HABER

AK Parti MKYK Toplantısı

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: (2) - "Yüksek Seçim Kurulu'nun kararı milli iradenin bir kere daha hakem tayin edilmesi şeklindedir" - "Türk demokrasisi gururlu ve onurlu bir demokrasidir, bedeli ödenmiş bir demokrasidir. Bedeli ödenmiş bu demokrasiyi ülkemizin en büyük zenginliği olarak görüyoruz"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) kararının milli iradenin bir kez daha hakem tayin edilmesi şeklinde olduğunu bildirdi.

Çelik, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Çelik, hiçbir siyasetçinin kendi ülkesini bir başka ülkeye şikayet ederek herhangi bir yol almak şeklinde tutum içerisine girmemesi gerektiğini belirtti.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Konseyi Başkanı Donald Tusk'a kadar birtakım seçim sonuçlarına ilişkin cümleler söylediklerini ifade eden Çelik, bu cümlelerin ortak noktasını oluşturan "adil ve şeffaf bir seçim süreci"ne ilişkin AB'deki Bölgesel ve Yerel Yönetimler Komitesinin Türkiye'nin bu konudaki yetkinliğini tespit ettiğini dile getirdi.

Çelik, AB'deki tutarsızlıklara dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Bizim arzu ettiğimiz şey, demokrasinin ve demokratlığın kredibilitesinin korunmasıdır. Demokrasinin ve demokratlığın kredibilitesinin korunması için de bu çifte standartlardan uzak durulması gerekir. Türkiye'de nihayetinde dış gözlemcilerin de burada bulunduğu şekilde, Türkiye'nin güçlü mekanizmaları sayesinde bir seçim yenilenecektir. Her şey dünyanın gözünün önünde, seçmenin iradesinin tecelli etmesi şeklinde ortaya çıkacaktır. Ortaya sanki 'muhalefetin adayından mazbata alınmış da bizim adayımıza verilmiş' gibi bir tablo koyuyor bazıları, sanki böyle bir tablo varmış gibi davranıyor. Böyle bir şey söz konusu değil, Yüksek Seçim Kurulu'nun kararı milli iradenin bir kere daha hakem tayin edilmesi şeklindedir."

Çelik, Venedik Komisyonu'nun 2009 raporunda seçimlerin nasıl yenileneceğiyle ilgili ayrıntılar olduğuna dikkati çekerek, "Biz bu yaptığımız başvuruların bu çerçeveye uyduğunu değerlendirdik ve bu başvuruyu yaptık. Netice itibarıyla YSK bu kararı verdi." ifadesini kullandı.

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz'un Türkiye'deki seçim sürecini eleştirdiği ve bu seçimlerin yenilenmesine kendince karşı çıktığına ilişkin açıklamalarını izlediğini belirten Çelik, "İslam, Türk ve yabancı düşmanlığının, nefret politikasının en üst düzeylere ulaştığı bir ülkenin Başbakanının önce kendi meseleleriyle ilgili tutarlı şekilde aynaya bakması lazım ama kendisine şunu hatırlatmak isterim; 2016 yılında Yeşillerin adayı 30 bin farkla cumhurbaşkanı seçildiğinde oradaki Özgürlük Partisi mahkemeye gitti ve yüksek mahkeme kararıyla seçimlerin yenilenmesine karar verildi. Bunlar ne kadar normalse Türkiye'deki süreç de bu kadar normaldir." dedi.

- "Bu gururlu ve onurlu demokrasiye sahip çıkmaya devam edeceğiz"

Bu şekildeki bir tutumla bu ülkelerin neredeyse Türkiye'deki meseleleri ilk gündemleri yaparak aslında Türkiye'nin demokrasisi konusundaki hassasiyetlerini ortaya koymadıklarını aktaran Çelik, şöyle devam etti:

"Onların demokrasimiz konusunda ne kadar hassas olduklarını 15 Temmuz'daki suskunluklarından, aylarca, yıllarca ülkemizi ziyaret etmemelerinden ve FETÖ'ye bu ülkelerde sağlanan himayeden biz çok iyi biliyoruz. Türk demokrasisi gururlu ve onurlu bir demokrasidir, bedeli ödenmiş bir demokrasidir. Uğruna şehitler verilmiş bir kazanımdır. Gazilerle birlikte yaşamaktadır ve milletimizin tamamının ortak değeri olarak var olmaktadır. Dolayısıyla bedeli ödenmiş bu gururlu demokrasiyi ülkemizin en büyük kazanımı, en büyük zenginliği olarak görüyoruz. Buna herhangi bir şekilde helal getirilmesini bir kenara bırakın, herhangi bir şekilde zarar verilmesi karşısında çok büyük bir hassasiyet duyuyoruz. Demokrasimizin güçlenmesi demek, geleceğe yürüyüşümüzün ana güzergahı demektir. Bu gururlu ve onurlu demokrasiye sahip çıkmaya devam edeceğiz. Milletin hakemliğine başvuracağız ve milletin hakemliği neyi tecelli ettirirse ona hep beraber saygı duyacağız. Müttefiklerimizden ve dışımızdaki dünyadan da aynı saygıyı bekliyoruz."

Çelik, her isteyene seçimler söz konusu olduğu zaman kapılarını açtıklarını ve gelenlerin seçim sonucunda da istedikleri bilgilere ulaşmadaki kolaylıklarından dolayı teşekkür edip, ayrıldıklarını vurgulayarak, "Bize söyledikleriyle maalesef raporlara ekledikleriyle birtakım farklar olsa da netice itibariyle Türkiye'nin seçim yapma gücünü takdir ederek bu raporu neticelendiriyorlar. Bu sefer de öyle olacaktır. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın." dedi.

- "CHP milletvekili kınanmış, uyarılmış değildir"

Seçimlerin yenilenmesine ilişkin içerideki tepkilerin başka bir boyuta geçtiğini belirterek, bu konuda bir önceki basın toplantısında yaptığı açıklamaları hatırlatan Çelik, şunları kaydetti.

"Bir CHP milletvekili darbe çağrısı yaptı. Halen ne CHP sözcüleri ne CHP Genel Başkanı tarafından bu darbe çağrısı yapan CHP milletvekili kınanmış, uyarılmış değildir ya da CHP tarafından bu çağrının yanlışlığına herhangi bir şekilde vurgu yapılmış değildir. Bir milletin iradesiyle seçilmiş yönetime karşı, milletin iradesine karşı darbe çağrısı yapmak ahlaki ve siyasi olarak işlenebilecek en büyük suçtur ve o kişinin alnında ömür boyu taşıyacağı bir leke olarak durur ama maalesef bunlar yapıldığı zaman susuluyor. Nihayetinde bir sonraki aşamaya da geçildi. CHP Genel Başkanı YSK hakimlerini, isimlerini vererek, tehdit ederek, hedef göstererek bir konuşma yaptı. Hatta o kadar şahsileştirdi ki meseleyi kişilerin saygınlıklarına dönük olarak soyadlarıyla dalga geçmeye kadar işi götürdü. Bunlar Yüce Divan'dan bahsettiği zaman, 'Kızılay'da yürütmeyiz' dediği zaman kafalarının arkasında ne olduğunu biz iyi biliyoruz, 'Yassı Ada zihniyeti' diyoruz. 'Hayır, siz aşırı yorum yapıyorsunuz' diyorlar. Bize aşırı yorum yapıyorsunuz dedikten sonra Genel Başkanları tehditte bulunuyor, 'çete üyesi' diyor hakimlere, aynı şekilde de milletvekilleri darbe çağrısı yapıyor ama bunun karşısında da suskunluklarını her zamanki gibi devam ettiriyorlar."

Ömer Çelik, "Sandık Kurulu başkan ve üyeleriyle ilgili bir usulsüzlük vardı, neden seçim takvimi içerisinde itiraz etmediniz" denildiğini belirterek, YSK Kararları gereği Sandık Kurulu Başkan ve üyelerinin listesinin siyasi partilere oy verme günü öncesinde ve sonrasında verilmediğini söyledi.

Bununla ilgili olarak YSK'nın ilgili kararlarını defalarca açıkladıklarını anımsatan Çelik, "Maalesef görüyoruz, hukukçuyum, baro başkanıyım diyen isimler televizyonlarda hala aynı hataları yapmaya devam ediyorlar. Biz bunlara nereden ulaşıyoruz, bu tespitleri nereden yapıyoruz. Bize verilen bir liste yoktur. Seçimden sonra bu tutanaklara baktığımızda isimleri orada görüyoruz. Bu isimler uygun mudur, kriterleri karşılıyor mu, karşılamıyor mu diye araştırma yaptığımızda bu sonuçları da bunların memur olup olmamaları, yeterli olup olmamalarıyla ilgili sonuçları da kamuoyuyla paylaşmış oluyoruz." ifadesini kullandı.

Çelik, bütün sorunların aydınlanması için YSK'nin gerekçeli kararının görülmesi gerektiğini dile getirerek, "YSK, özellikle yapılan itirazları değerlendiriyor ve herhangi bir şekilde tüm ilçelerde seçimlerin iptal edilmesi yönünde bir itiraz söz konusu olmadı. Ortaya çıkan usulsüzlüğü tespit ettikten sonra da onun sonuçlarına göre bir karar veriyor." diye konuştu.

Gerekçeli kararın görüleceğini ve bunu herkesin bilmemesinin normal olduğunu dile getiren Çelik, "Hukukçuyum diye konuşurken ya da bu süreçleri takip etmiş, yıllardır partilerde bununla ilgili görev almış olarak konuşurken, bunları bilerek görmezden gelmek kuşkusuz son derece yanıltıcıdır, kamuoyunu sistematik olarak yanlış bilgilendirme şeklinde bir tavra imza atmaktadırlar." dedi.

(Sürecek)

Geri Dön