HABER

Almanya'nın yaklaşan seçimleri: Güvenlik en önemli mesele

Mayıs ayında ülkenin en kalabalık eyaletinde düzenlenecek yerel seçimler, yaklaşan genel seçimlerin rengi konusunda ipucu veriyor.

Almanya'nın yaklaşan seçimleri: Güvenlik en önemli mesele

Almanya Başbakanı Angela Merkel, 14 Mayıs'ta ülkenin en kalabalık eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya'da düzenlenecek yerel seçimler öncesi partisi Hristiyan Demokrat Birliği'ne (CDU) destek vermek üzere Bonn'da partililer ve vatandaşlarla bir araya geldi.

Yaklaşık 18 milyon nüfusuyla ülkenin dörtte birinden fazlasına ev sahipliği yapan eyalette yerel seçimler aynı zamanda 24 Eylül'deki genel seçimlerin nabzını yoklama bakımından önemli. 2005 yılından beri üç dönemdir başbakanlık koltuğunda oturan Merkel, Eylül ayında dördüncü kez başbakan seçilmeyi umuyor.

Buna bağlı olarak Kuzey-Ren Vestfalya'da 2010 yılından beri iktidarda olan Sosyal Demokrat Parti (SDP) ve Yeşiller koalisyonunun alacağı oy ve CDU'nun eyalet seçimlerindeki muhtemel kazanımları, genel seçimlere etkisi bakımından oldukça belirleyici olabilir.

Toplantı ülkenin 1990 yılında tekrar birleşmesinden önce Batı Almanya'nın başkenti olan Bonn'un, şimdilerde ağırlıklı olarak göçmen nüfusuyla bilinen Bad Godesberg bölgesinde düzenlendi.Toplantıda yapılan konuşmalarda temelde sosyal hizmetler, altyapı, güvenlik ve eğitim konularına değinen CDU'lu adaylar, partilerinin Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde iktidar olmaları durumunda gerçekleştirecekleri icraatları listelediler.

Yerel adaylardan sonra söz alan Merkel, özellikle eyaletteki güvenlik sorununa değindi ve suç oranının yüksek olmasında mevcut koalisyona yüklendi.

Federal bir yönetim yapısına sahip olan Almanya'da ademi merkeziyetçilik anlayışı siyasi kültürün bir parçası. Konuşmasında yerelliğe vurgu yapan Başbakan "insanların yerel sorunlara yönelik çözüm süreçlerine katılımı önemlidir" şeklinde konuştu. Eyalette iktidara gelmeleri durumunda "sorunlarla baş etmek için eyalete finansal desteği arttıracağız" diye ekledi.

Muhafazakar siyaset ve yeni nesil

Kendisini muhafazakar demokrat olarak konumlandıran CDU'nun, kozmopolit ve dört milyonu aşkın göçmen kökenli nüfusa sahip eyalette genç nüfusa yönelimi bu toplantıda pek göze çarpmadı. Ancak yaş ortalamasının bir hayli yüksek olduğu salonda tek tük de olsa gençler yer aldı.

Merkel'in konuşmasını DW Türkçe'ye değerlendiren Maria, doğrudan bir CDU destekçisi olmasa da Başbakan'ın değindiği konuları "olumlu" ve "somut" bulduğunu söyledi. Her ne kadar Merkel'in konuşması genç neslin yanıt aradığı meselelere yönelik pek bir mesaj vermese de bu sene ilk kez oy kullanacağını belirten 18 yaşındaki Maria, Başbakan'ı "neden bahsettiğini bilen bir politikacı" olarak niteledi.

Kimi katılımcılara göre Merkel'in net tavrı, bulunduğu duruma göre söylemini değiştiren bir siyasetçi olmasından kaynaklanıyor. Konuşmayı DW Türkçe'ye değerlendiren bir başka izleyici olan Benjamin'in görüşü de bu yönde. 31 yaşındaki Benjamin, Başbakan'ın konuşmasını "şaşırtıcı bir şekilde iyi buldum; öncesinde Merkel'in değişken tutumuna karşı daha şüpheci bir yaklaşımım vardı" şeklinde değerlendirdi. Benjamin sözlerine "bir şeyi yapmalıyız derken gerçek fikrini mi söylüyor, yoksa insanların beğeneceğini düşündüğü şeyleri mi söylüyor, emin olamıyorsunuz; ama ben ikna oldum" diye devam etti.

Türk asıllı Almanya doğumlu Arpas da Merkel'in konuşması ile ilgili genel hatlarıyla olumlu bir düşünceye sahip, ancak söylediklerinin tamamına katılmadığını belirtti.DW Türkçe'ye konuşan 18 yaşındaki Arpas henüz Alman vatandaşı değil, dolayısıyla önümüzdeki seçimlerde oy kullanamayacak, ancak eğer oy kullanabilseydi bazı temel konularda karşı bir duruş sergileyeceğini belirtti. CDU'nun muhafazakar yapısına vurgu yapan Arpas "örneğin geleneksel aile değerlerini öne çıkaran politikalar konusunda katılmıyorum" şeklinde konuştu.

Seçimlerde esas mesele

Aslında Merkel'in ve eyalet seçimlerinde yarışan CDU'lu yerel siyasetçilerin konuşmalarındaki güvenlik boyutunun izleyiciler arasında bir karşılığı olduğu söylenebilir. Benjamin'e göre sağdan gelen yeni rakiplerle nasıl başa çıkılacağı güvenlik meselesiyle ilgili. Benjamin son dönemde oylarını arttıran Almanya için Alternatif (AfD) partisine istinaden "o partiler sundukları politikalarla insanların endişelerine yanıt veriyorlar, diğer partiler ise somut politika sunma konusunda yetersiz kalıyorlar" şeklinde konuştu.

Sağ popülist AfD son birkaç eyalet seçiminde sandalye sayısını arttırmış ve ağırlıklı olarak CDU seçmenini ikna etmeyi başarmıştı. Henüz ana akım siyasette kendisine yer bulamasa da, popülist söylemleri, günümüzde başka ülkelerde de giderek yükselişte olan bu trend göz önünde bulundurulduğunda kimi Almanlar için endişe verici.

AfD konusundaki sözlerine devam eden Benjamin "'Bu insanlar kötü insanlar' diyerek onları şeytanlaştırarak problemi çözemeyiz. Nasıl daha iyisini yaparız ve insanları daha iyisini yapabileceğimize nasıl ikna edebiliriz diye düşünmemiz gerekiyor" dedi. Benjamin "Bu tartışmalar da doğal güvenlik konusunun etrafında dönüyor" diye ekledi.

Türk algısı

Perşembe günkü toplantıda siyasetçilerin doğrudan değindiği bir mesele olmasa da, Türkiye'deki 16 Nisan referandumu ülkede halen tartışma konusu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'daki Türklerin yüzde 59'undan aldığı oy ülkede tartışma yaratmış, bazı Türklere tanınan çifte vatandaşlık hakkının gözden geçirilmesine yönelik çağrıları beraberinde getirmişti.

Çifte vatandaşlık tartışmasının tali bir mesele olduğunu düşünen Benjamin, Türk asıllı Almanlara gene de bir şekilde mesaj verilmesi gerektiği görüşünde. Buradaki Türklere hitaben "içinde yaşadığınız toplum için karar verin ve kendinizi Alman vatandaşı olarak değerlendirin" dedi. Benjamin, "Ben Almanya'nın Türklere mesajı (bu çifte vatandaşlık tartışmalarının dışında) farklı bir şekilde vermesini dilerdim, ancak (Almanya için karar verme konusunda) politikacılarımızın aklında bundan daha iyi bir şey gelmiyorsa, ben bu noktada bu politikayı destekliyorum" diye konuştu.

Türk asıllı Arpas'a göre çifte vatandaş olanların diğer ülkedeki siyasi haklarını muhafaza etmesi onlar için iyi bir durum. Arpas kendisinin de seçim yapma şansına sahip olmasını talihli buluyor. Ancak Arpas, çifte vatandaşlığın gerekli olmadığını düşünüyor. Almanya'daki çifte vatandaşlık tartışmalarını "içinde yaşamadığın toplum hakkında politik kararlara katılma durumu doğru değil" şeklinde değerlendirdi.

Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde yaklaşık bir milyon Türk asıllı kişi yaşıyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Çağrı Özdemir

Geri Dön