Fil hastalığı belirtileri ve tedavisi

Son güncelleme: 25 Kasım 2007 00:15

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yener Demirtaş, kol veya bacakta dolgunluk hissi, deride gerginlik, el bileği veya ayak bileği ve parmakların hareketliliğinin azalması, giysi, bilezik, saat, yüzük, ayakkabı, çorap, gibi eşyaların dar gelmesi ve iz bırakması gibi belirtilerin fil hastağılığı(lenfödem) olabileceğini belirterek, "Bu belirtilerden biri bile dikkatinizi çektiğinde, derhal
doktorunuza başvurmalısınız" dedi.

 


OMÜ Hemodiyaliz ve Onkoloji Merkezi'nde düzenlenen "Fil Hastalığı (Lenfödem)" konulu hasta eğitim seminerinde konuşan Yrd. Doç. Dr. Yener Demirtaş, hastalık, tedavisi, sebebi ve belirtileri hakkında bilgi aktardı. Lenfödemin (fil hastalığı) fizyoterapi ve cerrahi olmak üzere iki tür tedavisinin mevcut olduğunu kaydeden Demirtaş, en başarılı sonuçların bu iki yöntem birlikte kullanıldığında alındığını, Türkiye'de fizyoterapi ve cerrahinin birlikte uygulandığı tek merkezin Ondokuz Mayıs Üniversitesi
olduğunu açıkladı.

 


Hastalık hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Yener Demirtaş, "Hücrelerin arasında bulunan sıvının dengede kalabilmesi için bu sıvının sürekli süzülerek tekrar kana karışması gereklidir. Vücutta bu görevi lenfatik sistem sağlamaktadır ve bu sistemde taşınan sıvıya da lenf sıvısı adı verilmektedir. Lenf sıvısını taşıyan lenf kanalları ve lenf düğümleri hasara uğrarsa, veya doğuştan kusurluysa lenf sıvısı vücutta birikir. Bir bölgede biriken sıvı miktarı, lenfatik sistemin taşıma kapasitesinden daha büyükse
lenfödem oluşur. Lenfödem, lenfatik sıvının hücreler arası dokuda birikerek, sıklıkla kollarda veya bacaklarda, ara sıra da gövdede şişmeye neden olmasıdır" diye konuştu.

 


Hastalığın sebeplerini anlatan Demirtaş, lenfödemin doğumda, ergenliğin başlangıcında veya yetişkinlik çağında sebebi bilinmeyen şekilde başlayabileceğine dikkat çekerek, "Sekonder lenfödem veya edinilmiş lenfödem, cerrahi sonrası, radyasyon, enfeksiyon veya travma sonrası gelişebilir. Meme kanseri gibi bazı kanserler ve tedavisi için lenf düğümlerinin alınması lenfödem açısından daima risk taşır. Sekonder olarak gelişen lenfödem onkolojik cerrahinin bir komplikasyonu olarak açığa çıkar ve travmadan ya da operasyondan sonra hemen oluşmayabilir; bazen aylar, yıllar sonra ortaya çıkabilir. Cerrahi olarak ne kadar fazla lenf düğümü çıkartılırsa, lenfödem oluşma riski o kadar artmaktadır. Lenf nodülü diseksiyonuna bir de radyoterapi eklenirse, lenfödem oluşma riski daha da artar" şeklinde konuştu. Yrd. Doç. Dr. Yener Demirtaş, lenfödemin hemen gelişmeyebileceğini, bazen lenfatik sistemde olan yaralanmayı takiben 15 yıl veya daha uzun sürede ortaya çıkabileceğini vurgulayarak, hastalığın ilk belirtileri hakkında şu bilgileri verdi:

 


"Belirtiler ilk olarak el ve ayak sırtında görülür. Kol veya bacak ağırlığında artış söz konusudur. Cilt gergin ve serttir. El ve ayaklarda duyu bozuklukları ve eklem sertlikleri görülebilir. Enfeksiyona karşı dirençte azalma görülebilir. Dirsekte veya dizin arkasında gerginlik ve hassaslık görülür. Kol veya bacakta dolgunluk hissi, deride gerginlik, el bileği veya ayak bileği ve parmakların hareketliliğinin azalması, giysi, bilezik, saat, yüzük, ayakkabı, çorap, gibi eşyaların dar gelmesi, iz bırakması
gibi belirtilerin biri bile dikkatinizi çektiğinde, derhal doktorunuza başvurmalısınız."

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Site Haritası

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir