Hakan Şükür neden istifa etti. Hakan Şükür kimdir?
Son güncelleme: 18 Aralık 2013 10:30

Hakan Şükür neden istifa etti. Hakan Şükür kimdir?

Hakan Şükür Ak Parti'den neden istifa etti. Hakan Şükür kimdir? Tüm ayrıntılar detaylar Mynet haberde

Hakan Şükür Ak Parti'den neden istifa etti. Hakan Şükür kimdir? Tüm ayrıntılar detaylar Mynet haberde

Eski milli futbolcu ve siyaset adamı AK Parti Milletvekili Hakan Şükür, partisinden istifa ettiğini açıkladı.

İstifasıyla ilgili yazılı açıklama yapan Şükür, " AK Parti’den üzülerek istifa ettiğimi, milletin vekili sıfatıyla siyasi hayatıma bağımsız olarak devam edeceğimi bildiriyorum. Aziz milletimizin dualarını bekliyor ve hepsine teker teker en derin selam ve hürmetlerimi sunuyorum." dedi.

Hakan Şükür'ün yazılı açıklaması şöyle: "Son günlerde yaşanan ve vicdan sahibi herkesi derinden üzen bir kısım gelişmeler üzerine aşağıdaki açıklamayı yapma zarureti hâsıl oldu. Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki politika benim hiçbir zaman birinci önceliğim olmadı. Ama Sayın Başbakan’ın samimi davetini geri çevirmek temsil ettiği makama ve şahsına olan saygımdan ötürü yakışık almazdı. Ailemin de destek ve dualarını alarak Sayın Başbakan’ın davetini kabul ettim. AK Parti son 11 yılda Türkiye’de çok önemli başarılara ve reformlara imza attı. Ancak dersanelerle başlayan süreçte takınılan anlamsız tavırlar pek çok vicdan ehlini rencide etti.

Türkiye’de eğitimin halledilmesi gereken onlarca problemi varken, sanki sorunun tek kaynağı dersanelermiş gibi göstermek hakperest bir yaklaşım değildir. Bu yaklaşım tarzı partinin 11 yıldır temsil ettiği çizgiyle örtüşmemektedir. Daha önce, gösterilen tepkilerden ötürü bazı kararlarından dönme erdemi gösteren Sayın Başbakan’ın bu konudaki bütün ısrarlı anlatımlara, sitemlere ve taleplere kulaklarını tıkamasını anlayabilmiş değilim.

Dersaneler konusunun samimi insanların taleplerine kulak verilerek olumlu bir noktaya geleceği ümidini bugüne kadar besledim. Bunu beklerken dersanelerin benim de bulunduğum bir ortamda KCK yapılanmasına benzetilmesi ve özür dilenmek bir yana bu açıklamalara Sayın Başbakan ve parti yönetimi tarafından bir tepki verilmemesi vicdanımı derinden yaralamıştır. Bu tartışmanın daha sonra başka alanlara çekilmesi de hiç hoş olmamıştır.

Ben yirmi seneden fazla bir süredir hizmet hareketini ve Muhterem Hocaefendi’yi tanıyor ve seviyorum. Referandum başta olmak üzere milletin hayrına gördükleri bütün meselelerde hükümeti var güçleriyle destekleyen, kapı kapı dolaşıp insanları ikna eden, yurt dışından binlerce insanı fedakârca oy kullanmaları için taşıyan, AK Parti kapanmasın diye dualar eden bu samimi insanların şimdi düşman muamelesine tabi tutulması en hafif tabirle vefasızlıktan başka bir şey değildir.

Dersaneleri kapatılan, mensupları devlet dairelerinden tasfiye edilen, parti yöneticilerimiz tarafından ahlaksızlık olarak nitelenen fişlemelere ve baskılara maruz kalanlar bu milletin evlatlarıdır. Buna rağmen bu insanların sanki karanlık işler içinde olduklarını ima eden yayınlar, bu yönde atılan iftiralar, ithamlar maalesef bir aymazlık örneği olarak tarihe geçecektir. Hele yeni yeni tedavüle sokulmaya çalışılan 'örgüt' kelimesinin bu gönüllüler hareketi için kullanılmaya çalışılması amacın sadece dersaneleri kapatmak olmadığı düşüncesini de akıllara getirmektedir.

Bazı çevrelerce moda bir tabir haline getirilen, 'Bazıları rahatı görünce değiştiler' ifadesiyle hizmet hareketi mensuplarının kastedildiğine dair yorumlar yapıldı. Ben Sayın Başbakan’ın böyle bir kasıt içinde olacağına ihtimal vermek istemiyorum. Ama bu yorumlar doğruysa milyonlarca fedakâr insanın hakkına girilmiş olmaktadır. Dünyanın dört bir yanında milletimizi, bayrağımızı temsil adına karın tokluğuna bir bursla, dünyevi hiçbir beklentiye girmeden hizmet veren insanlar mı rahatı bulmuşlardır. Ya da yirmi metrekarelik hasırla kaplı odasında on beş senedir gurbet hayatı yaşayan ve ziyarete gelen misafirlerin ağırlandığı vakıf binası bir kısım medya tarafından insafsızca 'malikâne' gibi sunulan Muhterem Hocaefendi mi rahatı bulmuştur? Hayatı boyunca dinine, milletine ve insanlığa hizmetten başka bir gayesi olmayan bu müstesna gönül insanını olmadık iftiralarla, ithamlarla karalamak, gönlünü yaralamak ehl-i imanın ve insaf sahibi hiçbir insanın gönülden onaylayacağı bir tutum değildir.

Bu millete ve insanlığa hizmet etmekten başka amacı olmayan bu hareketin milyonlarca gönüllüsünden biri olarak hizmete ve Muhterem Hocaefendi’ye karşı takınılan hasmane tavırları, atılan mesnetsiz iftiraları, yapılan bütün hakaretleri ben üzerime alıyorum. Beni tanıyan herkes, özellikle Sayın Başbakanımız bilir ki, siyasi hayatım boyunca hiçbir dünyevi beklenti içinde bulunmadım. Şahsım, ailem ve yakınlarım adına hiç kimseden herhangi bir talebim olmadı. Amacım sadece eğer bir faydam olursa doğru işler yaptığını düşündüğüm bu siyasi harekete mütevazı bir katkı sunmaktı. Fakat bu noktadan sonra bunun mümkün olmadığı da ayan beyan ortadadır.

Ayrıca dost bildiğim pek çok çevrenin bu 'cemaati bitirme' korosuna gönüllü ya da baskıyla katılmış olduklarını veya hiç ses çıkarmadıklarını görüyorum. Bu da maalesef beni derinden üzmektedir. Hocaefendi’yi defalarca ziyaret eden, toplantılarına, olimpiyatlarına katılan, iyi günde hizmete övgüler yağdıran insanların bir anda susmaları oldukça şaşırtıcıdır. Haksızlık karşısında susanın dilsiz şeytan olduğunu benden daha iyi bildiklerine inandığım bu dostların yapılan haksızlıklara, atılan iftiralara karşı tavır almak yerine sessizliği tercih etmeleri anlaşılır gibi değildir. Gerek gazeteci, gerek ilim adamı, gerek din adamı veya milletvekili, bakan, bürokrat vesaire, kim olurlarsa olsunlar o insanlardan bir kaçının en azından ortamı yumuşatmak ve bu yanlıştan dönülmesini sağlamak için yüreklice çıkıp tavır belirtmelerini beklerdim. Ama maalesef sınırlı sayıdaki insaflı ve vicdanlı kanaat önderinin ve gazetecinin dışında bu yürekliliği gösteren de olmadı.

Açıklayacağım bu karardan sonra şahsıma yönelik bir kısım karalama kampanyalarının da başlayacağını biliyorum. Sporculuk hayatımdan beri, benzerlerini defalarca yaşadığım bu duruma alışkınım. Daha 2002 yılında merhum M. Ali Birand’a 32. Gün programında Hocaefendi’yi sevdiğimi söylemiş ve bunun bir suç olduğu algısını oluşturmak için DGM’de ifadeye çağrılmıştım. İfademde de söylediğimi inkâr etmeden aynı duygularımı belirtmiştim. Bugün de düşüncemde hiçbir değişiklik olmamıştır. Bu duygularla açıklamama son verirken büyük umutlarla girdiğim AK Parti’den üzülerek istifa ettiğimi, milletin vekili sıfatıyla siyasi hayatıma bağımsız olarak devam edeceğimi bildiriyorum.

Aziz milletimizin dualarını bekliyor ve hepsine teker teker en derin selam ve hürmetlerimi sunuyorum."

Hakan Şükür Kimdir?

Hakan Şükür, Kosova-Priştine göçmeni Türk bir ailenin ikinci çocuğu olarak 29 Temmuz 1971 tarihinde Adapazarı Çıracılar Caddesi, Bostan Sokak’ta dünyaya gelmiştir. Hakan Şükür’ün gerçek doğum tarihi 29 Temmuz 1971 olmasına rağmen, nüfus kaydı ancak 1 Eylül 1971 tarihinde yaptırılmıştır.

Türkiye Futbol Ligindeki Kariyeri

Türkiye Futbol Ligi tarihinde 249 golle en çok gol atan futbolcu olan Hakan Şükür, lig tarihindeki ilk golünü 1988-1989 sezonunda Eskişehirspor’a, 100. golünü 1996-1997 sezonunda Altay’a, 200. golünü 2003-2004 sezonunda Samsunspor’a, 249. golünü ise 2007-2008 sezonunda Gençlerbirliği Oftaşspor’a atmıştır. 3 kez gol kralı olan Hakan Şükür, 3 kez de asist kralı olmuştur. Hakan Şükür Profesyonel Futbol Yaşantısında oldukça fazla kart görmüştür.Türk Futbol Tarihinin en çok kırmızı kart gören futbolcuları arasındadır.

Türkiye Futbol Tarihindeki Kariyeri

Hakan Şükür;Türk futbol tarihinin en başarılı futbolcusu olasının yanında hem Galatasaray’ın, hem Milli Takım’ın, hem Türkiye Futbol Ligi’nin, hem de Türk Futbol Tarihi’nin en fazla gol atan futbolcusudur. Ayrıca dünyanın en çok gol atan Türk futbolcusudur. Sakaryaspor, Bursaspor, Torino, Inter, Parma, Blackburn Rovers, Galatasaray ve Milli Takım formaları ile toplam 395 gole (249 Türkiye Ligi, 9 İtalya Ligi, 2 İngiltere Ligi, 51 A Milli, 5 Ümit Milli, 1 A Genç, 2 B Genç, 4 Olimpik Milli, 22 Şampiyonlar Ligi, 12 UEFA Kupası, 4 Kupa Galipleri Kupası, 25 Türkiye Kupası, 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 3 TSYD Kupası, 1 Başbakanlık Kupası) imza atmıştır. Futbola 8 yaşındayken Sakaryaspor’un altyapısında başlayan Hakan Şükür, profesyonel kariyerindeki ilk golünü ise 1987-1988 sezonunda Türkiye Kupası’nda Zonguldakspor’a atmıştır.

Türk Milli Takımındaki Kariyeri

25 Mart 1992′de Lüksemburg’u 3-2 yendiğimiz özel maçta ilk kez A Milli Futbol Takımı’nın formasını giyen Hakan Şükür, A Milli Futbol Takımı’nın 85 yıllık tarihinde en fazla gol atan futbolcusudur. A Milli Futbol Takımı formasıyla çıktığı 112 maçta toplam 51 gole imza atan Hakan Şükür, Avrupalı aktif futbolcular arasında da milli takım formasıyla en çok gol atan isimdir. 1987 yılından beri 112 defa A Milli, 25 defa Ümit Milli, 13 defa A Genç Milli, 6 defa B Genç Milli, 5 defa Olimpik Milli Takım formasını giyen Hakan Şükür, toplam 161 defa milli takım forması giyerek toplamda en çok milli olan futbolcudur. Hakan Şükür, U-16 Milli Takımı’nın 25 Ekim 1987′de Polonya ile 1-1 berabere kaldığı Avrupa Şampiyonası eleme maçında ilk kez milli olmuştur. O karşılaşmada ay yıldızlı ekibimizin tek golünü atan Hakan Şükür, milli takım formasıyla toplam 63 gole (Ümit Milli: 5 gol, A Genç: 1 gol, B Genç: 2 gol, Olimpik Milli: 4 gol, A Milli: 51 gol) imza atmıştır.

Dünya Kupalarındaki Kariyeri

Dünya Kupası 2002 grup eleme maçlarında atmış olduğu 6 gol ve 3 asistiyle Türkiye’nin 48 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na katılmasında başrol oynayan Hakan Şükür’ün, Dünya Kupası Finalleri’nde Türkiye’nin Güney Kore ile yaptığı üçüncülük maçında, maçın başlama vuruşundan 10.8 saniye sonra attığı gol, Dünya Kupaları’nda atılan en erken gol olarak tarihe geçmiştir. Hakan Şükür, Dünya Kupası Finalleri’nde Türkiye adına yaptığı 2 asistle Hasan Şaş ile birlikte asist kralı olmuştur. Hakan Şükür’ün Dünya Kupası Finalleri’nde toplam 1 golü ve 2 asisti bulunuyor.

Özel Yaşamı

İki kez evlenen Hakan Şükür, ilk evliliğini Temmuz 1995′te İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencisi olan Esra Elbirlik ile yaptı. Ancak kısa süren bu evlilik dört ay sonra sona erdi. İkinci evliliğini 1999 yılında Beyda Sertbaş ile yapan Hakan Şükür’ün bu evlilikten 2000 yılında Zeynep Sude, 2002 yılında Buse ve 2006 yılında Burhan Hakan isminde üç çocuğu dünyaya geldi.

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Site Haritası

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir