Serebral Palsi’nin ilk belirtisi gelişim geriliği

Çocukluk çağında görülen en yaygın kas iskelet sistemi hastalığı olarak tanımlanan Serebral Palsi (beyin felci) sadece çocukları değil, aileleri de yakından etkiliyor. Bugün dünyada 17 milyonun üzerinde kişiyi ve yaklaşık 350 milyonun üzerindeki aile bu sorunla mücadele ediyor.

5 Ekim 2017 14:22
PAYLAŞ
TWITTER
Serebral Palsi’nin ilk belirtisi gelişim geriliği

Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek, beyinde oluşan bir hasar sonucu ortaya çıkan bu sorunun ülkemizde de her bin bebekten dördünde görüldüğüne işaret ediyor. Bu konuda yaşanan bilgi kirliliğinin ise hastalığın erken tanısında gecikmelere neden olabildiğine işaret ediyor.

Bazı hastalıklar vardır ki, onunla yaşamak zorunda kalanlar dışında çok fazla tanınmaz. Hatta adı bile telaffuz edilemez. Ancak hastalıkla yaşamak bazı kişiler için hayatlarının zorunlu bir parçası olur... İşte, Serebral Palsi (beyin felci) bunlardan biri. Serebral Palsi’nin hamilelikte, doğum sırasında veya yenidoğan döneminde gerçekleşen beyin hasarına bağlı olarak ortaya çıktığı bilinse de birçok durumda kesin neden ortaya konamıyor. Beyinde her hangi bir nedenle ortaya çıkan hasar çocukların kas ve vücut hareketlerinin etkilenmesine neden oluyor. Bununla birlikte konuşma, görme ve işitme gibi farklı sağlık sorunları da gelişebildiği için çocuklarda öğrenme güçlükleri de yaşanabiliyor.

Doğum sırasında yeterince oksijen alamıyorsa.,,

Serebral Palsi de hamilelik dönemi çok önemli. Bebeğin beyninde kanama, kan ve oksijenlenmede azalma, annenin yaşadığı bir enfeksiyonun beyne ulaşması gibi sebepler Serabral Palsi’ye neden olan hamilelik dönemi problemleri olarak sıralanıyor. Doğum sonrasında ise menenjit gibi geçirilen enfeksiyonlar ya da ciddi kafa travmaları da sorunun ortaya çıkmasında etkili oluyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek, ülkemizdeki Serabral Palsi hastalarındaki en yaygın nedenin, bebeğin doğum sırasında yeterli oksijen alamaması olduğunu söylüyor. Mor doğmuş ya da doğum sırasında kordon dolanmış bebekler ile doğar doğmaz ağlayamayan bebeklerin beyin dokularına yeterince oksijen gidemiyor. Bu durumda beyinde oluşan kalıcı hasar hastalığın ortaya çıkmasına neden oluyor.

Hareketliliği beyin hasarına göre değişiyor

Çocuklarda kas kontrolü ve vücut hareketlerinin etkilenmesine neden olan Serebral Palsi, beynin farklı bölgelerinde hasara neden olduğu için özellikleri ve tipleri de değişebiliyor. Spastisitede, kol ve bacak kaslarında güçlü bir kasılma yaşanıyor. Hareketlerde kısıtlanma, beyindeki hasarlı bölgenin yerine değiştiği için bazı çocuklar sadece kollarında kasılma yaşarken bazılarının hem kol hem de bacaklarında ortaya çıkıyor.

İlk sinyal, başını tutumama

Prof. Dr. Memet Özek, Serebral Palsi ile doğan bebekler gözlendiğinde doğal hareketlerinde farklılık tespit edilebildiğini, dolayısıyla ailelerin çok dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Bu bebeklerde kol ve bacak hareketleri ya çok sınırlı ya da kontrolsüz hareket ederek pelte gibi oluyor. Ayrıca, spastisite yani kaslardaki sertlik nedeniyle de istedikleri hareketleri istediği şekilde yapamayarak sınırlandığı gözleniyor. Bebeğin gelişimi sırasındaki kilometre taşları olarak kabul edilebilecek baş ve gövde kontrolü, oturma gibi hareketlerindeki gecikmeler ise ailelerin dikkat etmesi gereken ilk sinyalleri oluşturuyor. Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek, “Bebek ilk üç ayın sonunda başını kontrol edebilmeli. Ayrıca 7-8 aylık olduğunda da desteksiz oturabilmeli. Çocuklarının bu doğal seyirde olmadığını düşünen ebeveynler vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmalı” diyor.

Erken tanı tedavinin başarısını etkiliyor

Günümüzde beyin hasarı tamamen giderilemese de, iyi planlanmış bir Serebral Palsi tedavisi, hastaların bağımsız bir hayat sürmelerine yardımcı olabiliyor. Bununla birlikte tedavide erken teşhis, son derece önem taşıyor. Zira geç kalındığında ciddi risklerle karşılaşmak mümkün. Tedavi yaklaşımını ise hastanın durumu belirliyor. Özellikle erken dönemde rehabilitasyon çalışmalarına başlanmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Memet Özek, “Bu noktada zaman kaybetmeden beynin şekil değiştirme (nöroplastisite) özelliğinden yararlanmak gerekiyor. Henüz gelişimi devam eden bebekte beyindeki hasar görmüş hücrelerin görevleri çevresindeki hücrelere öğretilebiliyor. Bunu da sadece erken dönem rehabilitasyonla gerçekleştirmek mümkün olabiliyor” diyor. Dolayısıyla Serebral Palsi için ciddi risk taşıyan 30 haftadan erken doğmuş, erken doğumda beyin kanaması geçirmiş bebeklere rehabilitasyon çalışmalarına bebek daha kuvözde iken başlanabiliyor. Ancak hastalığı yaşama ihtimali yüksek olan bu bebeklerde kesin tanı için mutlaka MR çekilmesi gerekiyor.

İlk üç yıl rehabilitasyondan iyi sonuçlar alınıyor

Hayatın ilk üç yılındaki gelişim çok hızlı olduğu için bu dönemde yapılacak rehabitasyondan da etkili sonuçlar alınabiliyor. Özellikle spastisitesi hafif olan çocuklarda her gün yapılacak düzenli fizik tedaviyle sorun büyük oranda çözülebiliyor. Böylelikle günlük yaşamlarında daha bağımsız hareket etmelerine imkan sağlanabiliyor. Tedaviyle temel amaçlarının, bu çocukların başkalarına bağımlı olmadan hayatlarını sürdürebilmesi ve topluma yararlı birer birey olmalarını sağlamak, olarak özetleyen Prof. Dr. Memet Özek, “Hastalığın kendisi, yani beyindeki hasar ilerlemez. Fakat çocuk büyüdükçe iyi tedavi edilmeyen hastalarda hareket bozuklukları ilerleyicidir” diyor.

Ancak Serebral Palsili çocuklarda rehabilitasyon yöntemleri ile spastisite azaltılamadığı durumlarda zaman kaybedilmeden cerrahi girişimlerin yapılması gerekiyor. Prof. Dr. Memet Özek, aksi takdirde çocuğun büyümesine bağlı olarak da spastisitede ve dolayısıyla sıkıntılarında artış yaşanabileceğine işaret ediyor. Boy uzaması bitene kadar mutlaka iyi planlanmış bir rehabilitasyon programının sürdürülmesi gerekiyor. Spastisite cerrahisi olarak seçilmiş yönteme göre uygulama yaşının değişebileceğine değinen Prof. Dr. Memet Özek “En erken 2.5–3 yaşlarında yapılıyor. Spastisite cerrahisinde geç kalındığında kontraktür dediğimiz eklem hareketlerinde ileri kısıtlanma, ya da hiç hareket edememe gelişir. Bu durumda bu konuda deneyimli ortopedi uzmanları devreye girmelidir” diye konuşuyor.

Okuyucu Yorumları0 yorum

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir