Güncel

ANALİZ - ABD’nin 'kaçınılmaz kaderi': Çöküş ve dağılma

SSCB’nin dağılmasıyla başlayan uluslararası sistemdeki çöküşün, yeni bir çöküşü de beraberinde getirdiği yeni yeni anlaşılıyor. Zira ABD iç siyasetinde/sisteminde endişeyi aşan bir durum var - Trump’ın gelişi ve azil süreciyle zirve yapan gelişmeler, ABD açısından bazı şeylerin artık hiç de normal gitmediğini gösteriyor. Mevzunun Trump’ın şahsıyla ilgili olmadığı, ABD içindeki çöküş endişelerinin yol açtığı güç/sistem tartışmasının bir sonucu olduğu anlaşılıyor - “İç düşman” anlayışının her geçen gün güç kazanması, ABD’yi sadece küresel liderlik/hegemonya bağlamında çöküşe değil, dağılma sürecine de sokabilir - “Karışıklık”, “kaos” ve “çöküş” kelimeleri her geçen gün ABD ile özdeş hale geliyor ve “Her güçlü imparatorluk ne kadar güçlü olursa olsun bir gün mutlaka çöker” sözü, başta Beyaz Saray olmak üzere, ABD’nin güç merkezlerinin koridorlarında yüksek sesle yankılanıyor - “Çöküş” söyleminin ABD’nin sisteminde her geçen gün yol açtığı “endişe-panik-iç hesaplaşma-kaos” ve bunun eş zamanlı olarak küresel ölçekte bulduğu karşılıktır. Kendisini böylesi bir yüzleşmeye karşı korumak ya da bu tür bir olasılığa karşı hazırlıklı olmak isteyen ABD “kaçınılmaz kader” ile karşı karşıya

Güncel

ANALİZ - ABD kendisiyle savaşıyor

Normal şartlarda ABD’deki güç merkezleri arasında yaşanan görüş ayrılıkları ve bunlar arasındaki rekabet sistemi daha güçlü kılarken, bugün bu dinamikler arasında yaşananlar bir güç mücadelesi/kavgası olarak görülüyor ve sistemin çöküş sürecine geçişiyle eşdeğer bulunuyor - ABD’nin başlatmış olduğu kontrollü kaos stratejisinde yaşanılan olumsuzluklar, ABD iç siyasetini ve dinamiklerini derinden etkilemeye başladı - Özellikle Suriye iç savaşı, İran, Rusya ve Türkiye merkezli yaklaşımlar ile İsrail (Büyük İsrail Projesi-Evanjelizm) boyutu, hatta AB ve NATO ile ilişkilerde yaşanan gerilimler, ABD’deki siyaset ve kurumlar arasındaki derin yönetim krizini ortaya çıkaran bir turnusol kâğıdı vazifesi görmüş durumda - Beyaz Saray/Trump, CIA ve Ordu/Pentagon arasındaki görüş ayrılıkları aslında bugüne mahsus değil. Söz konusu görüş ayrılıklarını sadece başkan ve diğerleri arasında değerlendirmemek lazım. Kurumlar arasında, hatta kurumların kendi içinde de ciddi görüş ayrılıkları söz konusu - Trump Neo-Con politikalara, onun yönlendirmelerine ve bu ekibin arkasındaki derin güçlere bir savaş açmış görünüyor. Bundan ötürü Trump, ABD siyasetinin başat oyuncuları olan müesses nizam (daha somut ifadeyle askeri ve endüstriyel kompleks) karşısında bitirilmeye çalışılıyor - Karşısındaki blok güçlendikçe ve manevra alanı daraldıkça ABD hem agresifleşiyor hem de buna nasıl bir tepki vereceğini tam olarak kestiremiyor. Çünkü böylesi bir olasılığı öngörmediği gibi, kaybetmeye dair bir tecrübesi de yok