HABER

"Adaya çıktığımızda ateş başlayınca hakikaten savaş olduğunu anladım"

Kıbrıs Gazisi Celal Cavit Yıldırım: - "Barış gücü olarak gideceğimizi sandım. Taşucu'nda hocalar dualar okudu. Bizi önce çıkartma gemilerine bindirdiler, bir kısmımız da helikopterle gitti. Gemiye bindiğimizde saat 03.30-04.00 gibiydi. Sabaha karşı adaya çıktığımızda ateş başlayınca hakikaten savaş olduğunu anladım" - "14 Ağustos sabahı saat 03.00'te yine kaldırdılar 'İkinci harekat başlıyor.' dediler. Helalleştik ve gittik. 3 gün de o muharebe sürdü. Benim kanaatime göre o savaş, bir meydan muharebesiydi" - Kıbrıs Gazisi Aydın Hekimoğlu: - "Magosa Limanı'ndan 500 mil açıldıktan sonra bizi geriye döndürdüler. İkinci harekat başladığı için 'İkinci bir emre kadar askersiniz.' dediler. O da 4 ay sürdü. 4 ay dolduğunda Mersin'e indim ama hala inanamıyordum, yine çağıracaklarını düşünüyordum. Tezkere alıp Çanakkale Biga'da yaşayan ailemin yanına gittiğimde, annemin öldüğünü öğrendim"

İSTANBUL (AA) - ANDAÇ HONGUR - Kıbrıs Gazisi Celal Cavit Yıldırım, 20 Temmuz 1974'te başlatılan Kıbrıs Barış Harekatı'na başlangıçta barış gücü olarak gideceğini düşündüğünü belirterek, "Taşucu'nda hocalar dualar okudu. Bizi önce çıkartma gemilerine bindirdiler, bir kısmımız da helikopterle gitti. Gemiye bindiğimizde saat 03.30-04.00 gibiydi. Sabaha karşı adaya çıktığımızda ateş başlayınca hakikaten savaş olduğunu anladım." dedi.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Yıldırım, Ankara'da 61. Piyade Alayı'nda askerliğini yaptığı sırada 15 Temmuz'da tümenin araziye toplandığını, subayların ise aileleriyle vedalaşmak için evlerine gönderildiğini öğrendiklerini, ertesi gün otobüslerle yola çıktıklarını söyledi.

Yıldırım, kendilerine Kıbrıs'a gideceklerinin söylendiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Tabii savaş olacağına benim aklım ermiyor, 19-20 yaşındayım zaten, barış gücü olarak gideceğimizi sandım. Savaş olabileceği aklıma gelmedi. Sırt çantalarımızı, her şeyimizi aldık Mersin'e gittik. Taşucu'nda hocalar dualar okudu. Bizi önce çıkartma gemilerine bindirdiler, bir kısmımız da helikopterle gitti. Gemiye bindiğimizde saat 03.30-04.00 gibiydi. Sabaha karşı adaya çıktığımızda ateş başlayınca hakikaten savaş olduğunu anladım."

Adaya çıktıktan sonra 20 Temmuz'dan 12 Ağustos'a kadar dağda savaştıklarını ve oldukça zor günler geçirdiklerini ifade eden Yıldırım, "Su yok, ekmek yok, imkan yok. Peksimet ve konserve vermişlerdi. Mermiler bittiğinde sırt çantamızı yeniden dolduruyorduk. Yeni askerler gelmişti, bizim üstümüz başımız perişan, bir dişlerimizin beyazı bir de gözlerimizin beyazı görünüyordu. 48 saat dinlendik. 14 Ağustos sabahı saat 03.00'te yine kaldırdılar 'İkinci harekat başlıyor.' dediler. Helalleştik ve gittik. 3 gün de o muharebe sürdü. Benim kanaatime göre o savaş, bir meydan muharebesiydi." diye konuştu.

- "'Babam, 'Biz seni şehit oldu biliyorduk' dedi"

Yıldırım, ikinci harekat bittikten sonra 19-20 Ağustos'ta, sivil kanallara geçmenin yasak olduğunu bildiği muhabere merkezine gittiğini ve ailesiyle görüşmek istediğini söylediğini ifade ederek, şunları anlattı:

"İstanbul'da evimizde telefon vardı. Girne Komutanlığı'nı aradım, evle görüşmek istediğimi söyledim. Mersin'deki askere sivil kanalı bağlamasını istedim, orada Adana şehirlerarasına bağlantı olduğunu biliyordum. Oradaki asker, 'Olmaz, beni atarlar.' dedi. Ben de ısrar ettim. Bir süre sonra bir kız 'Adana şehirlerarası buyurun.' dedi. 'Annem, babam merak eder, 2-3 aydır haberleri yok, bağlar mısın?' dedim. Allah razı olsun, bağladı. Babam açtı telefonu, 'Biz seni şehit oldu biliyorduk.' dedi. Babamla da annemle de görüştüm. Çok mutlu oldular. Adana'daki o kızın ismini alamadan kapattı telefonu, yoksa dönüşte ona muhakkak hediye alacaktım. Benim arkamdan benim üstteğmenim de görüştü. Birkaç ay sonra da Ankara telefon hattı açıldı ama ondan önce 3-4 ay kimseyle görüşmedik."

Kıbrıs'a gittiğinde 1 yıllık asker olduğunu ve Kıbrıs'ta 8 ay kaldığını dile getiren Yıldırım, "Şubat 1975'te terhis olduk ama 3. harekatı hep bekledik, son güne kadar. Evimizin olduğu Küçükköy'de meydana indiğim zaman bütün Küçükköy koştu, 'Gazi geliyor' diye. Ben de çok mutlu oldum." dedi.

- Anılarını kitapta topladı

Kıbrıs Gazisi Celal Cavit Yıldırım, döndükten 33 yıl sonra eşiyle beraber Kıbrıs'ı ziyaret ettiğini belirterek, "Ağlaya ağlaya gittim, ağlaya ağlaya geldim. Orada yaşadıklarım aklıma geldi, eşime anlattım, ben ağladıkça o da ağladı." diye konuştu.

Kıbrıs'taki anılarını bir romanda anlatan Yıldırım, Rauf Denktaş'ı çok sevdiği için de romanın kahramanına "Rauf Cesur" adını verdiğini sözlerine ekledi.

- "Türkiye'yi ne kadar seviyorsam, orayı da o kadar seviyorum"

Kıbrıs Gazisi Aydın Hekimoğlu da Gölcük Ana Üs Komutanlığı'nda askerlik yaptığı sırada İtalya'da bir tatbikata gittiklerini, tatbikatın ardından Mersin'e döndüklerini dile getirerek, tezkere almasına 8 ay varken Kıbrıs Barış Harekatı'nın olduğunu kaydetti.

Mersin'de adaya çıkarma olacağından haberdar olduklarını söyleyen Hekimoğlu, şöyle devam etti:

"Deniz yoluyla Kıbrıs'a ilk çıkan biziz. Bin 200 civarında asker vardı. 'Çıkarma olacak, gözünüzü dört açın.' dediler. Sabah karşı deniz suyu ile abdest aldık. Arkadaşa 'Ben de abdest alayım.' dedim. 'Deniz çok tuzlu.' dedi. 'Olsun, ölürsek abdestli gidelim.' dedim. Daha sonra göğüs hizasında suya atladık. Dalga bizi kenara atıyordu. Sonra karaya çıktık. Güneşin çıkmasıyla mermileri çıkardık. Ortalık ceset doluydu."

Hekimoğlu, yaralanan bir arkadaşını taşırken kendisinden su istediğini dile getirerek, "Bana 'Kanaması var. Kesinlikle su vermeyeceksin, su verirsen kanamadan ölür.' dediler. Sırtımda taşırken, öldüğünü fark ettim. Eğer öleceğini bilseydim zaten suyu kana kana verirdim." ifadelerini kullandı.

Harekat sırasında yaralandığını ve 21 gün hastanede kaldığını kaydeden Hekimoğlu, "Harekatın sona ermesinin ardından Kıbrıs'tan ayrılmak üzere gemilere bindirildik. Magosa Limanı'ndan 500 mil açıldıktan sonra geriye döndürüldük. İkinci harekat başladığı için 'İkinci bir emre kadar askersiniz.' dediler. O da 4 ay sürdü. 4 ay dolduğunda Mersin'e indim ama hala inanamıyordum, yine çağıracaklarını düşünüyordum. Tezkere alıp Çanakkale Biga'da yaşayan ailemin yanına gittiğimde annemin öldüğünü öğrendim." diye konuştu.

Yıllar sonra kendi imkanlarıyla Kıbrıs'a gittiğini belirten Hekimoğlu, "Merak ediyordum, rüyama giriyordu, unutamıyordum. İçimden derin nefes aldım gittiğimde. Türkiye'yi ne kadar seviyorsam, orayı da o kadar seviyorum." ifadelerini kullandı.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön