28 Şubat davasında hükme tepkiler

TBMM 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu Başkanı Petek: - "28 Şubat darbesinin mahkum olmuş, müebbet hapis verilmiş sanıkları hakkında adli kontrolün yeterli olmayacağı kanaatindeyim" - "28 Şubat darbecilerine verilen mahkumiyet kararı, 28 Şubat'ın mağduru olup, cezaevinde yeniden yargılama bekleyenler için de ümit ışığıdır, yeni bir delildir" - HUDER Başkanı Kaya: - "Bu karar, demokrasimiz ve milli egemenlik açısından önemli bir kilometre taşı olmuştur. Diğer yandan, 28 Şubat sürecinin yargılamasının çok sonraya bırakılmış olması yeterli derecede tatmin edici olmamıştır. Doğrusu bu konuda mahkemeden önce milletin bir karar vermiş olduğunu, verilen bu mahkeme kararının gecikmiş olması nedeniyle sembolik bir değer taşıyacağını düşünüyorum" - Hukuk ve Değişim Derneği Başkanı Korkmaz: - "Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası üzerinden hüküm ihdası değerli ve hakkaniyetli bir netice lakin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen darbe sanıklarının adli kontrol hükümlerine tabi tutulması ise biz hukukçularda sukutuhayale sebebiyet vermiştir"

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek, "28 Şubat darbesinin mahkum olmuş, müebbet hapis verilmiş sanıkları hakkında adli kontrolün yeterli olmayacağı kanaatindeyim." dedi.

Petek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kararla 28 Şubat'ın darbe olduğunun tescillendiğini söyledi.

Sanık sayısının önemli olmadığını, 28 Şubat darbesinde rol alan "Batı Çalışma Grubu" (BÇG) adlı illegal yapılanmanın tescil edildiğini kaydeden Petek, "21 sanık mahkumiyet kararı aldı ki önce ağırlaştırılmış müebbet, sonra müebbete dönüştürülmesi o kadar önemli değil. En ağır cezayı almış oldular. Bu da yargımız açısından bir dönüm noktası, son derece önemli." diye konuştu.

Petek, 28 Şubat'ın artık gayrimeşru, gayri hukuki, suç teşkil eden bir eylem olarak tarihe geçtiğini vurguladı.

Bununla birlikte, mahkemenin, Türk Ceza Kanunu'ndaki en ağır cezayı verdiği 21 sanık hakkında tutuklama tedbiri uygulamadığını belirten Petek, bunun çok önemli bir eksiklik olduğunu ifade etti.

Petek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki tutuklama nedenlerine bakıldığında ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına çarptırılan sanık kaçacak kabul edilir ve kaçmaması için de kararla birlikte tutuklanır. Yargıtaya dosyası temyize tutuklu olarak gönderilir. Burada isabetli bir karar verilmediğini düşünüyorum. Yarın bu 21 sanık yurt dışı yasağı olmasına rağmen bir şekilde kaçarsa bunun vebali bu kararı verenlerin üzerinde olacaktır. Bu konuda tutuklama kararı verilmemekle son derece isabetsiz bir karar verildiğini düşünüyorum çünkü bakın, darbe sanıkları fırsat bulduğunda kaçıyorlar.

15 Temmuz darbe sanıklarının bir kısmı sanık sıfatını dahi almadan yurt dışında soluğu alıyorlar. Bir kısmı tahliyelerinden sonra yurt dışına kaçtılar. Böyleyken 28 Şubat darbesinin mahkum olmuş, müebbet hapis verilmiş sanıkları hakkında adli kontrolün yeterli olmayacağı kanaatindeyim. Ayda bir defa imza atma zorunluluğu getiriliyor ki bir ayda dağlar taşlar aşılır, sanıklar kaçar veya kaçırılabilir. Verilen hükümle uygulanan tedbirin uyumlu olmadığını düşünüyorum. Onun dışındaki kararlar yasaya uygun."

Petek, beraat kararı verilen 68 kişiye ilişkin, "Özellikle esas hakkındaki mütalaada mahkumiyeti istenen ama beraati istenen sanıklarla ilgili iddia makamının itiraz edeceğini düşündüğünü" ifade ederek, "Bu sayede mahkumiyet sayısı artabilir." dedi.

28 Şubat'ın çok sayıda mağduru bulunduğuna işaret eden Petek, şöyle konuştu:

"Özellikle 28 Şubat darbesinin o gün için güçlü aktörlerinin verdiği brifinglerle yargı yoluyla haksız hapis cezalarına çarptırılanlar var. Bir kısmının cezaları hala infaz oluyor. Geçmişte yeniden yargılama talepleri de reddedildiği için yürürlükteki mevzuata göre bu kişiler haksızlığa uğradıkları, adil yargılanmadıkları için feryat ediyorlar. 28 Şubat darbecilerinin mahkumiyetleri, cezaevlerinde haksız olarak yattıklarını iddia eden kişiler için yeni delil niteliğindedir.

Yeni delil olduğu zaman yargılama yenilenebilir. Bugün itibarıyla 28 Şubat darbecilerine verilen mahkumiyet kararı, 28 Şubat'ın mağduru olup, cezaevinde yeniden yargılama bekleyenler için de ümit ışığıdır, yeni bir delildir."

- "Olumlu karşılanmalı"

Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Başkanı Hüseyin Kaya da 28 Şubat süreciyle ilgili mahkemenin verdiği kararın, 28 Şubat'ta sivil siyasete müdahale olması, milli iradenin hasar görmüş olması nedeniyle olumlu karşılanması gerektiğini söyledi.

Kaya, "Bu karar, demokrasimiz ve milli egemenlik açısından önemli bir kilometre taşı olmuştur. Diğer yandan, 28 Şubat sürecinin yargılamasının çok sonraya bırakılmış olması, yeterli derecede tatmin edici olmamıştır. Doğrusu bu konuda mahkemeden önce milletin bir karar vermiş olduğunu, verilen bu mahkeme kararının gecikmiş olması nedeniyle sembolik bir değer taşıyacağını düşünüyorum." diye konuştu.

Hapis cezası alan sanıkların tutuklanmamasının çok yadırganacak bir durum olmadığını ifade eden Kaya, daha az cezalarda tutuklama kararları verilmesi ve sanıkların temyiz aşamasını tutuklu geçirmesinin şaşırtıcı olduğunu kaydetti.

- "Ağırlaştırılmış müebbet değerli ve hakkaniyetli bir netice"

Hukuk ve Değişim Derneği Başkanı Eyüphan Korkmaz da 28 Şubat darbesinin yargısız bırakılmamasının, yargılamanın kararlılıkla sürdürülmesinin, yargılama sürecinde kısmen de olsa tutukluluk süresinin mevcudiyetinin değerli olduğunu söyledi.

Korkmaz, "Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası üzerinden hüküm ihdası değerli ve hakkaniyetli bir netice lakin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen darbe sanıklarının adli kontrol hükümlerine tabi tutulması ise biz hukukçularda sukutuhayale sebebiyet vermiştir." ifadelerini kullandı.

Şeklen mevcut ancak fiilen olmayan bir hükmün caydırıcılık gücünün de olmayacağı kanaatini taşıdıklarını belirten Korkmaz, "Cezaların caydırıcılığı unsuru olmadan hayat bulması ve toplumda makes bulması mümkün olmayacaktır." dedi.

Korkmaz, özellikle on binlerce 28 Şubat mağduru mevcutken toplumda, devlette ve siyasette çok derin yaralar bırakan ve sivil inisiyatifin asker zihniyeti karşısında öz güven kaybına sebebiyet veren bu tür darbe kalkışmalarının en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğine inandıklarını vurguladı.

28 Şubat'ın devlet erkleri tarafından çok daha önce cezalandırılmış olması halinde belki de 15 Temmuz gibi vakaların yaşanmayacağına işaret eden Korkmaz, "Her darbe girişimi, bu millete, bu vatana ve ülküsünde birleştiğimiz bu devlete en büyük ihanettir. Bu ihanetin de her anlamda cezalandırılması gerektiğine inanıyoruz. Toplum vicdanını tatmin etmeyen ilk derece mahkemesinin kararının üst yargı mercilerince bozulacağına inanıyorum." diye konuştu.

- "Anlamlı buluyorum"

Müdahil avukatlarından Emrullah Beytar da gerekçeli kararın çıkmasının ardından "fotoğrafın daha net görüleceğini" ifade ederek, "Delillerden yola çıktığımız zaman kararın dosya muhtevasıyla uygun olduğu düşüncesindeyiz. Şahsen 30-31 sanığa ceza verileceğini tahmin ediyordum. 10 kişi hakkında da zaman aşımından düşme kararı verildi." dedi.

Beytar, yargılama konusunun 20 yıl önceye ilişkin olduğunu, birçok sanık için darbeye iştirak ettiğine yönelik delil elde etmenin geçen zaman dolayısıyla kolay olmadığına dikkati çekerek, "Ancak toparlanan deliller göz önünde bulundurulduğunda verilen kararın dosyayla uygun olduğu düşüncesindeyim. Türkiye hukuk ve demokrasi tarihinde ilk olması hasebiyle de anlamlı buluyorum. Evrensel hukuk ilkelerine uygun bir yargılama yapıldığı açık." diye konuştu.

"Kararın yanlış olmadığını" belirten Beytar, sanıklara müebbet hapis cezası verilmesine karşın tutuklama kararı çıkmaması konusunda, "Türkiye'deki yargı uygulamalarına bakıldığı zaman normal bir karar olmadığı açık ancak sanıkların sağlık ve yaş durumu göz önünde bulundurulduğunda çok da tuhaf bir karar olmadığı düşüncesindeyim." değerlendirmesinde bulundu.

- "Beklentileri karşılamaktan uzak"

Müdahil avukatlarından Mehmet Sarı da mağdurlar ve davaya katılanlar olarak kararı takdir etmediklerini söyledi.

28 Şubat'ın bir kuşağın geleceğini tam anlamıyla kararttığı gerçeğinin gözden uzak tutulduğunu ifade eden Sarı, mağduriyetlerin sadece Batı Çalışma Grubu'ndan kaynaklanmadığını dile getirdi.

Sarı, 28 Şubat'ta hayatın tamamının kuşatıldığını anlatarak, "28 Şubat'ın tam anlamıyla hesabının sorulduğunu ifade etmek güç. 68 beraat, 10 sanık hakkında zaman aşımından düşme kararı birlikte değerlendirildiğinde verilen karar, kamu vicdanını ve dönemin mağdurlarının beklentilerini karşılamaktan uzak." diye konuştu.

Müebbet hapis cezasına çarptırılan sanıkların tutuklanmamasını da eleştiren Sarı, "Suçun niteliği dikkate alındığında sanıkların tutuklanması yönünde karar ihdas edilebilirdi." dedi.

Bir diğer müdahil avukatı Yunus Akyol da mahkemenin kararıyla 28 Şubat'ın darbe olduğunun hukuken tescillendiğini belirterek, "Ancak bu kadar ağır bir karara karşın tutuklama çıkmaması da sıkıntılı bir durum." şeklinde konuştu.

Mahkemenin kararında sağlık ve yaş gerekçe gösterilerek tutuklama kararı verilmediğini hatırlatan Akyol, TCK'deki en ağır cezaya çarptırılan sanıklar için uygun görülen adli kontrol tedbirlerinin de yetersiz kalacağını ifade etti.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler