Ahmet Hamdi Tanpınar, vefatının 58. yılında anıldı

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü'nün ev sahipliğinde Gülhane'deki Alay Köşkü'nde gerçekleştirilen etkinlikte Tanpınar'ın hayatı ve eserleri konuşuldu - Prof. Dr. M. Fatih Andı: - "Hiçbir şey 'Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında' mısrası kadar Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sosyal ve tarihi meseleler karşısındaki tutumunu ve konumunu açıklayamaz" - Prof. Dr. Handan İnci: - "Tanpınar'ın huzur kelimesini arayışı aslında 20. yüzyıla huzursuzluk yüzyılı demesinden kaynaklanıyor. Demek ki 'Huzur' 20. yüzyılın huzursuzluğunu anlatıyor bize"

İSTANBUL (AA) - Prof. Dr. M. Fatih Andı, "Hiçbir şey 'Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında' mısrası kadar Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sosyal ve tarihi meseleler karşısındaki tutumunu ve konumunu açıklayamaz." dedi.

Gülhane'deki Alay Köşkü'nde bulunan Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, edebiyatçı ve akademisyenler Tanpınar'ın hayatına ve eserlerine ilişkin bilgi verdi.

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün ev sahipliğinde gerçekleştirilen "Vefatının 58. Yılında Ahmet Hamdi Tanpınar" programının açılışında konuşan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayati Develi, Tanpınar'ın edebiyatçı, edebiyat tarihçisi, akademisyen ve sanatçı olduğunu söyledi.

Develi, eğitimine ve çalışmalarına ilişkin bilgi verdiği Tanpınar'ın da arasında bulunduğu edebiyatçıların, ilim adamı olarak bugünkü kültürün oluşmasına ciddi katkılar sağladıklarını ifade etti.

İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Hamdi Usta ise çok güzel bir etkinlik için toplanıldığını belirterek, "Ahmet Hamdi Tanpınar'ı iyi okumak ve iyi anlamak lazım." dedi.

Usta, "Yeni neslin okumalarını istiyorum. Bu toplantıdan sonra bu eserleri bir kere daha okursak Türkçe'nin ne kadar güzel kullanıldığını daha iyi anlayacağız." değerlendirmesinde bulundu.

- "Sanatkarlar yazmadıkları eserleriyle de büyüktür"

Programı yöneten Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Fatih Andı da "Biz 58 senedir Ahmet Hamdi Tanpınar'ı konuşuyoruz ama bitiremiyoruz." diye konuştu.

Andı, Cenap Şahabettin'in "Tanıdıkça sevmeye başladığınız adam büyük adamdır." ifadesinden yola çıkarak, şunları kaydetti:

"Konuştukça büyüyen adam büyük adamdır, gerçekten büyük sanatkardır, çünkü tükenmiyor. Küçük sanatkarların da bir milletin kültürüne sanatına kendi çapında yaptığı bir katkı vardır ama küçük sanatkarlar yazdıklarıyla sınırlıdır. Büyük sanatkarlar ise yazmadıkları, yazamadıkları, yazmaya cesaret edemedikleri, yazmaya vakit bulamadıkları, yazmayı istemedikleri eserleriyle ve düşünceleriyle de büyüktür."

Tanpınar'ın eserlerinde kullandığı dile ve üsluba dikkati çeken Andı, "Hiçbir şey 'Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında' mısrası kadar Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sosyal ve tarihi meseleler karşısındaki tutumunu ve konumunu açıklayamaz. Filhakika zaman, Tanpınar'ın hem şahsi ve hissi hem de sosyal ve fikri deryasının etrafında vurgaçlandığı ana odaklardan birisidir." ifadesini kullandı.

Doç. Dr. Dursun Ali Tökel ise Tanpınar'ın eserlerinden örnekler vererek, yıllar önce "Ahmet Hamdi Tanpınar" yerine "Ahmet hangi Tanpınar?" sorusunu sorduğunu aktardı.

Tökel, "O kadar çok Tanpınar vardı ki, özellikle mektuplarını, günlüklerini okuduktan sonra sadece ben değil hocam da Handan hocam da Orhan Okay hocam da herkes şok oldu. Mektupları ve günlükleri yayımlandı, başka bir Tanpınar çıktı karşımıza tuhaf bir adam çıktı karşımıza, pek de tanıdığımız kişi değildi." dedi.

Tanpınar'ın çalışmalarından ve eserlerinde bahsettiği sanatçıların sözlerinden örnekler veren Tokel, sanatın insana sükunet verdiğini, sanatın olmaması durumunda ortaya vahşetin çıkacağını ifade etti.

- "Huzur, 20. yüzyılın huzursuzluğunu anlatıyor"

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Handan İnci ise Tanpınar'ın bütün edebiyat ve düşünce dünyasını açabilecek anahtarlar olduğunu dile getirdi.

Bu anahtarların birbirlerine nasıl bağlandığını anlatan İnci, "Tanpınar'ın yaşadığı yüzyıl yani yüzyılın huzursuzluğu. Tanpınar'ın edebiyat ve düşünce dünyasına gireceğiniz zaman yaşadığı yüzyılı mutlaka aklınızda tutmalısınız." dedi.

Tanpınar'ın bir makalesinde 19. yüzyılı "saadet ve mutluluk yüzyılı" ve "insanlığın kendisine büyük keşiflerle inandığı bir yüzyıl" olarak tanımladığını anımsatan İnci, şöyle devam etti:

"Bu yüzyılın sonucu büyük bir savaşı ve yıkımı getirdi. İnsanın kendine olan inancı da sarsıldı ve 20. yüzyıla bir kelime kaldı, buhran ve huzursuzluk. Demek ki Tanpınar'ın huzur kelimesini arayışı aslında 20. yüzyıla huzursuzluk yüzyılı demesinden kaynaklanıyor. Demek ki 'Huzur' 20. yüzyılın huzursuzluğunu anlatıyor bize."

- "O güç bizim tarihimizdir, mazimizdir"

Doç. Dr. Mehmet Samsakçı da "Merdivende bir ayağın başka bir basamağa hamle yapabilmesi için diğer ayağın sağlam bir yerden güç alması gerekir. O güç de bizim tarihimizdir, mazimizdir." diye konuştu.

Tanpınar'ın büyük bir mazi yükünü okuyucuların sırtına yüklediğini ve sonrasında maziye çok ilgili görünmemek adına eşikte durmayı bilerek tercih ettiğini ifade eden Samsakçı, "Tanpınar başını koyduğu gibi uyuyanlardan olamazdı. Ancak böyle trajik olunuyor ve belki de tam bu yüzden büyük olunuyor." dedi.

Tanpınar'ın günlüklerinde ciddi bir huzursuzluk durumu olduğunu belirten Samsakçı, "Bu huzursuzluk kendi namına ne kadar rahatsızlık vericiyle, bizim namımıza o kadar zenginliktir. Bu sayede bu büyük eserlerle yüzleşmiş, karşılaşmış oluyoruz." değerlendirmesini yaptı.

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz ise bir tarihçi olarak Tanpınar'ın ilk okuduğu eserinin "On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyat Tarihi" olduğunu söyledi.

Konuşmacılara, katılımcılara ve özellikle programı ilgiyle takip eden gençlere teşekkür eden Yılmaz, "Buraya gelerek yaptığınız işin ne kadar anlamlı olduğunu ortaya koydunuz. Vefa gösterdiniz, vefa göstereniniz bol olsun." dedi.

Yılmaz, toplantıdan çok istifade ettiğini vurgulayarak, diğer etkinliklerle çakışmaması için programı Tanpınar'ın vefatı gününden bir gün önce düzenlediklerini sözlerine ekledi.

Programın ardından etkinliğe katılanlar ve konuşmacılar hatıra fotoğrafı çektirdi.