Ahmet Davutoğlu, Selahattin Demirtaş'la yaptığı telefon görüşmesini 5 yıl sonra ilk kez açıkladı

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 6-8 Ekim olayları sırasında Selahattin Demirtaş'la gerçekleştirdiği telefon görüşmesini ilk kez anlattı. "Sayın Demirtaş’a telefonda bu konuda insanları tahrik eden konuşmalardan kaçının dedim." ifadelerini kullanan Davutoğlu, Demirtaş'ın da kendisinden operasyonların durdurulmasını istediğini belirtti.

Ahmet Davutoğlu, Selahattin Demirtaş'la yaptığı telefon görüşmesini 5 yıl sonra ilk kez açıkladı

AK Parti'den istifa ederek Gelecek Partisi'ni kuran eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, terör soruşturmasında tutuklanan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, 6-8 Ekim olaylarının patlak verdiğinde Demirtaş ile arasındaki telefon konuşmasını 5 yıl sonra ilk kez anlattı.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ'IN TUTUKLU YARGILANMASI

Karar gazetesine konuşan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demirtaş'ın tavrını pek çok kez eleştirdiğini ancak, Selahattin Demirtaş'ın tutuklu olmasına ne kendisinin ne de partisinin onay vereceğini söyledi. Demirtaş hakkında nihai hükümlerin verilmediğini belirten Davutoğlu, AİHM'in de serbest bırakılma çağrısını hatırlattı ve bu tutuklu yargılamaya onay veremeyeceğini dile getirdi.

Davutoğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;

'HDP'Yİ DEMİRTAŞ'I HEP ELEŞTİRDİM'

"Siyasi meseleye geldiğimizde, siyasi rakiplerimle siyasal alanda mücadele etmeyi hep tercih etmişimdir. Demirtaş’la ilgili çok şey söyleriz, siyasi olarak eleştiririz. Ki bende geçmişte çok eleştirdim. 6-8 ekim olayları hakkında da eleştirdim. 7 haziran sonrasında PKK “çatışmasızlık dönemi bitti” dediği zaman, PKK silahlı direnişe çağrı yaptığında buna karşı HDP'nin tutum almamasını eleştirdim.

'DEMİRTAŞ'IN DOKUNULMAZLIĞININ KALDIRILMASINA İZİN VERMEDİM'

Ama buna rağmen 7 hazirandan sonra HDP' ye giderek, ilk defa bütün parti liderleriyle görüşürken HDP lideri olarak eşbaşkan ve heyetiyle yerinde görüştüm. Bizim siyasi tarihte bir ilktir. Bütün bu çerçevede bakarım bu olaya. Dokunulmazlıkların kalkması sürecinde ise Nisan Mayıs aylarında çünkü kamu düzenini yok eden 6-8 Ekim de olduğu gibi ve en çok da bölgedeki Kürt vatandaşlarımızın haklarını ihlal eden çukur barikatlara karşı bir terörle mücadele yürütüyorduk. O zaman çıkıp açık şekilde kendim için kaldırmadığım dokunulmazlığı başka siyasiler için kaldırmam dedim ve dokunulmazlıkların bütün siyasilere teşmil edilebilecek şekilde genişletilmesini sağladım. Yani kendi dokunulmazlığımı kaldırmadan Başbakan olarak Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına izin vermedim. Benim de kalktı dokunulmazlığım o anda. O anda gerek Ak Parti içerisindeki genel hava, gerek toplumdaki genel hava sadece HDP'li siyasilerin dokunulmazlığının kaldırılması yönünde olduğundan bunu yapmadım. Bunu şunun için söylüyorum siyasi mücadele siyasi alandan yürür. Siyasi alandaki aktörlere saygıysa o aktörlerle görüş ayrılığı içinde olsam bile o aktörlere oy veren kim olursa olsun onlara o vatandaşlara saygı duyarım. Bu HDP için de geçerlidir, bu Vatan Partisi için de geçerlidir.

Bütün bunları şunun için söylüyorum ister Demirtaş olsun, ister kim olursa olsun bu ilkeler onlar için geçerlidir. Bu bağlamda tutuklu yargılamaya zaten esastan karşı olduğum için ve siyasi mücadelenin siyasal alanda olması gerektiğini düşündüğüm için Demirtaş’ın tutuklu olmasına ne ben ne partim bu çerçevede onay vermez yani olumlu görmez.

'YANLIŞ İŞLER DE MAZUR GÖSTERİLEMEZ'

Ama bunları kabul etmek Demirtaş’ın yanlış yaptığı işleri de mazur göstermeyi gerektirmez. Bütün o hendekler çukurlar kazılıp bölgedeki vatandaşlarımızın en temel hakları ihlal edilirken bunlara karşı tutum alamayan HDP yöneticilerinin de özeleştiri yapması lazım. Siyasetin hukuk tarafından ipotek altına alınmasını haklı olarak eleştiriyorsak, siyasetin örgüt tarafından ipotek altına alınmasını da eleştirmemiz lazım. Biz zaten eleştiririz de asıl HDP’nin bunu sorunsallaştırması lazım.

DEMİRTAŞ'LA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ

Demirtaş’ı Başbakanlık’ta kabul ettim diye eleştirildim. Legal bir partiyi Başbakanlık’ta kabul ederim dedim. Bu kadar da açık şekilde iyi niyetimi gösterdim. Bunu konuştuktan ve çözüm süreci yasalaştıktan sonra 6 ekimde Suriye’deki olaylar bahane edilerek Türkiye’nin şehirleri kana, ateşe boğuldu, insanlar hayatını kaybetti. O telefon görüşmesi o zaman yapıldı. Sayın Demirtaş’a telefonda bu konuda insanları tahrik eden konuşmalardan kaçının dedim.

'DEMİRTAŞ' OPERASYONLARI DURDURUN' DEDİ'

Efendim şimdi operasyonu durdurun. Öyle bir talep olur mu? Orada Batman alevler içerinde, kameralardan ben görüyorum. Ve kurban bayramında yapılıyor bu. Şimdi onların bu eylemleri yapma hakkı var, şehirleri kana ateşe boğma hakkı var, devletin kamu düzenini korumak için tedbir almak için hakkı yok öyle mi? Bu gelişmelerden sonra bütün güvenlik birimleri ve çözüm sürecini yürüten arkadaşlarla oturduk dedim ki 2015 Martına kadar çözüm sürecine sahip çıkacağız. Ne yapılması gerekiyorsa yapacağız ama mart ayında silahları bırakmaları şartıyla. Artık bu silahsızlanma yani ta 2013’de verilen bir sözdü eğer çözüm süreci başarıya ulaşmaz ve bu terör eylemlerine benzer 6-8 Ekim olaylarına benzer olaylar yaşanır ve vatanımızın bir köşesinde şehirler ateşe kana bulanırsa bir daha böyle bir kamu düzeni zaafı görmek istemiyorum. Gerekeni yapacaksınız ve hazır olacaksınız. Bu talimatı verdim."