17 Mayıs Amerikan Basınından Özetler

Amerikan basınına yansıyan haberlerin özetlerini VOA Türkçe'de bulabilirsiniz

17 Mayıs Amerikan Basınından Özetler

New York Times, Başkan Trump’ın, İran’la savaşa girmek istemediğinin altını ısrarla çizdiğini yazıyor. Gazete, Trump’ın, son günlerde İran’la Amerika arasındaki gerginliğin tırmanması üzerine Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’a savaş çıkmasını istemediğini söylemesi üzerine üst düzey diplomatların gerginliği düşürmenin yollarını aramaya başladığını bildiriyor. Habere göre Trump, şahin tavırlı danışmanlarına, Amerika’nın İran’a yönelik baskı politikasının çatışmayla sonuçlanmasını istemediğini söyledi. Bunun üzerine Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Umman’ın lideri Sultan Kabuz bin Said’i arayarak İran’ın oluşturduğu tehdide ilişkin danışmalarda bulundu. Batılı ülkeler ve İran arasında uzun yıllardır arabuluculuk yapan Umman, 2013’te de dönemin başkanı Obama zamanında İran nükleer anlaşmasının müzakere sürecinde gizli görüşmelere ev sahipliği yapmıştı. Pompeo ayrıca İran’ı gerginliği düşürmeye ikna etmeleri için Avrupalı yetkililerle de görüştü. Öte yandan Trump Yönetimi içinde İran’la savaşma konusunda da bölünme yaşanıyor. İçeriden gelen baskılar, Trump istemese bile etrafındakilerin savaşa girmeye hevesli olduğu sinyalleri veriyor.

Washington Post ise Trump Yönetimi’nin Çin teknoloji devi Huawei’yi ulusal güvenlik gerekçesiyle kara listeye alma kararının yol açacağı sonuçlarla ilgili bir habere yer veriyor. Gazetenin görüşlerine başvurduğu Çin uzmanı Scott Kennedy, kararın sadece Huawei açısından değil, tüm dünyada Huawei’nin ürettiği ekipmanlarla işleyen ağlar için de yıkıcı etkileri olabileceği yorumunda bulunuyor. Yıllık 70 milyar dolarlık bütçeye sahip Huawei, her yedi doların bir dolarını Amerikan firmalarından parça almaya harcıyor. Kablosuz çip, anten ve işletim sistemi yazılımları için Amerikalı tedarikçilere bağlı olan Huawei’nin son teknoloji ürünü telekomünikasyon ekipmanı geliştirme kapasitesi büyük ölçüde zarar görebilir. Huawei sözcüsü Chasen Skinner, firmayla iş yapan Amerikan şirketlerinin de Trump’ın kararından zarar göreceğini, on binlerce çalışanın işinin ve küresel tedarik zincirinin dayalı olduğu mevcut işbirliği ve karşılıklı güvenin tehlikede olduğunu kaydetti. Öte yandan teknoloji sektörü uzmanları Huawei marka mobil cihaz müşterilerin, Google’ın Android yazılımını kullanan cihazlarının işletim sisteminde sorunlar yaşayabileceği uyarısında bulunuyor. Huawei’ye yönelik kısıtlamalar kapsamına alınması durumunda, Google, Android işletim sistemi güncellemelerini gerçekleştiremeyebilir.

Wall Street Journal ise tedarik zincirleri Çin’in kuzeybatısındaki Sincan bölgesinde bulunan bazı Batılı hazır giyim firmaları ve gıda şirketlerinin, kendilerini, Çin’in Müslüman Uygur azınlığı asimile etme çabalarının içinde bulduğunu yazıyor. Habere göre zorunlu eğitim programlarından geçirilen bölge halkı, aralarında Adidas, Kraft, Coca Cola ve Gap’in de bulunduğu şirketlerin fabrikalarına işçi olarak gönderiliyor. Etnik Müslüman Uygurlar, asimilasyon programı kapsamında mesleki eğitim almanın yanı sıra siyasi telkine, Komünist Parti ideolojisine, Çin dili ve Çin hukukunu içeren müfredata maruz kalıyor. Ancak fabrikaların ya da işçilerin programa karşı gelmeleri durumunda cezalandırılmaları söz konusu. Gazete, müşterileri arasında tanınmış konfeksiyon markalarının bulunduğu dünyanın en büyük hazır giyim üreticisi Hong Kong merkezli Esquel Group’u örnek veriyor. Esquel Group, pamuk tarlalarına yakın olmak için üç iplik fabrikası kurduğu Sincan’da 2017’den itibaren yerel yetkililerin işçi olarak Uygurlar’ı gönderdiğini bildiriyor. Dünyanın en büyük spor giyim ve ayakkabı markalarından Nike ise tedarikçilerine, Sincan pamuğu kullanıp kullanmadığını soruyor. Gazete, Pekin Hükümeti’nin Çin firmalarını Sincan bölgesinde istihdam yaratmaya teşvik ettiğini, ancak bu Çin firmalarıyla iş yapan Batılı şirketlerin asimilasyona maruz kalan Uygurlar’ın fabrikalarda çalıştırıldığından haberdar olmadığını kaydediyor.

Wall Street Journal bugün ayrıca Amerika’daki üniversitelere lisans eğitimi başvurusu yapmak için gereken SAT sınavını hazırlayan College Board kurumunun öğrencilerin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik şartları da değerlendiren bir “sıkıntı endeksi” uygulamayı planladığını bildiriyor. Habere göre College Board, SAT sınavını alan öğrencilerin etnik kökeni ve mensup oldukları sosyal sınıf yerine yaşadıkları ve okula gittikleri yerlerdeki suç ve yoksulluk oranını, konut fiyatları, ailevi durum gibi faktörleri değerlendirmeyi planlıyor. Amaç, zengin yaşıtlarıyla aynı imkanlara sahip olmayan yoksul azınlık öğrencilerin üniversite başvurusu sürecinde eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamak.Buna göre 100 puan üzerinden yapılacak notlandırma, zor ekonomik ve sosyal şartlar altında başarı sağlayan öğrencilerin üniversitelerin dikkatini çekmesini sağlayacak. Sıkıntı ya da zorluk endeksi olarak tanımlanabilecek puanlamada 50’nin üzerinde notlandırılan öğrenciler “dezavantajlı,” 50’nin altında kalanlarsa “imtiyazlı” olarak değerlendirilecek. Bu notlandırma, öğrencilere değil, sadece üniversitelere bildirilecek. Geçen yıl 50 üniversitenin başvuru paketi kapsamına aldığı bu yeni puanlama yönteminin bu yıl 150 üniversite tarafından kullanılması ve bu sayının giderek artması bekleniyor. Yale Üniversitesi, yeni puanlama sistemini kullanmaya başladığından bu yana kabul ettiği öğrencilerin sosyoekonomik çeşitliliğinin yüzde 20 oranında arttığını bildiriyor.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler