HABER

"AB Yaptırımları Orantılı Olursa Doğru Bir Yaklaşım"

AB yaptırımları ne kadar olası ve kriz Washington’dan nasıl görünüyor? Düşünce kuruluşu Brookings Entitüsü’nün araştırma direktörü Michael O’Hanlon VOA Türkçe’ye değerlendirdi

Avrupa Birliği, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hamlelerine karşı atılacak adımlar konusunda anlaşmaya varamıyor. Son olarak AB Dışişleri Bakanları toplantısında Türkiye’ye yaptırım konusu gündemdeydi ancak uzlaşma kararı 10-11 Aralık'ta yapılacak liderler zirvesine bırakıldı.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel de "10 Aralık'ta Avrupa zirvesinde bir tartışma yapacağız ve elimizdeki araçları kullanmaya hazırız" derken yaptırımları işaret ediyordu. Peki AB yaptırımları ne kadar olası ve kriz Washington’dan nasıl görünüyor? Düşünce kuruluşu Brookings Entitüsü’nün araştırma direktörü Michael O’Hanlon VOA Türkçe’ye değerlendirdi.

AB’nin yaptırım olasılıklarıyla ilgili Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri gerekçe olarak gösteriliyor olsa da Suriye, Libya ve Rusya gibi diğer bölgesel sorunlar nedeniyle de Avrupa'nın Ankara’ya karşı tutumu sertleşti. Suriye’den Dağlık Karabağ’a, Türkiye’nin tutumuna dikkat çeken Michael O’Hanlon da bu nedenle yaptırım kararının belirli şartlarla doğru bir yanıt olacağını söyledi. O’Hanlon, "Suçun ölçüsü ve büyüklüğüne göre uygulanırsa, sonsuza dek uygulanması yerine gerektiğinde kaldırılabilecek bir yol sunarsa bence yaptırımlar doğru ve orantılı bir karşılık olacaktır" ifadelerini kullandı.

Ancak AB liderleri arasında bir birlik sağlamanın zor olduğu görüşü hakim. Bazı üye ülkeler, Ankara'ya yaptırım uygulama konusunda hala temkinli davranıyor. Türkiye’nin sismik araştırma gemisi Oruç Reis'in Kasım sonunda Doğu Akdeniz'de görev yaptığı yerden Antalya Limanı'na dönmesini karşı argüman olarak sunan bu ülkeler Almanya liderliğinde İtalya, İspanya ve Malta’dan oluşuyor.

Son olarak AB Dönem başkanı Almanya'nın Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Almanya Türkiye ile diyalog sürecinden yana" diyerek ülkesinin tavrını ortaya koydu.

Türkiye ve AB arasında yıllardır süren Suriyeli göçmen krizinin, Almanya’nın tavrında belirleyici olduğu öne sürülüyor. Almanya’nın yaptırımlara karşılık Türkiye'nin göçmenlere sınır kapılarını açmasından kaygı duyduğu belirtiliyor.

Michael O’Hanlon ise göçmen sorununun yaptırımlardan ayrı tutulması gerektiği görüşünde. O’Hanlon Türkiye’nin göçmen sorunlarını kontrol altına almak için harika bir iş çıkardığını ve takdiri hak ettiğini belirtti ancak yaptırımlarla göçmen meselesinin birbirine bağlanmaması gerektiğine işaret etti.

"Blinken anlayışlı yaklaşabilir"

Yaptırıma karşı olan ülkelerin bir diğer gerekçesi ABD’deki yeni yönetimin Türkiye’ye karşı alacağı tavrı değerlendirmek. Yani bir nevi “bekle ve gör” politikasından yana oldukları yorumları yapılıyor. Peki Doğu Akdeniz meselesini yeni ABD yönetiminin nasıl ele alması bekleniyor? O’Hanlon’a göre ortada çok fazla gösterge yok ancak Brookings uzmanı, Joe Biden’ın Dışişleri Bakanlığı için aday gösterdiği Antony Blinken’ı işaret etti ve "Tony Blinken, Suriye savaşı nedeniyle Türkiye'nin ne çok şey feda ettiğini ve neler çektiğini kesinlikle anlıyor. Bu anlamda biraz anlayışlı yaklaşabilir " yorumunda bulundu.

"Yaptırımlara boyun eğmeyiz " diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir Doğu Akdeniz konferansı düzenlenmesi önerisinin halen masada durduğunu vurgulayarak müzakere çağrılarını yineledi. Yunan basınında da Başbakan Kiryakos Miçotakis’in, "Denizde gerginlik olmaması kaydıyla tek konumuz olan kıta sahanlığı ve deniz bölgelerinin belirlenmesini konuşmaya hazırız" sözleri yankı buldu.

Ancak Michael O’Hanlon’a göre müzakerelerin sağlıklı ilerlememe olasılığı var; nedeni de Türkiye. Brookings Enstitüsü’nün kıdemli uzmanı, "Deniz tabanı kaynakları ve denizcilik kaynakları ile ilgili sorunların gerçekten karmaşık olduğunu düşünüyorum, bu da müzakerenin muhtemelen gerekli olduğu anlamına geliyor. Ancak, görüşme isteği gerçekte sadece Türkiye'nin kazanımlarını veya taleplerini ya da iddialarını en üst düzeye çıkarmak için bir bahaneyse, o zaman sağlıklı olmayacaktır" dedi.

O’Hanlon, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında son haftalarda iyice tırmanan gerilimi de değerlendirdi ve "Macron’un Fransa içişleriyle ilgilenmekten öte daha büyük hırsları var ve bu anlamda tam anlamıyla Fransız. Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki geçmişi de derin ve güçlü. Bu nedenle iki lider gerçekten kavgaya tutuşabilir" yorumunda bulundu.

Şimdi gözler yarın başlayacak AB liderler zirvesinde. Bazı diplomatlar, yaptırımlar meselesinin Mart ayındaki bir sonraki AB zirvesine kadar ertelenebileceği görüşünde. Almanya’dan sonra AB dönem başkanlığını devralacak olan Portekiz’e bu anlamda çok görev düşebilir.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön