HABER

AB-Çin Yatırım Anlaşmasına ABD Tepkisi

Yatırım anlaşmasının koşullarının, taraflar arasında bu tür bir anlaşmaya daha önce tepki göstermiş olan ABD’de rahatsızlık yaratması bekleniyor

AB-Çin Yatırım Anlaşmasına ABD Tepkisi

Çin ve Avrupa Birliği arasında geçtiğimiz hafta yapılan yatırım anlaşmasına ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Anlaşma Avrupalılar’ın Çin medyasına ve eğlence sektörüne yatırım yapmasına kısıtlama getiriyor; Çin firmalarının Avrupa firmalarına yatırım yapmasını ise engellemiyor.

Anlaşmayı eleştiren çevreler, Çin’in Avrupa’da dezenformasyon ve propaganda kampanyaları konusunda gittikçe artan endişeye rağmen, Cuma günü açıklanan AB-Çin Kapsamlı Yatırım Anlaşması’nın, Çin firmalarına medya sektöründe önemli bir avantaj sağladığını belirtiyor.

Tarafların ilk olarak Aralık ayında imzaladığı anlaşma Washington’un da tepkisini çekti. Anlaşmaya varılmadan günler önce ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan paylaştığı bir Twitter mesajında, Avrupa’ya müzakereleri erteleme çağrısında bulunarak, “Avrupalı ortaklarla Çin’in ekonomik uygulamaları konusundaki ortak kaygılarla ilgili erken aşamada istişare” çağrısında bulundu.

Hem ABD hem de Avrupa’da anlaşmayı eleştirenler, Pekin’in Hong Kong’daki demokrasi yanlısı hareketi baskılamaya devam ettiği ve insan hakları örgütlerine göre Çin Komünist hükümetinin bir milyondan fazla Uygur’u gözaltında tuttuğu bir dönemde, anlaşmanın Çin’e Avrupa piyasalarına ayrıcalıklı erişim imkanı vereceği görüşünde.

Eleştiriler artıyor

Anlaşmanın kabul edilmeden önce çeşitli aşamalardan geçmesi ve Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanması gerekiyor. Medyaya ve eğlence sektörüne yatırım erişimine ilişkin kurallar, bazı Avrupalı milletvekillerinin ve özellikle Avrupa Parlamentosu’ndaki en büyük parti grubuna sahip olan merkez sağdaki Avrupa Halk Partisi (EPP) üyelerinden gelen eleştirilerin hedefinde.

Avrupa Halk Partisi yaptığı yazılı açıklamada, Avrupa Birliği komiserlerine “hükümetlerin kontrolunda bulunan ya da hükümetler tarafından fonlanan medya şirketlerinin Avrupalı medya şirketlerini satın almalarını engelleyecek ve AB genelinde geçerli olacak bir sistem geliştirmeleri” çağrısında bulundu.

Çin Avrupalı medya şirketlerine son 10 yıl içinde yaklaşık 3,5 milyar dolarlık yatırım yaptı. AB yetkilileri yatırım anlaşmasının yalnızca Dünya Ticaret Örgütü koşulları kapsamında AB’nin ve Çin’in üzerinde uzlaşma sağladığı erişim kurallarının çerçevesini çizdiğini belirtiyor.

Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcüye göre, anlaşma medya sektöründe Çinli yatırımcılara yeni haklar getirmiyor. Anlaşma koşulları, medya sektöründeki Çinli yatırımcıların Avrupalı yatırımcılarla aynı muameleyi görmesi ve benzer şekilde piyasaya erişim imkanına sahip olmasını öngörüyor. Ancak anlaşma Avrupalı yatırımcılara aynı hakları vermiyor.

Avrupa Parlamentosu’ndan liberal kanattan Fransız milletvekili Marie-Pierre Vedrenne, yatırım anlaşmasına ilişkin yeni ayrıntıların ortaya çıkmasından bu yana soru işaretlerinin arttığını söylüyor.

Fransız milletvekili, AB’nin Çin’e bir ortak gibi davrandığını ancak Pekin’in buna karşılık vermediğini belirtti. Diğer milletvekilleri de, Çin’in nüfuzunu takip eden ve devlet kontrolundaki Çin firmalarının Avrupa medyasına yatırım yaptığı zaman Çin’in yeni alımlara ilişkin yayınlarının daha olumlu hale geldiğini gösteren araştırmalara işaret ediyor.

Geçtiğimiz yıl yayımlanan ve Uluslararası İşler Derneği tarafından yönetilen MapInfluenCE adlı çalışma, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’daki kamuoyunun Çin’le ilgili daha olumlu bir imajın teşvik edilmesi, transatlantik ilişkilerin gerginleşmesi ve hassas konularla ilgili söylemin yeniden oluşturulmasına yönelik karmaşık propaganda çabalarının doğrudan hedefi olduğu sonucuna varmıştı.

Polonya, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti gibi çoğu Orta Avrupa ülkesi olan 11 üye devletin anlaşmaya ilişkin kaygıları devam ediyor. Bu ülkeler Çinli yatırımcılara farklı şekilde muamele etme hakkını da saklı tutuyor.

Biden yönetiminin hoşnutsuzluğu artabilir

Çin AB’nin önemli bir ticaret ortağı. Son 20 yıl içinde Avrupalı şirketler Çin’e 174 milyar dolar yatırım yaptı. Avrupa Komisyonu yatırım anlaşmasının piyasa erişimi genel olarak iyileştireceğini ve Çin’deki Avrupalı şirketler, yatırımcılar ve hizmet sağlayıcılar için de daha adil kurallar getireceğini belirtti.

AB Ticaret Komisyonu Başkanı Vladis Dombrovskis geçtiğimiz hafta yaptığı yazılı açıklamada, “Anlaşma, Çin’e yatırım yaparken AB’deki şirketlere daha fazla erişim imkanı ve daha fazla netlik sağlayacak olan açık ve uygulanabilir bir kurallar çerçevesi getiriyor” dedi.

Anlaşmayı eleştirenlerse medya konusunda eşit bir oyun sahası olmadığı görüşünde. Çin devleti kontrolundaki CCTV kanalları Avrupa çapında herhangi bir engelle karşılaşmadan yayın yapabiliyor; ancak Çin Avrupalı yayıncılara kısıtlamalar uyguluyor.

AB dışında İngiltere ve Çin de medya konusunda fikir ayrılığı içinde. Geçtiğimiz ay Pekin hükümeti, Şincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Müslüman Uygurlar’ın sistematik cinsel saldırıya uğradıklarına ilişkin bir dizi haber yayınlamasının ardından BBC World News’u yasakladı.

İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab bu durumu “medya özgürlüğünü kısıtlayan kabul edilemez bir adım” olarak niteledi. ABD Dışişleri Bakanlığı da kararı kınayarak bu adımın Çin’deki özgür basını baskılama kampanyasının bir parçası olduğunu belirtti.

Çin Ulusal Radyo ve Televizyon İdaresi (NRTA) BBC World News’un, “haberlerin doğru ve adil olması ve Çin’in ulusal çıkarlarına zarar vermemesi gerektiği ilkesi dahil olmak üzere yayın ilkelerini ciddi şekilde ihlal ettiğini” savundu.

Bu yıl başlarında İngiliz medya kuralları düzenleyicisi Ofcom, Çin’in devlet yayıncısı Çin Küresel Televizyon Kanalı’nın (CGTN) İngiltere’de yayın yapma ruhsatını iptal etti.

AB ve Çin arasındaki yatırım anlaşmasının ayrıntılarının, Biden yönetiminin AB’nin anlaşmadan vazgeçmemesi konusundaki hoşnutsuzluğunu artırması bekleniyor.

ABD Başkanı Joe Biden Pekin üzerindeki baskının artırılması konusunda Çin’e karşı birleşik bir cephe oluşturmak istiyor.

Uzmanlarsa AB ve Biden yönetiminin gittikçe daha iddialı hale gelen Çin konusunda nasıl bir tavır sergilenmesi gerektiği konusunda görüş birliği içinde olmayacağına ilişkin uyarılarda bulunuyor.

Geri Dön