5 yılda 500 kadın namus cinayetine kurban gitti

5 yılda 500 kadın namus cinayetine kurban gitti

ANKARA(ANKA) - Türk Tabipleri Birliği, cinsiyeti nedeni ile toplumun "kadına" biçtiği rol ve beklentilerin, kadınların sağlık haklarına da yansıdığını belirtti. Türk Tabipleri Birliği'nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Raporu'na göre gebelik, doğum ya da loğusalık döneminde yaşanan komplikasyonlara bağlı olarak yılda 585 bin anne ölümü meydana geliyor. Dünyada her yıl 15 milyondan fazla kadının, yaşamlarının geri kalan kısmında doğum ve gebeliğe bağlı yaralanma ve sakatlık sorunları devam etmektedir.

Türk Tabipleri Birliği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlediği raporu basın toplantısı ile açıkladı. TTB adına konuşan Hülya Biriken, kadın ve erkeklerdeki sağlık sorunlarının farklı olduğunu söyleyerek "Kadınlar daha uzun süre yaşarlar ancak daha fazla hastalık ve sağlık riski taşırlar. Kadının hastalık yükü yüzde 36.6 iken, erkeğin hastalık yükü yüzde 12.3'tür" dedi. Biriken erken evlilikler ve gebelikler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kadın kanserleri, yaşlılık ve kadın sağlığı, kronik hastalıklar, beslenme, acil bakım, sağlık bakımına ulaşım ve kadın, cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı sağlık sorunları; kadına yönelik şiddet, cinsel taciz ve tecavüz, namus cinayetleri gibi sorunların kadınların yaşadıkları sorunların başında geldiğini ifade etti.

-YILDA 585 BİN ANNE ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞİYOR-
TTB Merkez Konseyi Üyesi Hülya Biriken Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF'in 1990 tahminlerine göre, gebelik, doğum ya da loğusalık döneminde yaşanan komplikasyonlara bağlı olarak yılda 585 bin anne ölümü meydana geldiğini belirterek "Bu ölümlerin yüzde 99'u gelişmekte olan bölgelerdedir. Yine Dünya Sağlık Örgütü tahminlerine göre, dünyada her yıl 15 milyondan fazla kadının, yaşamlarının geri kalan kısmında doğum ve gebeliğe bağlı yaralanma ve sakatlık sorunları devam etmektedir" dedi. Her gebeliğin kadın için ölüm riski taşıdığını dile getiren Biriken, "Gelişmiş bölgelerde anne ölüm oranları, 100 bin canlı doğumda ortalama olarak 50'nin çok altındadır. Gelişmekte olan bölgeler ise, 100 bin canlı doğum için 500 ile 1000 arası anne ölümü rapor etmektedir. Türkiye'de 1998'de yapılan bir çalışmaya göre "Anne Ölüm Hızı" yüz bin canlı doğumda 49 bulunmuştur. Bu araştırmada dikkat çekici nokta, her 5 anne ölümünden 4'ünün önlenebilir ölüm olarak değerlendirilmesidir" diye konuştu.

Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının en çarpıcı olumsuz sonucunun ise sağlık hizmetlerinden yararlanmada ortaya çıktığını dile getiren Biriken, kadının toplumsal statüsü ve doğurganlığı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu savundu. 1998 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması İleri Analiz Sonuçlarına göre, kadının öğrenim düzeyi yükseldikçe doğum öncesi bakım alma ve sağlıklı koşullarda doğum yapma oranlarının da arttığını kaydeden Hülya Biriken "Eğitim düzeyi çok düşük olanlar arasında doğum öncesi bakım alma yüzde 37.6, sağlıklı doğum oranı yüzde 54.8 iken, ortaokul ve üzerinde öğrenim görmüş olanlarda bu oranlar sırası ile yüzde 96.0 ve yüzde 99.7'dir" dedi.

-5 YILDA 500 KADIN NAMUS CİNAYETİNE KURBAN GİTTİ-
Kadına yönelik şiddetin, öncelikli olarak bir halk sağlığı sorunu olduğunun altını çizen Biriken, "Tüm dünyada, kadınların yüzde 10 ile 50'den fazlası yaşamlarında yakın partnerleri tarafından fiziksel istismara maruz kaldıklarını bildirmişlerdir.Şiddetin ortak sağlık sonuçları; her türden yaralanmalar, kronik ağrı belirtileri, pelvik enfeksiyon (PID), istenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, depresyon, ve anksiyete bozuklukları gibi sağlık sorunlarını içermektedir" dedi.

Türkiye'de var olan ve kadına yönelik şiddetin en uç noktası olan "namus cinayetleri"nin dikkat çekici düzeyde olduğunu söyleyen Biriken, "Ülkemizde, resmi kayıtlarda 2000-2005 tarihleri arasında namus cinayeti nedeniyle öldürülen yaklaşık 500 kadın olduğu bildirilmektedir. Ancak, bu suçu tanımlamak pek de kolay olmadığından gerçek rakamın bundan daha fazla olduğu söylenebilir" dedi. Özellikle Türkiye'nin kırsal yörelerinde uygulanan bekaret kontrolünün ise kadının insan hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini savunan Biriken tecavüz olguları dışında bekaret testinin yapılmamasının gerektiğini bildirdi. TTB MK Üyesi Hülya Biriken Türkiye'de sağlık hizmetlerinde, bölgeler arası ve cinsiyetler arası farklılığı giderici yaklaşımların uygulanması gerektiğine işaret ederek "Bu amaçla sağlık hizmet yatırımlarının yapılması gerekmektedir. Kadın sağlığında, çocukluk, doğurganlık dönemi, menopoz-menopoz sonrası dönem ve yaşlılık dönemine kadar uzanan bir bütünlük içinde, var olan ve potansiyel sağlık sorunlarının ele alınması ve verilecek hizmetlerin de bu açıdan "süreklilik" göstermesi gerekir" dedi.(ANKA)