Türk askerinin Aden Körfezi'ndeki görev süresi uzatılıyor

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Bozkır: - "Türkiye bölgesel ve uluslararası barış, güvenlik ve istikrarın tesisine, korunmasına, gerek yürüttüğü ilkeli dış politika, gerek uluslararası terörizm ile etkin mücadelede sergilediği tutum çerçevesinde azami hassasiyet ve gayret göstermektedir"

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı, AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Türkiye'nin, bölgesel ve uluslararası barışın, güvenliğin, istikrarın kurulmasına, korunmasına azami hassasiyet, gayret gösterdiğini bildirdi.

TBMM Genel Kurulunda, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) deniz unsurlarının, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görev süresini bir yıl daha uzatan Başbakanlık Tezkeresi görüşülüyor.

MHP İstanbul Milletvekili Ekmeleddin İhsanoğlu, bir yakasında Habeşistan, Cibuti, Eritre, Somali, diğer yakasında Yemen bulunan Babül Mendep Boğazı'nın hem ticari hem askeri anlamda stratejik bir geçiş noktası olduğunu belirtti. Bu bölgede 2000'li yılların başından bu yana deniz haydutluğu faaliyetlerinin baş gösterdiğine işaret eden İhsanoğlu, bu eylemlerin gerçekleştiği deniz alanlarının, Türk ticaret gemileri tarafından da yoğun bir şekilde kullanıldığını anımsattı.

İhsanoğlu, "Ticari gemilerimize ve bu gemilerde görev yapan vatandaşlarımıza yönelik tehdit, ülkemizin ticari ve ekonomik menfaatlerini de olumsuz şekilde etkilemektedir." dedi.

Somali'de kamu düzeninin sağlanamaması, deniz haydutlarının ve silahlı soygunda bulunan çetelerin çok geniş bir deniz alanına yayılmasına neden olduğunu ifade eden İhsanoğlu, BM Güvenlik Konseyinin 2008'de konuyu doğrudan ele alan 5 karar kabul ettiğini, bu kararları temel alarak AB'nin 8 Aralık 2008'de "Atlanta" adı altında bir deniz operasyonu başlattığını anlattı.

İhsanoğlu, Aden Körfezi ve Somali açıklarında deniz haydutluğu eylemlerinin azaldığını ancak devam ettiğini dile getirerek, 2008'de 3'ü Türk ticaret gemisi olmak üzere, toplam 30'un üzerinde geminin rehin alındığını, geçen yıl 9 olay yaşandığını bildirdi. İhsanoğlu, bu tablonun, alınan tedbirlerin başarılı olduğunu gösterdiğini ancak deniz haydutluğu faaliyetlerine sadece güvenlik tedbirleri açısından bakmamak gerektiğini vurgulayarak, "Haydutları yakalamak ve faaliyetlerini önlemek, bataklığı kurutmadan sivrisineklerle uğraşmak gibidir. Bu faaliyetlere yol açan sebepler ile unsurların tespiti ve bunlarla mücadele edilmesi büyük önem taşımaktadır. Zira, bölgede yer alan ülkelerin ekonomik açıdan geri kalmış olması, yokluk içerisinde bulunması bunlara yol açmaktadır." diye konuştu.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş da "Korsanlıkla mı mücadele edilmek isteniyor yoksa Libya'ya yasa dışı yollarla silah sevkiyatı mı yapılmak isteniyor?" diye sordu.

-"Bir komşumuz adeta kurban ediliyor"

CHP Genel Başkan Yardımcısı, Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz ise son dönemde özellikle dış politikadaki sıkışıklığın sadece kendi başına dış politikadan kaynaklanmadığını, içerideki olayların dışarıdaki olayları tetiklediğini savundu.

Suriye'de iç savaşın olanca hızıyla devam ettiğini, ülkede 11 milyon kişinin yer değiştirdiğini, 5,5 milyon kişinin mülteci haline geldiğini, 500 binin üzerinde kişinin hayatını kaybettiğini belirten Yılmaz, iki süper gücün Suriye'ye yerleştiğini, gidip gitmeyeceklerinin de tartışma konusu olduğunu söyledi.

Yılmaz, Suriye'nin günbegün eridiğini ifade ederek, "Bir komşumuz adeta kurban ediliyor. Savaşın bütün yıkıcılığı bizim hemen dibimizde, kadim halkı yok ediyor. Bu, uluslararası toplumun gözü önünde cereyan ediyor ancak hiçbir şey yapılamıyor. Türkiye'nin pozisyonunda gitgeller, zigzaglar var." değerlendirmesinde bulundu.

-"İnsani yardımları engelliyor"

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, denizlerin, tarih boyunca ticari taşımacılık açısından önemli olduğunu, ülkelerin kalkınması ve medeniyetin gelişmesine aracılık ettiğini söyledi.

İstikrarsız bazı bölgelerdeki risk ve tehditlerin, deniz taşımacılığı güvenliğini tehlikeye attığını dile getiren Bozkır, bu durumun sonucunda uluslararası ticaretin, bölgesel ve küresel kalkınmanın, barış, güvenliğin tehdit edildiğini söyledi. Bozkır, Aden Körfezi, Somali karasuları açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerin bu tehdidin somut olarak görüldüğü, deniz haydutluğu ve silahlı soygun olaylarının yaşandığı deniz alanları olduğuna işaret etti.

Deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemlerinin, her şeyden önce can ve mal emniyetini tehdit ettiğine dikkati çeken Bozkır, bu eylemlerin insani yardımların deniz yoluyla ulaştırılmasını da güçleştirdiğini söyledi.

Bozkır, tezkerenin konusu olan bölgelerde, çok daha büyük güvenlik sorunları olduğunu dile getirerek, "Aden Körfezi ve Somali açıklarında Somali'nin egemenliği altında bulunan deniz alanlarının yeterince kontrol edilememesi, siyasi istikrarsızlık sonucu oluşan hükümet ve otorite boşluğu, bölgede ekonomik sorunlarla boğuşulması, modern teknolojik imkanlara sahip olan deniz haydutlarının açık denizlerdeki geniş bir sahada faaliyet göstermeleri ve haydutların tutuklanıp yargılanması konusunda karşılaşılan sorunlar bu deniz haydutluğu ve silahlı soygun olaylarının artmasının başlıca nedenleri olarak sayılabilir." ifadelerini kullandı.

Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerin, deniz taşımacılığının oldukça canlı olduğu ve dünya ticaretinin önemli bir bölümünü temsil eden güzergahlardan biri olduğunu belirten Bozkır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi, Arap Denizi ve mücavir bölgelerden yıllık ortalama 22 bin adet ticaret gemisi geçiş yapmaktadır. Bu geçişler, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 14'üne, dünya petrol ihracatının yüzde 26'sına karşılık gelmektedir. Avrupa'ya gelen petrolün yüzde 30'u, ABD ve Avrupa'ya giden toplam petrol ve petrol ürünlerinin de yüzde 18'i bu bölgeden geçmektedir. Türkiye'nin gelişen ekonomisiyle bağlantılı biçimde artan dış ticaret hacminin sonucu olarak, bu bölgelerden geçen Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı gemi sayısı da giderek artmakta ve bu güzergah daha da yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu bölgelerden geçiş yapan ticari gemi sayımız bugün bin civarına ulaşmıştır. Bölgedeki 80 milyar dolara yakın ticaret hacmi, ülkemizin ticaret hacminin yaklaşık yüzde 20'lik kısmına denk gelmektedir.

Söz konusu bölgedeki yoğun deniz trafiği epeydir deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemlerinin hedefi haline gelmiştir. Dolayısıyla bu deniz alanları bölgesel ve uluslararası bir güvenlik meselesi olmaya devam etmektedir. Türkiye bölgesel ve uluslararası barış, güvenlik ve istikrarın tesisine ve korunmasına, gerek yürüttüğü ilkeli dış politika, gerek uluslararası terörizm ile etkin mücadelede sergilediği tutum çerçevesinde azami hassasiyet ve gayret göstermektedir. Bu temelde ülkemiz, deniz haydutluğu ve silahlı soygun ile mücadelede uluslararası işbirliğinin geliştirilmesine özel bir önem atfetmektedir. Bu alandaki çabaları başından beri destekleyen Türkiye, uluslararası planda yürütülen çalışmalara aktif olarak katılmakta ve katkıda bulunmaktadır."

Bozkır, geçen süre zarfında Aden Körfezi'nde ve Somali açıklarında seyreden Türkiye ile bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin sağlanması amacıyla askeri önlemlerin yanı sıra sivil planda da somut bütünleyici adımlar atıldığını anımsattı.

-"Herhangi bir kara harekatında görevlendirilmedi"

TBMM kararı çerçevesinde bölgede görevlendirilen Deniz Kuvvetleri unsurlarının, deniz haydutları ve silahlı soygun icra eden kişilere yönelik, Somali toprakları üzerinde herhangi bir kara harekatında görevlendirilmediğini aktaran Bozkır, hükümetin korsanlık/deniz haydutluğu ile mücadelede sürdürdüğü bu çabaları destekleyici nitelikte Somali'ye yardımlarını hız kesmeden devam ettirdiğini bildirdi.

Bozkır, "Korsanlık meselesinin çözümü, denizden ziyade karada uygulamaya konulacak güvenlik ve istikrar politikalarıyla mümkün olabilecektir. Bu hedefe yönelik olarak, Somali'nin iç düzeninin sağlanması, refah ve huzura kavuşturulması gerekmektedir. Hükümetimiz Somali'de kapsamlı bir strateji yürütmektedir. Somali'yi uluslararası gündemin bir parçası haline getirmek, Somali'ye insani yardım, kalkınma ve altyapı projeleri, siyasi uzlaşma ve güvenlik/askeri alanlarında destek vermek, söz konusu stratejimizin unsurlarıdır." dedi.

Türkiye'nin, Somali'nin geleceğinin şekillendirileceği bu dönemde de Somalilerin yanında yer almaya, onları desteklemeye ve yeniden ayağa kaldırmaya yönelik çalışmalara devam edeceklerini belirten Bozkır, Somali'de güvenlik güçlerinin yeniden yapılandırılmasının, ilk önceliği oluşturması gerektiğini bildirdi. Bozkır, Türkiye'nin, bu sektöre de önemli maddi kaynak tahsis ettiğini dile getirerek, "Bir yandan korsanlıkla mücadeleye katkıda bulunurken diğer yandan korsanlığa yol açan olumsuzlukların ortadan kaldırılması amacıyla Somali'ye yönelik bütüncül bir strateji izlenmektedir." diye konuştu.

Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler