13 Eylül Amerikan Basınından Özetler

Amerikan basınına yansıyan haberlerin özetlerini VOA Türkçe'de bulabilirsiniz

13 Eylül Amerikan Basınından Özetler

Amerikan basını, Demokrat Partili başkan aday adayları arasında dün akşam üçüncüsü yapılan ve ABC Televizyonu tarafından canlı yayınlanan tartışma programının ayrıntılarına geniş yer ayırıyor.

Washington Post, Donald Trump'ın 2020 seçimlerinde önünün kesilmesi gerektiği konusunda fikir birliği içinde olan Demokrat aday adaylarının geri kalan hemen her konuda farklı görüşler ortaya attığını yazıyor. Gazete, tartışma programına katılmak için gereken şartları karşılayan on aday adayının sağlık sistemi, göçmenlik, dış siyaset gibi büyük meselelerde parti içindeki ayrılıkları gözler önüne serdiğini, dürüstlük, zihin açıklığı ve eski Başkan Obama'nın siyasi mirası gibi konulardaysa kişisel atışmalarda bulunduklarını kaydediyor. Habere göre kamuoyu yoklamalarında Bernie Sanders'ın önüne geçerek ikinciliğe yükselen Elizabeth Warren, tartışma sahnesinde ilk kez karşı karşıya geldiği birinci sıradaki eski Başkan Yardımcısı Joe Biden'la yeterince birebir tartışmaya girmedi. Tartışma, genel olaraksa Demokrat Parti ön seçimlerinin genel görünümünü değiştirecek anlara sahne olmadı. Ancak gazete, ilk iki tartışma programında rakiplerinin arasından sıyrılmayı başaramayan, son zamanlarda katıldığı kampanya mitinglerinde ya da Demokrat Parti etkinliklerinde eleştiri oklarının hedefi olan Joe Biden'ın dün akşam ihtiyacı olan çıkışı yapma şansı yakaladığı yorumunda bulunuyor. Kimi gözlemcilere göreyse anketlerdeki sıralamada tek haneli rakamlarda olan bazı aday adayları, sahip oldukları potansiyeli dün akşam ortaya koyma fırsatı buldu. Örneğin Texas eyaleti eski Temsilciler Meclisi Üyesi Beto O'Rourke, memleketi El Paso'daki silahlı saldırı çerçevesinde silah kontrolü meselesini ele alırken tutku dolu ve etkili bir konuşma yaptı. Gazete, bahar aylarında destekçi sayısını hızla yükselten South Bend Belediye Başkanı Pete Buttigieg ve ilk tartışma programından sonra performansının gerilediği gözlenen California Senatörü Kamala Harris'in inandırıcı olduğunu, ancak ikisinin de adaylıklarını güçlendirecek nitelikte performans sergileyemediğini kaydediyor.

New York Times ise Trump Yönetimi'nin, eski Başkan Obama döneminde getirilen, akarsuları ve sulak alanları kirleten kimyasal maddeleri kısıtlamaya yönelik uygulamayı geri çevireceğini açıkladığını yazıyor. Habere göre 2015 yılında dönemin başkanı Obama'nın getirdiği Amerika'nın Suları adlı uygulamanın geri çevrilmesi, su kaynaklarını kirletenlerin, sulak alanlara tarımsal ilaç ve gübre gibi kimyasal maddeleri salmadan önce izin alması zorunluluğunu ortadan kaldıracak. Gazete, Obama uygulamasının 1972 tarihli Temiz Su Yasası'nın hukuki tanımını genişletmeye yönelik olduğunu hatırlatıyor. Ancak Çevre Koruma Dairesi EPA'in bu tanımlamayı daraltma girişimi, Trump'la birlikte Anayasa Mahkemesi'nin ideolojik dengesinin sağa kayması nedeniyle gelecek hükümetlerin çevre yasalarında değişiklik yapmasını zorlaştırabilir. Obama'nın çevre korumaya yönelik uygulamalarını geri çevirmek, Başkan Trump'ın en öncelikli kampanya vaatlerinden biriydi. Trump, çiftçilerin, kırsal alanlardaki toprak sahiplerinin ve müteahhitlerin haklarını çiğnediği ve kendilerine ait sahaları nasıl kullanmaları gerektiği konusunda dayatma getirdiği gerekçesiyle sulak alanlarla ilgili kısıtlamalara karşı çıkıyordu. Çevre Koruma Dairesi Başkanı Andrew Wheeler, yaptığı açıklamada, Trump Yönetimi'nin kararı sayesinden çiftçilerin, mülk sahiplerinin ve şirketlerin bundan böyle federal ruhsat almak için daha fazla para ve zaman harcamak zorunda kalmayacağını, bu kaynakları altyapı inşasına yönlendirebileceğini söyledi. Trump'ın seçmen tabanının önemli bir kısmını oluşturan tarım grupları, kararı destekleyerek özel mülkiyete ilişkin hakların sahiplerine geri verildiğini kaydetti. Obama dönemine ait uygulama, Amerika'daki su kaynaklarının yüzde 60'ında kirliliği kısıtlamayı amaçlıyordu.

Wall Street Journal ise Maliye Bakanlığı'nın dün yaptığı açıklamaya göre Amerika'da bütçe açığının mali yılın ilk 11 ayında bir trilyon doların üzerine çıktığını bildiriyor. Habere göre askeri harcamaların artması, hükümet borcu üzerindeki faiz masraflarının yükselmesi ve mali yılın başından bu yana federal gelir düzeyinin düşmesi, bütçe açığının yükselmesine neden olan başlıca etkenler. Hükümet harcamalarının yüzde 7 oranında artarak 4 trilyon bir milyar dolara yükselmesi, ancak buna karşılık federal vergi gelirinin sadece yüzde 3 artarak 3 trilyon bir milyar dolarda kalması, 2019 mali yılındaki toplam açığın bir trilyon doları geçmesine yol açtı. Gazete, Amerika'da bütçe açığının mali yılın ilk 11 ayında bu kadar büyüdüğü son dönemin 2012 Ağustos'u olduğunu hatırlatıyor. Amerikan ekonomisinin hala derin bir gerileme döneminden sonra toparlanmaya çalıştığı 2012 yılında bütçe açığı 1 trilyon 160 milyar doları aşmıştı. Ancak Demokrat ve Cumhuriyetçiler'in hükümet harcamalarında kesinti yapma üzerinde anlaşmasıyla birlikte açık, kapanmaya başlamıştı. Şimdiyse ufukta her iki partinin de üzerinde anlaşmaya varabileceği bir planın olduğu görünmüyor. Uzmanlar, bütçenin on yıllar boyunca trilyonluk açık vermeye devam edeceği uyarısında bulunuyor. Amerikan ekonomisi, Temmuz ayı itibarıyla son on yıldır tarihinin en kapsamlı büyüme evresini geçirmesine rağmen bütçe açığının bir trilyon doları aşmasının en büyük nedeniyse 2017'de çıkarılan vergi kesintisi yasasıyla hükümetin cebine daha az vergi geliri girmesi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler