HABER

ABD’li Yetkililerden Rusya ve Çin Mesajları

CSIS sempozyumunda konuşan Biden yönetimi yetkilileri ABD’nin Rusya ve Çin ilişkilerini değerlendirdi, olası tehditlere karşı transatlantik ittifakın önemine dikkat çekti

ABD’li Yetkililerden Rusya ve Çin Mesajları

Biden yönetiminden yetkililer, merkezi Washington’da bulunan düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nin iki günlük sempozyumunda, ABD’nin Rusya ve Çin ilişkilerini değerlendirdi. Yetkililer, olası tehditlere karşı transatlantik ittifakın önemine dikkat çekti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Avrupa ve Avrasya Bürosu Müsteşar Yardımcısı Christopher Robinson, Rusya ve hibrit tehditler başlıklı panelde konuştu.

Moskova’nın Soğuk Savaş sonrası düzeni reddettiğini saldırgan eylemleriyle gösterdiğini söyleyen Robinson, ‘’Rusya'nın, Ukrayna'nın doğusunda devam eden saldırganlığı, Ukrayna sınırları boyunca tehlikeli ve devam eden askeri yığınağı, Kırım'ı ele geçirmesi, yakın zamanda gördüğümüz gibi zararsız geçişi engellemesi, Gürcü topraklarında devam eden işgali, kendi toprakları dışındaki suikastları, muhalifleri zehirlemeleri ve karmaşık dezenformasyon kampanyaları, demokratik sistemlere olan güveni aşındırmak ve bu değerlere olan güveni, inşa ettiğimiz sistemleri, bu sistemleri tanıtmak ve savunmak için inşa ettiğimiz mimariyi gerçekten sarsmak için tasarlanmıştır’’ dedi.

Robinson’un ‘’zararsız geçişin engellemesi’’ açıklaması, geçen hafta Rusya’nın Karadeniz'de Kırım yarımadası açıklarında hak iddia ettiği sulardaki bir İngiliz savaş gemisini geri döndürmek için uyarı ateşi açtığı ve yakınına bomba attığı iddiaları üzerine geldi.

Rusya tehdidinin, Ukrayna'da görüldüğü gibi geleneksel askeri kampanyanın ötesine geçtiğini, nüfuz kazanmak ve istikrarsızlığı sürdürmek için kullanılan bir dizi hibrit aracı kapsadığını söyleyen Robinson, bu araçların hem resmi hem devlet dışı yollardan büyüdüğünü gördüklerini kaydetti.

ABD Dışişleri yetkilisi, ‘’İstihbarat şirketleri veya istihbarat örgütlerinin yanı sıra fidye yazılımı saldırılarında gördüğümüz gibi oligarklar ve organize suç grupları gibi resmi olmayan aktörler, ekonomik manipülasyon yaptı, yönlendirilmiş hedefli suikastlar, darbe girişimleri ve sabotajlar düzenledi. Hatta Kremlin'in doğrudan kontrolu olmadan faaliyet gösterebilecek ama Kremlin'in hedeflerini yerine getiren sivil toplum kuruluşları ve diğer gruplar da var’’ diye konuştu.

Christopher Robinson salgın döneminde de Rusya’nın dezenformasyon yayarak , Batı aşılarının etkinliğine olan inanç ve güveni sarsmaya, hastalığın veya pandeminin Batı tarafından kasıtlı olarak yaratıldığı suçlamalarına kadar birçok adım attığını da hatırlattı.

Biden yönetiminin Moskova ile istikrarlı ve öngörülebilir bir ilişki istediğini vurgulayan Robinson, ‘’Ancak Rusya'nın çıkarlarımızı, müttefiklerimizin ve ortaklarımızın çıkarlarını tehdit ettiği yerlerde harekete geçeceğimizi de açıkça belirttik. Hibrit tehditler, ABD’nin tepkisinin olması gerektiği ve olacağı bir alan’’ uyarısında da bulundu.

ABD Dışişleri yetkilisi Rusya’dan olası hibrit tehditlere karşı transatlantik ittifak olarak yapılması gerekenleri de sıraladı.

‘’Hibrit tehditlere karşı uluslararası kuralları ve normları savunmak için birlikte nasıl daha iyi çalışabileceğimizi gerçekten bulmalıyız. Kötü amaçlı nüfuz oluşturulma çabalarına karşı çıkmak için önce çabalarımızı güçlendirmemiz gerekiyor. Bu çabalar, yolsuzlukla mücadeleden, intifa hakkını ele almaya ve seçim güvenliğinin iyileştirilmesine kadar her şey olabilir’’ diyen Robinson, savunmada olmanın yeterli olmayacağını söyledi ve Rusya’nın faaliyetlerinin sekteye uğratılması gerektiğini vurguladı.

Bu anlamda, kötü amaçlı ve istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerde bulunan ülkelere meydan okunabileceğini ve bu eylemleri kamuoyuna göstererek etkinliklerini ve ülkelerin duruşunu baltalayabileceklerini söyleyen Robinson, son maddede Batı demokrasileri ile işbirliğine dikkat çekti.

Robinson, ‘’Rusya’nın gelecekteki kötü amaçlı nüfuz çabalarını caydırmak için daha güçlü bir transatlantik yaklaşıma ihtiyacımız var. Moskova başarılı olamayacağını, tehlikeli ve habis faaliyetlere devam ederse, çıkarlarını ilerletemeyeceğini, Batı ile istikrarlı ve öngörülebilir bir ilişkiye sahip olamayacağını anlamalı’’ ifadelerini kullandı.

Sempozyumdaki ‘’Bir Güvenlik Sorunu olarak Çin’’ başlıklı panelde de Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Çin ve Tayvan Direktörü ve Başkan’ın özel danışmanı Laura Rosenberger konuştu.

ABD'nin Çin ile rekabette yapmaya çalıştığı şeyin, aslında dünya demokrasilerini ve diğer ortakların birçoğunu Çin'in sunduğundan farklı bir olumlu teklif sunmaya teşvik etmek olduğunu kaydeden Rosenberger, ‘’Uluslararası kurallara dayalı düzene uygun, insanların hayatlarını en iyi şekilde yaşamalarına zemin hazırlayan ve birarada olduğumuzda daha etkili olacağımıza inandığımızı gösteren bir teklif. Örneğin Çin'in, ABD ve Avrupa'yı çeşitli taktiklerle kendi içinden bölmeye çalışan uzun bir geçmişi olduğunu biliyoruz. Bence ne kadar çok dayanışma sergilersek demokrasilerin değerini göstermede o kadar etkili olacağız’’ dedi.

Çin'in her yerde uluslararası kurallara dayalı düzenin temel ilkelerine meydan okuduğunu söyleyen Rosenberger, “Bu ABD ve son on yılda Avrupalı ortaklarımızla inşa etmek ve sürdürmek için çok çalıştığımız sistem için bir tehdittir. İster güvenlik alanında olsun, ister siber alanda olsun, ister Çin'in ordu modernizasyonu ve hızlı nükleer genişlemesi dahil askeri genişlemesi olsun, ister Güney Çin Denizi'ni askerileştirmesi olsun, ister Tayvan Boğazı'ndaki agresif faaliyetlere ilişkin haberler olsun, tüm bunların hepsi karşımızdaki kilit meseleler. Tüm bunlar sadece ABD için değil, dünyadaki birçok müttefikimiz için de büyük bir endişe kaynağı’’ diye konuştu.

Güvenliğin bugün, askeri alanın ötesinde pek çok şey ifade ettiğine de dikkat çeken ABD’li yetkili, ‘Bu nedenle güvenli tedarik zincirlerine sahip olmak, sahip olduğumuz kurallara dayalı düzen ile tutarlı bir geleceğe izin verecek demokrasi ile uyumlu teknolojilere sahip olmak, karşılaştığımız güvenlik sorununun kilit parçaları. Artık önemli olan birlikte çalışmak istediğimiz bazı pratik işbirliği alanlarını tanımlamak. Bu nedenle, örneğin, G7'nin taahhütlerinde, zorla çalıştırmayla ilgili olarak, tedarik zincirlerimizin zorla çalıştırmadan arındırılmasını sağlamak için gerekli adımlar atılması ve ele alınması gerektiğine inandığımız birkaç sektör belirledik. ABD geçen hafta Şincan'daki poli-silikon sektörü ile ilgili bazı adımlar attı. Bu taahhütleri yerine getirmek için daha pratik anlamda birlikte atabileceğimiz ilave adımlar üzerinde Avrupa'daki müttefiklerimizle birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz’’ ifadelerini kullandı.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön