Türkiye'nin terörle mücadelesi Brüksel'de anlatılacak

TBMM'den 3 kişilik milletvekili heyeti, Küresel Terörle Mücadele Forumunun Brüksel'de bugün başlayacak çalıştayında, Türkiye'nin terörle mücadelede yürüttüğü faaliyetleri anlatacak - TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Benli: - "Türkiye, Küresel Terörizm Endeksinde, AGİT ülkeleri arasında terör mağdurlarının en fazla olduğu ülke" - "Avrupa, ya Türkiye'deki Suriyelilerle ilgili gerekli maddi yardımı yapmalı ya da Türkiye'nin, Suriye'de daha fazla yeri güvenli bölge haline getirmesini sağlamasında yardımcı olmalıdır. Aksi durumda onların o mültecileri almamak adına ördükleri o duvarlar, çektikleri dikenli teller bu insanları engelleyemeyecektir"

İSMAİL ÇİMEN - TBMM'den 3 kişilik milletvekili heyeti, Küresel Terörle Mücadele Forumunun Brüksel'de bugün başlayacak çalıştayına katılarak, Türkiye'nin terörle mücadelede yürüttüğü faaliyetleri anlatacak.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Fatma Benli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç ve CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan ile Terörle Mücadele Küresel Forumunun alt birimi "Adalet ve Hukukun Üstünlüğü Enstitüsü"nün bugün başlayacak ve iki gün sürecek çalıştaya katılacaklarını belirtti.

Türkiye'nin de üye olduğu platformda parlamenterler ile yargı aktörlerinin terörle mücadele çerçevesinde yapılması gerekenleri tartışacağını aktaran Benli, "Türkiye, hem terör örgütlerinin geçiş güzergahında bulunması hem de hedef ülke olması nedeniyle bu konuda oldukça muzdarip ülkelerden birisi. Türkiye, Küresel Terörizm Endeksinde, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ülkeleri arasında terör mağdurlarının en fazla olduğu ülke olarak gösterilmektedir. Bu nedenle Türkiye bir taraftan kendi ülkesindeki vatandaşların güvenliğini sağlamaya çalışırken diğer taraftan uluslararası aktörlerle de bu çalıştaylar vesilesiyle bağlantı halinde." dedi.

- "Eylem için kucağında bebeğiyle gelen kadınlar var"

Fatma Benli, terörle mücadele etmenin, gerekli istihbarat çalışmalarının gerçekleştirilmesinin, pek çok terör saldırısının önceden tespit edilerek engellenmesinin ya da olası terör tehditlerinde olabildiğince çalışma yapmanın yetmediğine dikkati çekerek, Türkiye'nin hem hedef hem de geçiş ülkesi konumunda yer aldığını bildirdi.

Türkiye'nin bu nedenle ikili bir tehdit altında olduğunu vurgulayan Benli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Terörle mücadele tek başına bir ülkenin kaldırabileceği bir yük değil. Sınırlarınızı korusanız bile başka ülkelerden turist gibi gelen ve bu terör eylemlerini gerçekleştiren kişilere karşı savunma yapabilmek için diğer ülkelerle istihbarat paylaşımında bulunmak zorundayız. Diğer ülkelerin bizi bilgilendirmesi gerekiyor. Çünkü bunlar çok farklı skaladan insanlar olabiliyor. Örneğin, eylem için kucağında bebeğiyle gelen kadınlar var. Dışarıdan baktığınızda asla terörist gibi değerlendiremeyeceğiniz insanlar bunlar. Bu insanların tespiti yaşadıkları ülkelerin ilgili servislerinin istihbarat paylaşımıyla mümkün."

Avrupa ülkelerinin bu konuda üzerine düşeni gerçekleştirmediğini belirten Benli, "Saldırı kendi ülkelerine gerçekleştirildiğinde çok ciddi derecede tepki verirken diğer ülkelerde yaşanan olayları normalleştiriyorlar. Bizim bakış açımız keskin ve nettir. Bütün terör örgütleriyle mücadele edilmesi gerektiğine inanıyoruz." ifadesini kullandı.

- "İstihbarat paylaşımı önemli"

Benli, Türkiye'nin, Afrin'e yönelik gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekatı’nda sadece kendi sınırlarını değil, NATO'nun güney sınırlarını koruduğunun ifade edilmesi gerektiğine işaret etti.

Toplantının gerçekleştirileceği Brüksel'in, dünyanın en güvenlikli havalimanlarından birine sahip olduğunu, makineli tüfeklerle korunan başka bir havalimanı daha görmediğine değinen Benli, "Burada bir patlama gerçekleşti. Ne acıdır ki o patlamayı gerçekleştiren DEAŞ mensuplarını Türkiye, daha önce Suriye'ye giderken yakalamış ve sınır dışı etmişti, bunu da Belçika'ya bildirmişti. Gerekli istihbarat paylaşımı dikkate alınmadığı için bu vahim saldırı gerçekleşti. Ülkeler kendi sorumluluklarını yerine getirmediklerinde başka ülkelerin eline ateş topu atmış oluyorlar." dedi.

- "FETÖ atipik bir örgüt"

Milletvekilleri ve üst düzey yargı mensuplarının katılımıyla gerçekleşen çalıştayı önemsediklerini vurgulayan Benli, şöyle devam etti:

"Ülkemizde bir seçim süreci başlamış durumda. Bizim bu sürece vakit ayırmamız gerekirken daha önemli olduğunu gördüğümüz bu toplantıya katılmaktayız. Türkiye her platformda terörle haklı mücadelesini anlatmak durumunda. Türkiye şu an insan hakları, özgürlük söylemlerine rağmen 5 tonluk bombalar kullanan PKK ile mücadele içiresinde. Bugün PKK içinde etkin görevlerde bulunanlar Avrupa'da etkinliklere çok rahat katılabiliyor. Etkinliği azalıyor gibi görünse de hala can yakıcı eylemler yapabilen bir DEAŞ var. Bu örgüt internet ve sosyal medya üzerinden insanları etkileme gücüne sahip. Türkiye bir taraftan bu örgütle de mücadele ediyor.

Öteki taraftan ikisinden de daha tehlikeli, herhangi bir forma uymayan, kendisini eğitim ya da yardım kuruluşu gibi gösterip, diğer taraftan F-16'larla, tanklarla öldürme gücüne sahip FETÖ ile mücadele ediyor. FETÖ atipik bir örgüt. Çünkü bir Türk polisine büyükelçi öldürtebilecek kadar etkinliğe sahip. Bugün Türkiye FETÖ ile mücadelesinde Avrupa tarafından yalnız bırakıldı. Yarın Avrupa bunu çok daha acı bir şekilde tecrübe edecek. Çünkü kendi ülkesinde insanları tankla ezmekten çekinmeyen kişiler şu an sığındıkları, göreceli olarak yardım gördükleri kişilere kim bilir neler yapacak."

- "Fırat Kalkanı 100 bin Suriyeli'nin evlerine dönmesini sağladı"

Fatma Benli, Türkiye'nin 3.5 milyon Suriyeli'ye ev sahipliği yaptığını, bu durumun Türk insanının necip bir millet olduğunu gösterdiğini bildirdi.

DEAŞ'la etkin mücadele yürüten Türkiye'nin, Fırat Kalkanı Harekatı ile 100 bin Suriyeli'nin evlerine geri dönmesini sağladığını, bölgenin tamamen güvenli hale gelmesiyle de tüm Suriyelilerin kendi yurtlarına dönmesini beklediklerini belirten Benli, şunları kaydetti:

"Avrupa, ya Türkiye'deki Suriyelilerle ilgili gerekli maddi yardımı yapmalı ya da Türkiye'nin, Suriye'de daha fazla yeri güvenli bölge haline getirmesini sağlamasında yardımcı olmalıdır. Aksi durumda onların o mültecileri almamak adına ördükleri o duvarlar, çektikleri dikenli teller bu insanları engelleyemeyecektir. Bu ağır bir mesuliyettir. Türkiye insanlık vicdanı adına bu davranışta bulunuyor. Ama bunun sürdürebilirliği AB ve diğer ülkelerin Türkiye'ye destek olmasıyla mümkün. Biz bu toplantıda da bu konuları dile getireceğiz. Öte taraftan Alman bir gazetecinin Can Dündar'a yönelik 'Sizin kendi ülkenize yaptığınızı bizim ülkemizde yapsaydınız çok daha ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalırdınız' söylemi basına yansıdı. Bu toplantı Avrupa'nın özellikle kendiyle yüzleşmesine sebep olacak diye düşünüyorum."

Okuyucu Yorumları 0 yorum
Diğer Haberler