HABER

2018 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

- Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki: - "Otopark yönetmeliği yakında çıkacak" - "Şu anda imar planları yapmaya yetkili ondan fazla kurum varsa, Türkiye'de imarı takip edemezsiniz, çok zordur" - "Haksızlık kalktığında Paris Anlaşması'nı buraya getirip, yürürlüğe sokacağız, üzerimize düşen neyse onu yapmaya çalışacağız" - "Artık dünyanın bir an önce çevre konusunda adım atması ve birlikte çok önemli işler yapması zamanı geldi"

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, otopark yönetmeliğinin yakında çıkacağını belirterek, "Eskiden üç binaya bir otopark zorunluluğu varken şimdi her bağımsız birim için adeta bir otopark zorunlu hale geliyor." dedi.

Özhaseki, TBMM Genel Kurulunda bakanlığının 2018 yılı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Sanayi Devrimi ile insanların, artık şehirlere yoğun bir şekilde göç etmeye başladığına dikkati çekti.

Büyük şehirlerin oluşmasının, buradaki insanların daha çok tüketmesine ve çok kirletmesine neden olmaya başladığını dile getiren Özhaseki, "Çok üretmeye başladık, çok tüketmeye başladık. Eskiden az üretiyorduk, az tüketiyorduk ve çevreyi de kirletmiyorduk ama büyük şehirlerin oluşumuyla birlikte bu denge de bozuldu ne yazık ki." diye konuştu.

Özhaseki, hava, su, toprak ve enerjiyi kirletmemenin esas olduğunu, doğanın bir denge üzerinde yaratıldığını anlatarak, "Eğer bu denge bozulursa ve özellikle saydığım dört ana unsur kirletilirse yavaş yavaş başımıza felaketler gelmeye başlayabilir, kuraklıklar, seller, felaketler birbirlerini kovalar." değerlendirmesinde bulundu.

BM'nin yayınladığı rapora göre, 2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyara ulaşacağını belirten Özhaseki, israf çılgınlığının arttığını, devasa büyümenin, yaşamı ve ekosistemi zedelediğini vurguladı.

Özhaseki, 1850 yılından bu tarafa yapılan ölçümlerde dünya yüzey sıcaklığının 1 derece, deniz seviyesinin 19 santimetre, atmosferdeki karbondioksit oranının da yüzde 42 arttığını bildirdi. Özhaseki, artık dünyanın bir an önce çevre konusunda adım atması ve birlikte çok önemli işler yapması zamanının geldiğini ve geçtiğini dile getirdi.

Çevreyi, emanet olarak gördüklerine işaret eden Özhaseki, çocuklarına teslim edecekleri en kıymetli varlıklarının çevre olduğunu söyledi.

-"Nasıl arı çiçeklere zarar vermezse..."

Özhaseki, bakanlık olarak en çok zorlandıkları konunun, çevre-yatırım dengesi olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir taraftan yatırımlar yapılmak zorunda olan, gelişmekte ve kalkınmakta olan bir ülkeyiz, bir taraftan da o yapılan yatırımların çevreyi kirletmemesi ve tahrip etmemesi esas. İşte bu aradaki dengeyi kurmak bayağı zor gözüküyor. Ancak nasıl bir arı bal yapmak için çiçekler üzerinde gezer, polenleri toplar, sonra dünyanın en kıymetli yiyeceğini yaptığında çiçeklere zarar vermezse, işte yatırımlar hususunda da bizim bakanlık olarak gayretimiz aynı nokta üzerinde devam etmektedir.

Sadece AK Parti'li değil, birçok MHP'li, CHP'li hatta HDP'li arkadaşlara da teşekkürüm var. Çünkü çevrelerinde olan birtakım çevre tahribatları konusunda gece gündüz demeden beni arıyorlar, hepsiyle birlikte ortak olarak, o çevrede yaşanan felaketlerin üzerine gidiyoruz ve hepsinden de sonuç alıyoruz."

-Sıfır Atık Projesi

Bakan Özhaseki, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde başlatıp gelecek yıl Ankara'da tüm kamu kurumlarına yaygınlaştıracakları bir projelerinin, Sıfır Atık Projesinin bulunduğunu bildirdi.

Sıfır Atık Projesinde, önce kaynağında ayrıştırma yapıldığını, sonra en son kalan, organik olarak ortaya çıkan malzemeyi gübre haline getirdiklerini, dışarıya atık çıkmadığını anlatan Özhaseki, bunu gelecek yıl Ankara bünyesinde bütün kamu kuruluşlarında ve topluca yaşanılan yerlerde uygulamaya başlayacaklarını, sonra Türkiye'ye yaygınlaştıracaklarını belirtti.

Özhaseki, bakanlığının başlattığı bu çalışma sonucunda, 5 ay içerisinde 58 ton kağıt, 14 ton plastik, 3 ton cam, 1,5 ton metal toplandığını, bu kağıtlardan ve engel oldukları israf sayesinde 980 ağacı kurtarmış olduklarını anlattı.

Katı atık düzenli depolama tesisi sayısının 2002'de 15 iken bu yıl itibarıyla 87'ye ulaştığını ifade eden Özhaseki, bin 112 belediyenin katı atık düzenli depolama tesislerinden yararlandığını, yıl sonuna kadar 4 tesisin daha devreye gireceğini kaydetti.

Tıbbi atıklar konusunda eskiden herhangi bir şey yapmazken şu anda 3 yakma tesisi, 58 tıbbi atık sterilizasyon tesisinin güvenilir bir şekilde yönetildiğini belirten Özhaseki, 434 tehlikeli atık geri kazanım tesisi, 8 tehlikeli atık düzenli depolama tesisi bulunduğunu bildirdi.

Özhaseki, 2000'li yılların başında nüfusun sadece yüzde 35'ine hitap eden bölümde atık su arıtma hizmetleri verilirken bugün itibarıyla ülke nüfusunun yüzde 82'sinin dışarıya attığı atıkların hepsini temizleyerek doğaya verdiklerini anlattı.

Kurulu kapasitesi günlük 10 binin üzerinde olan arıtma tesislerinin çıkışına online izleme tesisi kurduklarını dile getiren Özhaseki, "2012'de 30 tesisle başlayan sürekli atık su izleme çalışmalarında entegrasyonu sağlanan tesis sayısı da günümüzde 220'ye yükselmiştir. Atık su arıtma tesisi yönetimlerini teşvik etmek amacıyla son 6 ayda, atık su arıtma tesislerinin enerji giderlerinin yüzde 50'sine tekabül eden 216 milyon lirayı bakanlığımız karşılamıştır. 2017'de 63 milyon lira daha belediyelerimize bu konuda yardım yapılacaktır." dedi.

Özhaseki, denizlerde bütünleşik kirlilik izleme çalışmasıyla, kirlilik ekolojik ve kimyasal kalite durumu izleme çalışmasının da yapıldığını, bu kapsamda 272 noktada denizlerdeki kirliliği izleme altyapısı kurulduğunu anlattı.

Bakan Özhaseki, 2002'de 151 olan mavi bayraklı plaj sayısının 2017'de 454'e ulaştığını dile getirerek, bu noktada dünya ikincisi olduklarını söyledi.

Hava kalitesi izleme ağı çalışmalarına da değinen Özhaseki, 2005'te 36 istasyonla başlatılan bu faaliyetin, bugün 81 ilde, 253 istasyona genişletildiğini vurguladı.

Özhaseki, egzoz emisyonlarının ölçümü hakkında da bilgi vererek, sürekli ölçüm sistemiyle büyük sanayi tesislerinden 270'inin ve bunlara ait 609 bacanın, bakanlığınca 7/24 gerçek zamanlı olarak takip edildiğini belirtti.

-"En önemli çevre sorunu"

Özhaseki, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin, insanlığın karşı karşıya kaldığı en önemli çevre sorunu olarak uluslararası gündemde de yer aldığına işaret etti.

Türkiye'nin, iklim değişikliğiyle mücadelede üzerine düşen görevi kararlılıkla yerine getirdiğini vurgulayan Özhaseki, 2004'te BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne ve 2009'da Kyoto Protokolü'ne taraf olduklarını anımsattı.

Bu kapsamda Ulusal İklim Değişikliği Stratejisini ve İklim Değişikliği Eylem Planı'nı da hazırladıklarını dile getiren Özhaseki, 21 Nisan 2016'da Paris Anlaşması'nı imzaladıklarını, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında yüzde 21'e kadar artıştan azaltım yapabileceklerini BM Değişiklik Sekretaryası'na bildirdiklerini anlattı.

-"'Onaylamıyoruz' diyerek, onlara da tavrımızı belli ettik"

Özhaseki, kurulmuş olan Yeşil İklim Fonu noktasında bir ihtilaflarının bulunduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

"Özellikle 1992'de yapılan BM'nin New York'taki toplantısına Türkiye'den giden temsilcilerimiz, oradaki sözleşmeler yapılırken, 'Biz gelişmekte olan ülke değiliz, gelişmiş ülkeyiz, bizi oraya yazın.' demişler ve öyle olduğu için de Ek 1'de emisyon azaltmak zorunda olan, Ek 2'de de finansman desteğinde bulunmakta olan ülkeler sınıfına yazılmışız. Arkasından, ek dışı olan ülkeler sınıfına geldiğimiz zaman ise bizi buraya şimdi almıyorlar, 'Siz hem para vereceksiniz hem de finansman desteğinde bulunduğunuz gibi teknoloji yardımında da bulunacaksınız.' diyorlar. 1991-1992'de giden arkadaşlarımızın hatası yüzünden Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Brezilya, Güney Kore, Hindistan, Singapur, Güney Afrika finansman desteğinden yardım alacak, Yeşil İklim Fonu'ndan, teknoloji desteğinden yararlanacak fakat Türkiye olarak biz oraya hem para vermeye hem de aynı zamanda teknoloji desteğinde bulunmaya devam edeceğiz. Bunu geçen sefer gittiğim Bonn'da, BM Genel Sekreteriyle yaptığım bir saatlik görüşmede uzun uzun izah ettim. Birçok dışişleri bakanıyla, çevre bakanıyla konuştuğumuzda hiç kimse kendi pastasından bizlere pay verilmesini istemediği gibi bizim oraya finansman desteğinde bulunmamızı ısrarla istiyorlar. Ben de çıkacağımızı söyledim. Ya bizi Yeşil İklim Fonu'na erişen ülkeler sınıfına alırsınız, ek dışı ülkeler sınıfına, ya da Paris Anlaşmasını Meclisimize getirip 'Onaylamıyoruz.' diyerek, tavrımızı belli ettik.

Hem az kirletiyoruz hem de yardım etmek, hem de emisyonu azaltmak zorundayız gibi zor bir durumla karşı karşıyayız. Ama haklı olduğumuz konuyu her platformda biz de izah etmeye, bu konuda ülkemizin iddialarını orada dile getirmeye de devam edeceğiz. İnşallah bu haksızlık kalktığında Paris Anlaşması'nı da buraya getirip, burada konuşup, tartışıp yürürlüğe sokacağız, üzerimize düşen neyse zaten onu yapmaya çalışacağız. Aslında bizim yaptığımız çalışmalarda çevreyi kirletmeme adına, küresel ısınma adına burada sadece bizi bağlayan Paris Anlaşması değil, biz ülke olarak zaten üzerimize düşeni yapıyoruz."

-"Sağlıksız, kimliksiz şehirler"

Özhaseki, çevre altyapısına yapılacak yatırımlarda belediyelerin desteklenmesinde önemli çalışmalarının bulunduğunu, son 15 yıl içerisinde 12 bin 477 projeye bakanlık olarak 1 milyar 511 milyon lira da şartlı nakdi yardım yapıldığını söyledi. Özhaseki, AB tarafından sağlanan mali yardımların 2007-2013 yıllarını kapsayan IPA 1 dönemiyle ilgili, Türkiye'ye çevre sektörü için 711 milyon avro bütçe tahsis edildiğini bildirdi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, 1950'lerden başlayan büyük şehirlere doğru akınlara, belediyelerin hazırlıksız yakalandığını, göçler karşısında ne yapacaklarını bilemediklerini, bazı belediyelerin bu konuyaideolojik yaklaştığını kaydetti. Özhaseki, 1950'li ve 1960'lı yıllarda başlayan bu göç dalgası karşısında belediyelerin tam bir hezimet yaşattığını ifade etti.

Özhaseki, "2000'lere doğru geldiğimizde, bir taraftan göç dalgası karşısında hazırlıksız yakalanmamız, bazen ideolojik tavırlarımız, bazen planlamalardaki geç yaklaşımımız, karşımıza üzücü bir tablo çıkarıyor. Birincisi, sağlıksız şehirlere sahip oluyoruz. İkincisi de kimliksiz şehirlere sahibiz. Bunu hepimizin kabul etmesi lazım. Şimdi bizim hep birlikte başımızı iki elimizin arasına alarak neler yapabileceğimizi konuşmamız ve bu konuda doğru adımlar atmamız gerekiyor." diye konuştu.

-"Böyle bir günahım yok"

Bütünleşik kıyı alanları planlamasının bitirilmesinde çok az eksikliklerinin kaldığını dile getiren Özhaseki, yakında otopark yönetmeliğinin çıkacağını bildirdi. Özhaseki, eskiden üç binaya bir otopark zorunluluğu varken şimdi her bağımsız birim için adeta bir otoparkın zorunlu hale geldiğini kaydetti.

Özhaseki, Türkiye'de son 100 yılda 6 ve üzerinde 56 deprem olduğunu, yüzbin kişinin hayatını kaybettiğini, 100 milyar dolar zararın olduğunu, Kuzey Anadolu fay hattının da şu anda tehlike olarak kapılarında durduğunu vurguladı.

İstanbul'da 2 bin 275 adet toplanma alanının tespit edildiğini ifade eden Bakan Özhaseki, "Eğer birisi bir yeşil alanı imara açıyorsa ondan büyük suç yok. Benim ne belediye başkanlığımda ne de şimdi yaptığım bakanlıkta böyle bir günahım yok. Bunun da sonuna kadar savaşını veriyorum. Herkesin duyarlı olması kadar güzel bir şey olamaz. Bu rezilliklerin önüne geçmenin tek yolu müşterek hareket etmek. İmarda müşterek sorumluluk var. Şu anda imar planları yapmaya yetkili ondan fazla kurum varsa, Türkiye'de imarı takip edemezsiniz, çok zordur." dedi.

Özhaseki, İdil, Sur ve Silopi'de yaptıkları çalışmaların fotoğraflarını da gösterdi.

(AA)

Geri Dön