Son güncelleme: 30 Eylül 2013 11:00

Demokratikleşme paketi açıklandı

Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın koordinatörlüğünde hazırlanan Demokratikleşme Paketi'nin ayrıntıları belli oldu.

Erdoğan, aylardır üzerinde çalışılan ve çözüm süreci ile de doğrudan bağlantılı olacağı yönünde değerlendirmeler yapılan paketin içeriğini düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Basın toplantısı simultane olarak İngilizce,  ve  TRT Şeş tarafından Kurmanci, Soranice ve Zazaca olmak üzere 3 ayrı lehçesine canlı yayında çevrildi. Toplantıya, yazılı ve görsel basının genel yayın yönetmenleri ile Ankara temsilcileri de katıldı.

İŞTE ERDOĞAN'IN KONUŞMASINDAN SATIRBAŞLARI:

Birazdan Türkiye'ye ve dünyaya ilan edeceğimiz nin ülkemiz, ekononimiz, demokrasimiz, birliğimiz ve kardeşliğimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Konuşmamın hemen başında paketin oluşumuna katkı sağlayan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. 3 Kasım 2002 seçiminde ve sonraki her seçimde bizi destekleyen reform sürecinin bizzat sahibi olan her daim diri tutan aziz milletimize teşekkür ediyorum. 

3 LİDERE TEŞEKKÜR

Gönüllerimizde silinmez yer edinen Adnan Menderes’e Turgut Özal’dan bütün bir ömrünü Türkiye’nin özgürleşmesine adamış merhum Erbakan’a kadar Türkiye’nin kalkınması noktasında özgürleşmesi noktasında mücadele vermiş herkese minnettarlığımızı ifade ediyorum.

3 Kasım 2002 seçimleriyle oluşan 11 yıl boyunca da aynı istikamet boyunca da fedakarca görev yapan milli iradeyi savunup çalışan Meclis’imize değerli milletvekillerimize teşekkür ediyorum.  Birazdan açıklayacağımız paket 11 yıllık bir sürecin sadece bir safhasıdır. Bu safhada bu paketin hazırlanmasında emeği geçen başbakan yardımcılarımıza, bakanlarııza, bürokratlarımıza ve kurumlarımıza da şükranlarımı ifade ediyorum.

Türkiye’nin terörle mücadele kadar, demokratikleşme hafızasını da kaydeden bu paketin oluşumunda koordinasyon görevi yapan kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığımıza teşekkür ediyorum. Tarihi bir anı yaşarken özellikle teşekkürü hak eden,bir kesim var. Tarih sahnesine çıktığımız andan bugüne kadar hürriyet ve istiklalimiz için sayısız şehitler verdik. Bugün biz bu paketi açıklarken aslında tüm o şehitlerimizin de arzularını bir kez daha yerine getiriyoruz.

PAKET BİR İLK DEĞİLDİR

Aziz milletim, değerli kardeşlerim  bugün ülkemiz açısından tarihi bir anı yaşıyor çok önemli bir aşamaya geçiyoruz. Burada şu hususun altını çizmek istiyorum. Bugün açıklayacağımız paket bir ilk değildir. Bir son da olmayacaktır. Zira Gazi Mustafa Kemal’in devrim niteliğindeki adımları Türkiye’yi ileri standartlara ulaştırmayı hedeflemiştir. 1950’de başlayan demokratikleşme tarihimiz boyunca nice adımlar atılmıştır.

3 Kasım 2002 seçimleriyle oluşan parlamento, 11 yıllık süreç içinde çok önemli reformlar gerçekleştirmiştir. Bu paket bir son da değildir. Zira insanoğlu var oldukça değişim devam edecek, şartlar değiştikçe yeni ihtiyaçlar ortaya çıkacaktır. Türkiye bugünlerde ayağında prangalarla zincirlerle bugüne kadar ulaşmıştır. Açıklayacağımız paket Türkiye’yi bütün ağırlıklarından kurtaracak bir paket değildir. Fakat bu hedef konusunda önemli bir aşamadır. 

DARBECİLERİN UYKUSUNU KAÇIRIR

Demokratikleşme paketleri milletimizin yüzünü güldürür, darbecilerin ise uykusunu kaçırır. Reformlar milletin iradesine musallat olan ceberut odakları rahatsız eder. İleri demokrasiye doğru attığımız her adım mağdur mazlumları mutlu eder, yasakçı zihniyetleri tedirgin eder. Biz milletimizi memnun razı mutlu edecek ne varsa onu yapmaya devam edeceğiz.

Esas olan hak ve özgürlük taleplerinin, şiddetin silahın dışlandığı bir ortamda, mücadelenin siyasi bir zeminde, demokratik bir kültürle verilmesidir. 

11 yıl boyunca siyasetin sorun çözme kabiliyetini güçlendirmek için yoğun gayret sarfettik. Toplumsal destek her türlü demokratik adımın kaynağıdır. Biz ne yaptıysak milletimizin desteğini alarak yaptık.

İLERLEYİŞİN TARİHİ AŞAMASI

Tekrar ediyorum. Bu bir son değildir. Bir nihayet değildir. Bir son nokta asla değildir. Türkiye artık geri döndürülemez biçimde demokrasi istikametinde ilerlemektedir. Bu paket işte bu ilerleyişin tarihi bir aşamasıdır. Bundan sonra da hak ve özgürlük talepleri olacaktır. Tartışmalar yaşanacaktır. Esas olan hak ve özgürlük taleplerinin, altını çiziyorum siyasi bir zeminde demokratik bir kültürle oluyor olmasıdır. Esas olan hak ve özgürlük taleplerinin, şiddetin silahın dışlandığı ortamda dillendirilmesidir.

Hiçbir silah, şiddet gösterisi meşru bir hak talebinin yerini tutamaz. Yumruklar sıkılıysa, tokalaşma ellerin birleşmesi mümkün değildir. Kalpler birbirine karşı kaskatı kesilmişse oradan gönül birlikteliği çıkmaz.  

Hiçbir silah, şiddet gösterisi meşru bir hak talebinin yerini tutamaz. Yumruklar sıkılıysa, tokalaşma ellerin birleşmesi mümkün değildir. Kalpler birbirine karşı kaskatı kesilmişse oradan gönül birlikteliği çıkmaz.

Sorunları siyaset kurumu çözecekse elbette halkla beraber çözecektir. Toplumsal destek her türlü adımın enerji kaynağını oluşturur. Biz ne yaptıysak milletimizle birlikte yaptık. Oturdukları yerden ahkam kesenler, öncelikle halkın hissiyatını sağlamak durumundadır. Nasıl halka rağmen düzen kurmaya çalışanlar başarılı olamadıysa, halka rağmen adımlar atmak mümkün değildir.  İşte bu yüzden biz demokratikleşmeyi halkımızla birlikte gerçekleştirmenin gayreti içerisindeyiz.

2002 sonunda AB turlarına çıkarken, hep söylediğimiz demokrasinin bir zihniyet değişiminin gerektirdiğiydi. Artık Türkiye’de kimlik dayatan, makbul vatandaşı tanımlayan, vatandaşlarının kökeniyle, inancıyla, dünya görüşüyle uğraşan bir devlet yoktur. Artık Türkiye’de vatandaşlarının ihtiyaçlarına kulak tıkayan, taleplerini reddeden bir devlet anlayışı yoktur. Bu ülkede artık kamu alanını otoriter kılanlara cehennem haline getiren bir devlet anlayışı yoktur.

Türkiye’de devlet işte bu anlayışa dönmüştür. Yani özüne aslına rücu etmiştir. Son 11 yılda hukuk ve demokrasi alanında yaşadığımız sessiz devrimle birlikte, yukarıdan bakan kibirli bir siyaset anlayışı tarihin çöp sepetinde yerini almıştır. Milletine efendilik eden değil milletine hizmetkar olma aşkıyla yola çıkmış bir iktidar vardır.

Aziz milletim, Türkiye’de demokrasiye çok partili sisteme, sancılı bir sistemin sonucunda 1950 yılında geçilebilmiştir. Türkiye her bakımdan tıkır tıkır işleyen bir saatken 1960 müdahalesiyle bu saat durdurulmuştur. Milletin ihtiyaçları müdahaleyle ağır bir baskı altına alınmıştır. 27 Mayıs’ın o kara gölgesi bugün bile Türkiye’nin üzerindedir. Anayasasının bir çok maddesiyle yasalarıyla kurumlarıyla 27 Mayıs yaşatılmak istenmektedir. 

SÖZ, YETKİ VE KARAR ARTIK MİLLETİNDİR

Halka rağmen ileri adımlar atmak mümkün değildir, özgürlükçü rejimler halka rağmen tesis edilemez. Türkiye'de artık vatandaşın taleplerine kulak tıkayan, vatandaşı asimile eden bir devlet anlayışı yoktur. İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın. Son 11 yılda hukuk ve siyaset alanında yaşadığımız sessiz devrim ile, milletine efendilik eden değil, milletine hizmetkar olma anlayışıyla yola çıkan bir devlet vardır. Söz, yetki ve karar artık milletindir.

TÜRKİYE'DE MUHALEFET SORUNU VAR

Türkiye'nin bölünme sorunu yok ama bir muhalefet sorunu var. Muhalefetin artık korku söylemini bir kenara bırakması, muhalefet büyüyen Türkiye vizyonuna göre hareket etmelidir. 11 yıldır yaptığımız hiçbir reforma destek üretmeyenlerin bugün de korku yaratmaya çalıştığı ortadadır.

ARTIK KİMLİK DAYATAN DEVLET YOK

2002 sonunda AB turlarına çıkarken, hep söylediğimiz demokrasinin bir zihniyet değişiminin gerektirdiğiydi. Artık Türkiye’de kimlik dayatan, makbul vatandaşı tanımlayan, vatandaşlarının kökeniyle, inancıyla, dünya görüşüyle uğraşan bir devlet yoktur. Artık Türkiye’de vatandaşlarının ihtiyaçlarına kulak tıkayan, taleplerini reddeden bir devlet anlayışı yoktur. Bu ülkede artık kamu alanını otoriter kılanlara cehennem haline getiren bir devlet anlayışı yoktur.

Türkiye’de devlet işte bu anlayışa dönmüştür. Yani özüne aslına rücu etmiştir. Son 11 yılda hukuk ve demokrasi alanında yaşadığımız sessiz devrimle birlikte, yukarıdan bakan kibirli bir siyaset anlayışı tarihin çöp sepetinde yerini almıştır. Milletine efendilik eden değil milletine hizmetkar olma aşkıyla yola çıkmış bir iktidar vardır.

27 MAYIS YAŞATILMAK İSTENİYOR

Aziz milletim, Türkiye’de demokrasiye çok partili sisteme, sancılı bir sistemin sonucunda 1950 yılında geçilebilmiştir. Türkiye her bakımdan tıkır tıkır işleyen bir saatken 1960 müdahalesiyle bu saat durdurulmuştur. Milletin ihtiyaçları müdahaleyle ağır bir baskı altına alınmıştır. 27 Mayıs’ın o kara gölgesi bugün bile Türkiye’nin üzerindedir. Anayasasının bir çok maddesiyle yasalarıyla kurumlarıyla 27 Mayıs yaşatılmak istenmektedir.

DEĞİŞİMİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL 27 MAYIS'IN KARANLIK GÖLGESİDİR

Türkiye’de değişimin önündeki en büyük engel 27 Mayıs’ın o karanlık gölgesidir. Çeşitli kesimlerce yaşatıldığı zihniyettir. Elime o dönemlerin gazeteleri gördüğümde atılan başlıkların bile aynı olduğunu görüyorum. Başta anayasa ve siyasette olmak üzere bu zihniyet değişmediği sürece, Türkiye’de değişim zor olmaya devam edecektir. Ancak saati durdurulsa da zembereği parçalansa da Türkiye’de millet siyasetin önünde ilerlemiştir. Milletimiz her yeniliğe ayak uydurmuş, devleti ve siyaseti dönüştüren de milletin kendisi olmuştur.

Bu paketin açıklandığı andan itibaren, aynı zihniyetin malum korkuları canlandırmaya çalışacaktır. 11 yıl boyunca her reformla birlikte Türkiye bölünüyor, parçalanıyor iddiasını dile getirdiler. Göreceksiniz bunları bugün de aynı şekilde söyleyeceklerdir. Her reformdan sonra milleti korkuttular. Yine aynısını yapacaklar. Değişimden her zaman ürktüler. Bugünden itibaren de yine değişimin karşısında duvar olmayı sürdürecekler.

KORKAKLAR ZAFER ANITI DİKEMEZ

Muhalefet artık dilini üslübunu değiştirmek millete ayak uydurmak hareket etmek zorundadır. Ben bunu defalarca ifade ettim. Unutmayın İstiklal Marşı’nın ilk kelimesi ‘korkma’ diyor. Korkaklar zafer anıtı dikemezler. İleri standartlardan korkanlar bir milim ilerleme kaydedemezler. Siyasetlerini korku korkutmak üzere kuranlar değişim karşısında ayakta duramazlar. 

 yıldır yaptığımız hiçbir reforma destek göstermeyenlerin bugünkü reformları da alkışlamasını da beklemiyoruz.

BU PAKETİ EN İYİ OCAĞINA ATEŞ DÜŞENLER BİLİR

Bu paketi en iyi yüreği yananlar, ocağına ateş düşenler bilir. Bu paket akan kanın durması, akan gözyaşlarının dinmesi noktasında son derece önemli bir adımdır. Bu paket bir istikamet çizmektedir. Bir kapı aralamaktadır. Bu paket 11 yıl önce telaffuzu bile yasak olan talepleri gerçekleştiren bir pakettir. Türkiye siyasetin hukukun demokrasinin rehberliğinde milletin desteğiyle bugünlere ulaşmıştır.

BU PAKET PAZARLIĞIN ESERİ DEĞİL

Bu paket birilerinin dediği gibi dayatmanın eseri değildir. Bir pazarlığın eseri asla değildir. Demokratik hak ve özgürlükler, dayatmaların pazarlığın konusu olamaz. Hiçbir reformu dayatmalarla baskıyla pazarlıkla açıklamadık. Millet ne dediyse biz onu yaptık. 

Bizim referans noktamız önce milletdir. 2023 siyasi vizyonumuz bizim referansımızdır. 

PAKET SÜRPRİZLERDEN İBARET AMA SORUNLARIN HİÇBİRİ GİZLİ DEĞİL

Paket sürprizlerden ibaret, ama sorunların hiçbiri gizli değildir. Pakette yer alan sorunlar çoğunluğun son 30 yıl olmak üzere, sürekli konuşulan sorunlardır. Tüm tartışmalar görüş öneri tavsiyeler dikkate alınmıştır.  Gönül isterdi ki bütün bu sorunların kaynağı olan anayasa yeniden yapılabilseydi. Biz iktidar olarak yeter ki üzümü beraber yiyelim dedik. Sizin sayınızın toplamda 220 olması, bizim sayımızın 326 olması bize mani değil değil dedik. Biz üç üye verirken, muhalefet 9 üyeyle katıldı. Orada uzlaşma zaten söz konusu değil. Şu anda 59 madde, bunları hemen Meclis’ten geçirelim bir mesafe alalım. Bir taraftan bir mesafe alınırken, komisyon çalışmalara devam etsin. Bakın buna da yaklaşmadılar. Mesele ipe un sermek. Bir iş yapalım, böyle bir dert yok. Bugün çözümün karşısında duran böyle bir muhalefetle yeni bir anayasa da mümkün olamadı.

Bizim referans noktamız önce millettir. Parti programlarımız 4. Büyük kongremizde açıkladığımız 2023 bizim referansımızdır. Programımıza bakanlar, tüzüğümüzü inceleyenler, seçim beyannamemizdeki tabloyu bilenler geçmişte yaptığımız reformların orada yer aldığını görecekler. Evrensel hak ve özgürlükler, bizim referansımızdır. Akil insanlar heyetimizin çalışmaları bizim referansımızdır.

Bir noktanın altını çiziyorum. Bir yıl önce yine 30 eylül gününde partimizin kongresini gerçekleştirdik. 63 maddelik 2023 vizyonumuzu açıkladık. Sadece bir yıl içinde bu 63 maddenin önemli bir çoğunluğunu yerine getirdiğimizi göreceksiniz. Açıklayacağımız paket milletimize açıkladığımız planların yerine getirilmesidir.

Her bir maddenin sözü geçmişte verilmiştir. Her bir madde geçmişte hedef olarak ortaya konulmuştur. Her bir madde seçimlerde milletimden teyit almıştır. Paketin içeriğine geçmeden önce, milletime şunları hatırlatmak istiyorum. Ay yıldızlı bayrağımızın altında 76 milyon olarak biriz beraberiz kardeşiz ve birlikte Türkiye’yiz. Aynı geminin içindeyiz, aynı limana birlikte yürüyoruz. 76 milyon bir, beraber ve kardeştir. Her bir vatandaşın endişesi bizim için önemlidir. Dışlamadan, ötelemeden, horlamadan geleceği birlikte inşa edeceğiz.

İŞTE PAKETİN İÇERİĞİ

SEÇİM SİSTEMİ

Seçim sistemini tartışmaya açıyoruz. Mevcut seçim sistemi yüzde 10 barajı Ak Parti'nin getirdiği bir sistem değil. Biz seçim sistemini tartışmaya açıyoruz. Siyasi partilere devlet yardımının kapsamını genişletiyoruz. Yüzde 7 olan oranı, yüzde 3'e çekiyoruz. 

Öncelikle seçim sistemini değiştirmek için önemli bir adım atıyor tartışmaya açıyoruz. Mevcut sistemi, özellikle 12 Eylül ardından her zaman tartışma konusu olduğunu biliyoruz. Hemen tüm siyasi partiler de sistemin değişmesi gerektiğini ifade ettiler. Mevcut seçim sistemi yüzde 10 barajı AK Parti'nin getirdiği bir sistem değildir. Bunu bilenlerimiz var, bilmeyenlerimiz var. Biz 2002 seçimlerine girerken bu sistem uygulanıyordu. Yüzde 10 barajı vardı. Partimizi kurarken mevcut sistemin katılımcılıktan uzak olduğunu biz de ifade etmiştik. Geçen yıl da seçim sistemini değiştireceğimizi ortaya koymuştuk. 
Tüm öneri tavsiye eleştirileri gözden geçirdik. Bir adım atıyoruz. Yeni seçim sisteminin nasıl olması gerektiği konusunda biz üç farklı alternatifi tartışmaya açıyoruz. Yüzde 10 barajıyla devam edebiliriz. İki, barajı yüzde 5’e çekip, beşli gruplandırmayla daraltılmış bölge seçim sistemi. Üçüncü olarak da ülke barajını tamamen kaldırarak, dar bölge seçim sistemini getirebiliriz.

SİYASİ PARTİLERE DEVLET YARDIMININ KAPSAMI GENİŞLİYOR:
Siyasi haklar konusunda ikinci düzenlemeye siyasi partilere devlet yardımı kapsamını genişletiyoruz. Devlet yardımı için yüzde 7 olan mevcut oranı, yüzde 3’e çekiyoruz. Yani seçime katılan partilerde  yüzde 3 oy alanlara da devlet yardımı yapılacaktır. Bu değişimin rekabetin daha adil hale gelmesine neden olacağına inanıyoruz.

Siyasi partilerin teşkilatlanmalarına da kolaylık getiriyoruz. 20. Maddeyi değiştirip, ilçede teşkilatlanmak için beldede teşkilat kurma şartını kaldırıyoruz.

SİYASİ PARTİLERDE EŞ GENELBAŞKANLIK:
Bir başka düzenlemeyle, siyasi partilerde eş genel başkanlığın önünü açıyoruz. İlgili yasa maddesini değiştirmeyi uygun gördük. Seçim kanunun 15. Maddesine ek yapıyor, iki kişiden fazla olmamak kaydı ile eş genel başkanlık sistemini getiriyoruz.

SİYASİ PARTİLERE ÜYELİKTE ENGEL KALKIYOR:
Bir başka yasal düzenlemeyle, siyasi partilere üyelikte engelleri kaldırıyoruz. 11. Maddedeki değişiklikle, üye olmayı daraltan bazı engelleri ortadan kaldırıyoruz.

FARKLI DİL VE LEHÇELERDE PROPAGANDA:
Yine siyasi partiler kanunundan yapacağımız değişiklikle, farklı dil ve lehçelerde propaganda imkanı getiriyoruz. Türkçe’nin yanında farklı dillerin kullanabilmesini mümkün hale getiriyoruz. Ön seçimlerde de getiriyoruz. Kısıtlayıcı hükmü kaldırıyor, ön seçimlerde de farklı dille propaganda imkanını sağlıyoruz.

NEFRET SUÇUNA AĞIR CEZA:
Yeni süreçte nefret ayrımcılık yaşam tarzına müdahale gibi suçlarla daha etkin biçimde mücadele etmeye başlıyoruz. Belirli suçların cezalarını daha da artıyoruz. Belirli suçlar, kişinin dili ırkı rengi cinsiyeti engelliliği siyasi düşüncesi dini veya mezhebi nedeniyle işlenirse cezası daha da ağırlaşacak. Kişinin belli haklarını kullanmasını engelleyenleri ceza kapsamına alıyoruz. Bu sebeple işlenen suçun cezasını bir yıldan üç yıla kadar artırıyoruz.

AYRIMCILIKLA MÜCADELE VE EŞİTLİK KURULU:
Türkiye’de hiç kimse dilinden ırkından milletinden renginden inancından, gereğini yerine getirmekten dolayı ayrımcılığa maruz kalmayacak. Ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik kurulu kuruyoruz. 

YAŞAM TARZINA SAYGI TCK İLE GÜVENCE ALTINA ALINACAK:

Yaşam tarzına saygıyı TCK ile güvence altına alıyoruz. Dini inancının gereğinin yerine getirilmesinin engellenmesini de ceza kapsamına alıyoruz. Dini ibadet ve ayinlerin bireysel olarak engellenmesini bu kapsama alıyoruz. Bir kimsenin inanç düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan tercihlerine müdahale edenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası getiriyoruz.

KLAVYELERE ÖZGÜRLÜK:
TCK’da belirli harflerin kullanılmasından dolayı var olan cezai müeyyideyi kaldırıyoruz. Bir nevi klavyelere özgürlük getiriyoruz.

GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK:
2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununda önemli değişiklikler yapıyoruz. Mülki amir, ilgili STK’ların görüşlerini almak suretiyle nihai kararını verecek. Sürelerini de uzatıyoruz. Açık yerlerde güneşin batışından bir saat sonraya kadar süren toplantılar, güneş batmadan dağılınacak şekilde, kapalı yerlerde saat 24:00’e kadar yapacak. Hükümet komiseri uygulamasına son veriyoruz. Artık düzenleme kurulları tarafından yerine getirilecek. Kurul, toplantının amacına çıktığını gördüğü durumda dağılma kararı alacak ve durumu kolluk amirine bildirecek, gösteri ve yürüyüş kanuna aykırı hale gelirse, gösterinin sona erdiğini ifade edecek. Düzenleme kurulu bunu yerine getirmezse, o mahallin en büyük mülki amiri kararı verecektir.

ÖZEL OKULLARDA FARKLI DİL VE LEHÇELERDE EĞİTİM HAKKI:
Bir başkası eğitimle ilgili. Yapacağımız yasal değişikliklerle, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünü açıyoruz. Özel kurs imkanını getirmiştik. Daha sonra ise üniversitelerde açılmasını sağlamıştır. Okullarda seçmeli ders olarak öğretilmesinin önünü açmıştık. Şimdi de özel okullarda mümkün hale getiriyoruz. 2923 sayılı kanun ile düzenlenmiştir, bu kanuna yapacağımız ek ile farklı dil ve lehçelerde özel eğitim kurumu açılabilecek. Dil ve lehçeler bakanlar kurulunda tespit edilecek. 

ÖĞRENCİ ANDI KALDIRILIYOR

İlkokullardaki öğrenci andı uygulamasını kaldırıyoruz.

KÖY İSİMLERİNDEKİ YASAL ENGEL KALKIYOR:
Köy isimlerinin değiştirilmesindeki yasal engeli kaldırıyoruz. Dayatma içeren ifadeleri kaldırıyoruz. Köy isimlerinin değiştirilmesi İçişleri Bakanlığımızca olacak. İl ve ilçe isimlerinin değiştirilmesi için yasal düzenleme gerekiyor, bu tip taleplerde burada değerlendirecektir.

NEVŞEHİR ÜNİVERSİTESİ'NİN İSMİ DEĞİŞİYOR:
Nevşehir Üniversitemizin ismini Hacı Bektaşi Veli Üniversitesi olarak değiştiriyoruz.

KİŞİLERİN ÖZEL BİLGİLERİNE GÜVENCE:
Getireceğimiz bir başka yenilik. Kişisel verilerin korunması hakkında. Yasal güvence getiriyoruz. 12 Eylül 2010’daki anayasa değişikliğiyle güvence getirmiştik. Şimdi uygulama için taslağı hazır olan kanunu meclisimize gönderiyoruz. Kişilerin özel bilgileri ilgisiz kişiler tarafından kullanılamayacak.

YARDIM TOPLAMADAKİ KISITLAMA KALKIYOR:
Yardım toplamadaki kısıtlamaları kaldırıyoruz. Yardım toplama konusunda sınırlama altına alınmıştı. Kurban derisi fitre ve zekat konusunda THK’ya yetki verilmişti. Aslında anayasa aykırı bir durum oluşturulmuştu. Şimdi yasal olarak da bu yanlış uygulamaya son veriyoruz. Vatandaşımız yardımını istediği yere verebilecek.

Şu ana kadar açıkladığımız reformlar yasal düzenleme gerektiriyor. Fakat paketimiz bundan ibaret değil. ikinci kısımda idari düzenleme gerektiren reformlar bulunuyor. 

KAMUDA BAŞÖRTÜSÜ SERBEST:
Kılık kıyafet yönetmeliğini değiştirerek kamu kurumlarında baş örtüsü yasağını kaldırıyoruz. Ayrımcılık içeriyordu. Kadın çalışanların giyimleri üzerindeki ayrımcı ihlalleri kaldırıyoruz. Resmi elbise giymek zorunda olan TSK mensupları, yargıda hakim ve savcıları bunun dışında tutuyoruz.

İLKOKULLARDAKİ AND KALKIYOR:
İlkokullardaki öğrenci andı uygulamasını kaldırıyoruz. Geçen yıl orta okullarda bu uygulamayı kaldırmıştık. Şimdi de ilk okullarda kaldırıyoruz.

MOR GABRİEL MANASTIRI'NIN ARAZİSİ İADE EDİLİYOR:
Mor Gabriel Manastırı’nın arazisi iade ediliyor. Böylece bir haksızlığı gideriyor Süryani vatandaşlarımıza önemli bir haklarını teslim ediyoruz. Şu anda 250’den fazla iade yaptık. 

ROMAN DİL VE KÜLTÜR ENSTİTÜSÜ KURULUYOR:
Roman Dil ve Kültür Enstitüsü kuruyoruz. Karşılaştıkları sorunlarla araştırmalar yapmak amacıyla bir ilimiz üniversitesi bünyesinde enstitü kuracağız. Adımlar atıyoruz bu amaçla 2009 yılında Türkiye’de ilk kez gerçekleştirdiğimiz roman çalıştayı sonrası çalışmaları hızlandırıyoruz. Özellikle barınma noktasında çok önemli bir adım attık, TOKİ eliyle Roman konutları yaptık. Bu inşaatlar devam ediyor. Projeler hazırlanıyor.

Demokratikleşme paketimiz işte bu paketlerden oluşuyor. En kapsamlı reform sürecini başlatıyoruz. Yeni hedeflere ilerlemeye devam edeceğiz. Açıkladığımız reform paketinin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

haberler

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Site Haritası

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir