinen öteki doğal ve insan kaynaklı etmenler dikkate alındığında, gelecekte çölleşme süreçlerinden daha fazla etkilenebilecek yarı nemli alanlar olarak kabul edilmelidir" denildi.

-"YASAL DÜZENLEME YAPILMALI"-

Türkiye'nin sahip olduğu iklim ve özellikle de yağış klimatolojisi özellikleri yüzünden, su kaynakları açısından zengin bir ülke olmadığı kaydedilen raporda, gelecekte karşı karşıya kalınabilecek olan ciddi su sıkıntısının önüne geçmek için, yasalarla desteklenen gerçekçi su politikalarının oluşturulması ve ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi. Yasal düzenlemelerin tıpkı enerji kullanımı için yapılması gerektiği gibi, suyun tüm sosyoekonomik sektörlerde ve yaşamın her alanında akılcı, verimli ve yeterli kullanımını sağlayacak önlemleri ve politika araçlarını içermesi gerektiği vurgulanan raporda, tarımda geleneksel sulama yöntemlerinin yerine, sızma ve buharlaşma yoluyla su kaybının en az olduğu yağmurlama ve damla sulama yöntemlerinin kullanılması gerektiği kaydedildi. Raporda, kuraklığın önüne geçilmesi için şu önerilerde bulunuldu:


"-Halkın eğitimi kapsamında, başta Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Köy İşleri, Çevre ve Orman Bakanlıkları olmak üzere, ilgili kurum ve kuruluşlar, eğitici kısa filmler, radyo ve televizyon programları, çeşitli kitapçıklar ve broşürler hazırlamalıdır. Bu yolla İlgili kuruluşların Türkiye'de suyun bol olmadığını ve yaşam boyunca suyun nasıl daha verimli ve akılcı kullanılabileceğini her yaştan yurttaşlarımıza, sürekli olarak anımsatmaları önemli bir çaba olacaktır.
-İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin en önemli sonuçlarından biri, Türkiye'de orman yangınlarının şiddetinde, süresinde ve etki alanında ortaya çıkabilecek olan artışlardır. Büyük Akdeniz ikliminin doğal bir sonucu olarak, Karadeniz Bölgesi ve Kuzeydoğu Anadolu dışında, Türkiye'nin geniş bir alanında sıcak ve kurak bir yaz mevsimi egemendir. 1970'lerin başından beri yağışlarda gözlenen azalma eğilimleri de dikkate alındığında, Türkiye'de her zaman var olan orman yangını olasılığı ve tehlikesi, birçok bölgede çok sıcak ve kurak geçen 2007 yazında yaşandığı gibi, daha büyük bir sorun olarak karşımıza çıkabilecektir.

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Site Haritası

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir