Af Örgütünden Suriye ve Rusya’ya Yönelik Savaş Suçu Açıklaması

Uluslararası Af Örgütü Suriye’de, Rusya ve rejim güçlerinin savaş suçları işlediğini belirterek Birleşmiş Milletlere, ülkenin kuzeybatısındaki sivillere insani yardım ulaştıran yaşam hattının kesilmemesi çağrısı yaptı

Af Örgütünden Suriye ve Rusya’ya Yönelik Savaş Suçu Açıklaması

Uluslararası Af Örgütü Suriye’de, Rusya ve rejim güçlerinin savaş suçları işlediğini belirterek Birleşmiş Milletlere, ülkenin kuzeybatısındaki sivillere insani yardım ulaştıran yaşam hattının kesilmemesi çağrısı yaptı.

Çoğunluğu, Ocak ve Şubat 2020’de olmak üzere İdlib, batı Halep ve kuzeybatı Hama’da sağlık merkezlerini ve okulları hedef alan 18 olaya ilişkin soruşturma yürüten Uluslararası Af Örgütü, soruşturma sonuçlarını bir raporda topladı. “Bizim için her yer tehlikeli: Suriye’nin kuzeybatısında hukuka aykırı saldırılar ve kitlesel boyutta yerinden edilme” başlıklı raporda Uluslararası Af Örgütü, Suriye’nin kuzeybatısında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlenmeye devam edildiğine dikkat çekti.

Hastaneler Hedef Alındı

Suriye içinde yerinden edilen 74 kişiyle görüşen UAÖ, görgü tanıklarının ifadeleri, video ve fotoğrafların yanı sıra uydu görüntüleri üzerinde yapılan uzman incelemeleri, sahadaki uçuş gözcülerinin verdiği bilgiler ve Rusya’yla Suriye hava güçleri arasındaki uçuş irtibatının dinlenmesiyle ortaya çıkan verilerle raporu hazırladı. Raporda yer alan bilgilere göre, savaş uçaklarının kokpitlerine ait ses kayıtları, Rusya ordusunun, bir hastanenin hizmet dışı kalmasına yol açan en az bir hukuka aykırı saldırıya katıldığına dair güçlü kanıtlar sunuyor. Yine raporda yer alan İdlib Sağlık Müdürlüğü verilerine göre, Aralık 2019 ve Şubat 2020 tarihleri arasında Suriye veya Rusya güçlerinin saldırıları sonucunda, İdlib ve Halep’te 10 sağlık merkezi zarar gördü veya yıkıldı. Bu saldırılarda dokuz sağlık çalışanı ve başka görevlerdeki personel öldü. Diğer onlarca sağlık merkezi de tamamen kapatıldı.

‘Yasak Silahlar Kullanıldı’

Raporda yer alan bilgilere göre, Suriyeli Çocukları Koruma Ağı, Ocak ve Şubat 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilen hava ve kara saldırılarında, 28 okulun vurulduğunu tespit etti. Suriye güçlerinin 25 Ocak’ta bir okulu havadan atılan varil bombalarıyla, 28 Şubat’taysa bir başka okulu karadan ateşlenen misket bombalarıyla hedef aldığı saldırılar da dahil olmak üzere bu dönemde, altı okula gerçekleştirilen saldırılar UAÖ tarafından incelendi. Af Örgütü, bu saldırılarda uluslararası hukukta kullanımı yasak olan misket bombaları kullanıldığı sonucuna vardı.

‘Uluslararası Hukuk İhlal Edildi’

Af Örgütü, Suriye ve Rusya güçlerinin sivilleri kasten hedef aldığını belirterek, uluslararası hukukun ciddi biçimde ihlal edildiğini ifade etti. Raporda ”Savaş suçları işleniyor. Buna benzer saldırıları emreden ve gerçekleştiren kişiler cezai sorumluluk taşımaktadır. Sağlık çalışanları ve çocuklar, saldırılara karşı sivil hedef veya sivil olma statülerinden kaynaklanan dokunulmazlıkların yanı sıra, silahlı çatışmalar sırasında özel korumalara da tabiidir. Üstelik, hedef alınan sağlık merkezlerinin birçoğu, BM’nin daha önce hangi yerlerin saldırıya uğramaması gerektiğine dikkat çekmek için Rusya, Türkiye ve ABD öncülüğündeki Koalisyon güçlerine bildirdiği çatışmasızlık listesinde yer alıyor” denildi.

‘İnsani Yardım Ulaştıran Yaşam Hattı Tehdit Altında’

BM Güvenlik Konseyi Temmuz 2014’te, Suriye’nin kuzeybatısına ve silahlı muhalif grupların kontrolü altındaki diğer bölgelere, Suriye hükümetinin onayı gerekmeksizin sınır ötesinden insani yardım ulaştırılmasına izin veren bir kararı oybirliğiyle çıkarmıştı. Kararın geçerlilik süresinin, 10 Temmuz’da dolduğuna vurgu yapan UAÖ şu uyarıları yaptı; “Suriye hükümeti ve müttefikleri bu düzenlemenin sonlandırılmasını ve insani yardımın Şam üzerinden ulaştırılmasını istiyor. Fakat bu durum, BM’nin ve BM’yle işbirliği yapan insani yardım kuruluşlarının yardımları zamanında ve sürekli bir biçimde ulaştırmasını son derece zorlaştırabilir. Suriye hükümeti, bürokratik zorunluluklarla devamlı olarak insani yardım faaliyetlerini sınırlandırmaya çalıştı. Ayrıca, hükümet, muhaliflerin kontrolündeki bölgelerle ilişkilendirilen insani yardım çalışanlarını ‘kara listeye’ aldı ve onlara zulmetti. Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) gibi silahlı gruplar da insani yardım örgütlerinin çalışmalarını etkili bir biçimde sürdürmesini engelledi.”

‘İç Savaşın En Kötü Günleri’

Raporda, İdlib’de, 5 Mart’taki ateşkes öncesinde gerçekleştirilen saldırılar sonucunda çoğunluğu defalarca yerinden edilmiş 1 milyon civarında kişi, yeniden kaçmaya zorlandığı ve son aylarda kötü koşullarda yaşamlarını sürdürdüklerine dikkat çekildi.

Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü Heba Morayef, İdlip’teki durumun Suriye savaşı boyunca yaşanan krizlerin en kötüsü olduğunu söyledi. Morayef, “Suriye’ye dokuz yıldır felaket getiren krizin standartlarıyla değerlendirildiğinde bile İdlib’te son saldırıların neden olduğu yerinden edilme ve insani acil durumun bir benzeri görülmedi. BM Güvenlik Konseyi, binlerce kişinin hayatının tehlikede olduğu bir süreçte, sınır ötesine insani yardım ulaştıran yaşam hattını kesmemelidir. Son dönemdeki saldırılar, sivilleri dehşete düşürmeyi ve yıldırmayı amaçlayan yaygın ve sistematik saldırılara ilişkin korkunç eğilimi devam ettirdi. Suriye ordusunun savaş suçları ve insanlığa karşı suçları işlemesini kolaylaştırdığını gösteren kanıtlara rağmen, Rusya hukuka aykırı hava saldırıları gerçekleştirmek de dahil Suriye hükümetine çok büyük askeri destek sağlamaya devam etti” dedi.

Morayef, ayrıca “BM yetkilileri daha önce İdlib’i insani açıdan bir ‘korku hikayesi’ olarak tanımlamıştı. Güvenlik Konseyi, siyasi hilelerin ardında yatan gerçeği görmez ve sınır ötesine insani yardım ulaştıran paha biçilmez yaşam hattını sürdürmezse, bu durum daha da ağırlaşır” ifadlerini kullandı.