Ankara’daki 25 milyonluk rüşvet tartışmalarına yeni açıklama

Eski CHP Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün, “Madem benim bu rantım 950 milyon lira ben rantı da, arsaları da, iki kuleyi de ona veriyorum.

Eski CHP Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün, “Madem benim bu rantım 950 milyon lira ben rantı da, arsaları da, iki kuleyi de ona veriyorum. Mansur Yavaş, burayı 550 milyon liraya benden alsın. Karşıda ODTÜ yerleşkesi var, yurt sorunları var. Çok yardımsever madem alsın ODTÜ’ye bağışlasın, yurt yapsın burayı” dedi.
Eski CHP Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün, Ankara’daki 25 milyonluk rüşvet tartışmalarına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Aygün, hakkındaki iddiaları da reddetti. Basın mensuplarına metre hediye eden Aygün, “Bundan Mansur Yavaş’a da yollayacağım. Bu metreyle benim inşaatımı herkes ölçebilir. Gelsin burayı bir ölçsün metresi olmayabilir, kaçak inşaat diyordu” ifadelerini kullandı.
Kendi hakkında FETÖ’cü denildiğini söyleyen Aygün, “Bir insanın abisi uyuşturucu satıcısı olabilir. Kardeşinin de uyuşturucu satıcı olması suçlarının şahsiliği ilkesine göre aykırıdır. Bunlar bana dava açtılar dediler ki burayı sana satalım. Dedim ben alamam. Onlar beni yani ortaklarım, mahkemeye verdiler. Mahkeme dosyaya gitti, bilirkişiye gitti, bilir kişi tespit yaptı. Buranın metrekaresi 5 bin 700 lira dendi. Yapacak bir şey kalmayınca bu arsanın 136 metresini aldım, parayı Vakıflar Bankasının ticaret mahkemesinin hesabına yatırdım. Geri kalanı da aldım, 2 trilyon 207 bin lirayı da yatırdım bir de 68 metre karısının hissesiydi. Ona da 433 bin 653 lira para yatırdım. Aldığım arsa benim ortalama 450-500 metre. İleride birtakım insanlar tarafından bu iddialar atılacak diye, FETÖ’ye para veriyor diyecek diye parayı devlete teslim ettim. Devletin kasasında şu an para. Diyor ki Yavaş, ‘parayı FETÖ’cülere verdi para yurtdışına kaçtı.’ Hayatımın hiçbir devresinde yurt dışına 1 lira para yollamadım, yurt dışında gayrimenkul almadım. Yurt dışında kimin evi var, bir de onu araştırın bakalım” diye konuştu.
FETÖ ile suçlanacak en son insanın kendisi olduğunu vurgulayan Aygün, “Ergenekon hakimleri denen alçaklar, yargılanıyorlar. Ben her davasına gidiyorum bu adamların, peşini bırakmayacağım bu adamların. 1 Temmuz 2019 tarihinde bana karakoldan ifade vermem için yazı geldi. Gittim. Yapmış olduğum hakaretlerden dolayı FETÖ’cü savcılar beni savcılığa bildirmişler. Ben FETÖ’cü olsam benim başıma bunlar gelir miydi? Benim 1 Temmuz 2008 tarihinde el konulan param ve paraya paralel olarak el konulan mallarımı hala alamadım ben. Davayı 13 Kasım’da kazandık bitti ya. Benim adım S ile başladığı için harf sırasına göre iade ediyorlarmış. Buradan daire satamıyoruz, mallar devletin üstünde. Devletin elinde mallar kim tedbirli malları alır? Şu mallarımı da iade etsinler de onları da satayım inşaatımı bitireyim diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Aygün hakkındaki rant iddialarına ilişkin, “25 bin metrekare inşaat yapmam gerekirken 120 bin metrekare inşaat yapmışım, fazladan 95 bin metrekare inşaat yapmışım ve rant sağlamışım. Bunun değeri de 950 milyonmuş. Ankara için mahsurlu bu adam. Belediyeyi yanlış bir işe mi sokacak ki? Madem benim bu rantım 950 milyon lira ben rantı da, arsaları da, iki kuleyi de ona veriyorum. Mansur Yavaş, burayı 550 milyon liraya benden alsın. Karşıda ODTÜ yerleşkesi var, yurt sorunları var. Çok yardımsever madem alsın ODTÜ’ye bağışlasın, yurt yapsın burayı. Bu inşaat 120 bin metre doğru. Eksi 7 kat yerin dibine girdik biz. Yerin yedi kat altındaki otopark olan yeri rant olarak söylüyor. Burada 40 bin metrekare rant dediği yer otopark. Bin küsur araç alıyor. 22 bin 500 metrekare inşaat yaptım ben buraya. 26 bin metrekare burada işe yarayan alan var. Uluslararası hangi kuruluş varsa Çevre Bakanlığı dahil onlar benim inşaatımı denetlesin, raporunu onlar versin. Benim inşaatımda satılabilen alan 26 bin metrekare. Bizim yaptıklarımızın tamamı mevzuata uygundur” ifadelerini kullandı.
Ankara’daki 25 milyonluk rüşvet tartışmalarıyla ilgili konuşan Aygün, Koç kulelerini bitirince babasının adına bir okul yapmaya niyetlenerek, Ankara Valiliğine müracaat ettiğini aktararak, “2016’da yaptım müracaatı. Sözleşmem 16 Mart 2017 tarihinde. Okula başladım, okulun ruhsatını aldım ama bu arada ben bunu yaptıktan sonra Melih Gökçek, ‘sen bu okulu bağışlamışsın, bizim vasıtamızla yapsan olur mu’ dedi. Ben Büyükşehir Belediyesine başvurdum, bu okulu Büyükşehire verelim dedim. Vali Bey de tamam olur dedi. Çankaya Belediyesinden okulumuzun ruhsatımızı aldık. Okulumuzu sigorta yaptırdık. 386 bin lira para harcadık. İş güvenliği sözleşmesi yaptık ve okula başladık. Okul devam ederken 17. İdare mahkemesi mimar odasının başvuru üzerine şöyle bir karar çıkardı: ‘bedelsiz 32 derslik okul yapılması, plan değişikliklerinin bu şekilde şarta bağlanması anayasaya ve planlama ilkelerine aykırı olduğundan dava konusu işlemde bu yönden hukuka uygunluk bulunmamıştır’. Yani okul yapamazsın diyor. Bu kararı üst mahkeme de iptal ettiler. Bizim inşaat kaldı mı bu şekilde. 12.10 2018 tarihinde, Belediye Başkanı Mustafa Tuna bir karar aldı, mahkemeler bu işleri bozmaya başladılar, okulları bozmaya başladılar, imar planlarından özellikle okul yapımıyla ilgili olarak MEB projelerinden okulların yapılması konusunda plan notu ve taahhütname alındı.Mansur yavaş iddiasında diyor ki iddiasında, ‘ Biz 25 milyonu okul için istedik’. Cahil adam, 25 milyon okulun bedelini sen nereden buldun? 350 milyon tasarruf ettim diyor okulun değeri onu da tam bilemiyor.1 milyonluk okul yapıyorlar diyor, 25 milyonluk okul diyor. Hani okul 1 milyondu? 25 milyon da yanlış. Bu okulun maliyeti 6 buçuk 7 milyon liradır” ifadelerini kaydetti.

“Abi ne vereceksin”
Perşembe günü çağrı üzerine Belediyeye gittiğini ifade eden Aygün, “Grup odasına girdim, 8 tane meclis üyesi. ‘Abi ne vereceksin? ‘ dediler Sizde hiç mi korku yok dedim. Benimle bunu nasıl konuşursunuz? Mansur Yavaş istinafa müracaat etmeyecek diyor. CHP’nin grup odası, burası dinleniyordur. Dedim ki ’Siz ne kadar cesaretli adamlarsınız’ dedim, ’Ben gidiyorum’ dedim ve çıktım” dedi.
Aygün açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Buranın imar planında değişiklik oldu diyor. Belediye yazı yazıyor, herhangi bir karar bulunamadı, ruhsatın iptali için bir işlem edemeyiz diyor. Mimarlar Odası’na bir yazı yazıyor. senin talebini yapamayız, mühürleyemeyiz diyor. Sonra mühürlüyor. Şehir Plancıları Odası bize dava açıyor, buranın ruhsatını iptal et, inşaatını mühürle diyor. 7’inci İdare mahkemesi, ‘senin bunları isteme hakkın yok, ehliyetin yok’ diyor. Akabinde şehir plancıları odası burayı üst mahkemeye götürüyor. İstinaf da diyor ki, şehir plancıları odasına,burada böyle bir hakkın yok diyor dosya kapanıyor. Mimarlar odası ruhsatın iptali için dava açıyor. Bu sefer ilk mahkeme olan 12’inci idare mahkemesi bu defa ‘mimarlar odası dava açabilir ve bu inşaat mühürlenebilir’ diyor. Sorun bu. Biz de bunu istinafa götürdük kazandık diyoruz.”
Bir basın mensubunun “Sizden 25 milyonu kendi cepleri için mi istediler” sorusu üzerine Aygün, “Öyle bir şey yoktur. Okulun bedeli 25 milyon tutuyor dediler” şeklinde yanıt verdi.