HABER

Adil Öksüz'ün serbest bırakılmasına ilişkin dava

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) sözde "Hava Kuvvetleri Komutanlığı imamı" olduğu belirlenen firari Adil Öksüz'ün serbest bırakılmasıyla ilgili 13'ü asker, 14'ü Emniyet Genel Müdürlüğü personeli ve biri eski başbakanlık müşaviri 28 sanığın yargılandığı davanın üçüncü celsesi sona erdi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunma yapan sanıklardan eski Başbakanlık Müşaviri Ali İhsan Sarıkoca, hakkındaki suçlamaların tamamını reddetti ve aleyhinde medya üzerinden bir algı operasyonu yürütüldüğünü söyledi.

Görevli olmamasına rağmen Kışla Jandarma Karakoluna gidip Adil Öksüz ile görüştüğü öne sürülen ve örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, suçluyu kayırma suçlarından yargılanan Sarıkoca, hakkındaki iddianamenin daha mahkemece kabul edilmeden medyaya sızdırıldığını, hedef haline getirildiğini, kendisi üzerinden bir operasyon gerçekleştirilmek istendiğini savundu.

2016'da turizim krizi dolayısıyla dikkatleri Türkiye'ye çekmek için dünyaca ünlü futbolcuların ülkeye davet edilmesine ilişkin bir projeye katkıda bulunduğunu aktaran Sarıkoca, şöyle devam etti:

"15 Temmuz'da bu projenin davetlisi olarak Antalya'ya gittik. 16 Temmuz'da Cumhurbaşkanımız dünyaca ünlü futbolcularla maç yapacak, böylece gözler Türkiye'ye çevirilecekti. 15 Temmuz'da Kahramankazan Belediye Başkanımız Lokman Ertürk, kardeşi ve ben Antalya'ya uçtuk. Bu, Başbakanlık Tanıtma Fonu'nun desteklediği, Cumhurbaşkanlığının himayesinde gerçekleştirilen bir programdı. Akşam üstü otele vardık. Kısa bir resepsiyon vardı. Dünyaca ünlü futbolcular oradaydı. Ardından yemeğe geçildi. Yemekte pekçok kişi vardı. O esnada sigara için dışarı çıktım. Bir iki gazetecinin İstanbul'daki ayaklanmaya ilişkin konuşmalarını duydum. Oradaki arkadaşlarla bu durumu değerlendirdik. Ben de bu sırada Serter'i (Olay tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli olan sanık Serter Koçak) aradım. Telefonda bana, 'Saçmalama, olmaz öyle şey' gibi bir şeyler dedi. Bir müddet sonra ben mi onu, o mu beni aradı bilemiyorum, yine görüştük. Bana, 'Dediğin bilgi doğru, gerçekten darbe oluyor. Bizi çağırdılar.' dedi. Bunun üzerine Genel Başkan Yardımcımıza bilgi verdim. Tedbirler alındı, koordinasyon sağladım."

- "Öksüz, duvarın dibinde oturuyordu"

Etkinliğe birlikte geldiği Kahramankazan Belediye Başkanı Ertürk'ün Ankara'ya dönmeye karar verdiğini belirten Sarıkoca, iki araçla saat 01.00 sularında Antalya'dan ayrılıp Ankara'ya hareket ettiklerini, yolda darbe girişiminin Akıncı Üssü'nden yönetildiğini öğrenen belediye başkanının, vatandaşların üsse gitmesi, tarlaların yakılması gibi bazı tedbirlerin talimatını verdiğini söyledi. Sabaha karşı Ankara'ya ulaştıklarını ifade eden Sarıkoca, bu sırada Lokman Ertürk'ün, Süleyman Soylu ile görüşmek istediğini, telefon numarası vererek Soylu ile Ertürk'ün görüşmesini sağladığını anlattı.

Soylu'nun talimatıyla Kazan İlçe Emniyet Müdürlüğüne geçtiklerini, Ertürk'ün burada edindiği bilgileri ilgili yerlere aktardığını söyleyen Sarıkoca, "Emniyete en son gelen ihbar, artık uçaklar kalkamıyor, herkes sivil kıyafetlerini giydi tarlalara doğru kaçıyorlar şeklindeydi. Kaçanları yakalamak üzere destek istendi. O andan itibaren başkanla oradan ayrıldık." dedi.

Bu arada bir televizyon kanalından Ertürk'e ropörtaj talebi geldiğini ifade eden Sarıkoca, Akıncı Kavşağı'na doğru hareket ettikleri sırada yolda sivil giyimli bir kişi gördüklerini, asker olduğunu öğrendikleri bu kişiyi, "Aslında Kazan halkı masumdu, şişman biri provoke etti, ondan ateş açıldı" demesi üzerine etkisiz hale getirip, polise teslim ettiklerini anlattı.

Bu olayın ardından dinlenmek için Eryaman'daki evine geçtiğini, birkaç saat dinlendikten sonra tekrar Kahramankazan'a geldiğini kaydeden Ali İhsan Sarıkoca, Öksüz'ü gördüğü ana ilişkin şunları anlattı:

"Şehit cenazeleri vardı. Ali muhtarın cenazesine katıldık. Namaz sonrası başka yapacak bir şey kalmayınca 'Eve gideceğim' dedim. Gitmeden önce Serter'i aradım. Bana tarlada darbeci askerleri yakalayacağını söylemişti. Durumunu merak ettim. Başına bir iş mi geldi diye düşündüm. Telefonumu açmadı. Tam arabaya binecekken beni aradı. Neden açmadığını sordum. Tarlada firari darbeci askerleri yakalamaya çalıştıklarını, karakolda olduğunu söyledi. Konum attı, yanına gittim. Gittiğim yer Kışla Jandarma Karakoluydu. Karakolda çok sayıda polis vardı. Ben sadece Serter'i tanıyordum. 5-10 dakika hasbihal ettik. Gece Antalya'dan dönerken Erol Olçok ve oğlunun şehit olduğunu öğrenmiştim. Üzerimde emeği çoktu. Bu beni çok etkiledi. Kırgın ayrılmıştık. O sırada karakola SAT'çılar getirildi. O günün psikolojisiyle kendimi tutamadım. Lanetleyici cümleler söyledim. Polis arkadaşlar beni sakinleştirdi, kamelya gibi bir yere oturduk. Adil Öksüz duvarın dibindeydi. Serter, 'İmammış, ilahiyatçıymış' diye söyledi. Ben dini eğitim almış biriyim. İlahiyatçı olduğunu duyunca çileden çıktım. Direkt yanına gittim. 'Bu nasıl Müslümanlık, sen hangi ayete dayandırarak bunları söyledin ki bu albayı malbayı hepsi toplandı başımıza bombalar...' bu minvalde birşeyler söyledim. Ben bunları söyleyince başını kaldırdı ve 'Biz böyle olmasını tasvip etmiyorduk' dedi. 'Nasıl tasvip etmiyorsun? Oldu işte, ben sana manzarayı anlatıyorum.' deyince Öksüz, masumların katledilemeyeceğine ilişkin bir ayet okudu. Bunun üzerine ben de söyledikleriyle yaptıklarının uymadığına ilişkin bir ayet okudum ve 'Ben hafızım. Bana ayet okuma. Sen bildiğin gerçekleri anlat, zaten dünyan harap oldu' dedim. Yüzüme bakarak, 'Ben hafız değilim' dedi. Ben de 'Sen bırak hafız olmayı Müslüman bile değilsin' dedim. 'Zerre kadar Müslümanlığın varsa devlete bildiklerini anlat, bir ihtimal ahiretini kurtarırsın.' deyince başını eğdi, bir şey söylemedi. Ben de yanından ayrıldım, arkadaşların yanına geçtim."

- "Bağırdım, çağırdım, küfrettim" Sarıkoca, Öksüz'ün yüzüne tükürdüğü, tokat attığı iddiaları sorulunca, "Kontrolsüz bir şeyler yaptım." dedi. Mahkeme başkanının, "Başına yüzüne tükürdüğünü söylemişsin." demesi üzerine Sarıkoca, "Nasıl ifade edeyim? Görüntüleri izleyin. Bağırdım, çağırdım, küfrettim, tükürdüm. 'Bizim alakamız yok.' deyince, 'Senin Fetöşün de öyle diyecek, Amerika'dan arayacak, Bizim ilgimiz yok diyecek' dedim. Küfrettim." diye konuştu. Sarıkoca, görevlerinin bitmesi üzerine Sertel ve beraberindeki polisleri alıp Kazan Belediyesine geçtiklerini, burada yüzünü yıkayıp kısa süre dinlenen polislerin belediyeden ayrıldığını, kendisinin de Kahramankazan'dan ayrılıp Eryaman'daki evine gittiğini söyledi.

Ali İhsan Sarıkoca, 15 Temmuz'dan sonra İstanbul'a gittiği yönünde iddianamede geçen tespitlerin hatırlatılması üzerine, İstanbul'a Erol Olçok'un cenazesine katılmak üzere gittiğini, namazdan sonra Eyüp'e geçtiğini, Taksim'de demokrasi mitingine katıldığını, ertesi gün Üsküdar'da çocukluk arkadaşlarıyla görüştükten sonra Ankara'ya döndüğünü anlattı.

Kızının örgüte bağlı bir kreşe gittiğinin hatırlatılması üzerine Sarıkoca, evine yakın olduğu için bu kreşi tercih ettiklerini, 17-25 Aralık sürecinin ardından kızını kreşten aldırıp Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okula kaydettiklerini savundu.

Sarıkoca, Bank Asya'daki hesabının sorulup, 17-25 Aralık sürecinin ardından hesapta para hareketi olduğunun hatırlatılması üzerine, hesabın İstanbul'da iş yeri açan kardeşi tarafından kullanıldığını, ödemelerden dolayı takibe düştüğünü, borcunu ödeyince de hesabı kapattığını söyledi.

- "Tanık olarak girdim, sanık olarak ayrıldım" Öksüz'ün serbest bırakıldığını İstanbul'dan Ankara'ya dönerken yolda öğrendiğini dile getiren Sarıkoca, bunun üzerine Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gülcü'nün yanına gidip konuştuğunu, Gülcü'nün talimatıyla Öksüz'ün yakalanması için bir ekip oluşturulduğunu ifade etti. Adil Öksüz'e ilişkin sosyal medya üzerinden de haberler yapılmasını sağladığını dile getiren Sarıkoca, "Acaba ben bunun peşine düştüğüm için mi başıma bunlar geldi? FETÖ'nün ilk operasyon çektiği kişilerden biriyim. 2012'de bir gece yarısı operasyonuyla görevden alındım." dedi.

Bir süre sonra kendisini uyuşturucu bürosundan bir polisin aradığını ve ifade için Sincan Adliyesine çağırdığını söyleyen Sarıkoca, başsavcıya tanık olarak ifade verirken, "Polisin görevi adliyeye teslim etmek. Adamlar adliyeye kadar getirip teslim etmiş." dediğini, bunun üzerine başsavcının "Sen polislerin avukatlığını yapma." diye bağırdığını, tartıştıklarını, tanık olarak girdiği adliyeden sanık olarak ayrıldığını öne sürdü.

Sarıkoca, sanık polis Serter Koçak ile tanışmalarına ilişkin de FETÖ'nün, Başbakanlık İletişim Merkezi'ni (BİMER) ele geçirip buradaki istihbarat havuzunu ele geçirmek istediğini, buna karşı çıktığı için emniyetçi Zeki Bulut ile tartıştıklarını, örgütün hedefi haline geldiğini, 4 ay boyunca peşine polis takıldığını, bu süreçte bir tanıdığı vasıtasıyla tanıştığı Koçak'ın kendisine yardımcı olduğunu, sadece o günlerde değil, öncesinde de defalarca görüştüklerini dile getirdi.

Görevli olduğu dönemde BİMER'i kurduklarını ifade eden Sarıkoca, "BİMER'den dolayı kamu yönetiminde çok düşmanım oldu. Hakkımdaki algı operasyonunda BİMER'den dolayı kazandığım düşmanların katkısı olduğuna inanıyorum." dedi.

Örgüt ile hiçbir bağının olmadığını, milli görüş çizgisinden geldiğini belirten Sarıkoca, suçsuz olduğunu söyleyerek beraatini istedi.

Savunmanın ardından mahkeme heyeti, yarın devam etmek üzere duruşmayı sonlandırdı.

Geri Dön